Edit Announcements Settings!

Hoşgeldin Ziyaretçi
Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Forum İstatistikleri
Üye Sayısı:» Üye Sayısı: 9
En Son Üyemiz:» En Son Üyemiz: WebMasterRasitu
Konu Sayısı:» Konu Sayısı: 3,534
Mesaj Sayısı:» Mesaj Sayısı: 3,798

Tam İstatistik Tam İstatistik

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şu anda 29 çevrimiçi kullanıcı var.
» 0 üye | 27 Misafir
Bing, Google

Forumlarda Ara

(Gelişmiş Arama)

[Resim: Dini-Resim-V280420181836_N1.jpg]

Allah’ın Veli Kulları (Dostları) Görüldükleri Zaman Allah Hatıra Gelir

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 28 Nisan 2018 Vaazi)

[Resim: sari-isik.gif]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.

Meali :

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, üzülmeyecekler de.

Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. aye


"Allah’ın veli kulları kimlerdir?" diye sorulduğunda,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah Celle Celaluhu hatıra gelir."

( Hadis-i Şerif , Taberi, 4/2731)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

İbn-i Ömer (Radiyallahu anhuma)’dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
خِيَارُكُمْ مِنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ وَزَادَ عِلْمِكُمْ مَنْطِقُهُ وَرَغَّبَكُمْ فِى الْاَخِرَةِ عَمَلُهُ الحكيم
عن ابن عمر

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Meclisinde bulunacağınız en hayırlı kimseler, görüldüğünde size Allah'ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli âhirate rağbetinizi artıran sâlihlerdir.”

( Hadis-i Şerif ,Ebu Yalâ, Musned, 4, 326 (No:2437); Suyuti, Câmiu's sağir,1, 617 (No: 3995); Munavi, Feyzul Kadir, 3, 467-468)

"... Esma bint-i Yezîd (Radıyailâhu Anha)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in (sahâbîlerine) :

«Dikkat ediniz! Ben size en hayırlı olanlarınızı bildirmeyeyim mi?» buyurduğuna,
sahâbîlerin (de) : Belâ (yâni bize bildir) Yâ Rasûlallah, diye karşılık vermişler.
Rasûl-u Ekram (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in (bunun üzerine) : "Sizin en hayırlılarınız o (mu'min) kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah (Azze ve Celle) hatırlanır", buyurduğuna şâhid olmuştur."
(İbn Mâce, Zuhd, Bab 4, Hadis no: 4119)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bu ummet içerisinde Allah’ın en hayırlı kulları, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir.”

(Elbâni, Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, 2849)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Dostun hayırlısı; Allah'ı zikrettiğinde sana yardım eden, O'nu unuttuğunda sana hatırlatandır”

(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/11)

İbn Ebî’d-Dunya’nın Hasan-ı Basrî’den rivayet ettiği bu hadis murseldir.

“Bazı insanlar Zikrullahın anahtarlarıdır. Bunlar görülünce, Allah zikredilir - hatırlanır - anılır.”

(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/78)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ın kullarından en hayırlı olanları görüldükleri zaman Allah hatıra gelir. Allah’ın kullarından en kötüleri ise, fitnecilik için söz gezdiren, birbirini seven kimselerin arasını açan ve mâsum insanları günaha ve sıkıntıya sokmak isteyen kimselerdir."

(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13140)

[Resim: Hangisini-Gorunce-Allah-Akilina-Geliyor-...08-NM1.jpg]

"Hangi kimselerle beraber olmak daha hayırlıdır?" diye sordular.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Görülmesi Allah'ı hatırlatan kimselerle."

(Mecmâu'z Zavaid, 1/226)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ummetimin en hayırlıları, görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir. En şerlileri ise, söz götürüb getiren, birbirini seven insanların arasını açan, suçsuz ve mâsumlara sıkıntı vermeyi meslek edinen kimselerdir."

(Musned, IV/277)

Veli Demek Nedir? Evliya Demek Nedir? Allahin Veli Kullari Varmidir?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاللّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

vallâhu veliyyul mu’minîn.

Meali :

Allah mü’min’lerin dostudur.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 68. ayetten pasaj

Veli Demek : Allah Dostu yani Allah in buyruklarina tabi olup, inanip itaat eden kimseler demekdir, ve Allah a dost olmuş ve, Allahi seven, ve Allah in da onlari sevdigi kullari demektir. Evliya ise, Velinin cogulu demekdir, yani cokca veli kulu, cokca seveni(günümüzün dilki ile Fun veya fun club misali), yani Allahi seven bir cok kullari, ve Allahin da onlari sevdigi, dost edindigi (Fun clubune kabul ettigi) bircok kulu demekdir. ve yukardaki ayette ise, "Allah müminlerin velisi, dostudur" buyrulmakda, ve öyle olunca, iman edip itaat eden, Allahin emirlerine uyup, yasaklarindan sakinnan kullari, Allahin dostlaridir.
ancak ilgili ayette: “Müminler Allah’ın evliyasıdır.” denilmemiş, “Allah müminlerin velisidir dostu ve yardımcısıdır.” mealindeki ifadeye yer verilmiştir. Bu iki ifade arasında çok fark vardır.

“velayet” bir cihetle iki kısımdır:

a) Velayet-i amme: Bu velayet her mümin için geçerlidir. Allah’a iman eden her mümin Allah’ı sevip saydığı ve Onu dost ve yardımcı kabul ettiği için, bu manada Onun velisidir.

b) Velayet-i hassa: Bu velayet, normal müminlerin ötesinde Allah’a itaat eden, Onu sevip sayan, Ona yakınlık ve dostluk kuran ve Evliya dediğimiz kimselerin velayetidir.

İşte “Allah velilerini, kullarının içinde gizlemiş.” sözü bu velilik için geçerlidir...[1]

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:

"Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Rikak 38)

Velayet-i hassa denilen makamdaki kimseler, bu hadisde gecen Allah a kurbiyet kazanmiş kullaridir, yani O nlar, O nun ile konuşur, O nun ile görür, O nun ile tutar, O nun ile yürür, yani O ndan bir an bile gafil kalmayan kullar zümresi demekde budur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنْ أَوْلِيَآؤُهُ إِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

in evliyâuhû illâl muttakûne ve lâkinne ekserehum lâ ya'lemûn

Meali :

O’nun evliyâsı (yakınları-yardımcıları) sadece takva sahipleridir.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُونوا أَنصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ فَآَمَنَت طَّائِفَةٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَت طَّائِفَةٌ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آَمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsâbnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifetun, fe eyyednâllezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.

Sadakallahul Aziym SAFF Suresi 14. ayet

Bir Konu Bir Yorum

Hocanin birisi diyor ki : adamin birine bakmak, 500 yillik ihlasli amelden daha faziletliymiş diye, bir admanin yanina gidip gelip ona bakiyorlar, bu kadar beleşci müslümanlik olmaz diyor, öyle olsaydi, ashab sadece muhammede bakarlardi, ibadet falanda etmezlerdi, o ysaki ibdet olcak olan onun sünneti, onun dediklerini tutmak, kuran ve sünnete uyup, uygulamakdir, yoksa yüzüne bakmak degildir diyor.
Bu Konuya yorumumuz :
Bunu daha önceki vaazlarimizda anlattik, inşallah bir risale olarak da yazip, yeniden yayinlariz, o vaazi bulup, dinleyip, anlattiklarimizi kaleme alacak birisi yokmu yani?
Dedik ki bir berber, yanina kücük bir cocugu cirak alir, ve o cocuk, o berberin yaninda o traş ederken, ona baka baka traşi ögrenir, ve ilk günlerde ancak, akşam kapanirken, dükkani süpürmek müşteriye kolanya tutmak, ustaya makas bicak jilet hazirlamak, veya müşterinin boynuna örtüyü sarmak kadar kolay işleri yapar, amma berberlik, traş etme sanati, öyle hemen iki günde ögrenilmez, bir sene iki sene,... gibi tecrübe ister, ve bir gün eger ögrendi ise, güvendigi bir müşterisine teklif edip, berber onun traşini ciraaginin yapmasini ister, ve eger işte bu hakkal yakin derecesine cikan cirak, eger başarabilirse, artik kalfaliga gecer demişdik, ve önce bir ilim, ilmel yakin, sonra aynel yakin, sonrada hakkal yakin ögrenilir diye bahsetmişdik, ve işte muhammede bakan ashab, namaz nasil kilinir, oruc nasil tutlur, hac nasil yapilir, bir gün yine o gibi giyinmeyi ögrendi, o gibi tirnak kesmesini ögrendi, bugün bizler nasil seve seve onun sünnetlerine uymak icin, nasil namaz kilabiliyorsak, yahuttta sagdan giyip sagdan yiyorsak, yine tirnaklarmizi bile, onun gibi kesiyorsak, işde ashabin, onu ne kadar cok bakip izledikleri, ve o ne yaptiysa aynini taklid ettikleri icin, bizler bu gün bilip yapabiliyoruz, onlar bakmsalardi ona, biz nereden duyacak ögrenecekdik, muhammedin bunlari böyle yaptigini, ve öyle olunca, Allahin veli kullari ise, işte onlarda O nun mirasini devralan, zamanin müceddidirler, ve onlrda muhammedin sünnetilerinden bir cikarima gidip, bu gününm fiil ve amlerinde onu tatbik edenlerdir, mesela internet nasili kullanilir, yahut patates yenirmi, yahut su hangi bardak icilir, yeni bardaklardan nasili icilir, misavak yerine diş fircasi kullansak olurmu, elmilze ymek yerine kaşik kullansak olurmu, taharet kagitla yerterli olurmu gibi sorulara cevap olcak bir yöntem geliştirirler, onlarda hayat tarzlarinda, bir sünnet ve yol izlerler ki, Allahin emrine muhalefelet etmeyen bir yaşayiş tarzi, işde onlarada bakmak gözetlemek böylecece bunlari ögrenme hususunda ibadettir sevaptir, cünkü gelecekdeki insanlarin, bu günün yeni icadlarinin kullanimi nasil olmali diye muhammede soramayiz degilmi, o yokdu ama, bu mirasi devralan bugünün alimlerindende, bu icadlarin kullanma sünneti sakli, yarinlarda, onlari kullanacak genc müminler de, bir evliyanin bunlari kullanmadaki sünnetine ittiba ederse, yahut mehdiye ittiba ederse, yine salih amel etmiş olurlar deglimi, şimdi muhammedi kabrinden kaldirip, "ya muhammed facebookda hesap acalimmi? acmayalimmi? diyemi sorcagiz, yoksa yeni bir ilmi, bunu nasli kulanmakda ona bakip bu sünneti ögrencegiz haaa, eey mehmet hoca, sadece alimie bakmak elbet yeterli degil, bizatihi tatbikde lazim tabiki, aynen ciragin on gün, iki ay, 3 yil ustasi olan berbere bakdikdan sonra, alip bir müşteriyi traş etmesi gibi, önce bir ilmi ögrenip, sonra onu zamanin alimi ve veli kullari nasil kullaniyor bakip, sonrada sende o sünnete uyugun tatbik edip kullanman işde, bu ilmi daha ileriye taşimak olur, hakkal yakin ögrenme ve yaşaman demek, öyle olunca bir fiil taat ve ibadete dönüşsdü işde bu sayede, ve sena sevab kazandiran bir amel oldu, cünkü muhammedin sagdan giyme sünnetini uyguladikca, sen nasil sevap kazanirsan, ayni bu gün face ve tiwiti hesap acip acmamakda elinde, ve eger dogru kullanirsan, sen yine sevap kazanabilirisin, ama nasil kullanirsan? bunu bir alimden ögrenip tatbik edersen, tabiki de sevap kazanirsin, yani bu bir misal mehmet hoca, anladinmi! yani yok öyle yüze bakmakla ibadet sevabi deme sakin bu yüze bakmakdan ibaret degil, yoksa cok zarar edersin, yarin ruzu mehşerde senden davaci olurum, insanlari bundan uzaklaştirdigin icin.

---------------
Bir Amerikali vaiz kadin diyor ki : Biz diyor mehdiye (veya isaya ve jesusa) niye yardim edecegiz, Allah kiyamet ile 11 milyar insani öldürsün diyemi yardim edecegiz, Allah bu 11 milyar insani niye öldürcek, yada öldürcekdi niye yaratti madem, ve biz niye ona yardim edelim diyor, ve mehdiye ve Allaha savaş acmiş oluyorlar, ve sebebleride bariz ve acik, peki ne cevap verelim? evet
Elcevap :
Annen ve baban birlikte olup, seni dünyaya getirdiler, sen yokdun, varlikda bile degildin, ve varliga geldin, ve var olma sevincini yaşadin, ceşitli lokmalarla seni beslediler büyüttüler, ve bir gün, daha cocuk iken, sen yanliş şeyler yapacakken, baban sana bir tokat atip seni durdurdu, yada azarladi seni durdurdu ki yanliş yapmayasin diye, amma o yanliş, ona göre bir yanliş, senin acindan, o yanliş degil olabilir, ama onun kuralina göre onlar yanliş, ve seni durdurur, ve "bu yasak, yapma!" dedi diye, sen anneni veya babani sevmemeyide ögrenirisin, anna ve baba o kadar cok iyi degilmiş demeye başlarsin. Halbuki o ana ve baba, senin, vatana, millete, ve ailesine ve coluk cocguna, iyi bir anne ve baba, ve vatandaş olarak yetişmen icin gayret ediyordu, belkide dindardi, yine Allah a kitaba ve dine aykiri hareket etmene engel olmaya calişiyordur, senin bunun icin annene kizma hakkin varmi? ve yine başka bir hal evet dünyada böyle bir hak yok, annen sana hayat bahşetti ama, senden onu alma hakki yok, yasalar ile böyle bir hak yok, yani sana kizinca seni öldürme hakki yok degilmi, peki Allah niye öldürüyor o zaman deyince
Dedikya bir gün insanlik cennete varinca, yada cennet olmuş vakte erince, artik ölüm öldürülmüş olacak, ölümsüzlük keşfedilmiş olcak, insani öldüren nasil ana babasi degil de, insanin yaptigi hatalari, yada yanliş beslenmeleri, yada ihtiyarlamasi ise, öyle olunca ölümü öldürmekden öncede, önce gencligin sirri keşfedilmeli dedik, ve muhammedin sünnetleri ve sözlerinde bunuda, cennetlikler 30 veya 33 yaşinda olcaklar dedigini biliyoruz, hatta bir kadin ashaba şaka yollu :

Taberani Hz. Aişe’den naklen konuyla ilgili olayı şöyle aktarmıştır:


“Bir gün Ensar kadınlarından yaşlı bir kadın Resulullah’ın (asm) yanına geldi ve “Ya Resulellah! Allah’ın beni cennete koyması için dua buyur!” dedi.

Hz. Peygamber: “Şu bir gerçek ki yaşlılar cennete gitmezler.” buyurdu ve (namaz vakti olduğu için) namaz kılmak için camiye gitti.

Hz. Aişe’nin yanına (eve) döndüğünde Hz. Aişe: “Ya Resulallah! Senin ö sözünden ötürü gerçekten büyük bir sıkıntı ve dehşet aldım.” dedi. Resulullah:

“O söylediklerim doğrudur. Çünkü Allah kadınları cennete koyduğu zaman onları (yaşlı olarak değil) genç kızlar haline çevirir, buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Taberanî, Evsat, 5/357)

ve yine Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”

( Hadis-i Şerif ,Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pirifâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.”(Bu günün genclerinin sixpack görünmek icin gögüs killarini felan aldirmalari temsili olabilir)

( Hadis-i Şerif , H. No: 39384)

zaten sen o günlere ersen artik ölmeyeceksin ey Amerikali Vaiz Teyze, ancak bugünlerde ölüm var, ve genclikde bir SIR, öyle olunca, niye musanin cep telefonu yokdu diye, musa rabbina itirazmi etsin gidipde, muhamed niye benim ferrarim yokduda, mehdinin vaktinde ferrari , porshce arablar var ucaklar var diye şikayetmi etsin, zaman ve insanligin gelişmesi ve dünyanin imari bir sürec ve zaman istiyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Alametlerin birbiri arkasından gelmesi, aynı ipte dizili incilerin peş peşe dökülmesi gibidir.”

( Hadis-i Şerif , İbni Hibban Sahih 1883, Mecmau’z-Zevaid 7/331, Taberani Mucemu’l-Evsat, Albani Sahihu’l-Cami 3227)

işde yeni alametler, birbir boncuklarin dökülmesi gibi hizla takip ediyor, belki o günlere biz bile erişiriz, yani öyle olunce seni yaratan, seni var ederken, beslerken büyütürken iyide, verdgini geri isteyincemi kötü oldu, evet bizler dünyadayiz, ve mesela evin vardir, kiraya verirsin, ve sonra evin lazim olur, yada daha iyi kira veren biri gelmiştir, eski kiraciya cik deyince, senden kötü ev sahibi olmaz, sen en kötü insansindir artik onu icin, yine birine borc para veririsin, ve zaman gecer gelmez, ve seninde paraya ihtiyacin olur, ve geri isteyince parani, senden kötü kimse olmaz, Allah da verdigi cani geri isteyince, bazilarinin aklinda ve fikrinde ondan kötü kimse yokdur, ki o geri alirda seni başka bir yerde başka bir memlekette ve zamanda, yeni bir cocuk, taze, teri taze cocuk olarak yeniden dünyaya getirir, halbuki sen, o eski kaportan olan bedneninde kalsan, yaşamak daha zor olcak, cünkü gencligin sirri cözülmedi, ve Allah insanliga bunun icin yardim edip, onu öldürüpde yeniden dogurtuyor ve, öyle ounca, sen yeni ve ahir zamanda, bir başka bedene cikmak durumundasin, belki eskisini hatirliyorsun, belki hatirlamiyorsun, amma bir gün gencligin sirrida cözülcek, bir gün ölümün sirrida cözülcek, işde o günlerde, Allah artik insanlari öldürmeyecek, ve vaiz teyze Allahin kasdi belkide 11 milyonu öldürmek falan degil, amma mesela bir cocuk, oynamak icin oyuncaklarini cikarip, oynar oynar sonundan bikar, yemek yemesi lazim, uyumasi lazim, ve o uyuyunca belki annesi oyuncaklarini toplar, ve kutuya koyar, yarin başka gün, ve yine oynamak isterse, kutundan yine cikarip oynar, öyle olunca hayat oyuncaklarla oynamak gibi, artik bikinca, bu dünyadan göc olunuyur, öyle olunca eger insan her eski hayatini hatirlasa idi, bikardi yorulurdu belkide degilmi, cocuk bazi oyuncaklardan bikar, ve oynamak istemez, ve onlar kutunun en dibinde kalir, onlarla oyanmaz artik, yeni oyuncaklar ister degilmi, Allah da yeni bedenler ve ve yeni yerler ve yeni buluşlar ile, insanlogi teri tapteze tutmakda, zaten Allah kulllarini cok sever, diyor ki muhammed :

Kudsî hadiste şöyle bildiriliyor:

– Rabbimiz kulunun işlediği amelleri içinde en çok tövbesini sever.

– Neden?

– Çünkü tövbe eden kul cehennemden kurtulur da ondan. Rabbimiz de kulunu cehennemden kurtaran ameli çok sever. Hatta bir ana, yavrusunu ateşe atmayı nasıl istemezse, Rabbimiz de kulunu cehenneme atmayı ondan çok daha fazla istemez.

Nitekim bir defasında ashabdan biri bir çocukluk hatırasını anlatırken demişti ki:

– Çalılıkta dolaşırken, bulduğum bir kuş yuvasından yavruları alıp koynuma koymuştum. Tam bu sırada yavrunun anası başımda dolaşmaya başladı, acıdım, yavruları bırakmak için ihramımı açmaya çalıştığım sırada kuş hemen koynumdaki yavrusunun yanına daldı, kanatlarını yavruları üzerine gerip kollamaya başladı.

Efendimiz (asm)'in buna sorusu şöyle oldu:

– Bu annenin yavrusuna bu kadar acıması sizi hayrete mi düşürdü?

Efendimiz (sav) şunu ilave etti:

– Hiç şüpheniz olmasın, Allah (cc)'ın kullarına acıması, bu annenin acımasından (kıyas kabul etmeyecek derecede) fazladır.

Bir defasında kadının biri çocuğunu kaybetmiş, deli gibi bir oraya bir buraya koşuyor, yavrusunu arıyor, bulduğu yabancı çocukları da bağrına basıp hemen oracıkta emdiriyordu.

Kadının bu heyecanını gören Efendimiz (asm) yanındakilere sordu:

– Böylesine şefkatli şu kadın hiç yavrusunu ateşe atar mı?

– Atmaz, dediler.

Efendimiz (asm) de tasdik etti;

– Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:

– İşte Allah (cc) da bu kadından çok fazla merhametlidir. Kullarını ateşe atmaz, onlar kendilerini ateşlik amelin içine atmadıkça!

Evet, evet. Allah (cc) kullarını ateşe atmaz, kullar kendilerini ateşlik işin içine atmadıkça!

Bir yolculuktan dönülüyordu. Mola verilmiş, bir kadın da ateş yakarak hazırlık yapmaya başlamıştı. Ateşin alevleri yükselince kadın koşuşturan çocuğunun ateşe düşmesinden korktuğu için hemen onu bağrına bastı ve ateşe düşmesi halindeki dehşeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacağını hayal edip orada bulunan Efendimiz (asm)'e dönerek sordu:

– Sen Allah (cc)'ın peygamberisin değil mi? Efendimiz (asm) de

– Hiç şüphen olmasın, buyurdu.

Bunun üzerine kadın şöyle dedi:

– Allah (cc)'ın kullarına merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çok değil mi?

Efendimiz (asm):

– Hiç şüphen olmasın öyledir, buyurunca kadın:

– Öyle ise bir ana yavrusunu ateşe atmaz, diye sızlandı.

Efendimiz (asm)'in gözleri yaşardı da buyurdu ki:

– Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateşe atar. Müstahak olmayanları asla!..

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ

Meali :

Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’in ümmetini hanif İbrahim’i de onlara Halil eyledi.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 125. ayet

yani öyle olunca Hz. ibrahimin dini, bizimde hanif dinimiz demekdir, peki biz hanif ne demek diye nasil acikladik, yani Hanif bekci veya korucu ve koruyucu demek demişdik
yani ibrahimin dinini kimler koruyabilir, tabiki ona inen yasaklari yapmayan, sevaplarida yapan kullar, onun dininin koruyuculari ve hanifelri demek olur, halil demek ise hulul etmek demek, ve dedikki muhamed ümmeti icin, muhammedin dünyaya dagilmiş olan parcalari olan eti kani cani, yani ümmetinde dagilmis parcalari demek dedik, yani birisi onun misavak tutuşunda kabul aolmuş ameli olmuş artik o hep öyle misavak ve firca tutuor yine birisi yün takke giymesi olmuş,.... Hz. ibrahim icin ise millet kavrami var kuranda, ümmet degil, yani bir büyük boy.
Yani mesela gezegenlerimiz ve güneş bir sistem, güneş sistemimizin üstünde ise galaksimiz var, güneşimiz ise galaksideki bir ana yildiza tabi olarak, galaksi icinde bir harekete sahip yani, yine o galaksi bir nebule icinde belki, yani yine başka bir misal ile tirnak parmaga bagli, parmak ele bagli, el kola bagli gibi, yani öyle olunca muhmmed ümmeti, ibrahim milletinden kasit da budur, ibrahimin icinde, biz sanki galaksinin icndeki güneş sistemiyiz demekdir gibi, öyle olunca, halillik ise hulul eden demek, Allah hulul etmez diyenlere kapi gibi ayet, ve diyorki ibrahimi milletine halil eyledi, yani dost eyledi, veya ibrahim milletinin gözünde hulul etti, ve Allah yeryüzünde Adem ile hulul eyledi ve yeryüzünde gezdi ve yeryüzünü inşa ve imar etti, amma ibrahim vaktinde, ibrahim ile hulul eyledi, adem ile halife eyledi, ibrahim ile hulul eyledi ve muhmmed ile et ve kan eyledi, yani bedenin parcaciklari gibi, hücre, et ,kan, kemik, böbrek, dalak gib,i işde Hz. Ademi Halife eyledi ibrahimi halil eyledi onun ümmetini bu dinin bekcisi olan hanif eyledi, sonra muhammedi rasul eyledi, ona tabi olanlarida ümmet eyledi, ve parca ve bütün ilişkisi sadece yani.

---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Mehdi Aleyhisselâm’ın ordusu ve askeri, geceleri kaim, ve gündüzlerie iş ve aşinda dirlar. Allah onun (Hz.Mehdi (as)'ın) muhabbetini insanların kalplerine yerleştirecektir. Böylece onlar, gündüzleri arslan kesilen ve geceleri de ibadetle geçiren bir toplum olacaklar. Gündüz güneş gibidirler gecedede ay gibidirler.

(Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal")

Yani, hep insanliga yol gösterme derdindedirler. Arilar, ne hergün ayni bal yemekeden, nede her gün cicek cicek bal toplamakdan bikmaz ise, Mehdi ve askerleride, hergün ve her gece insanliga işik olup, yol göstermekden bikmazlar.

insandaki azalarin iki tanesinin bekcisi var, yani agiz ve gözlerin bekcisi var, gözünü yumunca görmezsin, ve agzini kapatinca söylemezsin, bu iki aza ile günaha girmek veya girmemek hakkini, allah bize birakmiş, ve deneme yapiyor, harama bakacakmi? bakmayacakmi, bakabilirde bakmyabilir de, yine kötü söz söyliyecekmi? söylemeyecek mi, yani dilini tuttun mu yine söylemezsin, ve agzini yumdunmu söylemezsin, bunda bir nevi, hatta külli irade sende, amma kulak öyle degil, kulaga bütün sesler gelir, sen ancak duymak istemezsen, oradan uzaklaşman lazim, yani ayaklarina emredersin haydi buradan gidelim dersin.
Peygamberimiz vaktinde, herşeyi bilen, bir kahin çocuk türedi, ve Hz. Muhammed, Ali, ömer ve Ebu Bekir ile ona gitti, bir kac soru sordu, bildi cocuk, aklindan bir sure tuttu, sordu : aklimdan ne tuttum dedi, cocuk tam cevap verecekdi, peygamberimiz "dur dur" dedi burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ömer dedi [2]
yani eger ortamda şeytanlar varsa, ayaklarina dersinki burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ayaklarim dersin, senin ayaklarin elbet seni ordan uzaklaştiracakdir, yani öyle olunca, yine irade bizde, günah işlemek yada işlememek, yani yine elin senin kumandanda, yanliş birşeyi calebilirsin yada calmaya bilirisin, brini elinle dövebilirsin dövmeye bilirsin, elinin kumandasi sende degilmi, yani iradeyi rabbbim bize vermiş, sen eline söz geciremiyormusun? yani
Kleptomani Nedir ?
İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Nedeni ?
Kişinin aslında o malı satın alabilecek yeterli maddi birikime sahip olduğu, ancak buna rağmen bu davranışı gerçekleştirdiği gözlenmiştir. Bu davranış daha önceden düşünülmemiş ve planlanmamış olup, aniden gerçekleştirilir. Bu davranış birinden intikam alma amacıyla yapılmamıştır. Birey bu davranışın yanlış ve uygunsuz olduğunun bilincindedir. Kişiler bu davranışı gerçekleştirmek için başkalarından yardım istemezler.
Rahatsızlığın çocukluk yaşlarında başladığı belirlenmiştir. Kişi bu davranışı gerçekleştirmeden önce, yoğun bir gerilim hisseder. Bu davranış akabinde, mutluluk, rahatlama ve büyüklük hissi içine girmektedir.
Rahatsızlık hakkında yapılan çalışmaların azlığı ve bu durumların kişiler tarafından gizlenmesi ve bu durumu gerçekleştiren kişilerin sağlık hizmetlerinden çok, adli makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gerçek sıklığı tam olarak bilinemese de bin kişide altı kişide rastlandığı saptanmıştır. Yakalanan dükkan hırsızlarının % 5-25 inde saptanmıştır.[3]
Yani eline söz gecirmekde senin elinde, ancak mesele calmak hastaligi, yapa yapa, sende bu dürtü halini aldiysa, yani ahlak ve meleke halini aldiysa, artik ondan kurtulmak zor, yine icmek, sigara olsun , alkol olsun, ilk başta senin elinde, amma sen bunu yapa yapa dürtü haline döndürdün ve alkolik oldunsa, artik o sende meleke oldu demekdir, artik ondan kurtulamazsin
Yine iyi ve güzel ahlaklarda böyledir, yine zikirde böyledir, sen Allah i zikrederekden, işte Allahi hatirlamak ile, sende bu kötü ahlaklarin dürtü halini almasinin önüne gecersin. cünkü zikireden kalp, Allah iledir, ve Allahin oldgu yerde şeytan barinamaz, ve öyle olunca, Allah i zikirederek, şeytanin sana o kötü ahlaklari, vesvese vererek empoze edip seni hasta etmesinin, onlarin sende alkolik yada sapik halini almasinin önüne gecmiş olursun, cünkü Rabbimiz

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn

Meali :

Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym HAŞR-19 ayet

Eşrefoğlu Rumî Hazretleri Müzekkin Nüfus kitabında "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır." Sözü işte burda devrede, sen, nefsine ve şeytanin verdigi vesveslere uyarsan, bir gün seni alkolik yapar, diger gün kumarbaz, ve helakini, kendi elinle diline meydana getirirsin, şeytan burda nerde? işde o sana icinden bir dürtü olarak gelir, ve seni fistekleri ile kandirir, ve bir gün büyücü olursun, diger gün zinakar, diger gün,.... yani

Adem (as)’ı cennette kandıran, günahkar eden ve Allah (cc)’a asi eden şeytandır. Adem (as) sonunda tevbe etti de affoldu. Ulul Azim Peygamber olan İbrahim (as) önde, İsmail (as) arkada giderken ikisinin arasına girip, baban seni boğazlamaya götürüyor. Babana asi gel, gitme diye aralarını açmaya çalışan bu şeytan, Peygamberimiz (sav) Ashâba namaz kıldırırken kara koyun suretinde şeytanın aranızda dolaştığını görüyorum. Safları sık tutun şeytan aranızda dolaşmasın. Peygamberimiz (sav)’in camisinde onun Ashâbının arasında dolaşan şeytan:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şeytan insanın kan damarlarında dolaşır. Oruç ile onun yollarını daraltın"

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ahkam, 31)

insanların damarlarının içinde gezmek için, Allah (cc)’dan müsaade alan yine bu şeytandır. Bu şeytan bizlere neler yapmaz. Kur’ân-ı Kerim’de:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ

Meali :

Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar Ve Allah'ı pek az zikrederler.

Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 142. ayet

“Vela yezkurunallahe illa galiyla…ila ahir.”

Münafıklar Allah’ı zikretmez değil, illa az zikrederler.

Çok zikretmeyen münafıklıktan kurtulamıyor. Münafıklıktan kurtulamayınca nasıl şeytan müdahale etmesin. İşte şeytan vesvese ve evham ile karıştırıyor. Kur’an okurken, her işimizin başında Euzu Besmele çekiyoruz.

Manâsı: Euzu, sığınırım. Billahi, Allah’a sığınırım. Mineşşeytanirraciym, Allah’ın dergahından kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım.

Şeytan bir şey yapamayacaksa bu sığınma neden?
Her sığınan kurtulamaz. Peygamberimiz (sav) zamanında münafıklar hem namaz kılar, hem Kur’an okur, hem Euzu besmele çekerlerdi. O Euzu besmele o sığınma kendini kurtaramıyor, kurtarsa münafık olmazdı.
Hadîs-i Şerîf:

“Men arefe nefsehu fegad arefe rabbehu”
Manâ’sı: Her kim nefsini bildi ise rabbısını bildi.
Nefsini bilme nasıl olur?
Şeytan nefisle birleşip kendini yanılttığını, aldatıldığını bilirse nefsini bildi. Nefsin hilesinin kendini aldattığını bildi. Bunu bilen de Rabbısını bildi. Anlaşılıyor ki, nefsinin, şeytanın kendini aldattığını bilen Rabbısını o zaman bildi. “Beni nefis, şeytan aldatamıyor diye kendine güvenen, aldatıldığını bilemeyen Rabbısını bilemez. Rabbısını bilemeyeninde Şeyhi şeytan olur.[4]
Ve biz Raşidi Tarikati mensublari Günde en az 100 defa istiaze ile yani
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Zikiri ile 100 defa Allaha siginiriz, kimden o azili veseves dürtükleyici şeytan dan, istiaze bunun icin önemlidir, işde gece olunca, orada gündüz yokdur artik, yani gündüz oluncada, gece yokdur. Tabi gölgede ve işiksiz kalan kücük bölgeler olabilir, yine gecedede yildizlarin ve aylarin lambalarin aydinlattigi kadar aydinlik olabilir, amma gece gecedir, gündüzde gündüz, öyle olunca, sen Allahi anip zikredip, Allahla olunca Allah dan gafil olmadikca, şeytan senin kulagina kalbine vesves verip, yanliş ve günah işletemez, sen ne zaman rahatladin ve Allahi unuttun, gafil oldun, o hemen yanina gelir, ve sana fisteklemeye başlar, eger sen bir şeyh yada salih kimseyi hatirlarsan, onlardaki hal sende de, ayna neron sistemi ile, sende de, o Allahla olma , allahi zikretme hali meydana gelir, ve onlar Allahla olduklari icin, sende Allah la olursun, onlari görünce allah hatra gelir bunun icin önemlidir, Allahi hatirlayinca, ve Alllahin oldugu yerde, şeytan barinmaz, melek varsa, yine şeytan yokdur, yok şeytan ve karanlik galipse, ordada melek durmaz, yani öyle olunca, işde ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanindir, yada seni dogru yola ileten bir veli kul, yada peygamber, salih bir kimse, yada Allah dan gafil olmamandir, bu Allahdan gafil olmama raddesine ulaşmak cok zordur, pazarda gezerken dahi Allahla beraber olma sanati, cok büyük faziletli bir deger, amma ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin, ve yanina bir pazar şeytani sokuluverir, yani öyle olunca, daimi zikiri kazanmak icin, cooookca Allahi zikretmek lazimdir, tabiki bu zikir sadece dilden zikir olmamali, zikrederken Allahi davet ettigini bilmeli, ve Allah gelincede şeytanin ordan gittiignide bilmeli, yani zaten bizim zikirimizin başindaki istiazeyi cekince belli olur, eger yaninda bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarinda geziyor ise, o zikir, istiazeyi cekince, seni esnetir ve vücudundan cikip kacmak durumunda kalir, esnedinse onu cekince, bilki damarlarinda geziyormuş o an, ve sen istiazeyi cekince, işde cikdi ve kacdi demek olur bu, ve ardina 100 nromal istiaze ve besmele daha, artik unuttugumuz anlarimizda da besmele cekmiş olmak icin 100 istiazeli besmele ne güzel degilmi.

Nitekim hastalik bile, şeytanin azabli dokunmsi olarak yer alir kuranda, Hz Eyub dedi ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb

Meali :

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.

Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayet

ve burada şeytanin bir nevi, mikrop türünden birisi oldugunu anliyoruz, cünkü yorgunluk hormonu salgilanmasi bir hormon, ve o damarlarda, yada vücudun icine salgilanir, yani yorgunluk hormonu denen şey, işde eyyubun kuranda andigi, ve ondan Allah sigindigi bu "bi nusbin ve azâb" dedigi şey yani, ve onun icinde başka bir surede de rabbimize ondan, şöyle sigindigi yer aliyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)

Ve biz Raşidi Tarikati mensublari, Günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikirederiz bu duayida, amma bu demek degildir sadece ona defa zikredecgiz, düşmanin onu kuşattigini veya ona yaklaştigini bilen kimse, silahi ve mermisi varsa, ona ateş acip, onu vurmak istemezmi, onu kendisinden uzaklaştirmak istemezmi, o halde baktinizki, o ve hizbi yaklaşti, cokca bu zikiri zikredin, ve rabbimize siginin, istiaze edin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.

Meali :

Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben(Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığımayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve nezir olarak yeterim.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi50 ve 51. ayet

yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah dogru kacmak lazimdir, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile siginmak ile olur. yani kalbinizin nur lambasini yakmak ile olur,

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl

Meali :

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 11. ayet


Rabbim Zülcelal ve ikram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, cookca rabbimizi zikrederekden, ondan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O nu ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarini, ve onlar görülünce allah akla gelen velilerini, ve dostlarini unutupda, O nunda kendilerini unutturdugu, sonrada onlar icin azabi müstehak gördügü, gafil kimselerden olmakdan, muhafaza eyleyip, emaninda ve emniyetinde tutsun bizleri. amin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِن تُبْدُواْ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُواْ عَن سُوَءٍ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İn tubdû hayran ev tuhfûhu ev ta’fû an sûin fe innallâhe kâne afuvven kadîrâ.

Meali :

Bir hayr ve kulluk veya bir günah ve kötülük yaparak, ya siz affedilcek bir duruma düşersiniz, yada siz birilerini affedip bağışlarsınız, ki muhakkak ki Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 149. ayet

------------------
DiPNOTLAR :
[1] sorularlaislamiyet com-allahin-veli-kullari-gizliyse-muminler-nasil-evliya-olur
[2] Mustafa islamoglu
[3]saglikbilgisi com -hirsizlik-hastaligi-kleptomani
[4] kadiritarikati com-seyhi-olmayanin-seyhi-seytandir-sozune-itiraz-edenlere-devami
--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]
[Resim: Hangisini-Gorunce-Allah-Akilina-Geliyor-...08-NS1.jpg]

[Resim: kirmizi-isik.gif]

[Resim: 59bfa9e8d85ac.png]

Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...-gelir.mp3

[Resim: Youtube-Buttons.png]

Vaazi Youtubeden Seyretemk icin Linke TIKLA

https://www.youtube.com/watch?v=ie5hHzei...e=youtu.be

[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan


[Resim: gul.gif]


Etiketler : Allah’ın Veli Kulları, (Dostları), Görüldükleri Zaman, Allah Hatıra Gelir, (Kar©glanin 28 Nisan 2018 Vaazi),veli varmidir,evliya varmidir,evliya ne demekdir,tasavvuf sohbeti,dini sohbet,dini vaaz,vvaz oku,vaaz dinle,vaaz seyret,dini nasihatler,ahirzaman,ahirzaman sohbetleri,mehdi,kiyamet,ölümsüzlük,gencligin sirri,cenntelikler 33 yasinda olur,allahin veli kullarina korku yokdur,mehdiye niye yardim etmeliyiz,ilmelyakin,aynelyakin,hakkalyakin,berber ve cirak,yaşlılar cennete gitmezler,boncuklarin dökülmesi gibi,kiyamet alametleri,halife,hanif,halil,rasul,ümmet,Kleptomani Nedir,irade kuveti,eline diline sahip olmak,Şeytan,damarlarında dolaşır,Şeytan damarlarında dolaşır,Oruç ile onun yollarını daraltın,Vela yezkurunallahe illa galiyla,münafik,Euzu Besmele,istiaze nedir,Raşidi Tarikati mensublari,daimi zikir hali,vesvese,alkolik,Fe firrû ilâllâh,Allah’a firar edin,kuran,ayet,hadis,peygamber,Allah,Muhammed,Hz ibrahim,Hz. Adem,

[Resim: Muhammed-Yazili-Dini-Hareketli-Resim_V14...656_N1.gif]

Ölümsüzlüğün Sırrına Doğru

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 14 Nisan 2018 Vaazi)

[Resim: sari-isik.gif]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

Sadakallahul Aziym FURKAN Suresi 58. ayet


---oOo---
Ebû Zerr (ra) anlatır ki:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on kere

“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü
Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü, ve huve hayyun lâ yemût, biyedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” derse...
kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez”

ARAPCASI

لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Anlamı:

"Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.
O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdir"

( Hadis-i Şerif , Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلكِن يُضِلُّ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء وَلَتُسْأَلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhideten ve lâkin yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, ve le tus’elunne ammâ kuntum ta’melûn.

Meali :

Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 93. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ شَاء رَبُّكَ لآمَنَ مَن فِي الأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتَّى يَكُونُواْ مُؤْمِنِينَ


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn.

Meali :

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 99. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ فَلِلّهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاء لَهَدَاكُمْ أَجْمَعِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul fe lillâhil huccetul bâligatu, fe lev şâe le hedâkum ecmaîn.

Meali :

De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 149. ayet

Bu ayetler : Delil ve hüccetin Allah oldugunu, ve öyle bir milletin, Allah a inanmak konusunda bile zorlanamayacagini, Rabbimiz ilan ederken, sen ey Trump amca, cok ayip ediyon ki, senin dedigin olsun diye, oraya (Suriye ye) savaş acmak, cok ayip, ayni durumda sen olsaydin, o sana savaş acmiş olsaydi, sen ne diyecekdin, kendini nasil savunacaktin, biraz empati yapailim, ya onun durumunda sen olsan, ne olacakdi? Düşmez kalkmaz bir Allah, sende bir gün, o eziyet ettiklerinden yardim dilenir druuma düşersen, o gün hic aglama sizlanma o zaman, zaman gelir, beyler köle olur, köleler de padişah ki, Züleyha annemiz öyle cigirir oldu, bir vakit geldide :

"Sultanlari köle eden, köleleride Sultan eden Allah a hamd edeirm" der olmuşdu ki, Yusufuna kavuşdu.

Gün gelir, o senin eziyet ettiklerinde, bir gün yusufuna ve sultanliga erişirlerse, sende köle olursan, yada onlarin kapisinda bir köpek olarak halkolursan, yada gecen hafta dedikya : onlarin evindeki tencere olursan, vay haline o zaman, bu saltanat ve tahtta gecici, niceleri Amerikaya başkan oldu, amma ettikleri ile yatiyorlar toprakda şimdi, ve nerede yeniden dogup, ne eziyetler cekiyorlar, Allah biliyordur, amma sen, ya sen, ne oldum deme! ne olacan de! bir gün sende bu Amerika nin başindan ineceksin elbet, amma o ettiklerin unutulmayacak unutma, biz unutsak bile, Allah unutmaz, hani mahkemede savci vardir ya, cumhuriyet savcisi, sen davayi birakasan bile, O (Savci) davayi birakmaz, savci yeni dava acar ya, işde öyle. O davayi (Bu gün bu yaptiklarinin hesabi olan davayi) biz unutsak, sen unutsan, bir gün Allah, o nu senin önüne, ye diye, aş olarak koyacakdir, yapma amca! kötü isim birakma, kötü miras birakma insanliga, yazik! onlarda insan, onlarda bir millet, kendi iclerinde, kendilerine yetiyorlardi, siz onlarin başina dert actiniz, siz yaptiniz bunu, ve birde ellerinde kimyasal silah var kimyasal silah kullandi falan diye bahane uydurmayin, Elebet allah hepsini görüyor biliyor haberdar

----oOo------

[Resim: Seyfettin-Bulut-ve-beduzzamanin-emaneti-U-SIRRI.png]

Bir Rüya ve Yorumu

Çoktandır Rüya Falan Görmüyordum, geçen haftalarda bir gün Rüya gördüm, Dost TV de Program yapan "Seyfettin Bulut" amca ile bir evin arka tarafindaki alt kat, hatta bodrum katinin oldgu yerde durmuşuz, aşagisi ucurum gibi birşey, ve ayaklarimizi aşagi sallamişiz oturuyorduk, Seyfettin amca arkadaki pencere deligine elini uzatti, delikde de penceresi yok, daha ev, sanki yeni inşaat gibi, ve oradan iceri elini uzatti, iceriden bir adet, saydam mike, kapakli, kücücük tencere gibi, sanki şekerlik gbi birşey cikardi, ve üzerinde iki tane arapca yazi var, bir tanesi tam ortada, bir taneside onun kenarini dolancak şekilde yazili, sanki yakarak oyulmuş gibi, ve dedi seyfettin amca : " bak bu yaziyi Saidi Nursi kendi yazmiş." diyor ve uzatiyor, bende elime aliyorum, ve o sonra O tekrar geri almak istiyor, ve bende diyorum, emanete biraz daha dokumuş olayim diye, vermek istemiyorum, biraz daha dokunayim diyorum, ve diyorum " emanete sahip cikabilirsek, bana verirmisin, benim olabilirmi?" diyorum, oda elimden aliyor, ve tekrar arkaya uzaniyor, oradan bu sefer bir tane, sanki bir cerceve gibi, kare şeklinde paketlenmiş, bir köşesinde saman kagidi renkde paketi gözüküyor, arkasi o kagittan galiba, önü ise acik, iple baglanmiş, onu bana veriyor, Allahu alem bu da Beduzzaman Saidi Nursi nin sakkosuymuş, ve ben yukari cikiyon, ve arka tarafa o eve giriyorum, ve sanki ev mi! dükkan mi desek, ve bakiyorum, dükkan gibi görünce, sahtemi bu! benzerini cogaltmişlarda, hatira diye satiyorlarmi diye bakiyorum, ama eşi veya başka benzeri yok, orda iki tane daha adam var , ve aşagi bakiyorum Seyfettin hoca kaybolup gidiyor.
Rüya bu kadar uyana geldim.
ve uyandikdan sonra, maneviyatta Seyfettin hocay seslendim , sen bu rüyaya girmeyi nereden ögrendin dedim, ben dedi, senin tarif ettigin gibi 13 estagfirullah cekip yumdum gözümü, sana kalbimden yöneldim, rabita ettim dedi, ve sonra ona dedim,

"Bu cübbe, yada sakko, yada ceket, Saidi Nursi nin zillet hirkasi mi? yoksa izzet hirkasi mi? dedim. Eger zillet hirkasi ise, ben istemem dedim, yani onu hapis hapis gezdiren cübbe ise, onu giyecek, ve ona sahip cikacak başka birini bulun, ben onun izzet hirkasini isterim, ve niye (Saidi Nursi) kendi gelmedi emaneti vermeyede, sen geldin dedim, ve baglanti koptu sonra.
Hayirlara vesile eyle Allahim.

yani Saidi Nursi de bir "u" var, ve onu zindan zindan gezdirmiş ve medreseyi yusufiyeyi kurmuş.
ve YUSUF isminde de iki "u" var, yusuf iki zindan da veya kuyu da u gibi, kuyuda bulunmuş, yani önce birinci u : kardeşlerinin attigi üstü acik kuyu zindani, birde ikinci u : ve züleyhanin attirdigi, ikinci zindan, üstü kapali zindan veya kuyu züleyhadaki ü gibi, ve bu emaneti bize getiren adam Seyfettin Bulut tada iki u var, yani emanet(Yusufluk emaneti) emaneti taşiyabilcek olanda saklanir, yani u u isimlilerde saklanabilir.
ve bizimde ismimizde degilde, soy ismimizde bir u var yani Raşit Tunca nin "U" su,yani soyumuz Hz. Yusufa da dayaniyor, (Raşidi Tarikatının Kurucusu ve Piri Karoglan Hocanin Silsileyi Üla sındaki 21. batumunda Hz. Yusuf Vardir)
:arrow_1
Buradan bak

ve deniyor ki mehdi icin, mehdi iki defa ortadan kaybolur, ikincisi birinciden daha uzun olur, ve herkes onu aramaya cikarlar, ve onu evinde bulup, alip cikarip ona biat ederler.

Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“HZ. MEHDİ 2 KEZ İNSANLARIN GÖZÜNDEN KAYBOLACAKTIR.

Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi onun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek...”

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcut olan bu hadis ile, Hz. Mehdi'nin 2 kez insanlardan ayrı kalacağı bildirilmiştir. Yani Hz. Mehdi insanların gözünden uzak bir konumda olacaktır. Hadislere göre bu kaybolmaların birincisi kısa, ikincisi ise daha uzun olacaktır:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

AL-İ MUHAMMED'İN KAİM'İNİN (HZ. MEHDİ'NİN) İKİ GAYBETİ VARDIR. BİRİSİ DİĞERİNDEN DAHA UZUNDUR...

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bu kıyamın sahibinin (Hz. Mehdi'nin) iki gaybeti vardır. BİR GAYBETİ (bu gizli kaldığı dönem) O KADAR UZAYACAK Kİ şöyle diyecekler: "Öldü." Bazıları diyecek ki: "Öldürüldü." Bazıları diyecek ki: "Gitti..."

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 198)

Ahir zamanda İslam ahlakının insanlar arasında yaygınlaşması için mücadele eden Hz. Mehdi'nin, böyle bir görev üstlenmişken kendi isteğiyle insanlardan ayrılmayacağı açıktır. Dolayısıyla Hz. Mehdi'nin insanlardan uzak kalmasının, kendi iradesi dışında zorla (Evine hapsedilmesiyle) gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Peygamberimiz, Hz. Mehdi'ye bu yüzden "GAİB", yani "kaybolan hapsedilen, hapsedilmek suretiyle insanların gözünden kaybolan" demiştir. Bu yüzden Hz. Mehdi'nin lakabı ve isimlerinden biri "GAİB"dir.

Kuran'daki Yusuf Suresi'nde de Hz. Mehdi'nin bu kayboluşuna işaret edilmektedir. Hz. Yusuf da Hz. Mehdi gibi, biri kısa diğeri uzun süre iki defa insanların gözünden kaybolmuştur. Birincide, Hz. Yusuf kuyuya bırakılmış, kısa bir süre sonra oradan geçen kafile onu oradan çıkarmış, ikincide ise haksız yere zindana atılmış, uzun bir müddet orada kalmıştır. Fakat sonradan masumluğu anlaşılarak, zindandan da çıkartılmıştır:

“Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, Biz ona (şöyle) vahyettik:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمَّا ذَهَبُواْ بِهِ وَأَجْمَعُواْ أَن يَجْعَلُوهُ فِي غَيَابَةِ الْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَذَا وَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lemmâ zehebû bihî ve ecmeû en yec’alûhu fî gayâbetil cubb(cubbi), ve evhaynâ ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş’urûn

Meali :

Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine (Cübbe bahsi ile) haber vereceksin” diye vahyettik.

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 15. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّن بَعْدِ مَا رَأَوُاْ الآيَاتِ لَيَسْجُنُنَّهُ حَتَّى حِينٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Summe bedâlehum min ba’di mâ raevul âyâti le yescununnehu hattâ hîn

Meali :

Sonra onlar, Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindanda tutmayı uygun buldular.

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 35. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Mümin şahıs (Hz. Mehdi) Deccal'i görünce:

"Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der.

Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından:

"Onu alın da yaralayın" der.

Artık O ZATIN SIRTI VE KARNI DÖVE DÖVE GENİŞLETİLİR. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.

(Hz. Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

Peygamber Efendimiz hadisinde tüm baskı ve saldırıların Hz. Mehdi'yi daha da güçlendireceğine böyle işaret etmiştir. Hadiste mecazi anlamda kullanılan, Hz. Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" ifadesi, aleyhinde kurulan tüm tuzakların Hz. Mehdi'yi daha da güçlendireceğine, tebliğinin etkisini daha da artıracağına işaret etmektedir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz yemkuru bikellezîne keferû li yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûke ve yemkurûne ve yemkurullâh(yemkurullâhu), vallâhu hayrul mâkirîn.

Meali :

Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Şehrin’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı ya. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da onlara tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 30. ayet


Kan dolu ortamdan kurtulmak için Hz. Mehdi’ye sarılacaklar ve tek kurtuluşun onda olduğunu bilecekler. Peygamberimiz hadislerinde Hz. Mehdi’ye biatın kendisi istemediği halde yapılacağı bildirmiştir. Bu da gösteriyor ki Hz. Mehdi, kendisini hiçbir zaman Hz. Mehdi olarak ilan etmeyecektir. Hatta insanlar ona gelip "alametler sende mevcut, sen Hz. Mehdi'sin" dedikleri halde o yine reddedecektir. Hz. Mehdi’ye sık sık "Alametler sende mevcut " diyerek Hz. Mehdi olduğu iddiası getirilecektir, fakat o, ısrarla söylenen bu iddiayı kabul etmeyecektir. Ancak "ölümle tehdit" edildikten sonra, insanların kendisine biat etmesini kabul edecektir. Hz. Mehdi’ye nasıl biat edileceği konusunda peygamberimizin hadisleri şöyle;

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (as)'a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat edeler. "Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz" derler. Yer ve gök ehli ondan razı olur.

(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 31)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Hz. Mehdi (as) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 48)

Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. şehri halkından bir kişi koşarak ortaya çıkar. şehri halkından bir grup onu (Hz.Mehdi (as)'ı), istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Güneş Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında iken şehrinde ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat ederler. (Kara ile ak arasinda, ya seher vakti, yada grub vakti yani ikindi den sonra manasindadir bu )

(Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu'l Muhtasa Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

... Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Hz. Mehdi (as)'dır.

(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 35)

... Onu tekrar şehrin'de bularak yine, "Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim" derler. Bunun üzerine o "Ben aradığınız değilim" der ve tekrar şhrine gider.(Bu olay O yani Mehdi Misirdaki Dusukiye tarikatina intisab ettiginde, şeyhini ziyaret esnasinda olmuş ve yaşanmiştir) şehrin'de yine aranınca tekrar MISIRDAN şehrinee döner. şehrinde de kendisini Rükunda ( yani geri döndügü yerde) bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler. Bunun üzerine Hz. Mehdi (as), Rükun ile Makam arasına oturur (yani onun evi Kabenin rüknu yemanisi ile, ters istikametteki makami ibrahim arasina denk gelir) ve evinden elini uzatarak biatları kabul eder.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)

Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (as)'a gelir ve "Bizim için kalk artık"der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez.

(İbn Ebi Şeybe, c. VII, s. 531; Abdurrezzak H. 20771, c. XI, s. 372; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52,53)

Hz. Fatima'nın soyundan gelen Hz. Mehdi (as), şehrinde meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir.

(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52, 53)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


مَا أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâhi, ve men yu'min billâhi yehdi kalbehu, vallâhu bikulli şey'in alîm

Meali :

Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Sadakallahul Aziym TEGABUN Suresi 11. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَاء فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاء فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاء كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءتْ مُرْتَفَقًا


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kulil hakku min rabbikum fe men şâe felyu'min ve men şâe felyekfur innâ a'tednâ liz zâlimîne nâran ehâta bihim surâdikuhâ, ve in yestegîsû yugâsû bi mâin kel muhli yeşvîl vucûhe, bi'seş şerâb(şerâbu) ve sâet murtefekâ

Meali :

De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 29. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Huvellezî halakakum fe minkum kâfiru ve minkum mu'min(mu'minun), vallâhu bimâ ta’melûne basîr.

Meali :

O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü’mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Sadakallahul Aziym TEGABUN Suresi 2. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَأْكُلُواْ مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ وَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَى أَوْلِيَآئِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le fısk(fıskun), ve inneş şeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâihim li yucâdilûkum ve in eta’tumûhum innekum le muşrikûn.


Meali :

Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan) lardan yemeyin. (Yani Allahin izni müsadesi olmadan yaratilan geni bozuk hayvanlardan) Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 121. ayet

[Resim: ineklere-acilan-piercing-deligi_2018.jpg]

Bundan çoook önce bir vaazimizda anlattik ki : koyunlar zehirli ile zehirsiz otu ayirt edebilirmiş ki , zehirli ot da yemezlermiş ki, ve sütüne zehir karişmasin diye, diyerek anlatmiştik, ve yine ineklerde ayni şekilde, yedikleri otun zehirlimi, zehirsizmi oldugunu bilirler diye anlatmaya devamediyoruz, ve süt en önemli ürün, ve bu gün herkesde barsak hastalagi ortaya cikdi, ve insanligi öldürmenin yolunun bu oldugunu karar verdiler, ve barsaklarina onmaz yaralar acip, öldürüyorlar, ve insan bedeni onlari iyi edemeyince, coklu organ yetmezliginden ölüyor, ve biz bunun tedavisinin yogurta ve yogurtu oluşturan iyi bakterilerde oldugunu, bir nevi tatbikat ile anlattik, ve bizi gören duyanlar, artik yogurtun ne kadar önemli oldugunu bildiler, amma işde şeytan bunun haberini dah coktan almişki hayvnlardaki mideya acilan piercing deligi icad ettirdi, ve benim bu hastaliga ve belaya karşi kullandigim silahimi bozmayi dünden kararlaştirmiş, ve şeytanin hocalik ettigi şeytan enikleri, bu ineklerin sütünü ona zehirli otlar yedirerek bozamayacaklarini anlayinca, sirtina ve midesine dogru delik acmakda buldular, ve artik süt, inek fabrikasinda üretilirken, zehiri direk mideye zerkedebiliyorlar, yani öyle olunca, artik bazi memleketlerde (Avusturya bunlkarin başinda) sütlerde yogurta dönmüyor yada bozduklari icin dönemiyor ve o yogurtlar kimyasal olarak üretiliyor, cünkü sütü bozdular, ve bozmanin yolunu ögrendiler, ve yine eti bozdular, ve et Allahsiz et oldu, yani geni bozuk hayvanlar türedi, ha domuz eti, ha inek eti halini aldi, ve bizim ahmaklarda ucuz et yemek hikayesi ile, Avrupadan inek dana ve etini alip ithal ediyor, bu üzerine Allah isimi okunmamiş diye gecen inekleri danalari alip ithal ediyorlar
"Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî" dmek işte Allahin zikretmedigi veya Allahi zikretmeyen, yada edmeyen hayvanlar demek, yani listede olmayan yaratiklar, bir nevi yani, geni bozuk hayvanlar.

ve onlari yiyenlerde de artik ne yapmadiklari vahşilik, ne edebsizlik, ne şeytnaliklar meydan cikiyor, ortada görünüyor, bütün insanlik, dünyanin dört bir yaninda burhan geciriyor, kimin sebebine? bu şeytan ve hizbi olan deccal ve avaaanesi sebebine, neden? Bu taa Hitlerden bu yan sürdürlen dava yani dünyada TEK IRK birakmak ugruna, oda israil ogullari olackakmiş, ey zenciler, ey araplar, ey acemler ve farisiler, ey Türkler, ey Ruslar ve pitbol soyu, siz nerdesiniz, bu ipneler dünyda tek IRK birakmak istiyorlar, yani bunu öyle yada böyle yapmak istiyorlar, bugün suriye, yarin rusya, bürgün iran, daha bürgün belkide Türkiye, yani,

Ey insanlik!

akilli olun, bunlarin hocasi şeytan varken, cok dikkatli olmak lazim, dedik ya, ne dersek, ne zikredip ne dua edersek tersini caviriveriyor (Kehrwert), ne yaparsan, onun ziddini kehwertini aliyor, iyi ne var bozmak derdinde, ve öyle olunca, et de bozuldu süt de bozuldu, bu ipne bilim adamlarida buna hizmet ediyor, ve inege o delikden direk zehir zerkettiler ve kimlerin sütü artik faydasiz ve zehirli olur allahu alem, ve Mehdinin bunlarla mücadelesi ve cilesini siz düşünün artik,ve artik ögrendiler ki inegin ve koyunlarin zehiri ayirt eden nasil bir sistemi var, nasil ayrit ediyor zehirli ile zehirsizi bildiler ve buldular, ve artik o deligede ihtiyac kalmadan, artik inege zehir ve zararli şeyleri verebiliyorlar, halbuki Allahin yasasinda, hicbir inek, hicbir koyun, hicbir geyik, ve hicbir memeli, sütüne zehir kariştirmazdi, amma ne oldu şimdi bir bakin, yarin bu yoggurt silahimizida elimizden alacklar bu ipneler, dikkatli olun, birlik olun, yoksa onlar galip gelirse, vay halimize, amma Allah in yani yüce Rabbimizin vaadi var :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn

Meali :

Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet

ve siz mehdiyi bulup, onunla bir olup, dünyaya sahip cikmazsaniz, ne o altincag kurulur, nede ölüm öldürülür, bir an önce gönlünüzdeki size kim oldgu vahyolunan mehdiyi arayip bulup, ona tabi olun, biat edin, yoksa bu ipneler dünyanin ... koyacaklar.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

من صبر ظفر

Men sabera zafera.

Zafer sabredenindir.

( Hadis-i Şerif )


Sır saklamak, Mehdi aleyhislemin ne üzere oldugunu, kim oldugunu, Ne yapacağını, ne okuduğunu, veya ne iş üzerinde çalıştığını bilseniz dahi, hiç kimseye söylemeyiniz, Bildiginiz SIRRI yüreginizde saklayin ve, O nun düşmanlarina ve sizin düşmanlariniza dahi sezdirmemek lazımdır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İsteînû alâ kadâi havâyiciküm bil kitmân.

(Hacetlerinizin husule gelmesi için, sırrınızı saklamakla yardımcı olunuz).

( Hadis-i Şerif )

Sırrını saklarsan ona hâkim olursun. Saklamazsan, o sana hâkim olur.

(Hz.Ömer ra)

Rabbim , Cemaatinin ve ittiba edenlerinin, ve edecek olanlarinin, bu ittiba o na, o evinde iken, o na maneviyatta, aynen Seyfettin hocanin yaptigi gibi, gözler yumulur ve, 13 estagfirullahi cekerek yapilir, Onu aşk ile arayanlarin, O nu mehdiyi bulup ona tabi olmalarini nasip eyle ,Onlari Müyesser ve Muzaffer eyle ki, bu zulumetle dolan dünya, yeniden rahmet ve magfiretle dolsun taşsin.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]

[Resim: 59bfa9e8d85ac.png]

Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...-dogru.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 14 Nisan 2018 Cumartesi
Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

[Resim: Dini_Resim_V020420180159_N20.jpg]

Acbül Zenb Nedir? Nerededir? Insan da Senede erdigi Kemalatinin iki defa Tohumunu Verir

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 02 Nisan 2018 Vaazi)

[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve yuhyil arda ba’de mevtihâ, ve kezâlike tuhracûn

Meali :

Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.

Sadakallahul Aziym RUM Suresi 19. ayet


---oOo---

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Sûra iki üfleme arasında kırk vardır.” Ashâb-ı kirâm:

– Ebû Hüreyre! Kırk gün mü? diye sordular.

– Bir şey diyemem, dedi. Sahâbîler:

– Kırk yıl mı? diye sordular.

– Bir şey diyemem, dedi.

– Kırk ay mı? diye sordular.

– Bir şey diyemem, dedi. (Sonra hadisi şöyle tamamladı) “Acbü’z Zenb dışında insanın bütün bedeni çürüyüp yok olur. Yeniden yaratılma işi kuyruk sokumundan başlar. Sonra Allah Teâlâ gökten bir su indirir, herkes bitkiler gibi yeniden canlanır.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Tefsîru sûre (39), 3, (78), 1; Müslim, Fiten 28)

--ALINTI--
Hadisimizde yeniden diriliş konusunda çok önemli bir bilgi verilmektedir. Toprak, insanın bütün cesedini yiyip tüketecek, ama Efendimiz’in teşbihiyle, bir hardal tanesi gibi olan (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 28) ve dolayısıyla insan bedeninin çekirdeği sayılan acbü’z-zeneb denen kuyruk sokumu çürümeyecektir. Bazı hadislerden öğrendiğimize göre insan acbü’z-zenebden yaratılmıştır; tekrar ondan diriltilip hayat bulacaktır (Müslim, Fiten 142). Kâinattaki her şeyin çürüyüp tükeneceğini, bu sebeple acbü’z-zenebin de çürüyüp yok olacağını söyleyen âlimler vardır. Onlara göre acbü’z-zeneb, uzun süre çürümeden durduğu ve en son çürüyen uzuv olduğu için hiç çürümeyeceğinden bahsedilmiştir.

Acbü’z-zenebin hiç çürümeyeceğinden bahseden hadisler son derece güvenilir ve sağlamdır. Bu hadisleri zâhirî mânalarıyla kabul etmek istemeyenlerin ise hiçbir geçerli delili yoktur. Demek oluyor ki, İsrâfil aleyhisselâm’ın sûra üflemesiyle bu kâinatta var olan her şey yok olup gidecek, bazı rivayetlerde daha açık olarak belirtildiği üzere, kırk yıl sonra gökten bir nevi hayat suyu yağacak ve sûra ikinci defa üflenecek, bu sesi duyan bütün insanlar, bir hardal tanesini andıran kuyruk sokumu kemiğinden bitkiler gibi yeniden diriltileceklerdir.[1]

--ALINTI SONU--

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

[Resim: Acbul_Zenb.png]

“Toprak, insanoğlunun "acb" dışındaki bütün cesedini yiyip tüketir. İnsan acb den yaratılmıştır, tekrar ondan meydana getirilecektir.”

( Hadis-i Şerif )

insanda bazi bitkiler gibi, senede iki defa, günahlari ve sevablari ile kazandigi kemalat derecesinin meyvasi olan "Acbül Zenb" denilen, yani "Kara Hardal Tanesi" (yada "Günah Tanesi" ) gibi amma bu ondan biraz büyük, cocuklarin oynadigi bir misket büyüklügünde, siyah ve canli, herşeyi duyan, herşeyi görebilen, konuşabilen, ve sana haberler verebilen canli bir hardal tanesi olan tohumunu, senenin iki baharinda, kyuruk sokumundan tohum olarak verir.Gecen haftaki Tefekkür soruimuzuncevabi budur neydi o sorumuz :

###################################

GEÇEN HAFTANIN TEFEKKÜR SORUSU NEYDi?

Biz öyle bir Allah a iman ediyoruz ki, Herşeyi işiten, ve herşeyi gören, ve herşeydan haberdar olan bir Allah a iman ediyoruz. öyle olunca Allah Türkiye Ankarada ki Ahmet amcanin her halini ve yaptıklarını ve yapacaklarini söylediklerini, ve söyleyeceklerini, duyan, gören, bilen, ve hisseden Allah, Almanyadaki Franz in da yaptıklarını yapacaklarini ve söyledklerini, ayni anda duyup görüp bilip hissdiyor, öyle olunca, peki dünyada herşeyi ayni anda, gören, duyan, bilen, ve hisseden ne var ki, biz ona diyelim ki, Allahin o üc sifati veya ismi, bu tek kimsede toplu tecelli ediyor dilyebilelim. kimdir bu halife? hangi halifesinde, bu üc veya dört isim, ayni anda tecelli ediyor?

###################################

Ve bu tohum büyük hacetin ile tuvaletine karişip topraga gider, ve dogacagi yeni yerindeki cibiliyati olacak olan hayvan ve insana dogru gider, ve bazilari bunu görüp alir, ve 3. gözüm acildi derler, hani afedesiniz "Bu Adam götü ile herkesi görüyor, duyuyor" denir ya işde budur, götünddeki gözü, yani "acbül zenb" manasi "Günah Tohumu" insan tohumu, yani bazilari onu ele gecirir ve gitmesine, Topraga karişmasina müsade etmez, ve artik onu esir edip istedigini yaptirtir" Benim cinim var cünüm var diyenler" ve ücüncü gözüm acildi diyenler. Halbuki kicindakinin gözü ile görüyorda, o onun gözü degil, meyva verdigi cibilliyati olan, yeni halinde cezami cekecek, yoksa, sefa mi sürecek ise, gidecegi yerdeki yeni versionu olcak olan insanin tohumu olcak olan, hardal tenesi, siyah gögcür, yani muhammedin agzi ile yada arap agzi ile günahlarin tohumu (Hardal Tanesi), yani işde Avrupalilarin keşfettgi Alafranga oturmali tuvalet, bizim o kabul edemedigimiz oturakli tuvaleti yapinca onlar, ilk yaptiklarindaki hastane tuvaletlerinde, düşen hacetin, hemen delige düşmez, ve tuvaletin üst katindaki haznede bekler, sonra kalktiktan sonra, onu hemişire inceler, sonra tuvalet deligine su ile yollarsin,

[Resim: Alafranga-ve-Allaturka-Tuvalet.jpg]

bu gün caminin ana kavramini yitirdigi gibi, o tuvalette anlamini ve gayesini yitirmiş, ve sanki o sadece oturmak gayesi ile icad oldu zanni ile, tuvalete yani kanala akan delik, hacetin hemen kicindan düşünce, suyun icine düşcek vaziyette ki hali ile yeni hale dönüştürülmüş degiştirilmiş, ve gayesine hizmet etmemekde. amma işde halen Avusturyadaki hastanelerde dişki kültürü analizi yapailabilmesi icin hastanenin her katinda, bir adet bu işi bilen bir hemşirenin bildigi, ve ona bakip anlayabilcek egitimdeki bir hemşirenin bildigi, bir adet WC bu orjinal old versiondadir. Bu orjinal alafranga tuvaletler kullanilip, hasta hacetini yapar, ve o hacet suya aldirlmamiş vaziyette durur, ve sonra önemli bakilmasi gereken hastalarin o hacetine, yetkili hemşire gider bakar, sonra suya aldirilir. yoksa bu alfranga tuvalette gaye oturmak degildir ilk keşfedilme amaci. Bunu keşefeden ecnebileri görünce, ve gaye ve amaci da bilinmeyince, bizimkiler afedisin "sictigin hacete "Büyük Hacetine" bakilmaz fetvasi verirken, bunu yani Acbül Zenbi farkeden gavur dediklerin, işde o tohumun tuvalete karişmasini önlemek icin, oturakli tuvalet ile ve hacetin daha kanalizasyona karişmadan, onun icinden, o tohumu alabilmek icin, yada neye ermiş, yada ne hastasi olmuş bakabilmek icin, atmi eşekmi ne bu adam bakabilmek icin, işde alafranga tuvaleti icad etmiş, o aslinda oturmak icin degil ,asli ise acbül zenbi ele gecirmek icindir, yoksa o topraga yani bugünün kanalizasyonuna karişir gider, amma hakmi bu, onu "Acbül Zenbi" mahpus etmek, esire etmek, topraga karişmasina müsade etmemek, hakmdir, adaletmidir? hayir degil, amma bazilari işde bunu, aynen kuran ayetlerini kötü yol olan, sihir büyü icin kullandiklari gibi, bu tohumuda mahpus ve esir edip "benim cinim var" diyenler, ananin ... a var, ne cini mini, işde o hardali mahpus ve esir edip, onunla görür, duyar, ve ondan haber alir. ve dünyada hersene iki defa ilkbahar vardir bizde ilkbahar olur, aşagida, Afrika ve Brezilya ve Avustralya gibi alttakilerde sonbahar olur, ve bizde sonbahar oluncada, onlarda ilk bahar olur, böylece dünyada senede iki defa ilk bahar, iki defa sonbahar,.... olur, öyle olunca, Allah bu dünyaya koydugu bu kurali, kuşlara koymuş ve göcmen kuşlar, senede iki baharda, iki defa yavru cikarir, ve iki döl verir, insanda işde günahlari ve sevablari sebebiyle erdigi cibilliyatin mevsimi olan tohumu, mevsiminde, o kara hardal tohumu olarak kuyruk sokumundan, kopup hacetine karişmiş olarak tohum verir, amma siz siz olun, onu ve onlari mahpus edip, esir edip kullanmayin, bu sizin sonraniz icin, cok kötü sonuclar meydana getirir, amma, inceleyecek bilim adamlari icin, bazilarina bakmak, incelemek, ve bunun hak ve gercek odugunu, Allah in yeniden yaratma işleminide bu tohumdan yaptigini bilmesi, ve herkesin ögremesi icin yegdir. amma dedimya onlari esir etmeyiniz. " Dikat matrix filimindeki insan tarlalarini hatirlayiverin, neydi o tarlalar, ve insan tohumlari, bilirmisiniz, ve sonunda kanala karişan tohumlar, gavurun bulupda, amma hikmetini bilemedigi yer."
---------oOo-------------------
onlar yatak elbisleri ile namaza durarlar
10 - Kılıksız bir halde, kirli iş elbisesi içinde veya başkasının yanına çıkamayacağı bir kıyafetle namaza durmak. Hz. Ömer (ra) kirden sakınılmayan hizmet elbisesi ile namaz kılmakta olan bir kimseyi görünce ona hitaben: "Seni bâzı kimselere göndersem bu elbise ile gider misin?" diye sormuş; o da, "Hayır" deyince: "Cenâb-ı Hak, kendisi için süslenilmeğe en lâyık olandır" buyurmuştur.

Namazda müstehab olan mu'tad elbisedir. Yani başkasının yanına da giyilerek çıkılabilen elbisedir. Gecelik ve pijamalar, evde giyilen mu'tad elbiseler olduğuna göre, onunla namaz câiz olur. Fakat evlâ olan pijama ve geceliklerle namaz kılmamaktır. Çünkü temiz olmama ihtimali mevcuttur.

11 - Kısa kollu elbise ile namaza durmak. Kolları dirseklere kadar sıvalı, lâubali bir vaziyette namaza durmak da mekruhtur.

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ benî âdeme huzû zînetekum inde kulli mescidin ve kulû veşrebû ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhıbbul musrifîn

Meali :

Ey Âdemoğulları! Her secde ettiğinizde (Namaz Kildiğinizda) ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 31. ayet)

Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

(Namaz kılarken en iyi elbisenizi giyinin. Allahü teâlâ, kendisi için ziynetlenmeye, süslenmeye en layık olandır.)

( Hadis-i Şerif ,Beyheki)


Gecen haftadan kalan vaazin devami

"Cehennemliker demir olma makamina ererler" , den kasit yani mesele senin evinin tenceresi olma şerefine ermiş amma, haala azabi bitmemiş, günde iki defa, üc defa ocagin üstüne sürülüp, cehhennem azabi tatdirilmakda.
yine senin evin caydanligi olmuş günde 5 defa ocagin üstüne sürülüp, cehhennem azabi tatdirilmakda.
ya birr de mahellnin kahvehanesinin cay semaveri olduysa, günde kac defa ateşe sürülüyor yada ateşden hic inmiyor.

-----------oOo----------------

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُواْ عَنْهَا لاَ تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاء وَلاَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn

Meali :

Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 40. ayet)


"deve igneinin deliginden gecesiye kadar yancaksaniz" ayeti ile yani deve ignenin deliginden nasil gecer, yine deve yünü olupda, devenin yününün igneden gecip örüldügü cübbe oldugu kazak oldugu döneme kadar yanacaksiniz demekdir, ne zamani biliyoruz diyorki muhammedin veysel verdigi cübbe deve yünündendi yani en yakin dönem taa yaklaşik muhammed vaktine kadar yancaksiniz dmek gibi yasda odnan dah önce igen ile ve örmenin keşfoldugu yada dokumanin keşfoldugu zamana kadar yanacaklar, yani cennte giremeyecekler, cezalari o kadar uzun zaman sürecek.
sonra toprakdan cikip deve olrak dogmak yani devenin yedigi ot olup, yada annesidnen icdig süt olcaksiniz, sonra o süt ile deve yünü olcaksiniz, sonrada örülüp kazak olcaksiniz cübbe olcaksiniz, yani öyle olunca, igne ile örgününün keşfedildgi zamana kadar yanmak vay Allahim vay yani.

Kadının Kalktığı Yere, O Yer Soğumadan, hemen Oturmak Caiz Midir?

"Kadının Kalktığı Yere, O Yer Soğumadan hemen Oturmayın, oraya şeytan oturur."

( Hadis-i Şerif )


Eger oturursan, vesvese ehli kimse olur cikarsin, artik senin kulagina o gün, şeytan fisildar durur, sende onun sözünü tutan cocugu olursun.
bu hadisdir, itiraz edeni rabbim o hastaliga dücar etsinde, o hadisin hak oldugunu bizatihi hakkal yakin tadarak bilsin ögrensin.


ve yine "yabanci bir kadinla,evlenmek helal olan yabanci bir kadinla, tenhalaşmayin."
( Hadis-i Şerif )

Bu bir Hadisi şeriftir, bunun hadis oldugunu itaraz edeni, rabbim onun zaraina dücar etsinde, hakkal yakin biztatihi tadarak anlasin, amma cok gec olacak bu ikisnin hak oldugunu anladigi zaman, o hastalliga veya belaya dücar olmuş olcak.

----oOo-------------
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”

( Hadis-i Şerif ,Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pirifâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.”

( Hadis-i Şerif , H. No: 39384)

####ALINTI#####
“Âlimler, dünya kadınlarının cennette bir yaşta olacaklarını, Hurilerin ise büyük-küçük (nefislerin arzu ettiği şekilde) çeşitli yaşlarda olacaklarını söylemişlerdir."

"Nebe sûresinde cennetliklere ihsan edilen nimetlerden bahsedilirken de cennet hurilerine atıfta bulunularak “ve kevâibe etrâbâ” buyrulmaktadır. Bu âyetteki “kevâib” gençliğin en ilk ve en güzel dönemini ifade etmekte olup, ergenliğinin ilk demlerindeki genç kızlar demektir. “Etrâben” ifadesi ise aynı yaşta (yaşıt) manasındadır.” (Muhtasaru Tezkireti’l-Kurtubî, s. 101)[2]
Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde hicri yüzyıl başı olan Hicri 1400’de zuhur edecek olan; en büyük müceddid, kutb-u azam ve en büyük veli olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini haber veren çok belirgin olayların varlığından bahsetmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen tüm bu alametlerin, içinde yaşadığımız Hicri 1400’lerde ardı ardına gerçekleşiyor olması, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış döneminde olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemlidir.
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların artarda kopması gibi.

( Hadis-i Şerif , Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)

Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerle bildirdiği ahir zamanda gerçekleşecek bu olaylar adeta birer zaman belirleyicisidirler ve aşamalı zamanları temsil etmektedirler. Bu yönleriyle; ahir zaman olaylarının bütünü bir saat gibidir ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu müjdeleyen olaylar, tüm safhalarıyla bu saat üzerinde aşama aşama mevcuttur. Öyle ki, bizim bu saate yani olayların akış sırasına bakarak ahir zamanın neresinde olduğumuzu tesbit etmemiz de söz konusu olmaktadır. Hatta yine Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahir zaman ile ilgili bu hadislerine bakarak gelecekte olacak olaylar hakkında fikir sahibi olmamız da Allah'ın izniyle mümkündür. [3]

####ALINTI SONU #####

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Alametlerin birbiri arkasından gelmesi, aynı ipte dizili incilerin peş peşe dökülmesi gibidir.”

( Hadis-i Şerif , İbni Hibban Sahih 1883, Mecmau’z-Zevaid 7/331, Taberani Mucemu’l-Evsat, Albani Sahihu’l-Cami 3227)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Alametler ipte dizili inci gibidir. Eğer ip koparsa (ilk alamet görülürse) hepsi tek tek dökülür.”

( Hadis-i Şerif ,Ahmed 2/220 No 7040, Mecmau’z-Zevaid 7/321)

Cennetlikler 30 yaşinda yada 33 yaşinda olacaklar, yani önce genciligin sirri cözülmeli cünkü : Kiyamet alametleri tesbihin taneleri gibi, ardi ardinca gelecek hadisi ve mesela eger kazak örmeye yada, bir işe başlanmasi gereken yerden başlanirsa sonuca varilir, kazak ortadan örülmeye başlanmayacagi gibi,
ölümün caresini bulmak icinde, önce genciligin sirrini cözmekden başlamak gerekiyor, yanliş yerden başlayan, sittin sene bunu bulamaz yanlişdir, labirent yanliş, eger gencilgin sirrindan başlanirsa, ardina ölümün sirrida cözülür, ölüm ödürülür velhasil kelam.

şeytan imani calarmi, ölüm aninda gelirmi?

ve kaderde insanin anne karninda, şakilerden veya saidlerden olmasi yazilir diye bir durum olabilirmi, ve o zaman bütün ömür bir seneryodan ibaret olmazmi? Eger sonunda olacak olan olur demek olur bu.
Böyle bir durumda, peki bir ömür iyi amelleri işleyipde sonra imansiz gitmek diye bir durumda var, Allah böyle bir adaletsizilik yaparmi demek gelir soru olarak?

Cevap

Burada adaletsizligi yapan Allah degil, o kulun bilincsizligi, iyi ile kötüyü ayirt edememesi ve farkinda olmayiş.

ve mesal emekli olmuş bir ihtiyari, yahut normal genc bir insani, tam ayligini avm edeki otamattan cekip evine gidecekken, yolda bütün aylgini (parasini) calan bir HIRSIZ icin, burada adaleti Allah dami arayacagiz, haşa Allah adil davranmadi, bu adam bir ay terledi yoruldu, calişdi, "bu revamiydi" diyecegimiz binlerce olay var.
amma burada adaletsizligi yapan şeytan aleyhillane, ve o hirsiza verdgi ve yükledigi misyon ile, o parayi caldirdi, ve o adamin ne zorlukla parayi kazandigi, o hirsizin umurunda degil, burada onun derdi adalette degil, kendi rizkini kazanmak onun derdi, ve bu rizkini kazanmak yöntem ve yolunuda, asalaklik olarak secmiş, hazira konma kazanilmiş paralari calma yolunu kendine benimsemiş.
Peki binler ayni yöntemi kullanan hayvan ve insan var, başkalarinin siritindan gecinmek, ve Allah bazilarinada, bunu cibilliyat olarak vermiş, pire, bit, zecken birinin sacindan yada vücudundan beslenir, onun riziki calişip kazanmak diye bir derdi yokdur ki, biner birinin sacina yada koynuna, onu yer durur ayni böyle inslardan da, zengin bir adama, yada kadina yapişan keneler vardir, ondan otlanir durur, ta öldrülesiye kadar, derdi de adalet falan degildir.onun yaptigi ona göre adildir enayileri soymak yegdir hani adam der ya "Gavurdan yada domuzdan kil koparmak sevapdir" ahlaki yani.
öyleyse Allah akilsizligi kabul etmez,

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

أَفَلاَ تَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

e fe lâ ta’kılûn

Meali :

siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? yada haala akletmezmisiniz.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 44. ayetten pasaj)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb

Meali :

Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 269. ayet)


[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لاَ يَأْلُونَكُمْ خَبَالاً وَدُّواْ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاء مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الآيَاتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû bitâneten min dûnikum lâ ye’lûnekum habâlâ(habâlen), veddû mâ anittum, kad bedetil bagdâu min efvâhihim, ve mâ tuhfî sudûruhum ekber(ekberu), kad beyyennâ lekumul âyâti in kuntum ta’kılûn

Meali :

Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 118. ayet)

Allah, Aklinizi kullanin, tedbirinizi alin, dostu düşmani, hatta Allahin düşmanin düşman dostunu dost bil der

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûllezînettehazû dînekum huzuven ve leiben min ellezîne ûtûl kitâbe min kablikum vel kuffâra evliyâe, vettekûllâhe in kuntum mu’minîn

Meali :

Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.

(Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 57. ayet)

Yani Yanliş kimselerle dost olursan senin, fabrikandan aşirir calar, yine senin malindan calar, senin devletinden vergi kacirir clar cirpar hakisz yere kullanir devlet malini, yani sen ekle bunun devamini da, o olayda Allah adaletsizlik etmiyor amma.

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Meali :

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)

Bir nehire, bir yerden bir pislik karişirsa, bu nehiri pislese, yani mesela zehirli fabrika atigi aksa, bu nehirin tamami kirli olur, o zaman o nehirdeki balikda zehirli olur su da icme suyu haline geciyorsa, o icmeyi suyuda zehirli olur, o yüzden bu nehirin temizlenebilimesi icin, ancak bu zehirin kariştigi yeri bulup, o zehirli atik karişmamasi icin önlem almak gerekir.
ve öyle olunca peki o zehir karişmiş su ne olacak, biz önünü gerdik, önlem aldikda, amma bin ler metreküp su, şifa yerine zehirli oldu,
onuda ancak yeniden arindirmak ile temiz hale getirebiliriz, işde burada arindirma işlemi icin iyi ile kötüyü ayiran bir elek lazim, ve senin yada, o amcanin ayligina bir yerden haram mal karişdi ise, o parayla o adamin evindeki mümin bir kadinin, veya cocugun bogazina girmemsi, zehir olmamasi icin, belkide bu paranin o eve girmemesi lazim degilmi, o yüzden, belki Allah, daha bu parayi, o cocuga kadina zehir olmadan, günah haline almadan, önlemini aldi ve bir tilkisini gönderdi ve o hirsiza o parayi caldirdiki, o zehirli su ,yada para o eve varamadi degilmi, yani cooook uzun HIZIR meselesidir bunlar, ve Nisan ayina girdik nisandan sonra MAYIS hedefde MAYIS ve HIZIRA dogru yelkan acitik, hadra yani HIZIR, yeşil ve yeşillik mevsimi, Rabbim Dogamizi ve dünyamizi öldükden sonra yeniden velkbeas eden Allah, HIZIRI ve nisan yagmurlari ile diriltsin inşallah, o yüzden bu vaazimizin konu resimi yeşil renkli hadzra yani yeşil ve HIZIRI cagirmak icin ki, yürüyevrsinde her yemyeşil olsun inşallah.

acbül zenb meselesinde işde meyva veren insanin, demiri agir gelince kazandigi yeni cibilliyatinindaki cani ve ruhu olcak can, onun derine gidecegi, yoksa dişa cikip rahatmi kazanacagi ondaki yazilim ile belli, günah insani cehenneme sokacak ise, o zaman günah bedende nerede toplanir, ve nedir nasil bir haldedir, fiziki boyutu nedir, acbül zenb yani günahlarinin meyvasi demek o mudur. iman nedir, cok agirmiş dünyayi bir kefeye koysan, imani diger kefeye koysan yada kelimei tevihid koysan, kelimei tevhid daha agir, yani iman daha agir, amma iman dibe degil agriligi ile yukari cikariyor insani, oysa günah da agir o ise dibe cöktürüyor insani ve magmaya ateşe maruz birakiyor.

#####ALINTI####

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
(La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) demek pek kolay, değeri ise çok yüksektir. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Bu öyle bir kelime ki, bunu terazinin bir kefesine koysalar, öteki kefesine de yedi kat yerler, yedi kat gökler dolusu günah koysalar, bu kefe ağır gelir) buyuruyor.

İmanı olanı ateş yakmaz. Çünkü Kelime-i tevhid onu korur. Asırlarca, imansızlar bu kelimeyi söylememek için öldüler, Cehenneme gittiler. Müslümanlar da bu kelimeyi söyletmek için şehit oldular, Cennete gittiler. Fark sadece budur, yani bir Kelime-i şehadet hakkı bâtıldan ayırıyor. Asırlardır Müslümanlarla kâfirler arasındaki savaşların sebebi sadece budur.

Bu Kelime-i tevhidi ihlasla söylemeyi yani buna iman etmeyi Allahü teâlâ kime nasip etmişse, bu dünyada ondan daha zengin, daha mutlu, daha bahtiyar hiç kimse olamaz. Onun için bunu söylemeyi Cenab-ı Hak kime nasip etmişse, kul bundan daha iyi ne ister ki? Çünkü Allahü teâlâ en kıymetlisini verdi. Bundan daha kıymetlisi yoktur.

Allahü teâlâya hamd olsun ki, bu Kelime-i tevhide inanmayı ve onu söylemeyi bize nasip etmiş. Mesela Peygamber efendimizi gördükleri hâlde, Ebu Cehil, Ebu Leheb, Kelime-i tevhidi söylemedi. Ama Hazret-i Ebu Bekir ve diğer Eshab-ı kiram söyledi. Bu iş şaka değildir. Cennet ve Cehennem söz konusudur. Söyleyen Cennete, söylemeyen Cehenneme gider. Onun için her fırsatta Kelime-i tevhid söylemelidir.[4]

#########ALINTI SONU ##########

Biz diyoruz ki bu beden bu dünyada ceza cekiyor ve yanyor dedik, öyle deyince birileri dediki firavunun cesedi "British Museum" da duruyor ve her gün öyle ateşe falanda sürülmüyor diyor, işde burada o onun meyva verdigi acbül zenblerini, günahanin meyvlarini hesaba katmiyor, o kazandiklari hali ile nerde meyva verdi, insanmi oldun hayvanmi oldun demir mi oldu, tenekemi oldu demiyor, o onun son halini ele aliyor sadece.

o zaman ceza cekecek olan firavnun cesedinin müzede olmasi onun cehenneme girmeycegini göstermez,
aynen "köpek ve resimi giren eve, melek girmez." hadisi ile amel eden bir kafir, alir evine bir köpek, yada asar duvarina bir köpek resimi, ve o evdede her halti gever, her günahi işler, yani artik onu kaydetcek melek yok ya o evde, günahda yazilmaz ona degilmi o zaman, yani bu din ahmaklik degil kardeşim bazi olalarain youmuda yine bir bir hadisin sihhati de akla ve mantiga aykiri oluşu ilede yanliş oldugu anlaşilabilir, cok kurnaz bir insanda uydurmuş olsa, bir yerinden, ya akla, ya mantiga, ya dine kurana uymaz ki, yanliş oldugu belli oluverir yani.

Bir agac senede iki defa meyva verirmi, insan iki meyva verir, yani kuşlar, göcmen kuşlar, bu bahar bizde yavru veirir, sonra gider bizde sonbahar iken, afirikada bahar olur, bir yavurda afirkda verir.
öyle olunca o kuşlarin ciblilyati olan bu hal isanda sene de iki defa meyva yani acbül zenb dogurur, ve onun kazndigi hali, ameli, onun icindedir, ve o hali ile, yani can bulup ceza yada, cennetlik olacagi o hali iledir, sen görmedin mi agaclar her sene meya verirken, bir meya yendi can oldu, diger meyva damizlik tohumluga ayrildi, biride dalinda cürüdü yada vardigi evde cürüdü, peki sen hangi meyva ve can olacaksin, nerede biteceksin biliyormusun, o firavunda elbet canli iken kazandigi ameli ile meyva oldu , acbül zenb verdi, agac hersene aldigi yeni su ile yeni meyva vermiyormu, insan da yedigi gidalar, icitigi su, ve birde onlarla ettigi fiil ve ameli ile, nasil olurda her sene yaptigi amelinin hasatini almsin, yani öyle olunca, haşr ve hesap her sene bir mevsim hasat oldugu gibi, ve dünyada dört mevsim var ve, hersene dört mevsim, yeniden yeniden yaşaniyor, o zaman, her senenin ramazini müslüman ve müminlerin hasat mevsimi demedimi muhammed
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ey insanlar! Size büyük bir ay belirmiştir. Bu ay, mübarek bir aydır. İçinde bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bulunduğu bir aydır. Allah ayda oruç tutmayı farz kıldı ve gecesini de nafile ibadetlerle değerlendirmenizi istemiştir.

Kim bu ayda hayırlı bir hasletle/özellikle Allah’a yaklaşırsa (o hasleti vesile kılarsa), bu ayın dışında farzı yerine getiren kişi gibi olur. Kim bu ayda bir farzı yerine getirirse, bu ayın dışında yetmiş farzı yerine getirmiş kimse gibi olur.

Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise, cennettir. Bu ay, hayır ve iyilik ayıdır, müminin rızkının arttığı bir aydır.

Kim bu ayda bir oruçluyu iftar ettirirse, bu onun günahlarının affına, cehennem ateşinden kurtuluşuna vesile olur ve oruçlunun sevabında hiçbir azalma olmaksızın aynısı onun için de olur.

(Sahabiler) dediler ki:

- Hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şeyler bulamayabiliriz?

Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdu ki:

- Allah, bu sevabı, oruçluyu bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt ile iftar ettiren kimse için de verecektir.

Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur.

Kim kölesinin/hizmetçisinin yükünü hafifletirse Allah da onu cehennemden azat eder.

Bu ayda dört hasleti çoğaltın: Bunlardan iki tanesiyle Rabbinizi razı edersiniz, iki tanesine de ihtiyacınız vardır.

Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet: Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik etmeniz ve ondan af dilemeniz (istiğfar etmeniz)dir.

Hep muhtaç olduğunuz iki haslet ise, Allah’tan cenneti istersiniz ve cehennemden O’na sığınırsınız.

Kim bu ayda bir oruçluyu doyurursa, Allah da ona benim havzımdan bir yudum içirir ki, artık o, cennete girinceye kadar bir daha susamaz.

( Hadis-i Şerif , İbn-i Huzeyme, Sahih; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 5/223; es-Saati, el-Fethu'r-Rabbânî, 9/233; el-Hindi, Kenzu'l-Ummal, 8/477)

Peki Raamazan ayi insanin ömründe bir defami, hayir her sen yeni rmazan geliyor yeni hasat mevsimi, peki o zaman senin meyvanda hersene ramazanda hasat olabilir olmayabilir,amma, mesele portakalliga eren birnin hasat mevsimi kişa yakinken, amma kirazin hasat mevsimi ilkbahar degilmi, kirazligaa eren biri ile, ayvaliga eren birnin acbül zenb verme mevsimi farkli zaman araligindadir, senin kazandigin yeni halin demirlik ise demirlige erdin ise cezayaa müstehak oldun demekdir, sanki bugday olunca hemen cennetmi var? degmen, var firin var, varda var,..... yok elma ise bugday isen nimet oldun cana erdin, demir celik isen cehenneme erdin.


Yeni ölen birinin ilk gecesinde, onu sorgu sual etmek icin gelen "Münker Nekir" denen Melekler, dört beş soru ile, o insanin, cennete cehenneme gidecegine karar veriyor olurmu, bu sorularda.....o zaman degil mahşerde sorulcak deniyor?

Adam öldü ve beyin ölümü henüz gercekleşmedi daha, adam bedenine yaşiyor ama, rüyada görüyor gibi görüyor duyuyor hala, ama kolunu hareket ettiremiyor, artik yine cevap veremiyor, dudagini dilini kaynaştiramaiyor artik, amma beyin öllmedi henüz, amma adam öldü, yani öldükden sonra kabire girip, münker nekirin sorgusuna kadar gecen meseleside, beyin ölümü olmasi icin, adamin fişini artik münker nekir tamamen bendenden cekmesi demek yani, bedeninden artik onu tamamen koparmasi demek, ama işde iyi ruh, ve habis ruh burada devrede , cennet cehennem burda devrede.
amma münker nekirin sualine gelince : gümrükden gecerken, seni iki saat mülakatta tutmazlar, arananlar listesinde varmisin, yokmusun, bir ona bakilir, birde vizen varmi, ismin ne, resimine bakilir, sen omusun, milletin nedir ona bakilir, Türkmüsün alamanmsisin, vatandaşmisin yani o devletin vatandaşimisin, yoksa yabancimsin degilmisin, yani kac tane soru ve sorun var ona göre, o devlete gececegine veya gecemeyecegine karar verilir, öyleyse, münker Nekir de bu önemli sorular ile işde, o kimsenin cehemen yada cennete gececegi belli olur, önce namazdan sorulur cevap verebilirse namazdan gecerse diger sorularida cevaplar deniyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyâmette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer ameller kabûl edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir amel kabûl edilmez”

( Hadis-i Şerif ,Taberani)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölü mezara konulur. Salih kişi kabrinde endişesiz ve korkusuz oturtulur. Sonra ona;

“Rabbin kim?” diye sorarlar. O:
“Rabbim Allah’tır.” diye cevap verir. Melekler:
“Dinin nedir?” diye sorarlar. O:
“Dinim İslam’dır” diye cevap verir. Melekler:
“Size gönderilen şu kimse (Muhammed (s.a.v) kimdir, onun hakkında ne diyorsun?” diye sorarlar. O:
“O, Allah’ın peygamberidir.” diye cevap verir. Melekler:
“Amelin nedir?” diye sorarlar. O:
“Allah’ın kitabını okudum, ona inandım, içindekileri tasdik ettim.” diye cevap verir. Bunun üzerine, gökten bir münadi şöyle seslenir:
“Kulum doğru söyledi. Ona Cennet’ten güzel düşekler hazırlayan, rahat ettirin, kendisine Cennet elbiseleri giydirin. Onun için Cennet’e bakan bir kapı açın.” denir.
“Kulumun kitabını (ismini ve amelini) “illiyyin”e yazın ve sonra onu bedeninin olduğu yeryüzüne götürün.” buyurur. Ruh bedenle kabirde buluşur.

“Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenen ve imana yanaşmayanlar var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğnenin deliğinden geçmedikçe Cennet’e giremeyeceklerdir. Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.”( A’raf, 40.) Efendimiz (s.a.v) bu ölünün halini anlatmaya şöyle devam etti:
“Yüce Allah meleklerine: “Onun kitabını yerin en alt tabakasındaki “Siccîn”e=Cehennem’liklerin isim ve amellerinin yazıldığı deftere yazın.” emrini verir. Ruhu şiddetli bir şekilde atılır. Ruh bedenle kabirde buluşur. Yanına iki melek gelir, onu oturturlar. Kendisine:
“Rabbin kimdir?” diye sorarlar. O:
“Ne! Ne! Bilmiyorum!” diye cevap verir. Melekler:
“Dinin nedir?” diye sorarlar. O:
“Ne! Ne! Bilmiyorum!” diye cevap verir. Melekler:
“(Hz. Muhammed’i (a.s) kasdederek): Şu size gönderilen şahıs hakkında ne diyorsun? diye sorarlar: O:
“Ha, ha! Bilmiyorum” diye cevap verir. Bu arada semadan bir münadi şöyle seslenir:
“Hep yalanladı. Ona ateşten bir döşek serin. Kendisi için Cehennem’e açılan bir kapı açın.” denir. Hepsi yapılır, Açılan kapıdan kabrine Cehennemin sıcaklığı ve zehirli alevleri ulaşır. Kabir onu öyle bir sıkar ki, kaburga kemikleri biribirine geçer

( Hadis-i Şerif ,Ahmed, Müsned, III, 3; IV, 287; Ebu Davud, No: 4753; Hakim, Müstedrek, l, 37-40; Acurri, eş-Şeriatu, No: 879)

Öyle olunca artik onun cennete gecmesi demek, artik iyilerin diyarina gececegini gösterir, ama sıkıntı varsa meselee gümrükten gecmek isteyen kacakcı ise, ve o listede ismi varsa, tutuklarlar, bunu hapse atarlar degilmi, yani burda münker nekir ne diye inkar ediliyor ki?

Eger cennet cehennem halen hazirda mevcut degilse, Alllah nerden biliyorda cennetlikler derki, cennetlikler, icerki, yerki, diyor, bunlar masalmi be azizim. yikne muhammede miracda cennet diye neresi gösterildi o zaman, cehennemlikler, hangi olmayan cehennemde gösterildi degilmi?
Bunlar onlar icin varsayimlar mi azizim, yoksa halen hazir vaziyette var mi onlar ve cehennemlikler ceza, berikilerda sefami sürüyor?

Bir insanin bilgileri DNA si ile, anasindan babasindan cocuga gefühl olarak yani duygu olarak beynini oluştururken geciyormu? geciyor annenin babanin ruh hali, o cocugun ruhun yada duygularini yani ahfa cakrasini oluşturuyor, psikopatmi olacak, mutlu ve imanlimi olacak, onlari oluşturuyor diyor bilim adamlari, o zaman, sen annenden babandan, senin bedenine gecerek, annen baban iki alem sen başka alemsin, seni onlar dogurdu , dogurttu ise, onlarin aleminden senin alemine yani bedenine yani, alemden aleme geciş var, senin bedenin başka bir Alemse, yukarda senden başkalari var, yani hz muhammed mirac ettiginde

"her gök semasinda , yani her katta,hz Osmani gördügünü söyledi,"

( Hadis-i Şerif )
Yani benim dünyam bir beden ise, kaş göz kulak,.. annem ise aynisinba sahip kaş göz kulak, ve benim üstümdeki kattada benim bir benzerim var, amma o benden biraz büyük annem babam, ayni mamuşka bebekleri gibi, ici ice dünyalar, ve icdeki biraz kücük, ve öyle olunca, bu alemden bir tande üstte varsa, orda da bir dünya var, dünyanin üstünde ay var, yani osman zinnureyn iki nurlu, yani nur diye ay kastedilir, ve iki nurlu ay, ve muhammed dedi Ay veya kamer Osmanin simasidir yani yüzüdür dedi. öyle olunca baştaki hadise dönersek toparlarsak

"her gök semasinda , yani her katta,hz Osmani gördügünü söyledi," dedigimiz hadisde demek olur, her kattaki semada bir dünya var, o dünyanin üstünde de bir tane osman veya kameri ayi var demek olur.

-----oOo-------


Senden sonra senin cocugun, ondan sonra torununda, ondan torununda torununda olmasi, yani din ashabdan tabiine(ashabi takip edeneler zümresi yani onlara erişen nesil)e ietildi, tabiin den tebaüttabiine iletildi, ondanda etbaüttabiine iletildi... o zaman nasil o din bilgisi ashabdan bizlere kadar binlerce bedende sakli idi, ve bize kadar aktarildi, bu din bizden önce başka alemerde sakli idi, bize kadar intihal etdimi etti .... nasil etti işde, alemden aleme intikla ile ve ya buna tevatür deniyor, veyada insandan insana annene babana sana hocana gibi ve, sana bir ayetin inzal olmasi, onu ilk duydugun an, diger alemden senin alemine, o ayet yada hadis inzal oldu demek olmazmi?
Sonuc olarak :
Almden aleme geciş var yani.

Soru:


Kabir azabi bizim encok korktugumuz şeydir, bugune kadar din derslerinde bile bunu görduk.Fakat bu kadar korktugumuz birşeyi Allah bilmiyor muki tövbe haşa bize Kuran da hic bildirmemiş. dedikleri gibi baktim 1 tane bile kabir azabiyla ilgili ayet yok. Eee bizler hadislere göre buna inandik, peki ama hadislerinde gecerli olani Kurana uygun olani degil mi.Bu sadece bir örnek ...Demekki cogu şeyi bizler yanliş ögrendik hadis dedik inandik, ama Kuran da bununla ilgili tekbir söz yok. Bu Mehmet okuyan i tum videolarinj konuşmalarini izliyecem yarin Rabbim nasip ederse. Çünku gercekten elle tutulur gozle görülür şeylerle Kuran dan aciklama yapiyor, ve cogumuz bildigimizi sandigimiz pek cok şeyin aslinda yanliş bilgi oldugunu düşünmeye başladim. Belki seninde ilgini ceker diye paylaştim videoyu. Hayirli geceler Rabbime emanetsin.

cevap:

güzel insan kahvaltida bile ceşit arayip, peynir, zeytin, dometes, recel, bal, cay, kahve yiyip iciyorken, bir hocadan beslenmek ne kadar yanliş sen anla, bir hocayi dinlemek sade ekmek ile doymak gibi, insan nasil katik ariyorsa, sende ayni meseleyi bir cok hocadan dinle, arada birde bizdende dinle, sonra karar ver, recelmi sevdin balmi sevdin, yoksa hem recel, hem bal, hem peynir mi, sonra karar ver, yarinki kahvaltida da sevdiklerini sofraya kyoar yersin, bu bir misal inşallah, bende bana ilettigin videoyu dinliyor izliyorum, inşallah bu haftaki vaazimda bunlara biraz daha cevap yazacagim, notlarimi alip videoyu seyrediyon, teşekkür, iyi geceler, sende Allah a emanet ol.
----oOo---
Ucagi ucak icad oldukdan sonra tam manasi ile anlamamiz mümkün oldugu gibi, kuranda cennetlikler icin tatmadiginiz icecek ve yiyecekler vardirda aynidir, yani adem zamaninda yada hz ibrahim zamanidna pekmez mi vardi, yahut fantami vardi, yahut cola, cay kahvemi vardi, adem yada ibrahim diyelim yada ... kahve icecegini nasil tarif ederiz, fantayi nasil tarif edebiliriz, viskiyi nasil tarif ederiz bu gün viski icliyorsa icenler varsa viskiyi yada rakiyi nasil tarif ederiz onlarda birer icecek şarap cinsi veya şerib, hic icmediginiz duymadiginiz icicek diye tarif edilir degilmi?
----oOo------
[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَوْمَ تُبَدَّلُ الأَرْضُ غَيْرَ الأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ وَبَرَزُواْ للّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yevme tubeddelul ardu gayral ardı ves semâvâtu ve berazû lillâhil vâhıdil kahhâr.

Meali :

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve vahidul kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.

(Sadakallahul Aziym İBRÂHÎM Suresi 48. ayet)

Sen, annenin babanin cocugusun ama, anenin aynisi degilsin yine ne de babanin aynisi degilsin, sen ayri bir alemsin, başka bir aleme döndünmü? döndün, sacin farkli, sözün farkli, anlayişin farkli, sanma yer gök ayri yer, gök mesela belki annenden dogmadan annen baban Ankarda iken sen ise istanbul da okuyup istanbulda yaşayacaksin diyebiliriz belkide degilmi yani......

----oOo------

Akrabalarimizla ahirette nasil birlikte olacagiz meselesi :

Mesela Ayşe annemiz bizle nasil birlikte olacak, bak benim kardeşim ayşe olmuş, ninem yine ayşe olmuş, bak yine ayşe benimle, babam, mustafa ve bak muhammed benimle degilmi? daha ne? sonra Hasan ve Hüseyin amcam olmuş ve Hasan efendimiz Hüseyin efendimiz benimle ....
insan ahirte kimler ile olur? kurtulmuşlar zümresi ve salilhlerle birlikte olabilir, bakkal Kenan amca kurtulmadiysa onu bir daha nerede bulcan degilmi?

.... bak salihlere birlkte olmak nasil manada.....

-----oOo------

Bu dünyada sen Kimlerin Vildanisin? kimlerin Hurisisin? kimlerin zebanisisin bak bir ögren:

Vildan : Cenneteki hizmetli demek, bizler dünün cennetiyiz, yarinlarda bizim cennetimiz dedik, yada cehhenem hakeza, mesala bakkala gittin bakkaldaki kasaci amca sana hizmet eden bir vildanmi vildan, senin işini hesabini görüyor, yine o dükkandaki mallari raflara dizen, bir vildanmi senin icin, raflara ne güzel dizmiş degilmi? işde vildan, ama Huri meselesi yani san zevc olacak eşin, sevgilin, ex sevgilinde olabilir, veya vardir degilmi, ortaokul sevgilin, lise sevgilin, üniversite sevgilin, sonra karin, sonra cocukalarin.... işde huriler. Varsa Teyzen, Amcan, Dayin,anne Baban, kardeşin, hepsi senin etrafindakiler, yeni dogan bir cocugun dayisi ondan önce vardi, cennette seni bekliyordu, orda onu bekilyen, yine sevdgi ve sevgilisi olcak bir kizda sennden üc beş gün önce, yada sonra sana dogru, ve dogmak icin hazirlik yapiliyordu, onun amcasi hazirda vardi teyzesi ,......

Ben bundan uzun seneler önce, oturdugum yerden uzak bir yerde, bir kasapda, büyük kasapda calişdim sucuk, sosis, knacker, frankfurter ,.......... herşey üretiyorlaerdi, ve mesela HINZIR etinden olan grillik etleri paketliyorduk, sonra onlari gectigi yerde donduran, rayli bir bir soguk buzlukdan geciriyorduk, eksi 22 derece gibi donuyordu, sonra ben bir önde paketliyor, birde arkada kasaliyordum, ve kasaladigim zaman, peletlere yigiyor, sonra palet dolunca, onu hub wagel ile cekip, soguk buzluga koyuyurdum, yani

Kudsi Hadisde Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: Ben kimim, sen kimsin?
Nefis demiş: Ben benim, Sen sensin.
Azab vermiş, soguk Cehenneme atmış, yine sormuş.
Ben kimim, sen kimsin? diye
Azab vermiş, ateş Cehennemine atmış, yine sormuş.
Nefis demiş: Ben benim, Sen sensin.
Yine demiş: Ene ene, ente ente. (Ben benim, sen sensin.)
Hangi nevî azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış.
Yine sormuş: Men ene? Ve mâ ente?
Nefis demiş: Ente Rabbiye r-Rahîm, ve ene abdüke l-âciz. Yani, Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim

( Hadis-i Şerif , oruc bahsinde,Mektûbât, 29. Mektub, 2. Kısım, sf: 393; Ahmed Bican, Envâr’ul Âşıkîn, sf: 27; Osman bin Hasan el-Havbevi, Durretu'l vaizin, sf: 25)

Yani, o işde Allah i Rab kabul etmeyen, HINZIRLARI alip gidip soguk cehenneme sokan bir zebani oluyordum, sonra vakit geliyor bir ştablaci onlari TIRA yüklüyordu, ordan satilcagi merkete gidiyor, ordanda birsi aliyor, gril edip ateşe sokuyor, sicak cehennme sokan zebanisi oluyordu degilmi, peki akillanacakmi, HINZIRILIKDAN vazgececekmi? hayir, yani bu sefer onu işde, birisi yiyor, o adam imanli olabilirmi, yani domuz bize haram, yine ona cehennem tatdirilcak bir başka bednin parcasi oluyor, ondanda cikacak yine ayini azabi tadacak.
Yine daha sonra bir ekmek fabrikasinda calişdim, orada bugdaylar ekmek olmuş, o bugdaylar kimlerin ciblliyati idi, geldi un idi hamur oldu, sonra onlari fabrikada firina gönderiyorduk, yani sicak cehenneme yolcu ediyoruz, sonra ordan cikiyor soguyor, bu seferde şok buzluga göndereiyoz, şoklanip, eksi 22 derece buz oluyor, donuyor, yani soguk cehenneme, zemherire cehennemine atiyoruz, sonra ordan cikdimi, peketleniyor, ve yine bende kartonluyorum ve palete yigiyor, yine onun donuyon, yaniyon diye bagirmalarini duymayan bir zebanisi olarak, alip gidip, eksi 22 yada 27 derece soguk olan, buzhaneye koyuyordum, yani onu zemherire cehennemine sokan zebanisi oluyordum, kim bunlar, bak bunlar bugday olmuş, haram madde degil bugday, amma belki müslüman, ama günahkar Allah i kabul edemeyen nefis leri olan günahkar, yada rabim demeye dili varmayan birer ahmak adamlardi kadinlardi onlar, bak işde hem soguk cehennemi tatdilar mi? hem sicak cehennimi, bende onlarin bagirmasini donuyoruz, yaniyoruzz demesini duymayan zebanisi oldum, onlar istedikleri kadar bagirsin, alip gidip zemheriyreye sokuyordum sen anla artik.

----oOo------

Amel defteri sagdan verilen, soldan verilen ne demek bak :


saga taraf sol taraf, -9 -8 -7 -6 -5 -4 -3 -2 -1 0000 +1 +2 +3 +4 +5 +6 +7 +8 +9 hangi taraf sag hangi taraf sol

Allahin cemalini görmek yorumumuz

Allahin cemalini görmek, yaratan rabbini görmek, yani babasinin yüzünü görmesi mümkün olan cocuk, ve babasini göremeyen cocuk, muhammed babasini göremedi ikl halinde unutma, amma fatma oldu, o babasini gördü unutma......
...

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Çocuk isyankar, yağmur sıcak olmadıkça, kötüler yaygın hale gelmedikçe, iyilere kızılmadıkça, küçük büyüğe saygısız olmadıkça, kötü kişi namuslu kişiye karşı cüretkar olmadıkça kıyâmet kopmaz."

( Hadis-i Şerif , İmam-ı Şa'rânî, "Ölüm-Kıyâmet-Âhiret", Hadîs No: 862, Sayfa No: 466)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyâmetten önce bir takım kıtlık yılları vardır. O yıllarda, emin (doğru) olan kişi itham edilecek, hain kişi emin kabul edilecek, yalancı kişi doğrulanacak, doğru söyleyen yalanlanacak, o devirde Ruveybiye söz sahibi olacak. O taraftakilerden biri tarafından:

– Ey Allah'ın Resûlü, Ruveybiye nedir? diye soruldu. Allah'ın Resûlü:

– Âmmenin üzerinde (yani devlet) işinde konuşma yetkisi olan yani rey ile başa gecen birisi , beyinsiz (Ahmak) kişidir, buyurdular."

( Hadis-i Şerif , Ramuz’ul Ehadis, Hadîs-i Şerif, No: 1577, İmam-ı Şa'râni, "Ölüm-Kıyâmet-Âhiret", Hadîs No: 669 Sayfa No: 367)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İblis, âlimlerin kılığına girerek; falanoğlu falan bana Allah'ın Resûlünden şöyle şöyle nakletti, deyip yolda dolaşıncaya kadar kıyâmet kopmaz."

( Hadis-i Şerif ,Ramuz’ul Ehadis, Hadîs-i Şerîf, No: 751)

Rabbim, Ahirzaman Muhammed ümmetini ve, Mehdi ve Cemaatini, Kiyamet alameti olan Fitnelerden Muhafaza Buyursun.


DiPNOTLAR :
---------------------
[1] islamveihsan com/acbuz-zeneb-nedir
[2] sorularlaislamiyet com/insanlar-cennette-kac-yasinda-olacaklardir
[3] harunyahya org/tr/Ahir-Zamana-ait-Yeni-Bilgiler/17123/ahir-zaman-alametlerinin-akis-sekli
[4]dinimizislam com/Bir kelime-i tevhid

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]

[Resim: mp3-button.png]

Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...um1%20.mp3

https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...Bolum2.mp3

[Resim: Youtube-Buttons.png]

Vaazi Youtubeden Seyretemk icin Linke TIKLA


https://www.youtube.com/watch?v=Ssqe4NE_...e=youtu.be

https://www.youtube.com/watch?v=k9QAsxbx...e=youtu.be


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 02 Nisan 2018 Pazartesi

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

------------------
Etiketler : (Kar©glanin 02 Nisan 2018 Vaazi), Acbül Zenb Nedir?, Acbül Zenb Nerededir?, bahar, büyük hacet, cibilliyat, cibilliyat tohumu, erdigi Kemalatinin, hasat, iki defa Tohumunu Verir, ilkbahar, insan da, kuyruk sokumu, Senede, yeniden dogma, yeniden yaratilma,wc,old wc,old alafranga wc,new wc,new alafrange wc,turkis wc,türk tuvaleti,Kara Hardal Tanesi,Günah Tanesi,matrix filimi,onlar yatak elbisleri ile namaza durarlar,pijama ve geceliklerle namaz kılmamak,Her secde ettiğinizde,Namaz Kildiğinizda,ziynetinizi takının,güzel ve temiz giyinin,demir olma makamina ererler,senin evinin tenceresi olma şerefi,cehhennem azabi,cay semaveri,deve igneinin deliginden gecesiye,deve yününden cübbe,veysel karani,Kadının Kalktığı Yere Oturmayın,yabanci bir kadinla tenhalaşmayin,Cennet halkı kıyamet günü otuz üç yaşında olacak,otuz üç yaşında,Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir,Bir dizideki boncukların artarda kopması,Hz. Mehdi,Hz. ,Mehdi,ahir zaman,Alametler,dizili incilerin peş peşe dökülmesi,lülü,inci,şeytan imani calarmi,şeytan ölüm aninda gelirmi,adaletsizlik,pire, bit, zecken,ondan otlanir durur,domuzdan kil koparmak,hiç aklınızı kullanmaz mısınız,haala akletmezmisiniz,Allah, hikmeti dilediğine verir,Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş,Aklinizi kullanin, tedbirinizi alin, dostu düşmani, Allahin düşmanini düşman bil, Allahin dostunu dost bil,British Museum,firavun,göcmen kuşlar,ilkbahar,dört mevsim,Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur,üc aylar,receb,şaban,ramazan,Münker Nekir,Peygamber Efendimiz,Peygamber Efendimiz Buyurdular,Münker Nekir Sualleri,Rabbin kim,kabir, kabir azabi varmi,kabir sualleri,gümrük,gümrükten gecmek,namaz,kabirde ilk soru namazdan sorulur,Mehmet Okuyan,cennetlikler için, tatmadiginiz, icecek ve yiyecekler, cennet icecekleri,şerib,şarap,O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür,vahidul kahhar,Allah,Akrabalarimizla ahirette nasıl birlikte olacagiz,salihlerle birlikte olmak,Vildan nedir,cennetteki hizmetliler,Huri nedir,gilman nedir,zebani, zebani nedir,cehennem zebanisi,Ben benim, Sen sensin,Nefis demiş,soguk Cehenneme atmış,ateş Cehennemine atmış,Ene ene, ente ente,aç bırakmış,HINZIR,domuz,HINZIRILIKDAN vazgececekmi,eksi 22 yada 27 derece soguk ,zemheriyre,zemheri,zehmeri,soguk cehennem,şok buzlama,ekmek fabrikasi,kasap,Amel defteri sagdan verilen, Amel defteri soldan verilen,Allahin cemalini görmek,karoglan,(Kar©glanin 02 Nisan 2018 Vaazi),Kar©glan,Başağaçlı Raşit Tunca,Başağaçlı, Raşit Tunca,Başağaçlı Raşit, Tunca,Tasavvuf,tasavvuf bilgisi,tasavvufi vaaz,tasavvuf sohbeti,sohbet dinle,dini sohbet dinle,dini vaaz dinle, dini vaaz oku,dinbi sohbet oku,dini makale,islmaic,islmi resimcalligraphy,muhammed yazili resim,hat yazili resim,yesil dini resim,wc resimi,acbül zenb resimi,hardal tanesi resimi,kara gögcür,siyah boncuk,siyah bilya,Schrems,Nisan 2018,Original Kar©glan,Sessiz Zehirin, internetin Sesi, Onun Şifası Olan ,Radyo Karoglan,Radyo-K,

[Resim: Dini_Resim_V200320181840_N1.jpg]

Bu Evin Rabiyesi Hakkı için

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 24 Mart 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]
قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul innenî hedânî rabbî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin) dînen kıyamen millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn
Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali :

De ki: “Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
“Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 161. ve 162. ayet


---oOo---

Hakîm'in babası Muaviye îbni Hayde anlatıyor:

— Dedim ki, ya Resûlallah; kime iyilik edeyim?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Babana; sonra en yakına, ondan sonra en yakına... dedi.

( Hadis-i Şerif , Tirmizî: Kitab'ül Birri ve's-Sılâ, Bab : Ma câ'e fi Birri'l-Valideyni Ebu Davud: Kitab'ül Edeb, Bab ; Birrü'l Valideyni. Hakîm: «Bu hadîs sahihdir.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli şey’in, ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn

Meali :

De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 164. ayet)

RAB NEDİR?

Terbiye etmek, yetiştirmek, ıslah ve tamir etmek, yönetmek, sorumluluk almak, istediğini yapabilmek, başkan olmak, toplamak, yığmak, hazırlamak; malik ve sahip olmak, nimeti artırmak, üstünlük ve efendilik anlamlarındaki "r-b-b" kökünden türeyen Rabb, efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, düzelten, tedbir alan, sorumluluk üstlenen, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi reis, melik, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen kişi demektir Çoğulu erbâbtır

Arap dilinde "rabb" kelimesi; itaat edilen efendi, bir şeyi ıslah eden, bir şeyin maliki ve sahibi anlamlarında kullanılmıştır Rabb kelimesi, terbiye anlamında mastar iken mübalağa kastı ile terbiye ediciye (mürebbî) isim olmuştur.

Rabb, levh-i mahfûz'un Arş ve 7 semadaki düzeninin işleyişini Allah'ın sevk ve idare etme sıfatı olarak da tanımlanabilir.

Rab kelimesi Arapça bir kelime olup, Kur'an'da Allah lafından sonra en çok kullanılan isimdir; 970 defa zikredilir.[1]

RABiYE NE DEMEKDiR ?

Rab Allahin Terbiyet ediciligini anlatan ismi ve sifatidir, öyle olunca, insanin iki Rabbi : Anasi ve Babasi demek olur , Hz Yusuf Babasina "Rabbim" diye itaf ederdi,
Rab aynen "mümin" erkek mümine(iman eden erkek kimselere) verilen isim ve "mümine" bayan mümine (iman eden bayan kimselere) verilen isim yani eril ve dişillik ifade eder, ve yine "Halim" erkek ismi ve "Halime" bayan ismi oldugu gibi Rab Erkek terbiyeci yani baba ve Rabiye ise dişi terbiyeci yani anne demek olur, Her ev birer Terbiyet okuludur ve öyle olunca Evdeki annen, baban, deden, ninen, sizleri terbiyet eden Mürebbilerin, veya rablerin demek olur, ve her ev en az dört terbiyet edici rabden oluşur, ve yine o yüzdende bir nevi Erbea arapca dört sayisini temsil eder, ve bu dört kimse ,dört terbiyet edici Rab ve Rabiye demek olur, ve öyle olunca bir anne, bir de kaynana anne, bir baba, birde kayin baba, etti iki baba iki anne, ve etti dört Büyük RAB ve öyle olunca

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Felya’budû rabbe hâzâl beyt

Meali :

Öyleyse bu evin Rabbine kulluk edin.

(Sadakallahul Aziym KUREYŞ Suresi 3. ayet)

Ben dersemki "bu evin Rabbi ve Rabiyesi hakki icin" deyince o evin ana babasi, dede ninesi hakki icin demiş olurum, yani Rabiye Rabbin (Rab isminin) dişil halidir, anac halidir Rahim teceliyatli hali. ve ana terbiyesi ile baba terbiyesi farkli terbiyettir, ana : yemek yapmasini, bulaşik, yikamasini sökük dikmesini, cocuk bakmasini,.... ögretir. Erkek, yani baba ise odun kesmesini, tirpan bicmesini, kavga etmesini........... ögretir . Farkli terbiyet yetenekleri. Rablik işde insanin hayati idame edebilmesi icin gerekli ilk ve basit ana kurallari ögreten kimseler veya Allah in yani hepimizin Rabbinin o kimselerdeki tecelli ettigi hali demek olur.


Peki neden miras hukukunda kadina bir hisse, erkege iki hise, verildi anne ve baba ikisde ayni rab ise

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يُوصِيكُمُ اللّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَاء فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلأُمِّهِ الثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُ إِخْوَةٌ فَلأُمِّهِ السُّدُسُ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ آبَآؤُكُمْ وَأَبناؤُكُمْ لاَ تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاً فَرِيضَةً مِّنَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيما حَكِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ

Meali :

Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 11. ayet)


Bunu anlamak bu kadar zormu yani?

Burdaki ikiye bir hisse, cünkü her kadin, eger evlenirse, bir erkek onun kocasi olacak, ancak o kadin o evin masrafini karşilamak ile sorumlu degil, ne dedi peygamber

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ashâbım! Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Vasiyyetimi tutunuz. Zira onlar sizin idarenize ve himâyenize verilmişlerdir.

Kesin olarak bildiğiniz bir ahlâksızlık yapmadıkları takdirde, onlar üzerinde zorbalık kurmaya hakkınız yoktur. Eğer ahlâk dışı bir hareket yaparlarsa, onları yataklarında yalnız bırakın. Bir yerlerini incitmeyecek şekilde dövün. Şayet size itaat ederlerse, artık onlara zarar verecek bir şey yapmayın.

Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.

Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır.

Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine iyi imkânlar sağlamanızdır.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3)

Peki burdaki "darebe" dövmenin olamaycagini ileri sürenler, peki bunlara, "siz ey kadinlar! Empati yapalim ve şayet siz o boynuzlanan erkek olsaniz, ey kadin, sen ona, o zinakar kadina ne ceza verirdin, yahut onun evden gitmesinide istemiyorsun, amma birde ceza vermen lazim, yahut bir hakim bu konuda ceza yaptirimi uygulayacak, bu kadini hapise atin demesi mi lazim, ne yapalimda, bu kötü ahlakindan vazgecsin, ne yapalim Allah aşkina, biraz empati yapip siz söyleyin o zaman ey kadinlar, ne ceza verelim de, böyle ahlaksiz bir kadina ki, ahlakini düzeltsin, evine yuvasina sahip ciksin, nesli ve zürriyeti, kani ve hisimligi korusun degilmi, yarin yanlişlikla, bir kardeş bir kardeş ile evlenmesi durumuna düşmesin, olurda olur, o adam gider bir kadinla zina eder, ve oglan cocuk dogar, gider bir diger kadinlada zina eder, ondanda kiz cocuk dogar, amma kimsenin bundan haberi yok, sonra bu iki oglan kizda, yarin birbirine aşik olup evlenirse, nesil bozulur, cünkü kardeş kardeşle evlenince, bozuk mutasyon, hastalikli nesil, kan bozukluklari ortaya cikiyor, sakat cocuklar doguyor, 46 kromozomlu down sendromlu cocuklar doguyor.
Peki Hz Ayşe ye iftira atildiginda, Ayşe annemiz babasinin evine küs gitdi, peki bir rivayet varmi ki, Hz Muihammed Ayşe yi darebe ettide, dövdüde, ondan babasinin evine gitdi diye, yok. Peki dövmedi diye bir rivayet var mi, onu dövmedi diye var mi? yok. peki niye küs gitdi o zaman bilen var mi? yok. yani amma Allah kuranda hafifce dövün dediyse, o zaman muhammed kuranin ilk hadimi ise, o zaman muhammed kurana uyacak ilk kimse ise, ilk defa kadini bu yüzden hafifce döven olmali degilmi, varmi peki bunu inkar etcek bir hadis ayet? muhammed ayşeyi dövmedi diye varmi? yok o zaman anasinin evine küs gitcek kadar hafifce dövmüş olabilir mi? Evet Olabilir, Allah emrettiyse daha ne! uygulayacak ve yapacak o zaman, yada muahammed bunu, o hadise vuku bulunca böyle uydurdu demek lazim, peki size hangisi daha dogru geliyor bir tefekkür ediniz.
ikinci mesele burdaki kadinin hakki olan, onun yörenin giderine göre, yiyecegini, giyecegini barinagini temin etmek onun erkeginin üzerine borc, ve öyle olunca masraf erkege ait, öyle olunc msaraf evin yiyecegini giyecegni saglamak bir gider ve para ve kazanc meselesi, öyle olunca, erkek eger işde işi de yok ise, bu elde ettigi miras yolu ile kalan mal ile, işde en azindan, o evin reisi olarak, evin giderlerini karşilar, amma kadin bundan mesull degil, ancak kadin eger evlenmez ise, işde tek bir kadin veya dul kadin olursa, işde masrafda yariya inecegi icin, ona bir hisse, erkek ise kadinin ve cocuklarin masrafini ödemekle sorumlu oldugu icin, onun daha cok hisse veya iki hisse hakki var, yoksa burda yine Allah adaleti gözetmiştir, eger kadin iki hisse yada malin yarisni alirsa, burada her iki cocuk olan evde bir kiz bir erkek ise, malin yarisni kiza verildi, amm kiz vardigi evdeo evin masrafindan sorumlu degil, ve bu mirasdan aldigi parayi ne yapar? belkide lüks masraflarda kullanir, makyaj, moda vesaire gibi, halbuki erkek ise, yemek icmek giymek kira elektrik ve su parasi ödemekle sorumlu degil mi? öyle olunca onun, Erkegin bu hisseden iki hisse almasi demek işde, yeni kurdugu evindeki masraflarinda ona yardimci olmak demek olur, yine yeni kanun cikardilar, işde belli miktarin altinda mallari bölemezsiniz diyor o kanun koyucu, evet yani ne olcak o zaman peki , nasil hüküm sürülcek o zaman? mesela bir dönüm tarla var, amma oniki mirasci olsa, bir dönümü 12 ye bölünce, bir kaşik miras düşcek, o zaman bu bir kaşik kimin neyine yarayacak, yani öyle olunca burda tüzel kişilikler tayin edip, bu malin hukukunu, bu tüzel kişilik, eger miras kalan mal mesela tarla ise, onu ekip bicip, elde edilen hasat, veya kar edilen parayi, işde bu oniki mirasciya bölerek, mal bölünmemiş ama, kar bölünmüş olur, o malin bütünlügü bozulmamiş olur, hadi bunu (miras kalan Tarlayi) onikiye bölsek, ondan sonra, o her oniki kimseninde en az iki cocugu olsa, bu mali daha kaca bölecek, kalan zaten bir kaşik idi, o bir kaşigida ikiye bölünce, yarim kaşik mal kaldi her birine, ya sonra, birdaha sonra, mal telef olacak degilmi ? evet T a y ip amca ve adamlari bu kurali iyi koymuş ve haklilar.

BU HAFTANIN TEFEKKÜR SORUSU

Biz öyle bir Allah a iman ediyoruz ki, Herşeyi işiten, ve herşeyi gören, ve herşeydan haberdar olan bir Allah a iman ediyoruz. öyle olunca Allah Türkiye Ankarada ki Ahmet amcanin her halini ve yaptiklarini ve yapacaklarini söylediklerini, ve söyleyeceklerini, duyan, gören, bilen, ve hisseden Allah, Almanyadaki Franz in da yaptiklarini yapacaklarini ve söyledklerini, ayni anda duyup görüp bilip hissdiyor, öyle olunca, peki dünyada herşeyi ayni anda, gören, duyan, bilen, ve hisseden ne var ki, biz ona diyelim ki, Allahin o üc sifati veya ismi, bu tek kimsede toplu tecelli ediyor dilyebilelim. kimdir bu halife? hangi halifesinde, bu üc veya dört isim, ayni anda tecelli ediyor?
[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fadlen minallâhi ve ni’meten, vallâhu alîmun hakîm

Meali :

Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir herşeyin en işlere yaryaacagini , yani hikmetini de bilir.

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 8. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe semîun alîm

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Duyarakda bilir)

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 1. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَّ مُبَدِّلِ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve temmet kelimetu rabbike sıdkan ve adlâ(adlen), lâ mubeddile li kelimâtihî, ve huves semîul alîm

Meali :

Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Duyarak bilir)

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 115. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhân nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârafû, inne ekramekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr.

Meali :

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 13. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ ya’lemu men halaka, ve huvel latîful habîr.

Meali :

Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.(hisleride hiseder bilir.)

(Sadakallahul Aziym MULK Suresi 14. ayet)

[Resim: Demire-Su-Vererek-Sertlestirme.gif]

DEMIRE SU VEREREK SERTLEŞTiRME - Çelik Yapimi - stahl mit wasser härten

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücutlarının içine nüfuz eder, öyle ki, karınlarına kadar ulaşır. İçlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip geçer.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Cehennem, 4.)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوْقِ رُؤُوسِهِمُ الْحَمِيمُ يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ وَلَهُم مَّقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hâzâni hasmânihtesamû fî rabbihim fellezîne keferû kuttıat lehum siyâbun min nâr(nârin), yusabbu min fevkı ruûsihumul hamîm. Yusheru bihî mâ fî butûnihim vel culûd. Ve lehum makâmıu min hadîd. Kullemâ erâdû en yahrucû minhâ min gammin uîdû fîhâ ve zûkû azâbel harîk. İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilus sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min zehebin ve lu’luen, ve libâsuhum fîhâ harîr. Ve hudû ilât tayyibî minel kavli ve hudû ilâ sırâtıl hamîd.

Meali :

İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Onlar için varilcak makam demirlik olmustur ve bir de onlara demirden topuzlar vardır ki. Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler,onlara demirden topuzlar ile vurularak oraya geri döndürülürler(demir işlernmek icin ateşe sokup sokup cikarilir) ve onlara, “Tadın yangın azabını” denilir.( ve baştaki gecen "Başlarının üstünden de kaynar su dökülür" meali ile onlara su verilir ki, daha iyi sert demir olsunlar, celik olsunlar) Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.(Hidayet olunmuşlar, yol gösterenin yoluna uymuş olanlaridir).

(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 19-20-21-22-23 ve 24. ayet)

Gecen haftalarda dedik ki : ilerde bir vakitte, bilim adamlari ölümünde caresini bulacaklar dedik diye, bazi ilim adami ve alimler, dediler ki : hayir herkes ölümü tadacak, cünkü kuranda ayet var, ölümün caresi yok dediler. ölümün öldürülmesi ancak ahirette olcak dediler, peki ahiret ne be adam, ahiret dedigin ne ki? biliyormusun peki?

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

لُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn

Meali :

Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym ANKEBUT Suresi 57. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu men aleyhâ fân. Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm.

Meali :

Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

(Sadakallahul Aziym RAHMÂN Suresi 26. ve 27. ayet )


Abdullah b Ömer (ra) rivayet etmiştir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“ Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme vardıkları zaman ölüm getirilecek ve cennet ile cehennem arasında konulacak, sonra da kesilecektir. Sonra bir münadi nida edecek:
-“Ey cennetlikler artık ölüm yoktur! Ve ey cehennemlikler artık ölüm yoktur! Diye nida edecek. Böylece cennetliklerin sevinci bir kat daha artacak. Cehennemliklerin üzüntüsü de bir kat daha artacaktır.”

( Hadis-i Şerif ,Buhari, Rikak, 50.51;Müslim, K.Cennet, 43. 11/ 263.)

Yukardaki ayette diyor ki : onlar bu yaptiklari kafirlikle, kazana kazana, demir olma makamina erdiler, ve onlar ateşe, sokulup sokulup cikarilirlar diyor. peki burasi nereside, bazilari demirlige ermiş, ve yukardaki resimdeki gibi, ateşe maruz kaliyorlar, ahiret neresi, daha görmedinmi? haaalami görmüyorsun, ayetide mi anlamiyorsun.

ölüm kesilcek işde, ölümün caresi buluncak, belkide DNA da bir gen var, o gen kesilince, insan artik ölmiyecek, kesilecekden kasit ne olabilir, Allahu alem, zincirden o boncuk cikarilcak demek olur. yani sirat üstünde kesilcek deniyor, yani sirat, işde DNA ndaki, senin kader yazin demek olabilir, ve ölüm işin icinden cikinca, amma müminlerin sevinci artacak, kafirin ise, azabi artacak deniyor. ve mesela bugün artik adam bir hastaliga dücar olmuş, yahut bacagi kopmuş, yahut cigerini kavbetmiş, yada kalp pili kullaniyor, yani hasta, yahut böbrek hastasi, amma ölüm öldü, bunlarda artik ölümsüzleşecek, amma onlar icin, ayni azabi bitmez bir halde cekmek var , artik birisinin kolu yok, onun yerine kol taksalar ne fayda, orjinal kol yok, yahut böbrek yok, yada,,, hakeza hakeza, yani yine cennete ölmeden gecmek yok dedi cebrail, ilyas aleyhisselema, ona ölüm tattirildi, öyle cennete gecti diye rivayet olunur, ve bizim Raşidi Tarikatinda, kurandan bir ayet vardir, o zikrin sonunda belli bir süre okunur ki, artik bu cennet vakti kurulunca, orada cennete ve cennet vaktine gecmek icin, işde o ölüm acisi tattiriilir ki, aynen ilyas a tattirildigi gibi, ki cennete geciebilsin, bu mehdi cemaati ve raşidi tarikati mensublari icin böyle, yani öyle olunca, o zikri cekip o aciyi tatmiyan, bu cennet vakti yada Mehdi cagi olan altin caga gecemiyecek demekdir bu, ve yine ölümün ölmesi, cehennemliklerin azabini artiracakdan kasit ise

Ebu Derda (ra) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen dari’ denen dikenli bir ot verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecek imdat edilir. Bu da boğazlarında takılıp kalır, ne ileri geçer ne de geri gelir. Derken, dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmalarını boğazından kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Demir kancalar bulunan kaplarda kaynar su verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca yüzlerini dağlayıp atar. Su karınlarına girince içerilerini paramparça eder. Bu sefer de:
“Cehennem bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletirler!” derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince:
“Size Peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?” derler. Onlar:
“Evet, getirmişti ama dinlemedik.” derler. Bunun üzerine, bekçiler:
“Siz isteyin durun! Kâfirlerin istedikleri burada boşunadır.” derler. (Gafir su. 50) Cehennemlikler bekçilerden ümitlerini kesince:
“Cehenneme müvekkil melek Malik’i çağırın” derler. Malik gelince:
“Ey, Malik! Söyle de, Rabbin bizim hakkımızda ölümle hükmetsin.” Derler. Malik de onlara:
“Hayır! Siz burada canlı olarak ebedi kalıcılarsınız.” diye cevap verir. Zuhruf su. 77.
Bu hadisin ravilerinden A’meş (ra) der ki: “Bana bildirildiğine göre, cehennemliklerin Malik’e yalvarmaları ile Malik’in onlara verdiği cevap arasında bin yıllık zaman geçecektir. Cehennemlikler bu sefer aralarında:
“Rabbinize dua edin! Sizin için O’ndan daha hayırlı kimse yoktur!” diyecekler ve birlikte Yüce Allah’a şöyle yalvaracaklardır:
“Ey Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı. Biz gerçekten sapık kimselerdik. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer yine küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zalimlerden oluruz.” (Mü’minun su.106-107) Yüce Allah (cc) o cehennemliklere şöyle cevap verecektir:
“Cehennemin içinde yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin”. Mü’minun su. 108.
Peygamber (sav) Efendimiz devamla şöyle buyurmaktadır:
“Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidini keserler. Hıçkırmağa, nedamet etmeğe, dövünüp yırtınmaya başlarlar.” Tirmizi, Cehennem, 5. (2589).

( Hadis-i Şerif )

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.

Meali :

O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.

(Sadakallahul Aziym KAF Suresi 30. ayet )

[Resim: Nilufer-Cicegi_Lotus.jpg]

Nilüfer Çiçegi Lotus Çiçeginin dinimizdeki Tarifi ve o Kimlerin cibilliyatidir

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lakin günahları ve hataları sebebiyle ateşe duçar olan bir kısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra: 'Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün.' denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler."

( Hadis-i Şerif , Müslim, İman 306, (185))

Yani işde bu hadisde anlatilan kimseler su üstünde biten çiçek nilüfer çiçegi olurlar deniyor, yani öyle olunca ahiret, cennet ve cehenem ve sonrasi bu dünyada halden hale gecerek yaşanmakda yani.

Rabbim Teala vetekaddes hazretleri, Mehdi ve cemmaati, ahir zaman muhammed ümmetini, cehenneminden halas eylesin, ve cehhennemin "yokmu daha " dediklerinden olmakdan muhafaza eylesin, ölümün öldügü günlere erip, mutluluk ve sevincleri artacak müminler zümresine ilhak eylesin.



--------------------
DiPNOTLAR :
--------------------
[1] mumsema org/misafir-sorulari/202459-rab-ne-demektir-ne-anlama-gelir-aciklarmisiniz

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...i-icin.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 24 Mart 2018 Cumartesi

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

[Resim: Dini_Resim_V060320181417_NP1.jpg]

Siyah ve Beyazın - iyi ve Kötünün Mukayesesi

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 12 Mart 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَى قَوْمِهِمْ فَجَاؤُوهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَانتَقَمْنَا مِنَ الَّذِينَ أَجْرَمُوا وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad erselnâ min kablike rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fentekamnâ minellezîne ecramû, ve kâne hakkan aleynâ nasrul mu’minîn

Meali :

Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.

Sadakallahul Aziym RUM Suresi 47. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

- Adil devlet başkanı,
- Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
- Kalbi mescitlere bağlı Müslüman,
- Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
- Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
-Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
- Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi."

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Beyazin icine siyah, ne kadar güzel yakişir, yine siyahin icinede, beyaz ne kadar güzel yakişir, hani siyah bir takim elbisenin icine beyaz gömlek, ve icinede yine siyah kiravat, veya beyaz takim elbisenin icine siyah bir kravat, yada siyah gömlek, beyaz kravat, gecenin icinde yildizlar, ne kadar güzel degilmi , yine şöyle hic bir bulutun olmadigi bir günde, altinda gölgenilcek bir bulut, yada bir agac gölgesi, ne güzeldir degilmi, yani

Bahardayiz ve 21 Hazirana dogru yol aliyoruz, en uzun güne dogru, yani işde yaz geldimi, tarlada takkada calişan, garip ciftciler icin, tarlasinda bir dal varsa, ne güzeldir, ögle yemegi yiyecegi zaman, gider dalinin altindaki gölgelige oturur, hem dinlenir, hem serinler, hem yemegini yer, amma ya bir de dal yoksa, hicbir gölge yoksa, yani

Abdest alırken başı mesh ederken okunacak dua :

Allahümme harrim şa’rî ve beşerî alen-Nâr. Ve ezıllenî tahte zıllî arşike yevme lâ zılle illâ zıllü arşike,düâsı okunur.

“Ey Rabbim! Saçımı ve kafamı (Tepemi) ateşten koru. Arş’ının gölgesinden başka bir gölgenin bulunmadığı günde, beni Arş’ının gölgesi altında gölgelendir.”

Yani bu, bu dünyadami ahirettemi olacak olan,eger bu dünyada ise ahiret yurdu neresi, yani işte dedikya, yaz gününde, elli derece, kirk derece sicak olan bir bölgede, gölgenin olmadigi bir yerde, insan bir dalin gölgesine, azicik bir bulut gölgesine, nasil muhtac kalir, nitekim arabistan sicak ve Peygamberimizin üstünde onu takip eden, ve onu sicakdan korumak icin, onu gölgelendiren, bir bulluttan bahsedilir.

[İsrail oğullarının çöl yolculuğunda, güneşin ışıklarını engelleyip, yakıcılığına ve ortamın daha serin olmasına vesile olan bulut anlatımının bir benzeri, İslam tarihinde Hz. Muhammed dönemi rivayetlerinde de anlatılmaktadır.

Rahip Bahira olayı olarak nakledilen rivayet şöyledir: ”Bu defa Bahira, onlara çok çok yemek yaptı. Rivayete göre onun bu tavrı, kafilede bir şey görmesinden, kafile içinde sadece Resulullah (s.a.v)’i gölgelendiren bir bulut görmesinden ileri geliyordu. Kafile, manastıra yakın bir ağacın gölgesine konaklamıştı. O buluta baktılar, bir de ne görsünler, ağaca yaklaşıp gölge etmiş, ağacın dalları da Resulullah(s.a.v)’e sarkmış. Bahira bu durumu görünce manastırdan indi.”

Bir Hıristiyan papazı olan Bahira’nın, Tevrat bilgisinden dolayı, Hz. Muhammed ile birlikte onun üzerinde hareket eden bulut’u; çölde Hz. Musa ve İsrailoğulları ile birlikte hareket eden bulut mucizesine benzeterek, bunun Hz. Muhammed’in ilerde nitelikli bir kişi olmasına delalet ettiğini açıklamıştır.

Hristitan Rahip Bahira’yı böyle düşündürttüren, Tevrat’ta yer alan şu anlatımlar bize olayın mahiyetini izah etmektedir. “İkinci yılın ikinci ayının yirminci günü BULUT Levha Sandığı'nın bulunduğu konutun üzerinden kalktı. İsrailliler de Sina Çölü'nden göç etmeye başladılar. BULUT Paran Çölü'nde durdu.” “Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da Rab'bin BULUTU gündüzün onların üzerinde duruyordu.” “Rab'bin buyruğu uyarınca göç eder, yine Rab'bin buyruğu uyarınca konaklarlardı. BULUT konutun üzerinde durdukça yerlerinden ayrılmazlardı.”

İncil’lerde de “bulut” ile ilgili anlatımlar bulunmaktadır. “Petrus hâlâ konuşurken, parlak bir BULUT birden onları gölgeledi. Buluttan gelen bir ses, «Sevgili Oğlum budur, O'ndan hoşnudum. O'nu dinleyin!» dedi.”

Yine Kur’an, İsrail oğullarının inançlarında yer alan; “Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerinin gelmesini mi beklerler Hâlbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.” Ayeti ile Tevrat kıssalarında anlatılan bulut metoforu anlatımlarına atıf yapar.][1]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وْمَ تُبَدَّلُ الأَرْضُ غَيْرَ الأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ وَبَرَزُواْ للّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yevme tubeddelul ardu gayral ardı ves semâvâtu ve berazû lillâhil vâhıdil kahhâr.

Meali :

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.

(Sadakallahul Aziym İBRAHİM Suresi 48. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ وَإِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ بِأَيِّ ذَنبٍ قُتِلَتْ وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ وَإِذَا السَّمَاء كُشِطَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzâş şemsu kuvvirat. Ve izân nucûmun kederat. Ve izâl cibâlu suyyirat. Ve izâl ışâru uttılet. Ve izâl vuhûşu huşirat. Ve izâl bihâru succirat. Ve izân nufûsu zuvvicet. Ve izâl mev’ûdetu suilet. Bi eyyi zenbin kutilet. Ve izâs suhufu nuşirat. Ve izâs semâu kuşitat.

Meali :

Güneş bürülüp dürüldüğü zaman. Ve yıldızlar solduğu (enerjilerini tükettiği) zaman. Ve dağlar yürütüldüğü zaman.Ve yüklü develer salındığı (başıboş bırakıldığı), kıymetli dünya malları terkedildiği zaman. Ve vahşi hayvanlar toplandığı zaman. Ve denizler ateşlendiği kaynatildigi zaman. Ve korkudan nefesler hizlandiginda yada hizli hizli nefes almaya vermeye başlandiginda. Her dogana nicin dogdugu sorulduğu zaman. ölenlerede Hangi günah sebebi ile öldürüldügü sorulduğu zaman. Ve sayfalar (amel defterleri) açıldığı (herkesin hayat filmi oynatıldığı) zaman. Ve sema (mekânlarından) sıyrılıp hizlandikca hizlandığı zaman.

(Sadakallahul Aziym TEKVİR Suresi 1 den 11. ayete kadar 11 dahil)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

كَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شِيبًا لسَّمَاء مُنفَطِرٌ بِهِ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe keyfe tettekûne in kefertum yevmen yec’alul vildâne şîbâ, Es semâu munfatırun bihî, kâne va’duhu mef’ûlâ.

Meali :

Eğer inkâr ederseniz, o taktirde çocukların saçlarını (korkudan) ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız? o gün yaptiklariniz sebebi ile rabbinin vaadi olan olur ve gök bile yirtilir ayrilir.

(Sadakallahul Aziym MUZZEMMİL Suresi 18. ayet)

Elektrikde mesela matkap denen aleti, eger sen bir dirence tabi tutmazsan, yani ya bir delik delcek yahut vida vidalyacak yahut harc kariştircaksin ve bir direnc uygulayacaksin, yok eger teltegine basip, gaz verirsen, onun motoru hizlanirda hizlanir, hizlanirda hizlanir, ve sonunda kendini parcalar, yani işde o ayette gecen "sema hizlandikca, hizlanir, ve sonunda semada yirtilir, dayanamaz." deniyor. Ayni matkaplardaki sistem gibi, yani Allah onu bir direnc ile rayinda tutmakda, işde o direnc, mesela, gece gündüze direnc gösterir, gündüzde geceye direnc saglar, yine tatli aciya, aci tatliya, iyi kötüye, kötü iyiye, kafir mümine, müminde kafire direnc yaparki, bu kainat rayinda yüzsün. işde şeytanda bu direncin, sadece parcalarindan bir parcasidir ki, o da iyilerin aşiri gidip, kendinlerini parcalamamalari icin. Yine iyilerde şeytanin direncini oluştururki şeytanda haddini aşmasin diye, yani gecede yildizlar gibi, geceyi yirtan işiklar, geceyi delip gelen yildizlar, nitekim Tarik süresinde öyle demiyormu Rabbimiz :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَالسَّمَاء وَالطَّارِقِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ النَّجْمُ الثَّاقِبُ إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ves semâi vet târık. Ve mâ edrâke mât târık. En necmus sâkıb. İn kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfız.

Meali :

Târıkın da yani Rayinda Yolunda yürüyen (yüzen akip giden) Semaya (Göğe) andolsun. Târıkın ne olduğunu, o yolun rayin ne oldugunu sen ne bileceksin? O, (ışığıyla karanlığı) delen bir yıldızdır. (Hz Mehdi ve Yolu). O gün Bütün nefisler onun ile muhafaza edilip rayinda tutulur.

(Sadakallahul Aziym TARIK Suresi 1.2.3.4. ayetler)

Ve daha önce anlattik, yagmur, kar, sicak, soguk, hepsi birer frekansin, ve duygu ve amelin (Bazi Fiilerin) karşiligidir, öyle olunca, bazi ameller dünyayi güneşe yakalaştirip, Allahin gadabini ceker, yani gadab sicak ve cehennem ve azab , bazi güzel ameller ise, Allahin rahmetini ceker, yani yagmur yagip, bulut olup, havanin serin olmasini saglar, bazi amellerde, Allahdan uzaklaşip, karanliga, dibe dogru gitmemimize sebeb olur ki, kiş mevsimi gelir, ve bunu kisa örneklerle daha önceleri anlatmiştik.

Yaptiginiz ameller yüzünden Allahin gadabini cekince, Denizlerin bile sicakdan tutuşturuldugu, o gölgenin kalmadigi, o zor günlerde, bir gölge bulabilcek, ve bir damla yagmur indirebilcek, Allahin rahmetini cekecek amel sahibi yedi zümre insan, o yukardaki hadisde nakledildi ki onlar :

"Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

1- Adil devlet başkanı,
2- Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
3- Kalbi mescitlere bağlı Müslüman,
4- Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
5- Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
6-Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
7- Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi."
ve sekizinciler ise
8 - Borçluya zaman ve mühlet veren veya borcunun bir kısmını borçluya bağışlayan kimseler

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kim darda kalan borçluya zaman tanırsa veya alacağının tamamını veya bir kısmını borçluya bağışlarsa Allah kıyamette hiçbir gölgenin olmadığı günde kendi arşının gölgesinde gölgelendirecektir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Zühd 74, Tirmizî, Büyu' 67; İbn Mace, Sadakat 14)

Yani, o günlerde, bu kimselerin oldugu yerlere, yagmur ve bulutlar gidecek, Allahin rahmetini cekecekler, bu kimselerin olmadigi yerler veya, bu amelerin yapilamdigi yerler veya, onlarin ziddi ile amel olunan yerler ise kavrulcak yancak.

"Cennet " diye bir umut insana bir ömür namaz kildirtiyor, bir ömür her ramazan oruc tutturuyor, evet niyet cennette degil amma, iyilikler diyari cennet diye anildigi icin, hedef iyler yurduna gitmek, yani öyleki : umutlu olmak lazim amma, cenneti hic gören varmi? bilen varmi? gidip gelen varmi? yok. muhammedden ne duyduk, ne ögrendikse, o kadarini biliyoruz, amma ona ragmen, görmedigimiz bilmedigimiz cennet ugruna, akşama kadar ac duruyoruz, namaz diye günümüzü bölüp bölüp, secdelere variyoruz, umut işte umuuuuuuut, tükendimiydi o, sende bittin, bende bittim demekdir, amma bugünlerede şükür, daha önce bu da yokdu, bak iki kelime kelam edecek kadar yakin oldu bazi kimseler, ya birde umutlar bitipde, varipda yerinde bulamaycak oldugumuz zamana varirsak, ecel kimseye cok uzak degil, nede cok yakin degil, ani yaşamak , ve imtihandaki sorulara, dogru karar ve cevaplar veermek, imtihanin geregi, yoksa imtihanda her ögrenci, her sorunun cevabini bilmez, sadece bildigini sandiklarini, bildigi yol ve yöntem ile, cözmeye calişir, sorunun cevabi ise, soruyu soranda gizlidir.

ve ahiret neresidr, kiyamet ne zaman kopacak , cennet neresidir, iyiler yurdu neresidir, neden namaz kilariz, neden oruc tutariz, kadinlar neden örtünmelidir, hepsi birer ayri soru, ve bizler, kendi cevaplarimzi vermek ile yükümlüyüz, yoksa degerlendirmeyi yapacak olan, yüce Rahman, ve cevaplar onun katinda gizli. bizler ancak bildigimizi sandigmiz sorulardan başlayip, kendi dogrularimizi cevap olarak yaşamakla sorumluyuz, ve evet peygamberler ve kitaplar ise, bizim bu imtihanda, sorularin cevabini arayip bulmamiz icin, calişacagimiz kaynak ve bilgi merkezleri, onlarda beşerdiler, onlarda sadece kendilerince belki, cevap verenler arasinda, en yakin cevabi verebilenlerdir ancak. amma insan işde istidatina göre, en iyi cevabi bulmaya calişmali ve %90 dan %100 ulaşsin, yoksa sinifda kalanda olur, gecende olur, veya orta yollu hallerde olur. zirveye cikmak istidat meselesi, her sene üniversite sinavi olur, amma birinci ikinci yalniz birkac ögrencidir, onlardan sadece birisibirinci ve digerleri ise, onun alt kademeleri, o yüzden hedef ne kadar yüksek olursa olsun, degerledirmeyi yapanin insiyatifi ise, birinciyi sececek olan mercicinin, iyiden yanami, yoksa kötüden yanami oldugu, ve ona göre, iyi ne? kötü ne? o dur, yoksa herkesin bir iyisi var, bir kötüsü var. mesela ekşi sevene en tatli gelen şey ekşi, hic ekşi ye tatli denirmi? evet o ekişi seven adam ekşiye tatli gözüyle bakiyor, cünkü onun ekşisi ona tatli. Sana en tatli gelen ne? kötülkdenmi zevk aliyorsun, iyilikden mi? yani herkesin bir dogrusu var, amma Allah a göre iyi ne? kötü ne? hangisi daha üstün? işde 21 Haziran a varinca, iyilik güzellik, koygun sicak, tatli meyvalar var, ve amma az sonra sonbahara yöneldimi, sonbahar ve kişa varinca,meyvamiz portakal limon ve ekşi ve soguk meyvalar, ve soguk, yani hangisi hangisine üstün? zamani gelince, insan nasil portakali özler, ve arar, kişin portakal olmasa ne yiyecekdik degilmi? yani göreceli hayat, ve iki kutuplu hayat, ne kötüler cok kötüdür, ve zararlidir, ne de iyiler en iyidir ve yararlidir. Allah iyilerden olun dediyse, iyi ol, amma tercih hakkinida birakmiş, sende ekşi ve kötü ve siyahi seviyorsan, onuda senin tercihine birakmiş be gülüm. zorlama kimseyi, ille tatli veya karpuz yiyeceksin diye, o karpuz yer ise, ardina kusacak belki, digerinide zorlama illa portakal ye diye, o da portakal yiyince hasta olcak belki, istidat meselesi azizim, istidat.

Sen Hic Portakal yedinmi - portakal senin icin tatlimi ekşimiydi, ya peki tatli Portakal yedinmi

Portakal ekşi bir meyva olmasina ragmen, hem ekşi, hemde tatli olan meyvadir, hem ekşi hemde tatli ayni anda onun icinde gizli, yani öyle olunca, Truncuyu sevmek demek, mehdiyi sevmek demek, o mehdi her halti gevmesine ragmen, onu sevebilmek demekdir, iyi ve iyi davrani herkes sever, kötüler bile sever, amma nasil davrancagi belli olmayan, tatlimi ekşimi beli olmayan brini sevmek, ve onu takip etmek, ona ve onun emrine uymak, yani o ekşi ve kötü oldgunda, kötü en kötü olabilmek, o tatli ve yumuşak naif oldugunda, ondan daha naif olabilmek, turuncu bu, turuncu ve turuncu meyva portakal, mevsimin son meyvalarindan, yani yani mevsimin sonu, ve mehdi ise dünyanin ömrünün sonunda dünyaya gelen, son rehber ve imam, ve rengini o yüzden turuncu secdi, o yüzden onu sevmek demek ekşi portakali, tatli tatli yemek, yüzünü buruşturmadan yiyebilmek, aciyi sevebilmek, siyahida sevebilmek, onada müsamaha taniyabilmek, yoksa sen Allah dan dahami yükseksinki, kötüleri öldürelimde iyiler kalsin diyorsun. Halbuki hani Nuh dede öyle istedi, Rabbimiz de dünyayi yagmur ve su ile yikadi, sildi tertemiz yapti. Ne oldu peki, dünyada kötü kalmadiydi hani, hep iyiler ve imanli olanlar gemideydi, peki nereden türedi bu sonradanki kötüler? nereden olacak, iyilerin icinden, öyle olunca kafirleri kesmek bicmek, onlari yok etmek care degil, sen en kötü olabilcek bir potansiyeldesin kendin. cünkü Allah senin icine, kötülgü emreden bir nefis "emmara Nefis" Kötülügü emreden bir nefis koydu biorde kemale ermiş kendiniu olgunlaştirmiş nefis koydu, o emmare nefs seni en kötü yapmaya yeterde artar, o zaman haydi kafirleri kestinde, ya sen kendinide kesmeyi düsündünmü? ya da düşünen varmi, var Adolf Hitler Rabbimize öyle niyaz etmiş, öyle demiş "Allahim, bu dünyayi sana, yarattigin günkü gibi tertemiz ve boş teslim edecegim." demiş o yüzden savaş etmiş. Yani öyle olunca, yani herkesi öldürüpde birde ardina kendini de öldürmek kimin görevi? Tabiki Azrail herkesi öldürüyor, bir gün herkes ölünce, onada "sen de öl" denilcek ve intahar etmek zorunda kaalacak, emir kulu cünkü, aynen hitler misali , Hitler kim? gizli Azrail görevindeki insan, öyle olunca herkesin günah işleme veya işlememe gibi bir serbestisi ve tercih hakki varken, yine iman etmek veya etmemek hakkinda, yine tercih hakki varken, sen kimsinde, dünyada imansiz birakmiyacaksin, yani Osmanli davasi bu işte, amma dedik ya önümüzde Nuh ümmeti gibi bir örnek varken, bu dava ancak ve ancak ahmaklik, yani sen kendin kötü olma potansiyelini icinde taşiyorsun, yine bilim adamlari diyor ki : dünyada hic erkek kalmasa, kadin kalsa, kadinlarin bazisi erkeklik gösterebilcekmiş ve onlardanda döllenme olup kendi erkegini kendisi üretebilcekmiş ancak sadece erkek kalirsa o zaman ise üteyemyecek ve insanlik son bulacakmiş yani, peki öylemidir? halbuki X eger yalniz kalirsa bir bacagini kesince yada kisaltinca Y olur, veya Sadece Y kalsa, bir bcak daha uzzatip cikarip X meydana geteriebilir, yani X yeye Y de X e dönüşebilir, işte Bülent Ersoy erkekden Kadin olan insan, ve işte Rüzgar Erkoclar kadindan erkek olan insan, ve Amerika başkani Trump diş işleri bakanligina pompeye isimli birini gecirmiş, peki pompeyeler ynie yaratatildi Allah salakmi ki bu sapiklarida imal etti, peki işte kiyamaet alameti olan "katirin dogurmasi" vaktine geldik demek ki, yani bülent gibilerin ve rüzgar gibilerin cocugu olmasi, yani pompeye soyuna rahmet inmesi, dün gazab indi, bu gün rahmetmi incek, ee devir degişdi, bu yükü yüklenebilcek insanlar ancak bu devirde var, bu gün bazi avrupa devletleri, iki ayni cinsin evlenmesi serbestisini yasalarina koydu, artik serbest, yani pompeye halkida ayaga kalkmiş ve KIYAM etmiş, ve hala ayni ahlakda devam ediyorlar, yani aertik bunlarinda cocuk yapabilcegi, ortaya cikarsa, işte "katir dogurdu", olur ve kiyamete bir adim daha yaklaştik demek olur. amma lazimmi bunlar, bak işde cocuk yapabilcek erkek kalmazsa dünyada, yada dogurabilcek kadin kalmazsa, bu yahudilerin geni oynayarak, insan nesilini kuruttuklari, kisir yaptiklari bir devirde, lazimmi onlar, tabi lazim, Allah dilerse 90 lik kisir zekeriya karisndan yahya, yani hayat dogurtandir, ne cabuk unuttun ah mak insan, ve Allah dilersede işde böyle dönme pmpeye cocuklarindan da soyu devam ettirir, düne kadar gömlegi corabi ters giyince, işlerimizin ters gidecegine inanirdik, bu gün moda diye ters dikilimiş gömlekler montalr moda oldu, yani işte rüzgar tersine dönen dönme insan, ister o yanna dön, ister bu yanna, o da Allah in kulumu? evet, yasakmi? dün yaasakdi, bu gün insanlik serbest birakdi, peki muhammedin sözünü ne cabuk unuttuk diyecegiz amma, o demedi mi "katir dogurunca, kiyameti bekleyin." olurmu? olur, yeterki insanlik yok olmasin, varligina devam etsin, arik dillerde pompeye pompeye türküsü cigrilcak, neden? cünkü Amerikan .... öyle olunca iyilerin icinde kötü ve günah potansiyeli var, kötülerin icindede iylik ve sevap işleme potansieyeli var, o zaman ne erkek üstündür diyebiliriz, veya nede kadin üstündür, yine ne gece üstündür, yada nede gündüz, yine ne müminler iyidir, kafirler kötüdür, bak kafir sandigin Bili Geats in yaptigi bilgisayar yazilimini kullanip, dünyanin dört bir yani ile muhabbet edebiliyorsun, peki o mu kafir kötü, senmi günahkarsin, kim kötü, bilgisayri kiolay kullanm yazilimi olan windowsu buldugu icinmi kötü? ya sen ne yaptin, bu dünya icin neyin var, ardina birakacagin birsey yok, kocaman bir hiiiiiic, ne silah ne binek ne ucak ne füze ne ilac, neyin var, yok utanmiyonmu birde bu dünyaya ne güzel miraslar birakip gidenleri kafir diye nitelendirmege, ve onlari kesmek lazim, kilicla dogramak lazim demeye utanmiyonmu! peki ya kendini kötü atfedenler, sen iyilik nedir hic yedinmi? tattinmi? bir hayvana su vermek, bir hayvan besleyip sevmek, yada bir fakiri yedirmek icirmek, ve onun sana teşekkür edip, seni büyük insan görmesi kadar tatli bir duygu varmi, yani onu ciplakken giydirdin, sanki onun taptigi tanrsi oldun, yine hasta idi tedavi ettin, sana ne kadar müteşekkür kalir, nasil teşekkür edeecgini bilemez degilmi? sen tattinmi bu kadar güzel duygulari tatmadinsa, bir tad, bak nasil güzel duygular, yani sende iyi olup, sende o duyguyu yaşayabilirsin, ve yine Allah müminede kurban kes diyor, öldür diyor, yani cana kiy diyor, peki mümin caani olabilirmi, kurban kesiyoruz diye, binlerce mümin, hersene kurban bayraminda caani olmuyormu? peki nedir o zaman bu iyilik, kurban kesip cana kiymakmi iyilik, bumu yani, görmüyonmü iyilik ne?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dünyanın ömrü bir gündür, ve Ben insanlığın, ikindi vaktinde dünyaya geldim.”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek.”

( Hadis-i Şerif)

burda "elfe und nisfun" kelimesi yani bir bin sene ve birde yarisi kadar daha demekdir bu , peki ne olcak ondan sonra, dünya kafirmi olacak, ve bu sene hicri 1439 ve hicretten önce peygamerimize kirk yaşinda peygamberlik geldiyse, peygamber geleli etti arti kirk daha 1479 ve Peygamber efendimiz (s.a.v) 622-yilinda 51 yaşında hicret etmişdir. oda dmek olurki bir 11 senede peygamberlikden sonra gecmişse, hicret etmiş ve arti 11 sene daha ekliyoruz ve etti 1490 sene, ve eger 1500i gecmeyecek ise Allahu alem kalan zamanimiz belkide sadece ve sadece 10 sene, ey insanlik ya güzel güzel yaşadiniz adam oldunuz, yada ümmeti muhammed bitecek ise, o zaman onlardan sonra insanligin durumu ne olacak, yani Peygamber demiyor ki bu insanilgin ömrü 1500 seneyi gecmeyecek, yani diyor ki : ümmetin ämrü, yani müslümanlik veya hiristiyanlik veya Allah inanci diye birşey kalmayacak, demekki o zamandan sonra, yani dinler cökecek, ve eger mehdi son asker ise, o varken de kiyamet kopmayacak ise, o da iyilerden taraf ise, o zaman Allahu alem, mehdinin kala kala 10 sene daha ömrü var yok, öyle olunca o gidince bekaya gecince, aynen musanin tura gidince, dönesiye insanlik buzagiya tapar hale geldiyse, mehdi gidincede, insanlgi şeytan aleyhillane dinsiz hale getirecek herhalde, zaten yavaş yavaş ufukda o var, Bilim adamlari "quaNTUM BILGISINDEN SONRA" insan herşeydir, ve herşeyin bir yolu ve frekansi var, öyleyse, biz bu frekanslari ele gecirdikce, artik haşa "Allah a falan muhtac olmayiz" fikrinde insanlar geziyor ortalikda, halbuki insan mesela bir Televizyon yada buzdolabi satin alsa, onun yaninda bir de tamirci satin almiyor, tamirci, sadece o alet bozuldugunda başvurulan kimse, ve o servis görevlisi, yani öyle olunca, Allah in peygamberleri de bu dünyanin servis görevlileri gibi işte, insanlik bozuldukca, onu tamir etmekle sorumlu kimseler, ve peygamberlik bitti amma, insanlik muhammetden sonra yine bozuldular, peki bunlari artik kim tamir edecekdi peki, işde onlar peygamberlerin mirasini devralanlar, isavileri isa ruhlu kimseler tedavi etmekle sorumlu, musevileri, musa ruhlular, yani buzdolabi tamircisi ve servisi, sadece buzdolabi tamiri üzerine yogunlaşmiştir, ve onun yedek parcalari vardir onlarda, ve onun bilgisi. Televizyoncudada televizyon parcasi ve ve bilgisi, yani servis işte, yani öyle olunca, musaviler musa ruhlu kimselerce, isaviler, isa ruhlu ve muhamedilerde, muhammed ruhlu kimselerce tedavi ediliyordu, amma mehdi geldi, artik o üniversal bir tamirci, o hem musavileri, hem isavileri, hem müslümanlari, hem ibrahimileri, hem ismailiyleri,... tamir etmekle sorumlu. varmi öyle bir teknik sevis günümüzde, her pohdan cakan insanlar? var evet, üniversal insanlar. işte onlar mehdi askerleri zaten

----------

Medine’de bulunan Mescid-i Nebevi, Mescid-i Haram'dan sonra, yeryüzündeki mescitlerin en faziletlisidir.

Mescid-i Nebevî içinde Hz. Peygamber (asm)'in kabri ile minberi arasındaki bölüme “Ravza-i Mutahhara” denilir. Sözlükte "tertemiz bahçe" anlamına gelen ravza-i mutahhara adlandırması, Hz. Peygamber (asm)'in eviyle minberi arasının cennet bahçelerinden (ravza) bir bahçe olduğunu bildiren hadisine dayanır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kabrim ile minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir, oraya giren cennetteyim dese yalan söylemiş olmaz, ve minberim havzımın üzerindedir."

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Evimle minberimin arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim de Cennet bahçelerinin üzerindedir."

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Minberimin ayakları Cennet üzerindedir."

( Hadis-i Şerif , Ahmed, b. Hanbel, VI 289, 292, 318; Nesaî, Mesâcid, 8 )

Hz Muhammed demeseydi ki, Kabrim ile minberim arasi, Ravzai mutahharadir diye, oraya giren cennetteyim dese yalan söylemiş olmaz diye, o zaman haccini yapanlar, medineyede gitmeden dönerlerdi cünkü Mekke ile arasi galiba 450 km cünkü, ayni iki rekat cumanin farzini kilip cikan müslümanlar gibi medineye gitme zorunluluguda olmazdi, oysa hacca giden, peygamberimizide kabrinde ziyaret eder, ve kırk vakitte, vakit namazlarini mescdi nebevide kilar, cünkü daha önce söyledik, 40 sirri vardir, bir ameli 40 defa tekrar edende, o amel ahlaki haseneye, veyahutta meleke haline döner, yahut bir günah yada sigara alkolda artik alişkanlik halini alir, birakamazsin, öyle olunca orda 40 vakit namaz kilandada, namaz kilmak, ahlak halini alir, ve artik nerde olursa olsun nasil olursa olsun namazlarini muhafaza eder

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn

Meali :

Onlar ki, namazlarını muhafza edip, kılmaya devam eden kimselerdir.

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 9. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

الَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn.

Meali :

Onlar, namazlarına devam eden, daima kılan kimselerdir.

(Sadakallahul Aziym MEARİC Suresi 23. ayet)

işde mescdi nebevide kilinan 40 vakit veya, sekiz günlük namaz, orda namaz kilan kimsede, namaz kilmak ve namaza devam etmeyi ahlak haline getirir, ve o kimselerde namaz meleke halini alir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mescidimde kılınan namaz, Mescid-i Haram hariç, diğer mescitlerde kılınan bin rekât namazdan daha hayırlıdır faziletlidir."

( Hadis-i Şerif , Müsned, 1/184 , Müsned, 1/16; Nesai, Mescid,4)

Hem sevaben yüksek bir derece elde etmek, hemde ahlaki hasene elde etmek icin, icin hacilar mescidi nebeviyide ziyaret ederler.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

وَعَنْ عدي بن حاتم رَضِىَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةِ

Adiyy ibn-u Hatim der ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:
"Bir hurmanın yarısı da olsa onu sadaka olarak vererek ateşten korunun! Kim yarım hurma bulamazsa güzel bir sözle korunsun!"

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizden kim, bir yarım hurma ile de olsa ateşten korunabilirse, bunu yapsın" buyurmuştur.

( Hadis-i Şerif , Buharî, Zekât 10, 9, Menâkıb 25, Edeb 34, Rikâk 49, 51, Tevhîd 24, 36; Müslim, Zekât 66-67, (1016); Nesâî, 63, (5, 74-75)

yeni doganlarin saclari agartan günden korkun hükmü geregi

Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e gelerek:

Ey Allah’ın Rasûlü kıyamet ne zaman kopacaktır? Diye sordu.

Rasûlullah (s.a.v.), namaza kalktı ve namazını bitirince; “Kıyametin kopmasını soran kimse nerededir? Buyurdu.
Adam: Benim Ey Allah’ın Rasûlü dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
Adam: “Kıyamet için fazla namaz ve oruç hazırlayamadım fakat ben Allah’ı ve Rasûlünü seviyorum” dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir, sende sevdiğinle beraber olacaksın buyurdu.

o adam gidince, ashabdan bazilari peygamberimize gelerek sordular "ya Rasulallah, o sözün, o adama özelmiydi? yoksa herkes icin mi böyle? diye sordular, Peygamberimizde cevaben المَرءُ مَعَا مَن اَحَبّ "Elmer u mea men ehabbe" “Kişi Sevdiği ile Beraberdir” Buyurdu.

Müslümanların Müslüman olmaları dışında bu söze sevindikleri kadar başka bir şeye sevindiklerini görmedim.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Edeb, 96; Müslîm, Birr, 165, Ebû Dâvûd, Edeb: 113; Müslim, Birr: 50)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

ا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâl insânu mâ garrake bi rabbikel kerîm

Meali :

Ey insan! Kerim olan Rabbine karşı seni aldatan (mağrur kılan) nedir?

(Sadakallahul Aziym İNFİTAR Suresi 6. ayet )

Bilim adamlari, başi ve başlangici olan herşeyin, sonu da vardir demişler, ve o yüzden bu kainatin bir başlangici varsa, birde sonu vardir demişler, işde o kiyamet alametlerinden olan hadisdeki, bu ümmetin ömrü 1500 seneyi fazla gecmiyecek hadisi, yani Allahu alem, olurda olur 1510 sene olur. yada olurda olur1520 senede olabilir, yani tam 1500 demiyor muhammed, yaklaşik diyor, yani öyle olunca, muhammed geleli 1490 sene olduysa, o zaman mehdi bu vakitte ayakda ve görevde demek olur, cünkü 1500 de yada 1500 ün biraz üstünde müslümanlar bitecekse, o zaman hesaba göre vakit mehdi vakti demek olur, mehdi vakti bir on sene daha olabilir, yahut bir yirmi sene daha, yada bir otuz sene daha yada Allah bilir yarinda kopabilir kiyamet, öyle olunca, sen o güne ne hazirladin, yani işde iyilik sadece namaz kilmak, oruc tutmak degil, binlerce iyilk yapabilcegin amel varken, sen sadece namazda orucda kalirsan, yanilirsin, ve yine iyilik görecelidir, sana iyi gelen bir ilac mesela penislin, bir başkasina alerji yapip ona öldürücü zehir olabildigi gibi, senin iyi sandigin, bir başkasi icin kötü olabilir dedik, cünkü sen kurban vacib diye koyun koc deve sigir bogazliyon, senin icin iyi ve sevap sandgin fiil, o hayvan icin can demek, onun canina mal oluyor, halbuki dedikki HIZIRLIK MAKAMI suya düşmüş bir karincayi kurtarmak ile başliyor, ya bu koyun kurban etmeye ne diyelim o zaman, bir karincayi kurtar, amma varip şurda da, koskoca sigiri devirip öldürüyorsa, bunda bir tezat var, ya iyilk bu degil, yada ....... biraz bu konuyu bir dahaki haftaya kadar tefekkür edin.

-----------
DiPNOTLAR :
[1] kurankissalari tr gg/HZ MUSA’NIN BULUT, MENN VE SELVA MUCİZESİ

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://dosyaci.1trk.net/canli/152101104744421.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Mart 2018 Vaazi Pazartesi

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]




Etiketler :
dini vaaz,dini sohbet,tasavvuf,tasavvuf sohbeti,ahir zman sohbetleri,vaaz oku,vaaz dinle,haftanin vaazi,iyilik nedir,iyi nedir,kimler iyidir,kime göre iyi,kötü kimdir,kimler kötüdür,kafir kimdir,gece ve gündüz, iki kutuplu dünya,aci tatli,yaz kiş,kiyamet,kiyamet alametleri,,siyah mi üsütn, beyaz mi üstün,Abdest alırken, başı mesh ederken, okunacak dua,Ve ezıllenî tahte zıllî arşike yevme lâ zılle illâ zıllü arşike, arşin gölgesinden baska gölge kalmadigi gün,peygamerimizi gölgelendiren bulut,mâ garrake bi rabbikel kerîm,TARIK Suresi,Hz Mehdi ve Yolu,(ışığıyla karanlığı) delen yıldız,Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır,cennet neresidir,Sen Hic Portakal yedinmi,portakal senin için, tatlimi ekşimiydi, ya peki, Tatli Portakal yedinmi,Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek,Ravza-i Mutahhara,Kabrim ile minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir,Kişi Sevdiği ile Beraberdir,

[Resim: Dini_Resim_V220220181929_N1.jpg]

Dünyada ihram bölgeleri meydana getirin yani korunakli-güvenli bölgeler

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 4 Mart 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe innel cennete hiyel me’vâ.

Meali :

O taktirde, muhakkak ki "Me' va" cenneti de burasidir.

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar / sürekli namazını kılanlar, Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Buharî, Savm, 4)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bitkilerin nefes almasi olan Fotosentezde kirli hava temizlenmiyor, bilakis oksijen üretiliyor, cünkü hadisde gecen :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar / sürekli namazını kılanlar, Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Buharî, Savm, 4)

Burada Ebu Bekir icin "ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksin" demek, yani kainat insan bedeni ile alakali ise, ve "fedhuli fi ibadi, vedhuli cenneti" hikmeti geregi insan bedeni bir nevi cennet ise, Cennetin sekiz kapisi var deniyor, o zaman insan bedenine giren kapilar sekiz tane : agiz, burun ve deligi, iki de göz, etti 5, iki kulak, etti yedi, ve birde sadece kadinlarin rahiminden giriliyor etti sekiz ve cennetin sekiz kapisi, ve öyle olunca, ve birde deri yolu ile veya hücre yolu ile bütün kapilardan cagrilmak hikmeti varmiş, yani deriden hücre bazli giriş, bu : ya su ve sivi yolu ile, yada gaz yolu ile, yada hava oksijen veya karbondioksit yolui ile olmakda, bütün hücrelere ana madde hava gidiyor, bütün hücrelera ana madde su gidiyor, o zaman bütün kapilardan cagrilmak ise, oksijen gibi, su gibi, hava gibi olmak demek, kim hava olma derecesine terfi etti, bütün kapilardan cagrilir, ve bütün kapilar ona acik, sadece gözden gircek olanlar, sinyaller renkler falan filen iken, amma bütün kapilardan ise
hava girer, oksijen girer, ve kirlenincede, cikmasi icin karbon almasi lazim, yani öyle olunca, "Ya Ebu Bekir sen onlardansin." demiyorda Peygamnber aleyhisselam, "sen onlardan olacaksin, umut ederim." diyor, öyle olunca, fotosentez ile kirli hava temizlenmiyor, bizatihi bitkilerde oksijen üretiliyor demek olur, yani adem topraktandi, ona can, sonra girdi, ve ruih sonra girdi hikmetide budur, nefes ve nefis yine, sonradan verildi ona, nefes nefsi kuvesi demek, can, hayat ,su ile, can ruh, ruh su ile, topraga su katinca, bitki canlaniyor, yeşeriyor, yine bitki hava alip verinece, yani nefes alinca, insan nefes alip verince, canli ve yaşiyor diyoruz, öyleyse, oksijen olma makami, sonradan erilen, ve terfi edilen bir makam demek ki, kimler o dereceye cikar? hava nedir? iki türlü hava var, kirli hava, temiz hava, yani akcigerler, ve ruhullah hikmeti, ve pis ve habis ruh, ve temiz ve ulvi ruh, temiz oksijen, ve kirli oksijen, yani dişari cikan hava ve, iceri giren hava

Gecen yazdik ki, ve söyledik ki, Mehdi vakti olan ALTIN ÇAĞIN (Goldene Zeit) kurulmasi icin, dogaya, hayvanlara, insanlara oyilik yapip, müsamahali davranmak gerektigini yazip, bununda şu ayetin hikmetinde sakli oldgunu bildirmiştik ki, o ayet :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.

Meali :

Ve bir selâmla selâmlandığınız zaman, o taktirde siz, ondan daha güzeli ile selâm verin veya onu (aynen) iade edin. Muhakkak ki Allah, herşeyi en iyi hesap edendir.

(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 86. ayet)

Bu ayette yazili olani, ben düne kadar hadisi şerif diye biliyordum, hangi ara bu kurana dahil oldu, ve kimler bunu kuran a dahil etti bilmiyorum amma, internette ben bunu arattim, ve kurandan ayet olarak buldu geldi, ve bu ayette geciyor olsa da, yoksa hadisdede geciyor olsa, manasi dogrudur, yani öyle olunca, burada anlatilmak istenilenide gecen hafta anlatttik ve dedik ki :

Yani Allah ögretiyor ki, sana kibar olana, sen daha kibar ol, sana müsamaha gösterene, sende ona daha iyisi ile müsamaha et, sana iylik yapana, sende elinden gelen başka bir iyilik ile karşilik ver demek degilmidir bu ayet. öyle olunca yukardki ayetteki de sen onlari anlayip kabul edip müsamah gösterirsen, onlarda seni anlar kabul eder, ve sen kim hidayette delalette, acik bir bilgi gelmeden bilemezsin diyor rabbim . Nitekim Mekke fethediilirkende o ilk defa gidildiginde muhammed e müsade etmediler, muhammetde onlari anlayişla karşiladi, mekkesi fethetmeden ve hac ve tavaf etmeden geri döndü, ertesi sene ona müsamaha gösterceklerini söylediler, ve dogru olan oldu, ertesi sene insan canina kiyilmadan Mekke fethedilmiş oldu, yani harem veya Haram bölgesinde, orda cana kiymakda haram olmasi hükmü icra etti, ve müsamaha müsamaha dogurdu, kavgasiz dögüşsüz Mekke fetholdu, ve öyle olunca iyilerden olmak icin, önce karşindaki bir hayvanda olsa, insanda olsa, hatta kafir bile olsa, hani kafirede müsamaha olurmu demeyin, sen Allahdan dahami yücesin ah mak, Bak unuttunmu Allah, Harun ile Musayi, firavun kafirinin ayagina kac defa göndermedimi, on taltif edip, onu güzellikle, dine imana cagirmadimi, sen kimsinde, kafire karşi, sert ve kötü davranmak, daha dogrudur diyorsun, Allah bilmiyormi ki, "firavunun agzini burnunu gidip kirin, size ücyüzde melek verdim, yardimci, gidin onun... gelin diyemezmiydi, amma demedi, ve öyle yapmadi,

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

“Ona yumuşak ve ögüt veren söz ile söyleyin. Belki öğüt alır, yaptiklarindan utanirda iman eder.”

(Sadakallahul Aziym TAHA Suresi 44. ayet)

öyle olunca, kafire, ve hatta şeytana bile müsamahali davran, yüce rabbimizin ögüt verme, ve sabretme hikmeti ile, hikmetlenin, ve müsamahali olun ki, o altincag kurulabilsin dedik, ve öyle olunca, bir muhammed var ki, ilk muhammed, ve bizim peygamberimiz olan, o ilk muhammed, amma ondan seneler sonra, bizim vaktimizde, binler muhammedler, mustafalar, ahmetler, ebul kasimlar var ki, onlar muhammedin, yeni versionlari ve parcalari dedik, ve öylöe olunca HIZIR da da ayni hikmet var, bir HIZIR aleyhisselam var ki, o ilk HIZIR aleyhisselam, kainatin ömründe ileri götürülen, ve ileride öyle bir nokta ve zaman ve, vakit var ki, oradaki insanlar, ölümün caresini bulmuşlar, ve bunu, kuran veya hadislerde ölümsüzlük suyu diye atfediyor, ve yani öyle bir su ki, artik onu icen, bir daha ölmüyor,

Yine bilim adamlari yeni "oksoijen su" keşfettiler, bir damla su iciyorsun, gün boyu susamiyorsun. (Astronotlarin ictigi su), yani havzi kevser suyu, bu ne zaman keşfoldu, mehdi vakti, yani havzi kevser veye "inna eatayne kel kevser" suresi hikmeti keşfoldu, kevser havuzu, onun ile dolu idi, işde, hani burasi cennetmi, degilde neresi o zaman, bu kevser muhammedin havzi Kevseri degilmiydi? ee ne oldu o zaman, hani bunlar (Bilim adamlari) sadece bir gün veya iki gün susatmayani buldular, oysa havzi kevser ise, bir daha hic susatmayan su

Abdest alınırken Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."

Yani o zaman HIZIRDA parcalara bölündü ise, bugün sen, ben, o, herkes bu görevi ifa edebilir, ancak, o HIZIRA : şunu yap, bunu yap, bunu öldür, buna yardim et, diyen meleklerin sesini duyabilcek hassaslikdaki makama erenler, iyiler, ebrar olanlar grubuna (iyininde iyisi, imbiklenmiş, damitilmişda elde edilmiş saf iyiler) dahil olanlar, o göreve seciliyor, ve bizim tarikimizde, "Raşidi Tarikatinda" HIZIRLIK sadece bir makamdir ve

19.SINIF SOFiLERE
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir. ki" el evvel, vel ahir, vezzahir vel batin" hikkmeti onda tecelli etsin

Dad Harfinin Mahreci

"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş

diye kisaca bu sinifi anlatmiştik ve daha geniş aciklama ise

[Resim: Rasidi_Tariqati_HIZIR-Makami-ve-El-Mueyminlik.png]

Raşidi Tarikatında Hızır Makamı ve Zikri

Sen hiç ölmek üzere kurumak üzere olan bir çiçeğe bir güle su verip, onun hayata yeniden tutunmasını canlanmasını sagladınmı? bundan seneler önce uzak bir memlekette calişmaya gidiyorum, ve orada bir oda kiraladım orda kalıyorum, ve birgün işden geldim ve, ibadetimle, yemekle falan ugraşıyorum, cam yarım acık, bir kuş sesi geliyor : "cakcik cuk,cakcik", ben duyuyorum, amma ne oluyor diye camdan (Pencereden) bakmak, bir türlü aklıma gelmedi. Az sonra, farkında olmadım, ses susmuştu, az sonrada ben, biraz hava alayım ve, cayır cimene bakayımda, gönlüm ferahlasın diye, camı (pencereyi) acdım, ve camdan aşagı bakdım ki, bir serce yada bir bülbül yagmursuyu bidonuna düşmüş, ve su iceyim derken, icine düşmüş ve, cıkamamış ve bogulmuş, meger ses, o ses o imiş, imdat diyormuş amma, ben angutluk edip, o an bunu anlamadım, ben kuş dili bilmem be Ey Yar, Ey Salik, Ey Sofi, Ey Sofiyem, o yüzden, bilseydim, belki onun "imdat! yardim et! boguluyorum dediklerini duyar, bahceye cıkar, onu hayata döndürürdüm. Bazen ecel geldimiydi, Allame olsan, veya Peygamber olsan, veya,mehdi olsan, yardim edemezsin. Cünkü senin makamin henüz o kivama ermemişdir cünkü. Ey Sofi, o yüzden adımlarına dikkat et, ve bir damla su icin canından olma, su icilecek ve, icilmyecek yeri ayırt et artık, yine Ben bir damla aşk şarabından iceyim derken, bazılarının canına sebeb olmakdan korkarım. Bak bazıları benim erişemeyecegim kadar uzak bir yerdeler, halbuki penceremden bakınca, görecek kadar da yakınlar amma, bak bazen mehdi olsan evliya olsan,.. yetişemezsin, o kuşa oldugu gibi. Ey bülbül hayata küsme, ve aynı ışık kelebeklerinin, yanma pahasına, lambaya yahut da muma dogru saldirmalari gibi sevdigine saldırma, nede küsme, bak diyorum ya ben bile yetişemedim, o (Bülbül) ne diyor, ben bilemedim, o na HIZIR bile olamadım, yani el-Müheymin işde bende tecelli edecekti o an amma biz henüz o zaman daha ermemişdik o an, Elmüheymin nedir işde HIZIR olma hikmeti, amma ben o an o isimin esmanın manasını henüz bilmiyordum, bak Sofi/Sofiye! sen sen ol suya düşmüş bir sinek, bir kelebek, bir karinca görürsen o aşkin, sevdicegin icin ve MEHDi AŞKINA , sen o nlara yetiş ve, o nu Kurtaran, meded eden HIZIRI ol, bu daha yolun başlangici, ve onu bogulmakdan kurtar, kurumaya yüz tutmuş bir cicek mi gördün, biraz su ver, agzı kurumuş bir hayvanmı gördün, biraz su ver, aclıkdan eti kemigine deymiş, yapışmış bir hayvanmı gördün, bir dilim ekmegin varsa, yarısınıda böl o na ver. sen müheymin ve HIZIR cübbesini giy ve, şefaat etme yetkisini al, cebbar ol biraz, Ey sofi! o an Ben bak olamadım, bazen, bazen, bazen işde,........belki biraz daha cırpınsa idi o kuş, biraz daha sabredip dayanabilse idi, ben pencereyi acacakdim, ve görecektim o nun halini, ve belki HIZIR olup kurtaracaktim O nu. Amma kader işde, bazen ne hiziriliga, ne vezirlige, ne de mehdilige taakat bırakmıyor, insanız ve Ey Sofi/Sofiye! insan etten kemikden kandan, insanin Rabbi olmasa, insan aciz varlık, Rabbimiz Cenabı Allah ise yüce varlık, ve yaratan, her an herkesten haberdar olan, biz ise, ancak onun haber ettiklerini, bildirdiklerini bilebiliyoruz, yoksa, o haber etmezse, işde yapacak birşey de, bir bilgide yok.
işde Raşidi Tarikatinda HIZIRLIGA cıkma makamı burasıdır, bak bende bir oldu, iki oldu, sende kac defa olacak, o gecitten köprüden gecerken başarirsan, Tarikatin pirini aramak icin, gözlerini yum, 13 estagfirullah de, ve olan biteni, icindeki kalp dilinden, ona hem hal et, anlat ki, ve birde isim ve yer ve konumda bildirki, kimler o makama bu sene cikmiş, yada cikamamiş bilelelim.

Original Kar©glan

HIZIR MAKAMINA CIKANLAR iCiN HIZIR DUASI

TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA VEYA
TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA
DURUMA GÖRE YAPTRIMMI YOKSA YIKIMMI

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül varisiyn
sübhaneke ente ilahe hayrül fatihiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül hakimiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül faziliyn,
sübhaneke ente ilahe hayrünnasiriyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül muhsiniyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül kaviyyul kaimü,
sübhaneke enterraufürrahimu
vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim ya Allah

ve salli ala Muhammedin ve adede men salli aleyhi ve adede gatratil emtari ve adede evragil eşcari ve adede enfasil müstagfiriyne bil eshari ve adede ma kane vema yekünu li yevmil haşri vel garari ve salli aleyhi ma teagabelleyli vennehari ve salli aleyhi mahtelefel melavani ve teagabel asrani ve kerrerel cedidani vestagbelel fergadani ve adede emvacil bihari ve adedede merri mali vel fizari

Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn

velhamdülillahi rabbil alemiyn
Bu Duanin Kullanim Talimatnamesi sadece o hal ehline özel talim edilir.

19.SINIF SOFiLERE
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.
[Resim: Abakus-Tesbih_Modeli_N1.jpg]

Dad Harfinin Mahreci

"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş

Başağaçlı Raşit Tunca
~2009 Seneleri Hatırası


SU ve ABI HAYAT SUYU ÖLÜMSÜZLÜK SUYU

Ölümsüzlük suyunu arayanların serüveni en eski efsanelerde geçer. Hazreti Hızır'ın bu sudan içtiği söylenir. Abı hayat nedir, nerededir...

İnsan her zaman uzun yaşamak, hatta hiç ölmemek ister. Ölümsüzlük suyunu arayan kahramanların serüveni, en eski efsanelerde geçer. Hazreti Hızır'ın bu sudan içtiği söylenir. Abı hayat nedir? Nerededir? Hazret-i Hızır hâlâ hayatta mıdır? Âb-ı Hayat, Farsça hayat suyu demektir. İçenin ölümsüzlük kazanacağına inanılan sudur. Saf ve berrak su için de kullanılır. İnce ve derin mânâlı söz için de kullanılır. Bir şeyin kıymetini ifâde etmek için de kullanılır. Âb-ı Hızır, Âb-ı Zindegânî, Âb-ı Bekâ, Aynü'l-Hayât, Nehrü'l-Hayât da denir. Ölümsüzlük, acaba insana uygun bir vasıf mı? Ölümsüzlük suyundan içen birinin, sevdiklerini hep kaybedince, büyük bir bedbahtlığa düştüğü hikâye edilir.
Suların birleştiği yer
Kur'an-ı Kerîm'de Hazret-i Musa ile Hızır aleyhimesselâm kıssası anlatılırken âb-ı hayata bir ima vardır (Kehf, 60-82). Hazret-i Musa ve genç arkadaşı Yûşâ, çalışarak elde edilemeyen, ancak Allah tarafından ihsan edilen ledünnî ilme sahip Hızır'ı aramak üzere Mecma'ül-Bahreyn'e, yani iki denizin birleştiği yere doğru yola çıkarlar. Yanlarına azık olarak aldıkları tuzlu balığın canlanıp denize atlaması üzerine buluşma yerine geldiklerini anlarlar. Su, hadis-i şerifte bildirildiğine göre, balığa değip canlandırmıştır. Hazret-i Musa, bu hâdisenin olduğu yerde Hızır ile buluşup fevkalâde şeylere şahit olacağı gezintiye çıkar. Buhârî, "Mecmaü'l-Bahreyn'den maksat hayat pınarıdır" der. Burasının İstanbul olduğunu söyleyen, Boğaz'daki Yuşa Tepesi'ni de delil gösteren rivayetler de vardır.
Bu sudan içen kimsenin uzun yaşayacağı veya ölümsüzlüğü elde edeceğine inanılır. Tefsirlerdeki rivayete göre, İskender-i Zülkarneyn, "Karanlıklar Ülkesi"nde bununan hayat suyunu işitip aramaya karar verir. Hızır diye anılan halazadesi Elyesa'nın refakatinde ordusu ile yola çıkar. Yolda fırtına yüzünden ordudan ayrı düşerler. Karanlıklar ülkesine gelince Zülkarneyn sağa, Hızır sola giderek yollarını tayine çalışırlar. Günlerce yol aldıktan sonra, Hızır ilâhî bir ses duyar ve bir nur görür. Orada âb-ı hayâtı bulur. Bu sudan içer ve yıkanır. Böylece hem sonsuz bir hayata kavuşur ve hem de fevkalâde güçler kazanır. Sonra Zülkarneyn'le karşılaşır. O da, âb-ı hayâtı ararsa da bulamaz ve bir müddet sonra vefat eder. Halk edebiyatındaki İskendernâmeler bu mevzuya dair tafsilatla doludur.
Bir başka efsanede, İskender, âlimlerden âb-ı hayatı öğrenir. Onu aramak üzere ordusuyla yola çıkar. Askerlerini kaybeder. Yalnızca aşçısı kalır. Aşçı elindeki tuzlu balığı yıkamak üzere bir çeşmenin yanına gider; balığı yıkayınca canlanır. Aşçı da vaziyeti anlayıp sudan içer. Başına gelenleri İskender'e anlatır. iskender, tarif edilen çeşmeyi bulamaz. Aşçıya kızıp, öldürmeye çalışır. Öldüremeyince de boynuna taş bağlayıp suya atar. Aşçı bir deniz cinnine dönüşür. Kur'an-ı kerimde Zülkarneyn'in bir sudan geçerken askerlerine "Kim bu sudan içerse benden değildir!" dediği anlatılır. Burada acaba âb-ı hayata işaret mi vardır?
Ölümsüz insan var mı?
Halk arasında Hızır ile İlyas adında iki aziz zâtın, âb-ı hayat içerek ölümsüzlük kazandığına inanılır. İlki karadakilerin, ikincisi denizdekilerin kurtarıcısıdır. Zaman zaman ehil kimselere gözükürler. İnsanlar bu iki zâtı görmeyi büyük bir lutf sayar. Mayıs'ın 6'sında buluşup, mantar közleyip yerler. [1]

Su bildiğimiz su… İçmeden durabilir miyiz? Susuz yaşayabilir miyiz? Yaşayamayız. Sularımız kesiliyorda deliye dönüyoruz. Sanki dünya duruyor. Heryer kokuyor, bizlerde susuzluktan ölüyoruz. Su olmadan yaşanmaz elbette. Su olmadan ne olabilir ki? Bence hayat durur. Zaten canlılar susuz yaşayamaz. Canlıdan kastım sadece insan deği lki, hayvanlar ve bitkiler de dâhil. Daha bir çok şey bu dâhil - lerin içinde!

Su dünyaya nasıl ve nereden gelmiş?

Dünya diğer gezegenlerden farklı! Bilinen onlarda su yok. Bizde suyun nasıl olduğu hakkında bir çok yazı var. Özetlediğimizde bilim diyor ki:

Yüksek sıcaklık ve düşük kütle. Eğer bir gezegenin sıcaklığı çok yüksekse, atmosferindeki gazlar öyle bir kinetik enerjiye sahip olur ki; gezegeni hemen terk ederler. Aynı şekilde, eğer bir gezegenin kütlesi yeterli büyüklükte değilse, kütle çekimi sıcak gazları atmosferinde tutmaya yetmez. Ayrıca Güneş rüzgârları ve büyük çarpmalar da uçucu gazların kaçmasına sebep olur.

Bütün bu bilimsel anlatıların sonunda:

Su dünyaya nasıl geldi?

Oluşum aşamasında sahip olamadığı suya, dünya sonradan nasıl sahip oldu?

Suyun bu kadar çok olması nasıl açıklanabilinir?

Özet:

Su dünyaya gökten gelmiş.

Kuran-ı Kerim’de su ile ilgili ayetler:

De ki: “Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?

(Mülk Suresi, 30)

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

(Müminun Suresi, 12–14)

Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi, 68–70)

Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.

(Nur Suresi, 45)

Efsanelerde de sularla ilgili bir çok anlatılar var.

Bengi Su var. Bengisu:

Abıhayat, hayat suyu ya da dirilik suyu, birçok söylencede adı geçen, içen kişiye ölümsüzlük kazandırdığına inanılan efsanevî su.

Tasavvuf şairleri, onunla ilgili şöyle demişlerdir:

"Toprağa düşen adi tohuma can veren su, dirilik suyu değilse, nedir o zaman?"

Bu suyu ilk içenlerin Hızır ve İlyas Peygamber olduğu söyleniyormuş.

Mitolojik metinlerde; Gılgamış, Oğuz Han ve İskender Zülkarneyn adları da yine Bengi Su’da geçiyormuş. Yine: Büyük İskender’in bu suyu bulmak için Zulmet’e gittiğini yazıyor efsaneler ve onun suyu bulamadığını da! Bu suyu aramasının en büyük nedeni; suyun dirilik suyu olması, içenlerin ölümsüz olabilecekleriymiş.

Hazreti Süleyman’la ilgili bir anlatıyı aktarıyorum.

Allah-u Teâlâ, Süleyman Aleyhisselam'a:

"Âb–ı Hayat"ı içip kıyamete kadar yaşamak ile içmemek arasında serbest bıraktı. Süleyman Aleyhisselam, kendisine bu güzel haberi getiren melekten biraz müsaade istedi. Süleyman Aleyhisselam, bu meseleyi danışmak için bütüncanlıları topladı. Onlarla istişare etti. Canlılar: "Âb–ı Hayattan içmeniz sizin için hayırlı olur."dediler. Sordu:"Neden?" "Hayat suyundan içerek, ta kıyamete kadar yaşar ve sürekli Cenab–ı Allah'a ibadet edersiniz. Bu ele geçmez bir nimettir." dediler.

Süleyman Aleyhisselam, Hüdhüd kuşunun toplantıda bulunmadığını fark etti. Emir verdi:

"Hüdhüd kuşlarından bir heyet gelsin.”

Biraz sonra Hüdhüd kuşları geldiler. Süleyman Aleyhisselam onların fikirlerini de sordu. Hüdhüd kuşu:

"Âb–ı Hayatı içmeyip, zamanı geldiği zaman ölmeniz sizin için daha hayırlıdır. "dediler. Süleyman Aleyhisselam sordu: "Neden?"

"Eğer hayat suyunu içip kıyamete kadar yaşayacak olursanız, bütün sevdiklerinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın hep öldüklerini görecek, üzülecek ve hatta onların ölüm acısını içinizde hissedeceksiniz. Evlât acısı yürekleri yakar. Ayrılık acısı çok zordur. Allah'ın sizin için âhirette hazırladığı nimete kısa zamanda kavuşmak, daha iyidir." dediler.

Süleyman Aleyhisselam, bu fikri beğendi. Âb–ı Hayatı içmekten vazgeçti.(alıntı)

Bengi Su; yaşam verme gücüne sahipmiş. Bir anlatıda bir ölünün üstüne serpildiği ve ölünün hapşırarak dirildiğini anlatıyormuş.

Büyük kahramanlar bu suyu içip ölümsüzleşmişler. Tabi bir kez daha tekrar ediyorum ki bunlar efsanelerde anlatılanlar.

Bengi Su aşk masallarında bile geçiyormuş. Buta’nın inanılmaz güzelliğinin sırrınında içtiği Bengi Su’dan kaynaklandığı yazılıymış.

Bengü Su’ya, mitolojik metinlerde, dini kitaplarda rastlıyoruz. Hazreti Musa’nın öyküsünde de varmış. Bazı efsaneler bu suyun:

Zulmet ülkesinde olduğunu anlatıyormuş.

Bazıları; kızıl denizin derinliklerinde…

İran mitolojisinde biraz daha değişik!

Onlar da diyorlar ki:

Şah-ı galsam, şahmeran, imperan, zümrüd-ü anka'nın kanlarının birleştiğinde ortaya çıkan ölümsüzlük suyudur![2]

---------------
ihram ve Harem Bölgesi ve Hacda İhram Yasakları

İhram: Haccın üç farzından biridir. Kendini mahrum etmek, haram kılmak, hürmet edilen zaman ve mekâna girmek, saygı duymak manalarına gelir.

Hac veya umre yapmaya niyet eden kişinin, normal zamanlarda mubah olan fiil ve davranışları hac ve umre süresince kendi nefsine haram kılması demektir. Hacda ihram, namaza başlama tekbiri gibidir.

Niyet ve telbiye, ihramın rükünleridir. Bir kişi niyet etmeden ve telbiye getirmeden yalnız beyaz elbise giymekle ihrama girmiş olmaz.

Mikat sınırında, ya da mikat sınırına gelmeden önce hac veya umreye niyet eden kişi, ilk önce ihram kıyafetlerini giyinir. Erkekler yün, keten veya pamuktan beyaz olan, iki parçalı rida ve izar adı verilen ihram kıyafetlerini giyerler. Bu giysiler belden aşağı sarılan izar, diğeri omuzlardan itibaren vücudun üst kısmını örten ridadır. Bu kıyafetler ihramın başladığını gösterir. Kadınlar normal kıyafetleriyle hac yaparlar. Sadece yüzlerini açarlar.

İhrama giren kişi için normal zamanlarda haram olmayan giyim, cinsel hayat ve avlanmayla ilgili haramlar söz konusudur. Bu yasakların çiğnenmesi, yasağın durumuna göre değişen şekilde cezayı gerekli kılar.

İHRAM YASAKLARI

İhrama girildiği andan itibaren ihramdan çıkıncaya kadar, ihram yasakları olarak bir dizi yasak başlar. Mümkün olduğu kadar bu yasaklardan uzak olmaya çalışılmalıdır.

Harem bölgesinin(Mekke ve çevresi) doğal bitkilerini kesmek, ağaçlara zarar vermek, av hayvanlarını avlamak, korkutmak, ihram elbisesi dışında elbise giymek, erkeklerin başlarını örtmesi, kadınların yüzlerini örtmesi, erkeklerin ayakkabı, çorap, eldiven giymeleri, tırnak kesmek, saç tıraşı olmak, sakal tıraşı olmak, bıyıkları düzeltmek, vücudun herhangi bir yerinden kıl koparmak, koku sürünmek, parfüm kullanmak, eşiyle cinsel ilişki, ya da yol açacak davranışlarda bulunmak, gibi… Bütün bunlar ihramlı kişi için yasak olan durumlardır.

Ayrıca, başkalarına zarar vermek, kavga etmek, küfür etmek gibi davranışlar ihramlı için hoş olmayan ve ceza gereken durumlardır.

İhrama nerede girilir? İhrama girilen yerler nerelerdir?

HAREM BÖLGESİ

Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen Harem bölgesinin sınırlarını ilk defa Cebrail’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber tarafından yenilenmiştir. Bu sınırların Kâ’be’ye en yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanları ise Tâif yönünde “Ci‘râne” ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.[3]

Yani velhasil kelam, ihram veya harem bölgesi demek, orada bitkilerin, insanlarin, hayvanlarin emniyette oldugu, onlara, hicbir zarar ziyanin, ullaşmamsi gereken bölge veya yer demekdir, yani bu sadece bize bir örnek teşkil eder, bu gün kötü bilim adamlari bitkilerin "DNA" sini bozarak onlari yiprattilar, ve yine hayvanlari klonlayip, genini bozarak, yine zararli türler meydana getirdiler, ve insanida neredeyse klonlmak icin, bütün gayretleri ile ugraşiyorlar, amma bu harem bölgesi demek, işde dünyada öyle yerler meydana getirin ki, oradakilere zarar verilmesin, ve güvenli eminyetli bölge olsun, bunu Rabbimiz Mekke ve kabe civari icin yapmiş, amma bu, sadece bir örneklik icindir, ve bugün böyle, hayvan neslininn, insan neslinin ve bitlikilerin korundugu, ve dogal hallerinde yaşadigi, emniyletli bölgeler yapmamiz, ve oralari, hatta asker ve polisler ile korumamiz gerekliligini gösteriyor, yoksa bu kötü bilim adamalri bütün dünyayi fesada ugratacaklar, ve artik neredeyse, dogal hicbirşey kalmayacak hale geldi, ve size Fatih Sultan Mehmet Han in babasina dedigi gibi diyorum : beni sizden biri olarak görüyorsaniz, size sadece bunu tavsiye ediyorum, yok bizi mehdi olarak kabul ediyorsaniz, size bunu emrediyorum, böyle "Harem Bölgeleri" oluşturun, her bölgede, yörede, oranin bitki örtüsünü, hayvanini koruyacak, emniyetli alanlar oluşturun, "dogal yaşam merkezleri", ve var gücünüzlede buralari koruma altina alin, ve polisinizle, askerinizle buralari beklemek sureti ile koruyunuz, yoksa dünyain sonunu siz düşünün.......

Zaten Cennet ne demekdir : Kirden, pisden, günahdan, günahkardan, kötülerden, ve şeytanlardan, yani bir nevi mikroplardan, ve kafir cinlerden, yani kötü gazlardan... arindrilimiş bir bölge demekdir, eger siz dünyada böyle bölgeler oluşturursaniz, birinin ismine, nimetler ceneti "Naim Cenneti" adini veririz, digerine "Me've Cenneti" yani dünyanin burunu yani havasi temiz cennet adini veririz, birisine, en iyiler diyari, "şehitler cennti," yani kokusu gitmemiş yiyecek, giyecek, hayvan ve insanlr cenneti veya diyari harem bölgesi deriz, bir digeri bozulmamiş kirlenmemiş gazlar yani havasi bozulmamiş diyar yada cennet, digerine bozulmamiş topraklar cenneti, yani velhasil, sizler harem bölgeleri kurarsaniz, artik böyle daha ileri dogru giden yolumuzda, ahiret baki kalanlarin diyari olur işde, yoksa bu kafir bilim adamlari bize, ceneti dar etcekler, ve cennet yerine kiyameti başimiza getirmeye ugraşiyorlar. akillanin artik ey insanoglu

-----------
Kadinlardan niye peygamber yok? niye imam olamiyorlar

Eskiden bazi toplumlar, kadin erkil toplummuş, yani kadin reisler yönetmiş, "Anadolu Ana Tanricasi" bodrumyahut marmaris kalesinde birkac tanesini ben bizzzat gördüm, tarihi eser olan biblollarina bakiverin, yani anadolu insani ve Türkler, ve onlar ayrica cok evlilik veya cok kocali olabilyormuş, Türkler bunlardan birisi, yani bunun bu gün örnekleri yok deniyor, halbuki bu gün, _Almanya başbakani sayin Frau Merkel kadin, yine ingiltere Kralicesi sevgili Krailce Elizabet ayni, ve yine ingltere yeni başbakani bir Bayan, yani kadinlar yönetiyor devleti, peki neden Allah, bir Bayanin imam olmasina izin vermemiş, veya peygamber yapmamiş
sebeblerini aciklayanlar diyor ki : kadin peygamer olsa idi, ve namaz farz olsa idi, namazida onun kildirmasi gerekcecek, amma, mesela regel vakti yani aadetli oldugu zamanlar görevini yapamayacak, yine hamile olacak, yine görevde olmaycak, yine lohusa olacak, görevde olamaycak, yine imam olsa, herksin önünde namaz kildiriyorum diye, bir bayan domalcak, uygunmu bu, yani brinin aklina cinsellik geliverir degilmi, onu önde o halde görse yani ,......

Fakat bu kurallar globalmidir, yani üniversal bütün dünyaya şamil bir kuralmidir, üniversal kurallar demek, mesala bunlardan trafik lambasini insanlar koymuş, dur gec bekle kurali, ve bu kirmizi lambda dur demek, italya ya gidince, kirmizi lamba gec demek degil, yine yunanistan a gidene bekle demek degil, yine afganistanda, sus demek degil, yine amerikada yavaş yürü, yada yavaş konuş demek degil, peki nedir? her yerde trafikdeki hali ile, dur demekdir, yani üniversal bir kural, yani şeriatin zahiride böyledir, yani Allah bir kural koymuş ise, bu kural, ne sadece müslümani, ne hiristiyani, ne de musavi, ne de sadece ateşperesti degil, bütün hepsini kapsayan bir kuraldir, öyle olunca Dinde Bütün insanlgin güzel bir şekilde yaşayabilmesi icin elzem olan Kurallar zümresidir, Kuran da kadinlardan imam olmaz, peygamber olmaz, diye bir kural varmi? yok, yine hiristiyanlarda varmi bu kural, incilde varmi, ben duymadim, onda da yok, yin musavilikdede yok, öyle olunca, yine kainatta örnkleri var, arilari yöneten bir dişi kralice aridir, ve binler yada yüzler kocasi vardir, ve tek bir dişi aridir onlari yöneten, yine karincalarda da ayni yönetim sistmi ile yönetilirler,

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hattâ izâ etev alâ vâdin nemli kâlet nemletun yâ eyyuhân nemludhulû mesâkinekum, lâ yahtımennekum suleymânu ve cunûduhu ve hum lâ yeş’urûn.

Meali :

Nihayet Karınca Vadisine geldikleri vakit, bir dişi karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz! Süleyman (A.S) ve onun orduları, farkında olmadan sakın sizi ezmesin."

(Sadakallahul Aziym NEML Suresi 18. ayet)

Yani öyle olunca kadindanda Reis olabilir, yönetici olabilir, yani kadin erkil olmuş toplumlarida, kadinlar yönetir, ve karincalar cok calişkan topluluklardir, yine arilar cok calişkan toplumlardir, ancak ve ancak calişkan toplumlari kadinlar yönetir, yoksa tenbelleri dirayete getirmek icin, onlara erkek gücü lazimdir, yoksa kurallara uyan, bir toplumu, bir bayanda yönetebilir, ancak kurallara uymayan ah mkalr sürüsüne dayak tekme ve güc gerekir, yani sizlerde kurallara uyan ve calişkan toplumlar olursaniz, o zaman kadinlarin da yönetici olmasinda bir beis yokdur.

--------------
Yukardaki "Abu Hayat Suyu" bahsinden bir bölümü milliyet gazeteseinden alinti yaptim, amma nasil yaptim, gazete sag tiklamayi kilitlemiş, ve birde alintiyida yasklamişdir belkide, amma ben girdim ve caldim aldim. sebebine gelince, hava su ve yol ve ilim Allahin ammeyi cüziyesindendir, yani amme mallaridir, yani kamu mali veya devlet mali gibidir, öyle olunca nasil bir devletin herhangi bir yolundan, köylüsüde kentiliside, zenginide, fakiride gecme hakina sahipse, yine hava amme malidir, herkesin hava alma ve karbondioksit salma hakki vardir, bu sadece hatta sadece insanlara ait bir kural degil hayvnlarinda ayni hakki var, yine su ammeyi cüziyeden olmasina ragmen, bu gün, devletler, biz bu konuda masraf yapiyoruz diye, halkina suyu para ile satiyor, lan trottel, salih aleyhisselam kissasini nasil unutunuzda suyu haraca bagladiniz ha, senin hakkin kadar o suda, hayvanlarin bile hakki varken, neymiş, bu falan belediyenin suyu, filen devletin suyu, yani halbuki, su yine Allahin ammeyi cüziyesindendir, ve yine bilgi ve ilim herkesin erişmesi gereken bir amme hakkidir, nasil herkesin, fakirine fukarasina kadar herkesin okula gidip ögrenme hakki varsa, aynen her bilgiyede bütün dünya insanlarinin eşit şekilde erişme, okuma alma paylaşma ve kullanma hakki vardir, o yüzden muhammed demedimi :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“ilim Hikmet, değerli bilgiler müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibidir.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17)

öyle olunca bilgi imanli her kimsenin, nerede bulursa, alacagi bir hazine ise, o zaman milliyet gazetesi bunu kilitlemiş, ve gazetesini alana satiyor, senin buna hakin yok, bilgi öyle parasi olanin alacagi bir hak degildir, bilmem kimin kitabini satin alinca ögrenilcek bir hak degildir, bilgi ve ilim, amme hakkidir, ve öyle olunca eger saklayip tresora koysaniz, mümin bir kimse tilki olsun, onu oradan calip alsin, yani dogru bilgi ve yanliş bilgi var birde tabiki, bu bilgiyi alma ve calma, bir kimsenin bir yere giriş şifresi, bimem banka hesabi, bilmem banka bakiyesi hakkindaki bilgi, senin alma hakkin olan calma hakkin olan bilgi degil, amma amme hakki olan her bilgiye herkes üniversal olarak ulaşabilmelidir, ve egeer buna itiraz ederseniz eger, o benim sizden aldigim bilgi sizin maliniz ise, o zaman zemzemde Hz Hacerin suyu ve kuyusu, hacer annemizde, ismailin annesi, ismailde muhmmedin soyu, ve öyle olunca zemzem kuyusu muhamed soyuna intikal etti, onun soyu olan seyidler ve şerifler dişinda kimse zemzem icmesin hacca da gtimesin o zaman, madem mal bulanin bilenin, hazine builanin, ele gecirenin ise, halbuku zemzem ismail soyunun suyu degilmi, amma hacca giden herkes ondan bedava icmiyormu, su amme hakki degilmi o zaman, sen kimsin o zaman, yine din muhammedin bilgisi ve muhammed ehlnin bilgisi sen o zaman hicbir yazinda "muhammed dedi" deme, musa dedi deme, nede onlardan ademden isadan evliyadan bahsetme, cünkü o bilgiler bu gün muhammedin mirasini devralanalrin bilgisi, senin kimsin o zaman, neyse mesele anlaşilmiştir sanirim


-------------
DiPNOTLAR :
--------------------
[1] turkiyegazetesi com tr/gundem/54957
[2] milliyet com tr - Nazan Şara Şatana
[3] Bazi internet Sayfalari

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://dosyaci.1trk.net/canli/152025196662671.mp3

[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 4 Mart 2018 Pazar

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda
https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

[Resim: Dini-Resim-Tasarimi_V190220180418_NPro1.jpg]

Biz "Kalu Bela" dan Beri Müslümanız, Ya Siz Kafirler, Ne Zamandan Beri Kafirsiniz

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 19 Şubat 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kâle Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî

Meali :

Musa; Rab’bim! Dedi, yüreğime genişlik ver, İşimi bana kolaylaştır.

Sadakallahul Aziym TÂHÂ Suresi 25 ve 26. ayet


[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm

Meali :

O, evveldir (ilktir) ve ahirdir (sondur), zahirdir (alâmetleri tüm varlıklarda görünendir) ve bâtındır (gizli olandır). Ve O, herşeyi en iyi bilendir.

Sadakallahul Aziym HADÎD Suresi 3. aye


---oOo---
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sordular:

“Ya Resulallah Cenab-ı Hak evvela neyi halk etti?”

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Benim nurumu yarattı.”[Feraidü-l-Fevâid fi beyani-l-Akâid s.87 Şerh ve tercümei delâili Abdülkadiri Geylani, Kettani Mütevatir hadisler]
Sonra o nuru kendi nurundan yaratıp dörde böldü. Birinden arşı kürsü, birinden melaikeleri, yerleri gökleri, birinden de Peygam-berimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ruhunu yarattı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ruhuna beni zikret diye emretti. Zikrullah yaparken her bir ismin bir mazharı var. Yani bir zuhuratı var. Allah isminin zuhuratı nurdur. Rahman isminin zuhuratı kâinatı besleyici, bütün hayır ve berekettir. Rahmaniyetinin zuhuratını görünce terledi. O terin damlalarından bizim ruhlarımız halk olundu. Ondan sonra, bizim ruhlarımızla peygamberlerin ruhu ayrıldı, seçildi, istiğfa etti. İstiğfa demek Mustafa, seçilmiş demek. İstiğfa seçmektir. Peygamberlerin ruhlarını seçti. Onlara dedi ki; “Ben sizi yeryüzüne göndereceğim. Yeryüzünde kullarıma benim emrimi tebliğ edecek-siniz. Ahd ediyormusunuz?” Onlar da vaad ettiler. O zaman onlardan ahd-i misak aldı.
Bu defa bizim ruhlarımızı toplatıp bizim ruhlarımıza dedi ki; “Yeryüzüne indiğinizde benim muhabbetimden, benim zikrimden ayrılmayacağınıza vaad ediyormusunuz?” dedi. Bizim ruhlarımız da vaad etdi. Bizden de ahd-i misak aldı. Şimdi bu dünyaya geldik, bu cesedimiz yapıldıktan sonra bu dünyaya çıktık. Buradaki vazifelerimiz evvelki ahdimizi tazelemekdir. Allah için sevişmek, Allah için bağlanmak bu tarikat, bu şeriat ahkâmı, hepsi onun için kurulmuş ki, o evvelki ahd-i misakı tazelemek ve onun üstünde durmak lazımdır. Allah bizi ahdinde vefa, yani ezelde Cenab-ı Hak’ka verdiğimiz sözün üzerinde durmayı nasip, müyeser eylesin. Amin.
Kâbeyi muazzamayı niçin ziyaret ederler? O da ahd-i misakı tazelemek içindir. Hazreti Ömer, Hazreti Ali ile kâbeyi tavaf ederken, Hazreti Ömer Hacerül Esved’e varmış, elini koymuş demiş; “Ey taş ben biliyorum ki sende hiçbir şey yoktur. Allahu teâle emrettiği için sana yüzümü sürüyorum. Yoksa senden bir şey beklemiyorum” demiş. Öyle deyince Hazreti İmam Ali Efendimiz diyor ki; “Ya Ömer bu taş öyle bir taş ki Cenab-ı Hak kullarından ezelde ahd-i misak aldığında o ahd-i misakı bu taşın içine koymuştur. İşte o ahd-i misak bu taşın içindedir. Buraya kim gelip elini yüzünü sürmüş ise, bu taş yarin mahşerde şahitlik yapacaktır. Bu onun içindir” deyince Hazreti Ömer Efendimiz şöyle söylemiştir: “Ali olmasaydı Ömer helaka giderdi.”

( Hadis-i Şerif , Şir’atu-l-İslam)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]


وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
أَوْ تَقُولُواْ إِنَّمَا أَشْرَكَ آبَاؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّن بَعْدِهِمْ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne). Ev tekûlû innemâ eşreke âbâunâ min kablu ve kunnâ zurriyyeten min ba’dihim, e fe tuhlikunâ bimâ fealel mubtilûn(mubtilûne).

Meali :

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 172 ve 173. ayet)

Cenab-ı Hak, ruhları yarattığı zaman, (elestü birabbiküm) buyurdu. Ruhlar da (bela) diye cevap verdiler.

Elestü birabbiküm, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) demektir. Kalu Bela ise, (Evet [Sen bizim Rabbimizsin] dediler) demektir.

(Kalu Beladan beri müslümanım) demek, (Ruhlarımızın "Evet" dedikleri zamandan beri müslümanım) demektir.

Bunun tam manada anlaşilmasi, örnek olarak almancada

ja , nein, doch, Fragen- Einige Beispiele (Evet ,Hayır biçiminde cevaplar ve örnekler)

1.Kommst du? (+) Ja, ich komme.

(-) Nein, ich komme nicht.

(dikkat almancada olumsuz bir soruya cevabınız olumlu olacaksa ja yada nein kullanmayız! “doch” tercih ederiz!

Kommst du nicht

(+) Doch, ich komme.

(-) Nein, ich komme nicht. (görüldüğü gibi olumsuz sorunun cevabı olumsuz ise doch yada ja denilmez “nein” tercih edilir!

3.Kommst du aus der Türkei? – Türkiye’den mi geliyorsun?

ja, ich komme aus der Türkei.
–Nein, ich komme aus Österreich. – Hayır, ben Avusturya’dan geldim.

4.Möchtest du Apfel?

Ja, ich möchte Apfel.——Nein, ich möchte kein Apfel.

Möchtest du kein Apfel? Doch, ich möchte Apfel.

Möchtest du kein Apfel? Nein, ich möchte kein Apfel.


Yani almancada, olumsuz bir soruya cevabınız olumlu olacaksa ja yada nein kullanmayız! “doch” tercih ederiz!

Rabbimizde, biz ruhlari yaratirken sordugu soru, olumsuz soru, yani "Elestü birabbiküm", (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) demektir. Kalu Bela ise, (Evet [Sen bizim Rabbimizsin] dediler) demektir.

Neam da, bela da evet demektir. Olumsuz soruların olumlu tasdiki için neam değil, bela kullanılır. Mesela, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) sorusuna neam denirse, (Evet sen bizim Rabbimiz değilsin) denmiş olur. Bela denirse, (Evet sen bizim Rabbimizsin) denmiş olur.

Acaba Galu bela da, ruhlardan bazilari, orda "Bela" diyecekleri yere, acaba "neam" deyipda tongayami düşdüler. cünkü mesela imtihanda sen yabanci dil sinavinda eger böyle bir soru gelse, bizim türkcede bu "bela" gramtigi ve "doch " gramatigi yok, biz olumsuz cümleyede evet diye cevap veririz. Biz gibi olan bazi ruhlar elbet dogru söyledigini sanip, doch yerine evet diyecek ve, rabbimizin olumsuz cümlesini olumlamiş olacaklar, haşa rabbimiz onlarin onu demek istemediklerini bilmiyormu ? hayir bilsede, burada bir tilsim var. yani ayni şeytana, şeytanlik verilmeden önce, denilirki secde et denilir ve Hz. Ademin nuru beyazdir, ve melek grublari renk ile amel ederler, yani nurdan varliklar, ve nurun üstünlügüne göre, ve şeytan aleyhillanenin nuru ise siyah, ve adem ise beyaz, Ademin Nurunda bütün renkler var, ama siyah yok, siyah olsa zaten, beyaza siyah katinca, beyaz kalmaz deglimi? öyle olunca şeytan bakdi ve "bunda siyah yok, bu benim komutanim olamaz." dedi ve secde etmedi. ve öyle olunca öyleyse sen cik aramizdan, ve şeytan ol denildi. yani şeytanliga zaten kaderinde aday olmuşdu, onun nuru da siyahdi, öyle olunca yine bu kafirlerin kafir olacaklarida belli, amma işde, o misak aliniriken galu bela dada onlar, bela yerine, Allahu alem, neam demişler, ve neam ise rabbimizin rabligini inkar etmek demek oluyor o cümlede, öyle olunca kader taaaaa ezelden ebede belli, yani onlarda onun icin secilmiş olanlar Allahu alem, yani kafirlerinde kafirligi, elestüdeki neamden beri galiba kafirler bunlar da. yapacak birşey yokmu? var. Hacca gidip arafat ve tövbden sonra tavaf ile hacerül esevede selm verip misak yenilemek, ve "neam" yerine "bela"

Bela ya Rab, Rabbimiz, sen bizim elbette rabbimizsin demek ile, bu beladan, Allahu alem, kurtulunabilir.

Bu hafta sizlere bir tefekkür sorusu başlatacagiz

Hizirin ölümsüzlük suyunda icip, ölümsüz olmasi, idris in ve ilyas in, cennete girip cikmamasi, ve isa nin yeniden dirilmesi, ve Mehdininde, deccal ile karşilaştiklarinda, onu (Mehdiyi) önce öldürecek olmasi, ve fakat, sonra tekrar dirilcek olmasi, işde Allahin " Hayyul Kayyum" esmasina tealluk eder, yani o esma onlarda tecelliyat gösterir. Neden Ahmet te, Mehmet de degilde, onlarda tecelli gösteriyor onu da siz tefekkür edin biraz.


[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm

Meali :

Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur (Sadece O vardır). Hayy’dır Kayyum’dur.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 255. ayetten pasaj)

-------------
Bir hadisde buyrulduki

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

An Ebi Hüreyrete Radiyallahü Anhü: Kale Rasûlullahi Sallâllahü Aleyhi ve Sellem, İnne Lillâhi Tis'aten ve Tis'îne ismen, men ahsâhâ dehalelcennete, Huva'llâhü'llezî lâ ilahe illâ Hû. Er-Rahmân Er-Rahîm EI-Melik El-Kuddûs Es-Selâm El-Mü'min El-Müheymin El-Azîz El-Cebbar El-Mütekebbir El-Hâlik El-Bâri' El-Musavvir El-Ğaffâr El-Kahhâr El-Vehhâb Er-Razzâk El-Fettâh El-Alîm El-Kâbid El-Bâsit El-Hâfıd Er-Râfı' El-Muız El-Müzil Es-Semi El-Basîr El-Hakem El-Adl El-Lâtîf El-Habîr El-Halîm El-Azîm El-Gafûr Eş-Şekûr El-Aliy El-Kebîr El-Hafîz El-Mukît El-Hasîb El-Celîl El-Kerîm Er-Rakîb El-Mucîb El-Vâsi' El-Hakîm El-Vedûd El-Mecîd EI-Bâıs Eş-Şehîd El-Hak El-Vekîl El-Kaviy El-Metîn El-Veliy EI-Hamîd El-Muhsî El-Mübdi’ El-Muîd El-Muhyî El-Mümît El-Hay El-Kayyûm El-Vâcid El-Mâcid El-Vâhid (El-Ahad) Es-Samed El-Kâdir El-Muktedir El-Mukaddim EI-Muahhir El-Evvel El-Âhir Ez-Zâhir El-Bâtın El-Vâlî El-Müteâlî El-Berr Et-Tevvâb El-Müntekım EI-Afüv Er-Raûf Mâlikü'l-Mülki Zü'1-Celâli ve'1-İkrâm El-Muksit El-Câmi’ El-Ğaniy El-Muğnî El-Mâni’ Ed-Dâr En-Nâfı' En-Nûr El-Hâdî El-Bedî El-Bâkî El-Vâris Er-Reşîd Es-Sebûr (Celle Celâluh)

Meali:

"Allah Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. Her kim bu doksan dokuz ismi ihsâ ederse O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) Cennete girer, sonsuz saadete ulaşmış olur. Şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever." ve ardina da bu 99 isime yer verilmiş

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim,Buhârî, Daavât, 68 )

Bu hadîs-i şerîfteki 'Ahsâ' kelimesinin bir mânası, saymaktır. Diğer bir mânası ise, bu ism-i şerîfleri öğrenip bilmektir. Bir mânası da, bu esmâ-i şerîfin mûcibince amel etmektir. yani hassalarini bilip ögrenmek, ve onu hayatina tatbik etmekdir. Nitekim sesli vaazlarimizda ögrettik ki, Hz. Adem ilk yaratildi, ve ona halifelik verildi, Allahin yeryüzündeki temsilcisi oldu, ve ona, yani ilk isim Allahlik verildi , haşa ve kelle biz Allah a şirk koşan sapiklardan degiliz, burdaki mana, nasil bir başbakan makaminda olup, orda görevini yaparken, başbakanin yerine bakan yardimcisida, odasinda ve makaminda oturup, o da başbakanin bazi diger görevlerini, oradan yönetmekdedir degilmi, yani Allah her an makaminda olup, كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ bir şe'n de görevde olmasina ragmen [5] amma Allahlik görevini, yeryüzünde Hz. Adem yani insanoglu üstlendi, ve ona sonra Rahmanlik sifati verildi, yani rahman erkek idi ve rahman bir nevi baba demekdir, ve havva ya da annelik verildi ve Rahimlik sifati, ve onlara cocuk yapabilme ve erkek ve dişiligin özellikleri ögretildi önce, onlar anlayinca, halvet edip, cocuk yaptilar, ve Allahin "Muhyi" hayat ve can veren ismi tecelliyat gösterdi, ve onu ögrendiler, ve sonra cocugu yetiştirebilme yetisi olan Rablık verildi yani mürebbi rabbi veya mürebbi yani terbiyet edici ve cocuklarini terbiyette, cocuklarinin farkli mizaclarda oldugu ögretildi, yani her insan ayni mizacda degil, birisi kabil gibi iotaatsiz olabilir,yani "Kafir" birisi ise habil gibi itaatkar olabilir,yani "el mü min" imanli kimse ismi ögrenildi ve sonra habile ise, ölmek düşdü, ve kabile ise öldürmek düşdü, ve ilk insan ölünce, Allahin "el mümit" ismi tecelli etti, yani öyle bu dünyayi sonsuz sanmayin, size verilen can, bir gün geri alinacak, ona göre tedbirli hareket edin manasinda bir ders verildi. ve Allah Mümit tir öldürür ve sonra cocuk dogduyuduya önce hay simi teclli etti allah yeni can veriri sonra öldürdü ve can lir yani işde adem atamiz allahin bu 99 esmasi ve onun dişindaki bütün bilmedigi diger esmalarinde yolculuk etti, ve her bir esmasi ile, daha bilge oldu, ve dünyayi mamur etme görevinide üstlendi insanoglu
Esmâül-Hüsnâ Ne Demektir? Esma, ismin cem'idir. Hüsnâ kelimesi de en güzel ma'nâsına tafdil sîgasıdır. Terkibin ma'nâsı: En güzel isimler demek olur. En güzel isimler Allah'a mahsustur. Çünkü bütün kemâllerin sahibi O'dur. O'nun isimleri, en ileri ve mutlak bir kemâl ifâde eden, mukaddes kelimelerdir.

Esmâül-Hüsnâ'yı Öğrenmenin Faydaları: Allahu teâlâ Hazretlerini bilmek, sevmek, kulluğuna bağışlanmak, O'nun sevmediği kötü huyları atmak, hoşnud olduğu temiz huylarla varlığını güzelleştirmek, bu suretle rızâsına ermektir. ve bunlar ise esmada gizlidir, elbet onlari ezberlemek lazim, cünkü mesala tornavida diye bir alet var, amma tornavidayi kullanmadan önce, onun bir görüp bakip onun isminin tornavida oldgunu görüp bilmek lazimki, sonra tornavida lazim oldugu yerde, yada senden tornavida istendiginde,tornavida nedir bilip, onu getirebilmek, yada kullanmak hassasi sende orataya ciksin.

Allahu teâlâ'yi bilmek, O'nun isimlerini ve sıfatlarını öğrenmekle olur. Allahu teâlâ'yı sevmek: Bu da bütün kemâlâtın ancak Allah'ta bulunduğunu ve O'ndan olduğunu bilmekle kazanılır. Rûh kemâle âşıktır. Bir şeyin kemâlini öğrenince hemen oraya akıverir ve gördüğü kemâlin kuvvetine göre bir zevk duyar. Bütün kemâlâtın ancak Allah'ta bulunduğuna kat'î bilgi edinen rûh, bu bilgiden sonsuz bir zevke dalar ki, kendisinden bu zevkin asla kesilmemesini ister.

Allahu teâlâ'nın kulluğuna bağlanmak : Bu zevkin, intisap şerefinin hiç kesilmeden devamı için biricik yol da, Allah'ın buyruklarına sımsıkı yapışmak, yasak ettiği şeylerden son derece sakınmaktır. Seven için en büyük zevk, sevdiğini kendisinden memnun etmeğe çalışmaktır. Bunu temin için her şeyi ve hattâ icâbında canını feda etmeği göze alır. En ziyâde korktuğu şey de, sevdiğinin hışmına uğramaktır. Sevdiğinin nazarından düşürecek olan en ehemmiyetsiz şeylerden bile titrer,... ürperir.


Hayâtın Gayesi : Hayatın gayesi, Allah'ın rızâsına ermektir. Bütün ibâdetler, bütün güzel huylar, insanı Allah'ın rızasına ulaştıran yollar, vâsıtalardır. Bütün kabahatler, bütün kötü huylar, insanı Allah'ın hışmına uğratacak çirkinliklerdir. Velhasıl Esmâü'l-Hüsnâ'yı öğrenmekle Allah bilgisi kazanılır. Allah bilgisi, Allah sevgisinin tohumudur. Bir gönüle bu tohumdan düşerse filizlenir. O gönülden şevk ve muhabbet ağacı biter, bu ağacın meyveleri vardır ki, kalbde, ruhta, elde, ayakta, gözde, kulakta, insanın bütün maddî ve ruhî varlığında belirir ve olgunlaşır. Bu meyveler başlıca, Yaradana hürmet, yaradılmışlara merhamet etmek, kötü huyları atmak, güzel huy kazanmak, hak uğrunda her türlü fedâkârlığa katlanmak... gibi samimî meziyetlerdir. Hakikî insan olmak, bu meziyetleri kendinde toplamaktır. Allah'ın rızâsı, dünya ve âhiretin saadeti de bu meziyetlerin arkasındadır.

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhil esmâul husnâ fed’uhu bihâ ve zerûllezîne yulhıdûne fî esmâihî, se yuczevne mâ kânû ya’melûn

Meali :

En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 180. ayet)

Burdaki "fed uhu" ayetinin manasi "O na (Allah a) bunlarla dua edin" den daha ziyade, onu, o isimleri ile cagirin demekdir, yani rahman baba demekdir ve , babaligi ögrencek kimse, onu rahman olarak cagircak önce, baba baba diye, babasindan babaligi görecek ögrencek, ve sonrada bir hanim ve anne olabilcek bir bayan bulup rahim tecelliyatinda bir kadin bulup onunla evlenip zifaf ve halvet edip cocuk yapma gayretinde olmali ki , rab de bir cocuk ikram ederse eger, babalik hikmetini, "hakkal yakin" bizatihi tadip yaşayacakki rahmn nedir hakkiyle bilip ögrensin, ve hayatina tatbik edip onun ne hassalari (ihsa lari veya özellikleri ) var ögrenip bir sonraki neslinede ögretebilsin degilmi, yoksa oturup, 100 kere rahman, rahman demek, elbette zikirdir, amma ondan dahada ziyade, Rahmanligi ve Rabligi, hayatina tatbik etmek, ancak evlilik sonucu, veya evlatlik almak sonucu ortaya cikar, yoksa otur kitapdan yüzmeyi oku, hatta ezberle, bir defa suya atlayip yüzmedikce, sen yüzmeyi ögrendin diyebilirmiyiz? diyemeyiz degilmi? öyle olunca, oturup 1000 Ya Rahman demekden ziyade, onu hayatina tatbik edip hakkal yakin yaşayarak ögrenmek, babalik ve annelik hikmetini giymek demekdir, ve öyle olunca rabligi sirtlarina alan halifelik cübbesini giyen demek, Allahligi sirtlanan , Allahligin ilk esmalari olan Rahmanlik ve Rahimligi, bir cübbe gibi giymek demek, bürünmek demek işde ihsa demek işde onu hayatina tatbik etmek demekdir. ve o ayetteki dea etmek dua etmek, veya cagirmak ise, bir insan, ben evlencen diye cagirmazsa, istek yollamazsa, annesine babasina haber etmezse, yahut sevdigine, seninle evelenelim diye, birini evlilige cagirmazsa, sonrada evlenenincede, ben cocuk istiyorum diye dua edip, cocuk cocuk diye cagirmazsa, cocuk sahibi olup, Rablige, yani cocuk ve insan yetiştiriciligine, yükselip cikabilirmi, diger esmalarde ayni şekle binanen hakeza hakeza.....

İhsâ Ne Demektir:
Bu kelimeye üç türlü ma'nâ verilmiştir: Saymak, ezberle­mek, ma'nâlarını şuurla anlamak. Şu halde ihsâ tahakkuk etmek için bu doksan dokuz ismi hem ezberlemek, hem ma'nâlarını öğrenmek, hem de saymak gerektir. Yoksa bir papağan gi­bi sâdece ezber etmek veya saymak kâfi değildir. İnsan gibi şuurlu bir mahlûka yaraşan da budur.

Bu doksan dokuz isme "İhsâ İsimleri" denir: Burada dok­san dokuz adedinin söylenmesi hasr için değildir. Yâni Allahu teâlâ'nın ancak doksan dokuz ismi vardır. Bunlardan başka yoktur ma'nasına değildir. Belki yalnız ihsâ isimlerini bildirmek içindir. Yoksa Kur'ân'da Allâh'u teâlâ'nın bunlardan başka isimleri de gelmiştir. Allah, nice has kullarına nice adlarını bildirmiştir. Sonra hiç bir mahlûkuna bildirmediği adları da vardır. Meselâ denir ki:

"İnne li fülânin elfe dinarın eaddehâ li's-Sadaka" yâni, "Filancanın bin lirası vardır ki, hayır için hazırlamıştır." demektir. Acaba bu sözden o adamın bin liradan başka parası olmadığı mı anlaşılıyor? Tabiî ki, hayır. İşte bu da öyle.. [1]

İsimleri Saymak Nasıl Yapılmalı : Kur'ân'da "Haşr" sûresinin sonundaki Esmâü'l-Hüsnâ'yı okuduğumuz gibi bütün isimleri birbirine ulaştırarak okumak caizdir. Bunun aksine olarak her ismi diğerinden bölerek teker teker ve her birinin sonunda vakfederek okumak da caizdir. Hattâ ihsâ'nın, saymak ma'nâsına olduğuna göre, bu şekilde okunması daha muvafıktır. Bâzılarında ulaştırmak, bâzılarında ayırmak suretiyle okumak da caizdir.

Bâzıları Esmâü'l Hüsnâ'yı harf-i tarif dediğimiz elif-lâm ile okumuştur. Nitekim âyette ve hadîste de böyle gelmiştir. Bâzıları da elif-lâm'a bedel olarak (yâ) harf nidâsiyle okumuşlardır.

Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahîm... gibi

Demek ki, Esmâü'l-Hüsnâ'yı okuma şekli geniş ve müsaittir. Asıl mühim olan şey, okurken kalbin şuurlu ve uyanık bulunmasıdır. Bir de her ism-i Şerîf i okudukça (Celle Celâlühû) tazîm cümlesini tekrarlamak edep ve saygı iktizâsındandır. [21]
onlari ezberlek hususunda yukarda degimiz gibi

Dedikki bu konuya Mesal tornivaida diye bir alet var, amma tornavidayi kullanmadan önce, onun isminin tornavida oldgunu, görüp bilmek lazimki, sonra tornavida lazim oldugu yerlerde, yada senden tornavida istendiginde, tornavida nedir bilip, onu getirrmek, yada lazim oldugunda kullanmak hassasi,yani özelligi, sende orataya ciksin. Ezberleyip ögrenmenin manasi budur, yoksa mesela Fettah ismini, ha "ya fetttah" yahut Rahman ismini "ya rahman" de öyle ezberle ve unutmamak icin tekrar et, zikret, yada sade "rahman veya fetah...." de ezberle ve zikret, fark nerde...


[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kulid’ûllâhe evid’ûr rahmân(rahmâne), eyyen mâ ted’û fe lehul esmâul husnâ, ve lâ techer bi salâtike ve lâ tuhâfit bihâ vebtegı beyne zâlike sebîlâ

Meali :

De ki: “Allah diye çağırın veya Rahmân diye çağırın. Nasıl çağırırsanız hepsi O’nun Esmaül Hüsnası’dır (Allah’ın en güzel isimleridir).” Namazında (sesini) yükseltme ve onu (sesini) alçaltma. Bu ikisi arasında bir yol tut.

(Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 110. ayet)

Yani Rabbimizde öyle ögretiyor, yani, ha "rahman" de, yahutta "ya rahman" de, fark yok, yani mesela, bir adamin ismi ahmet olsun, cok kibar birileri "ahmet bey" diye cagirir onu, diger samimi oldgu bir arkadaşi "ahmeeet" diye cagirir, yahut daha yakin biri "ahmet kurbanim" diye cagirir, bir başkasi "ahmet dostum" diye cagirir, yani fark nerde, ahmetmi ahmet, ahmet demekden maksad, ahmeti cagirmak, ahmet demekden gaye, onu cagirmak, ve ahmetten istenilcek olani istemek icin, yoksa "ahmet bey" demek ile "ahmet kurbanim" arasinda ancak samimiyet farki var yani.....
----------
Allah'ın zâtı, bir, güzel isimleri (esmâü'l-hüsnâ / esmâ-i hüsnâ) ise çoktur. Allah'ın doksan dokuz ismi hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. İbn Kesir, tefsirinde, Buhâri ve Müslim'in Ebû Hureyre (r.a.)'den naklettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm)'den şöyle buyurduğu rivâyet ediliyor:

"Yüce Allah'ın bir eksiğiyle yüz ismi vardır. (yani doksan dokuz). Kim onları sayarsa cennete girer. O tektir, tek 'i sever." [2]

---------------

Allahin celali ismleri ve ve cemali isimleri vardir, yani sevecen isimleri, ve birde gadabli kizgin isimleri yani.

Allah'ın celali ve cemali isimleri nelerdir?
Önce şunu hatırlatmakta fayda vardır: Allah’ın isim ve sıfatları mütedahil daireler gibi iç içedir. Yani bir celal sıfatında bir cemal tecellisini de görmek mümkündür. Bir cemal sıfatında da bir celal tecellisi görülebilir. Bu sebeple örnek olarak yazacağımız birkaç celal sıfatlarının cemal tecellilerini de unutmamak gerekir. Mesela, Kahhar ismi zalimler için bir celal tezahürü iken, gadre uğramış mazlum biri için rahmettir, onu teskin eder.

Allah, Celil, Aziz, Azim, Kahhar, Müntakim, Cebbar, Kuddus, Kadim, Kayyum, Fert, Mümit, Hakem, Adl, Halık, Bari, Fatır, Deyyan gibi isimler celallî isimlerdir. Bu manalar doğrultusunda başka isimleri bulabilirsiniz. Fakat tekrar edelim ki, sıfatlar iç içedir. Allah’ın azametinde şefkat, heybetinde hilm/yumuşaklık, izzetinde merhamet vardır. Kişilere göre de tecelliler farklı algılanır. Kimi, kahrından korkar, kimi de şefkatini suistimal etmekten titrer.

Tecelli Tek Çeşit Değil

GÖZÜN akı ve karası olduğu gibi dünyanın da gecesi ve gündüzü var. Bunlardan biri kendi öz benliğimizde diğeri de çevremizi kuşatan alemde görülen celal ve cemal tecellilerinden sadece ikisi.

İnsan ömrü ne cemalin ne de celalin tecellileriyle geçip durmaz, bu iki ayrı tecelli ömrünüzün her safhasında iç içedirler; bazen sırayla, bazen birlikte icraat gösterirler. Ömür yolculuğumuz bunlardan ayrı düşünülemez. Bunun böylece bilinmesi insan için bir rahatlık, bir huzur kaynağı olur. Hayatı hep tozpembe görmek isteyenler aradıklarını çoğu kez bulamayınca önce karamsarlığa sonra ümitsizliği düşerler. Ümidin kaybolduğu yerde ise hayat acılaşmaya başlar ve ruhî sıkıntılar insanı her gün biraz daha hırpalar.

Askere kaydolan bir genç, orada zamanının çoğunu talimle geçireceğini, ara sıra da dinleneceğini yahut oyun oynayacağını peşinen kabul etti mi ruh dünyası buna göre şekillenir; sıkıntılara karşı kendini hazırladığı için de onları kolaylıkla aşar. Bir talim ve imtihan meydanı olan bu dünyaya da bu gözle bakanlar saadeti yakalarlar. Havanın hep sakin olmayacağını bilir, fırtına olunca fazla şaşırmazlar. Bedenin hep sıhhat üzere kalmayacağını çok iyi bildiklerinden hastalıklara karşı daha sabırlı olurlar. Gençliğin bir gün yerini ihtiyarlığa bırakacağını önceden kabul ettiklerinden ağaran saçları onları hüzne düşürmez.

Bu dünyada celal ve cemal tecellileri içi içedir. Üstad’ın o güzel tespitiyle “celalin gözüne cemal, cemal gözünde celal” tecellileri vardır. İşte, celalin gözündeki cemali seyredebilenler, hayatlarını huzur içinde geçirirler. Mesela, ölüm bir celal tecellisidir, fakat kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu bilenler bu celalin gözündeki cemali seyredebilirler.

Bir hadis-i kutsîde “Rahmetim gazabımı geçti.” buyrulur. Buna göre, ilk bakışta bir celal, bir kahır tecellisi gibi görünen üzücü olayların, bilemediğimiz nice rahmet yönleri de vardır. Ve bu rahmet o gazaptan daha ileri seviyededir. Hastalanan bir insanda Müzill yani “zillete düşürücü” ismi tecelli eder. Ama hastalığına sabrettiği taktirde günahları erir, derecesi artar, dünya sevgisi kalbinden silinmeye başlar, bütün bunlar o kul için ahirette “izzetli” bir ömür sürmenin sermayesi olurlar. O ebedi saadetin yanında bu fani hastalığın verdiği elemler çok küçük kalırlar ve rahmet gazabı geçmiş olur.

FFIRTINALI bir denize kıyıdan yahut yüksek bir tepeden bakanlar harika bir manzara seyrederler. Burada, celalin gözünde cemal tecelli etmiştir. Şu var ki, bunu ancak dalgalara kapılmayan, olayları kenardan seyretmesini bilenler başarırlar. Dalgaların sürüklediği kişi bu zevkten mahrum kalır, o ancak celal tecellileri karşısında korku, dehşet, ümitsizlik karışımı bir ruh halinin altına ezilir.

Mülkü sahibine teslim etmeyi başaranlar, kendi varlıklarını da bir emanet bilirler. O emaneti korumaya çok ihtimam gösterirler. Kendi iradeleri dışında başlarına gelen olayları değerlendirirken de, bir kenara çekilir, denizi uzaktan seyreden adam gibi, olaylardan faydalanmaya bakarlar. Bir bitkinin geceden ve gündüzden ayrı faydalar sağlaması misali, onlar da hem kahır hem de lütuf tecellilerinden, ruhları ve kalpleri namına, büyük kârlar elde etmesini bilirler.[3]

Dedik ya işde, Allah ilk insan, Hz Ademe, ilk halifeye, önce Allahlik verdi yani yeryüzünün halifesi tayin etti, sonra rahmanlik, sonrada rahimlik, sonrada rablik verildi, sonra, baba olunca, yeni bir cocuk dogdu, ve muhyi, yani can veren oldugu "cemali bir isimi" ögretildi, sonra ise cocuk büyüdü bir itaatkar oldu el mü minu ismi aciga cikdi yani iman edip itaat eden diger cocuk isyankar oldu ve imanin ziddi olan "kafir ve küfür" isimi aciga cikdi, ve sonunda, birisi öldü veyada öldürüldü, ve Allahin "el mümit" oldgu aciga cikdi, yani can alan, ve celali bir isim ortaya cikdi, ve insanin öyle boşu boşuna ve başli başina saliverilmedigi ortaya cikdi, ve iki kanatli ögrenmeye başladi hz Adem ve hz insan, yani bir cemali taraf, ve birde celali taraf ile, esmalarda, Allah likda, halifelikde, yolculuk devam etdi.

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

أَفَغَيْرَ دِينِ اللّهِ يَبْغُونَ وَلَهُ أَسْلَمَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E fe gayre dînillâhi yebgûne ve lehû esleme men fîs semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve ileyhi yurceûn

Meali :

Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar(inanan insanlar, ehli Kitap) Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 83. ayet)

---------------
Mesela el-CEBBAR: Allah'ın, yarattığı tüm varlıklarının ihtiyaçlarını karşılayan, her konuda çok güçlü ve kudretli olduğu anlamındadır. Ayrıca Allah'ın yarattıklarının tümünü kendi iradesine mecbur eden, dilediğini de zorla yaptırmaya gücü yeten, kesin hükmüne karşı gelinemeyen yaratıcı olduğu anlamına da gelir.

Yüce Allah'ın "Cebbâr" sıfatı sebebiyle insanların, işlerine kendi iradeleri ve serbestlikleri olmadığı sanılmamalıdır. Çünkü Allah, bildirdiği emir ve yasaklarına uyup uymama konusunda insanları kendi iradelerinde serbest bırakmıştır. Şüphesiz insanların, Allah tarafından akıllı ve iradeli yaratılmalarının bir anlamı vardır. Allah, insanı O'nun hükümlerini tanıyıp bilmesi için akıllı, kendi irade ve istekleri ile O'nun emrine uymaları ve gösterdiği bu yolda yürümeleri için de serbest iradeli yaratmıştır.

Ancak Allah'ın, insanlara işlerinde serbestlik tanımış olması, onların bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur olduğu anlamına gelmez. Örneğin Allah'ın emirlerini dinlemeyip O'na karşı gelen asiler, günahkârlar cezaya yanaşmak istemeseler de vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olacaklardır. Allah'ın mutlak iradesi ve kudreti altına girmeyen hiçbir varlık düşünülemez.[4]

--------------

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِّن لِّقَاء رَبِّهِمْ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît

Meali :

İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır ihata edendir.

(Sadakallahul Aziym FUSSİLET Suresi 54. ayet)

Bunu şu misallerle anlatalim :

1.örnek : Bilgisayar ekrani, yada televizyonlarda bir sürü görüntü gösteriliyor, bu mesela : sanatci ahmet şarki söylerken, veya mühendis mehmet, mühendislik yaparken, yahutda, fatma teyze yemek yaparken ki görüntüleri, ve ordaki alet erdavat, veya dometes biber, yahut bir alim kuran okuyup vaaz ediyor, önünde kitaplar var, ve hepsi görüntü , ve bu görüntüler cok farkli farkli olmasina ragmnen, aslinda görüntülerin hepsi, ayni parcalardan oluşuyor, cünkü, eski televizyon ekranlari, bircok noktacikdan, ışığın yanıp yanip sönerek, sinyal vermesi halinde, görüntü oluştuluyordu, yine şimdiki LCD lerde işte bu noktalarin ismine pixel deniyor, her bir pixel, ya kare halinde, yada yuvarlak nokta halinde, yine noktalardan oluşuyor, öyle olunca, ahmet amcayi gösterirkende, o noktalardan meydana geliyor, dometesi gösterirken de noktalardan oluşuyor, öyle olunca ahmet amcanin asli, bir adet veya binler adet noktadir, diyebiliriz degilmi? o noktanin cogalip, degişik şekillerde görünmesine, işde ekrandaki ahmet amca diyoruz.

2. örnek : Bir cocuk meydana gelirken, önce tek bir hücre idi, o hücre cogalip, bölüne, bölüne, binlerce, milyonlarca hücreye bölündü, ve o hücrelerin toplamindan, bir bebek meydana geldi, o bebek yine büyüdü delikanli oldu, yine ne ile, hücrelrin cogalmasi ile, ve sonra adam oldu, sonra dede oldu, sonrada öldü topraga geri döndü, yani ne oldu o zaman, o cocuk tek bir hücre idi yani bir nokta idi degilmi?

3. örnek : Hz Adem ilk yaratildi, ve ondan dogacak bütün insanlik ve cocuklarin ana maddesini ve yapisini oluşturacak sperm, hz Ademin icinde meydana geldi, ve o sperm, havaya girdi, ve cocuk oldu, ondan cikdi ,..bilmem ademin diger cocuklarina girdi, onlardanda cikdi, taaaaa sonra Hz. idris oldu, ondanda cikdi,... bu sefer nuh oldu,.... sonra hud oldu. sonra salih oldu.... musa oldu, isa oldu, muhammed oldu,.... sonra bizim mahalledeki fatma oldu, mehmet oldu fadime oldu degilmi, amma o tek bir insan Hz Adem idi, o bölündü ve, bir idi, binler oldu, aslinda adem veya insan tek idi, o yüzden hz adem demek, insan demek, ve ademin icinde hepimiz bütün halde idik, sonra doga doga dagildik, ve dönüşümüz ona ise, ademden geldik, ademe geri dönecegiz, insandan meydana geldik yikne başka bir insana gerfi döncecgiz, yani işde nuh dogdu büyüdü peygamber oldu, sonra öldü topraga geri döndü, toprakdan bir daha cikdi, ve yine bir başka ademdeki cocuk oldu ve dogdu, öyle olunca adem ise toprakdandi ve

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن سُلَالَةٍ مِّن طِينٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad halaknâl insâne min sulâletin min tîn

Meali :

Andolsun ki biz insanı, balçık çamurdan (süzüp çıkarılmış nemli organik ve inorganik toprağın) özünden yarattık.

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 12. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَمَا لِي لاَ أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn

Meali :

Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet ve kulluk etmeyecekmişim. Halbuki hepiniz O’na döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 22. ayet)

o zaman, O Allah ise, o zaman toprakda Allah mi demek cünkü "e lâ innehu bi kulli şey’in muhît", yani Cünkü "O, her şeyi kuşatandır ihata edendir kaplayandir."
öyleyse toprakdada Allah var, toprak ise elementlerden, minarellerden oluşuyor, ve toprakdaki element ve minareller ise, bitikler veya sular ile bedenimize giriyor, ve bizi ve neslimizi oluşturuyor, öyleyse Hz Adem gibi, toprakda bütün olan, ve bizler onun parcalariyiz, insan toprakdir demek yanliş olmaz, ve elementler ise atomlardan ve atom alti parcalardan oluşuyor, yani ölye olunca, atom demek ise, kücük noktalardan oluşuyor demek, ve öyle ise, insan atomdur demek yanliş olmaz, güneşler, aylar feleklerde bu atom parcaciklarindan oluşuyorsan heryeri atomlar kuşatmiş demek olmazmi, peki atom ne, Allah mi, yani Allah atomlar ve atom alti parcaciklarla, yine her yeri kuşatandır, ihata edendir kaplayandir. o zaman "Allah bize şah damarimizdan bile dah yakindir" kelami hak sözdür. ve bizim özümüz zaten Allah parcaciklarindan oluşuyorn yokki ondan başka bir nesne bir şey "la mevcuda ila hu" Tasavufdaki "ondan başka bir varlik ve mevcudat yok." sözüde hak o zaman. Bütün, parcalardan oluşur, veya parcalar bütünü oluşturur hikmeti ile bütüne varim, veya bütünden gelim, "Toprakdan geldik, topraga geri dönecegiz" veya "Allah dan geldik yine Allah a geri dönecegiz" yine atomlarmiza elementlerimize ayrilip, döndürelecegiz demek olmazmi bu?

4. örnek :
yine sayilar, mesala 1, vahid ve tek ve bütün olan, ve mesala 10 ise, 10 tane birin, bir araya gelmesinden oluşuyor, yine 100 demek, 100 tane bir demek, 8000 demek yine 8000 tane bir, bir araya geldi demek. bölsen birin katlari, carpsan birin katlari, cikarsanda birin katlari ve toplasamn yine birin katlari, ve birde sifir var, o ne peki, varlik ve yokluk,hayat ve ölüm, biri sifir ile carparsan, bir sifir olur, yine 800 ü sifir ile carparsan, 800 de sifir olur, yine 100 000 i sifir ile carparsan, yine sifir olur," ya mümit" olan Allah sifirlayan Allah hikmeti, öldüren Allah, yok eden Allah, yine bir ve 1 vahid ve var eden, hayat veren, can veren Allah, vahidul kahhar olan Allah in , kendisini bize tanittigi birer misali, yani sifiri 1 ile topla etkisiz eleman, 1 ne artar, ne de eksilir, yani yine 10 dan sifir cikar, ne artar ne eksilir, yani etkisiz eleman, yani "Allah sameddir hikmeti", senin kulluk etmennamz kilman zikretmen, yada kurban kesmen, oruc tutman, yada kafirlik etmen , kötü ve günah işler ile meşgul olman, ona zarar vermez,senin yaptiklarin ondan birşey eksiltmez , senin yaptiklarin birşey O nda artirmaz, o Artmayan eksilmeyendir, yine sifira bir ekle 1 oldu, 10 ekle 10 oldu, eksi 10 ekle, eksi 10 oldu yani rahman ve rahimdir O. 10 lu rahman, yani Baba ve 10 lu tabnca veya eksi 10 lu rahim, Anne, artan dogup ve üreyip cogalabilen, amm bu kadin ve rahim olarak, amma bu erkek ve Rahman olarak......

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr,
Meali :

Nasraniler (Hiristiyanlar) ve Yahudiler, sen onlarin milletlerini, millet olarak kabul etmedikce, onlarda seni kabul edip razi olmazlar, Allahin hidayeti ve dogru yolunu ancak hidayete ermiş birisi anlatabilir ögretebilir, ve senin bundaki hükmün, ancak ilmin kadardir, ve öyleki sana Allah dan bir bilgi ve ögretici bir veli veya yardimci olmadan, sende asla onlara zaten tabi olamazsin, onlari kabul edemezsin.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 120. ayet)

yani kardeşim, ahir zamanda, global dünya nin kurulmasin, mehdi vaktinin ve kralliginin kurulmasi demek, bütün insanlilk bir baş altinda toplanmasi demek, ancak sen karşindakine müsamaha göstermezsen, kibar olmazsan, ve onlara cihad etmemiz lazim, onlar kafir, onlari öldürmek lazim dersen, karşindakinin de, iki eli kolu var, onlarda sana karşi savaşir, amma sen onlari kabul edip, gelin bir araya gelelim der isen, onlar da seni kabul ederlermiş, yani müsamaha gösterki, sanada müsamaha gösterilsin, sen kibar ol ki sanda kibar davransinlar, mesala avusturyada birisinden bir şey isterken dedin ki "gibt mir ein glass wasser bitte." yani "bana bir bardak su verirmisin lütfen." dedin ve oda senin o "Bitte" lafina "Lütfen" kibar ligna karşi aldi bir bardak su vedi, ve sende dedinki "Danke,yani teşekkür ederim" o da derki "Bitte, nicht zu danken," yani teşekkür etmene gerek yok rica ederim der. yani kibarlikdan kibarlik dogdu, yahutda sen on a "lan şurdan bir su ver" dersen o da der ki "kalkda kendin al lan, ben senin hizmetcinmiyim ." der yani bu ister hanimindan iste ister evladindan iste,ister bir yabancidan iste, durum ayni, degilmi? yani sen kibar ve müsamahali olursan, karşindakide eş şek degilse, o da sana kibar ve müsamahali olur, yoksa bu ayet, öyle "sen onalrin dinine dönmedikce, onlar senin dini kabul etmezler" manasinda degildir, ve yanliş bir yerde kullanilmakdadir, halbuki muhammedaleyhisselam ögretmdimiki bizlere, ve bu kuranda da ayet olarak yer almakda

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ

Meali :

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.”

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet )

yani Allah ögretiyor ki, sana kibar olana, sen daha kibar ol, sana müsamaha gösterene, sende ona daha iyisi ile müsamaha et, sana iylik yapana, sende elinden gelen başka bir iyilik ile karşilik ver demek degilmidir bu ayet. öyle olunca yukardki ayetteki de sen onlari anlayip kabul edip müsamah gösterirsen, onlarda seni anlar kabul eder, ve sen kim hidayette delalette, acik bir bilgi gelmeden bilemezsin diyor rabbim . Nitekim Mekke fethediilirkende o ilk defa gidildiginde muhammed e müsade etmediler, muhammetde onlari anlayişla karşiladi, mekkesi fethetmeden ve hac ve tavaf etmden geri döndü, ertesi sene ona müsmah gösterceklerini söylediler, ve dogru olan oldu, ertesi sene insan canina kiyilmdan Mekke fethedilmiş oldu, yani haram bölgesinde orda cana kiymakda haram olmasi hükmü icra ettti, ve müsamaha müsamaha dogurdu,kavgasiz dögüşsüz Mekke fetholdu,

Ve Bu Hafta Cemileler girdi, yani cemreler girdi, ilk cemre havaya düşdü, ve dünyamizin topragi, ve toprakdan olanlarin, "velbeasü hikmeti" olan, öldükden sonra yeniden dirilme hikmetinin başi olan, havalarin isinmasi, ve semadan berzahdan ilk Ali ve fatmacik olcak olanlarin tohumlarinin, yeryüzüne indirilmesi, ve yani bu sene dogacak insan, bitki ve hayvan neslinin ruhlarinin ve nefis tohumlarinin yeryüzüne indirilmesi olan zamanlar, ve havaya incek, sonra suya incek, sonra topraga incekki, sonra toprakdan bir defa daha can olup cikacaklar , öldükden sonra dirilmeye yolculuk olan, bu seneki Bahara dogru ilk adimimiz hayirli ve mübarek olsun.

Rabbim Ahirzman insanligina, Mehdinin etrafinda, bir baş ve tek imam altinda, bir hak söz üstünde, birleşip, birbirlerine anlayiş ve müsamaha göstermeyi nasip etsinki, o mehdi Kralligi kurulabilsin.

Dip Notlar :
-----------------------------------------------
[1] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 14.
[2] Osman ÇETİN - Sorularla İslamiyet
[3] Sorularla islamiyet - Allahin-celali-ve-cemali-isimleri-nelerdir
[4] Sorularla islamiyet - esmaul-husna-esma-i-husna
[5] RAHMAN-29 ayet


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://efsane1turk.net/vaazlar/2018/Biz...umaniz.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 19 Şubat 2018 Pazartesi

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

[Resim: Dini_Resimler_V100220182304_NCP1.jpg]

Tekamülde, Kemal Yolculuğunda Zikirin Önemi

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 11 Şubat 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn

Meali :

Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.

Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Benim Ümmetimin alimleri, İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir."

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Alimler, Peygamberlerin Varisleridir."

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bütün Hak Tarikatlar,Kemala giden, Kemaline Ermişlige Giden yolda, Yaptirdiklari Seyri Sülük yolculugunda, Sofi ve Müridlerini, Bu Yolda Zikir ve Rabita yolu ile terbiyet ederek, tekamül yolunu secmişler.
Peki Zikirin rolü nedir burada? ve zikirde önce "Allah" zikrini ele almiş, ve sonra baziliarida Letaiflerin Zikrini ele almişlar, ve mesala Nakşibendi Tarikatina intisab eden, yeni başlayan brine 5000 Allah zikiri cekeceksin günde diyor. peki Bu sistemde, Allah sağırmı, duymazmiki, bir insan, Allah a kendini duyurmak icin 5000 kere "Allah" desin. Birak 5000 i, 100 bin "Allah" Zikri cekenler var günde, peki Allah sağırmı ki, duyuramiyorsun Allaha.

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad halaknâl insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuhu, ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd

Meali :

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

(Sadakallahul Aziym KAF Suresi 16. ayet )

Halbuki Allah bize, şah damarimizdan daha yakin, o senin her nefesinden bile haberdar iken, peki nedir bu zulum, 5000 kere Allah demek, ben temsili misal : Ahmetten bir bardak su istiyecek olsam, Ahmet e Ahmet in isimini 5000 kere söyleyipdemi isterim suyu, yoksa bir seslendim duymadi, bir defa daha ona duyurcak kadar bagiririm, ve ona duyururum isterim, peki nerden cikdi bu 5000 Allah zikri? yada 50000 veya 100 000 Allah zikri
peki bunlar safsatami, uydurukmu? yoksa alimlerece test edilmiş şeylermi?

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurûllâhe zikran kesîrân.

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.

(Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 41. ayet)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى لَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَى ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَى قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Se nukriuke fe lâ tensâ. İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu ya’lemul cehra ve mâ yahfâ. Ve nuyessiruke lil yusrâ. Fe zekkir in nefeatiz zikrâ. Se yezzekkeru men yahşâ. Ve yetecennebuhâl eşkâ. Ellezî yaslân nâral kubrâ. Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ. Kad efleha men tezekkâ. Ve zekeresme rabbihî fe sallâ.

Meali :

(Kur’ân’ı) sana, Biz okutacağız, bundan sonra sen unutmayacaksın. Ancak (bu) Allah’ın dilediği şeydir. Muhakkak ki O, açık ve gizli olanı bilir. Ve kolay gelmesi için Biz (O’nu), sana kolaylaştıracağız.O halde, fayda verecek zikri zikret (zikri öğret, öğüt ver). Allah’a karşı huşû duyan kişi seninle birlikte zikir yapacaktır (ve Zakir olup tezekkür edecektir). Ve şâkî olan, ondan (zikirden) içtinap edecek (kaçınıp zikretmeyecektir). Ki o (şâkî), büyük ateşe atılacak. Sonra onun içinde (ateşte) ölmez ve de hayat bulmaz. Nefsini tezkiye eden kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir. Ve (o nefsini tezkiye edecek olan kimse) Rabbinin İsmi’ni zikredip ve de namaz kılsın.

(Sadakallahul Aziym A'LA Suresi 6 dan 15. ayete kadar, 15 dahil)

öyleki gecen haftalarda anlattigimiz "Allah" Esmasinin Ebced Degeri, yani sayisal degeri, frekans degeri 66 dir. ve öyleki günde 5000 Allah cekmeye başlayan biri yeni acemi sofi 5000X66=330 000

MEGAHERTZ – DERECE – MEGAHERTZ ÇEVİRME

1 megahertz kaç derece eder? 359999971 derece/sn yapar.
1 derece kaç megahertz eder? 0.0000000027 mhz yapar.

MEGAHERTZ – HERTZ – MEGAHERTZ ÇEVİRME


1 megahertz kaç hertz eder? 1000000 hz yapar.
1 hertz kaç megahertz eder? 0.000001 mhz yapar.

ve 66 demek bir "Hertz" demekdir, yani kalbin bir birim frekensina Hertz diyoruz, Hertz Demek kalp frekansi demekdir, Kalbin bir Defa Allah demesidir. ve sen kalpden 5000 Allah dedin, 5000 Allah zikri ceken bir sofi 330 000 Hertz freknasindan yayin yapip, yayin aliyor demek olur, ve oda 0,3030 Megahertz eder,

Mesela Avusturya FM Radyosu Hitradio Ö3, " 88,3 Megahertz" den yayin yapiyor

yani öyle olunca, sen En basit hali ile, kainat ile iletişim haline gectiginde, ilk acemi amatör radyocu yayini ile 0,3030 megahertzden yayin alip veriyorsun, peki 100 000 Allah ceken bir kimse ise 100 000x66=6 600 000 Hertz yapar, onuda Megahertze cevirirsek
6 600 000/1 000 000 = 6,6 Megahertz eder yani o kimsenin kalbi artik 6,6 mehgahertzden yayin alip, yayin yapar, yani hangi melek grubu hangi frekansdan alip verir biliyormusun sen? bilmiyorsun, peki letaif zikri nedir, artik dahada yüksek zikir, mesala kalp ve ruh ve hafa ahfa vardir o baştaki ayette gecen hafi yani gizli denilen yer, yani hafa cakrasini caliştiran bir sofi, artik bu rakami 4 e katlamiş olur, yani 4x6,6=26,4 megahertzden yayin yapmaya ve almaya başlar, yani öyle olunca
zikirde sayi mühimdir, ve en kolay zikirin birimi 66 dir, ve bir hertzdir işde ve Allah in diger isimleri ve kurandaki diger zikir olan ayetlerin frekansi ise, onlar hep ayri bir frekans biriminden yayin alip yayin yapar.

Ve insan nefsin mertebelerinde kemal dercesini yükselttikce, bir üst melek grbunun frekans alanaina girer, ve oradan onlarin, o nun kemala ermsi icin yardim niteligindeki ilhamlarini duymaya başlar, ve onlarin dogrultusunda hareket edip, duruma uygun tedbirini alip, ve yanliş yapmazsa, bir üst zikir grubuna yükselir, ve artik bir üst melek grubunun frekans araligina girmeye başlar, o zikre devam ettikcede, bir üst melek grubunun frekansindan duyar, ve onlar ile mülakat edebilir.
ve bazi esmalarin ebced degeri, sayisal frekans araligi

ya Rahman = 298 ya Kavîy= 116
ya Semi = 180 ya Müta’âlî= 551
ya Hakk=108 ya Kuddûs= 170
ya Bâtın= 62 ya Adl= 104
ya Rahîm= 258 ya Metin= 500
gibi her esmanin ebced degeri, yani frekans araligi farklidir, ve farkli bir melek grubuna taalluk eder. her esmanin ayri bir melek grubu oldugu gibi, birde nasil biz isim olarak esmalari dünyada, insanlara isim koymakda isek, aynen cinlerde, ayni esmalari isim olrak koymakdalar, ve öyle olunca mesala Abdurahman bizlerin koydugu isim oldugu gibi, ayni ismi cinlerde koydugu icin, o esmanin frekans araligini girilnce, ayni frekans araliginda o cin taifeside yer almakda, öyle olunca bunlar sufli veya ulvi olabilir. işde insan o zikri cekdikce o frekans araligina girer, ve fakat o aralikda, o aralagi kullanan, korsan kullanan bu cinler ve şeytanlar taifeside vardir, öyle olunca, işde zikir cekdikce insan, ulvi ruhlarin, yani meleklerin sesini duymamaya başladigi gibi, o frekans üzerinden korsan yayin yapan şeytanlarida duymaya başlar, onlar ise seni dogru yoldan alip saptirmak üzere ayarlilardir. o yüzden adimlari cok dikkatle atmak gerekir yani. şeriatin zahirine uymayan her hal ve ilham ve ve his, ulvi bir ruhden geliyor olabilcegi gibi, sufli ve habis bir ruhdanda geliyor olabilir, burda devreye giren ise, bir zikirin 40 hassasi veya havasi olabilir, amma bunlar mesala bir cismin rengi, kokusu, boyu, eni , 2d hali , 3d hali, üsten perspektif, altan perspektif, aydinlkdaki hali, karanlikdaki hali, yaz mevsimi ve sicakdaki hali, kiş mevsimindeki ve sogukdaki hali gibi 40 hassasi olsa, sen bunlardan hangisini elde etmek icin o zikre talipsin, o muhim, yani mesala insan ekmek firinina ya ekmek almak icin, yada börek cörek almak icin, yada ekmek yapmak icin, yada satmak icin,.. gidiyor olabilir, amma firina elektrik faturasi ödemek icin gitmez degilmi, bu bir misal, yani eger sana o zikir araliginda gelen ilham işde böyle, o zikirin havasinin ve hassalarinin dişinda bir mucize ve keramete taalluk ediyorsa, bu yani 10 tl verip jaguar araba almak gibi birşeyse, o zaman bu sufli bir ruhun, seni saptirmak icin kullandigi bir yem olabilir, ancak baligi ve fareyi avlamak icin, en sevdgi lokma önüne yem olarak konulurki, cazip olup, onu almak yada yemek, ona cazip gelsin, ve sonunda kapana kisilip yakalansin, öldürelebilsin degilmi, işde sufli ruhlarda senin imani calip bedenine hükmetmek isterlerki, kendilerinin bir bedeni olmadigi icin, senin bedenini istedikleri gibi kullabilmek icin, önce senin bedenindeki senin hükmünü iptal etmeleri lazimdir, ve sen onlarin emrine harfiyyen uymaya başlayinca, sen sanirsinki ha elimden mucize meydana geldi, yada keremet meydana geldi, halbuki hepsi istidracdir, sufli habis ruhalrin oluşturdgu durumlardir, artik senin imanini caldiklari icin onlar kendi menfeatleri dogrultusunda, senin bedenini kullanmakdalardir, yoksa senin bedeninden o haller zuhur etmez yani.

[Resim: Letaif-Merkezleri.JPG]

Her bir Letaifin merkezi, farkli yerdedir, ve o melek grubunun sesini duydugunda, yani Ruh Letaifini, nefsini kemala erdirmiş bir ruh duyabilir, yani cigerinin sesini duymaya başlamak ve öyleki, kötü ruh, iyi ruh kimdir bakinca hemen o kimseye malum oluverir, yani artik o insani cigerinden, akcigerinden tanimaya başlar, bir digeri mideden bilir, yani ne yiyor, ne iciyor helalmi harammi yiyor, nefsi levvame, o sadece temizler ve pisler, birde helaller haramlar ve şüphelileri ayirt edebilirse, artik midesinin sesini, mide meleklerininin sesisini duymaya başlar, işde midenin sesini duymak icin, önce şeriata uyacak, ve sonra helale harama dikkat edecek, sonra temiz ve semiz şeyler yiyip icecek, ve sonra şüphelilerdende kacacak, ve namazina ve zikirinede devam edecek, ve frekans boyutu mide meleklerinin boyutuna ulaşinca, artik ona bakinca, veya tadinca, ne temiz, ne helal, ne haram, ne şüpheli ayirt edebilcek, bir organ verilir, yani hisleri ve bedeni onun bunlari hissetmeye başlar, ve haram girince bedene, namazlar, zikirler sekteye ugrar, ve eger dogrulari yapiyorsa, bir ileri yürür ve şüpheliler ise gaflet verir, ve bunu ayirt edebilcek bir insan olunca, işde midesi onunla konuşuyor demekdir, ve o zaman işde, o kötü bir iş yapinca, farkeder, bu kötü ve yanliş demeye başlar, ve vicdani calişir hale gelir, vicdanli bir insan olur......
yine mülhime nefse cikan artik dalaginin sesini duymaya başlar, dalak midenin komutanidir, midenin üstüne yapişikdir, neler kan olcak neler kan olmaycak ayirt eden organ, ve yani kan ise kara cigerde imal edilir, ve kara cigere gidecek yolculari tespit eden organ demekdir, yani ne ekşi, ne tatli bilen organ, ekşiler safra kesesine, tatlilar kara cigere gidecekdir, ve bu organin melekerinin sesini duyunca, artik insan ilhamlanmaya başlar, ve artik tatli insan, aydinlik insan, aydinlik ulvi ruh, veya karanlik ekşi sufli ruh, ve yiyecek ayirt edilir, ve onlarin vücutta yada kainatta gidecegi yer ve yol bellidir, ekşi ve karanlik olanlar, safraya oradanda bübrekler, ve oradanda ferc uzvuna incekdir, ve ciş olarak atilcakdir eger sufli ise, eger ulvi ise safra kesesinde karar kilcakdir. ve tatli olanlar ise, ya ulvi ise ciger, kara cigere gidecek, ve orada kan halini alacakdir, veya kötülerden ise, mideden alinip kalin barsaklar ve defi hacet olarak atilcakdir. ve karacigerin sesini marziye makamina cikanlar duyar, raziye makami ise safra kesesinin sesinim duymaya başlar, ve kainat, insan bedeninde derc olmuş ise, ayni yerde, yani kainatin o bölgesindede o melek grubu ikamet etmekdedir, yani hem yukarda aynisi var, hem icde aynisi var, nefsi safiye ise tezekki olan, temizlenen nefis, yani böbrekler, temizleyici olarak görev yapar, böbreklerin sesinide safiye makamina cikanlar ve arinan temizlenenler duyar, yani temiz müminler duyar.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

النظافة من الايمان

En-Nedzafetü minel iman.

Temizlik imandandır

( Hadis-i Şerif )

ve Böbrek Meleklerinin sesini duymaya başlayan bir mümin, temiz ve naif bir mümin olur, "SIR "cevherinin yükselmesi sonucu yani, "nefsi safiyeye" yükselen bir kimse bu sesleri frekans düzeyini işitebilir, ondanda sonrasi ise, "hafa" cevheri ve letaifi, yani o da karaciger meleklerinin sesi, artik ondan sonra kandaki hücrelerin sesini duyabilcek kivamdaki kimse, kim dost, kim düşman ayirt edebilen bir yapidaki kimseler. Kimler Allah askeri olacak ,kimler olmaycak ayirt edildigi nokta, ve diyorki yukardaki ayette, sana onu biz okutacagiz, ve ögretecigiz ki, artik bir daha unutmayacaksin, yani hafa meleklerinin sesini duymaya başlayan bir insan, artik duydugunu ögrendigini artik bir daha unutmayan insanlar olur unutsa bile ona hatirlatilr, yani extern festplattede hepsi kayitli, yani öyle olunca, hafa cevherini yani letaifini caliştirabilen bir sofi, artik levhi mahfuzdan, ana hafiza kartindan okumasini ögrenen sofi olur,

Ayeti kerimelerdeki Levhi mahfuz ise şöyle tenimlanir

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Allah, dilediğini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O'nun Katındadır. (Ra'd Suresi, 39)
Şüphesiz o, Bizim Katımız'da olan Ana kitaptadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)
Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımız'da (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)
O (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir. (Abese Suresi, 13)
Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış. (Abese Suresi, 14)
Katiplerin ellerinde. (Abese Suresi, 15)
(Ki onlar,) Üstün değerli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü.' (Abese Suresi, 16)
Levh-i Mahfuz'dadır. (Buruc Suresi, 22)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bel huve kur’ânun mecîdun. Fî levhın mahfûz.

Meali :

Hayır, O Kur’ân, Mecid’dir (yüce ve şerefli Kur’ân’dır). Kaybolmayan korunmuş iyi muhafaza edilen bir levhada(Festpalettede merkezî kompüter sisteminde kayıtlıdır) kayıtlıdır.

(Sadakallahul Aziym BURUC Suresi 20 ve 21. ayet)

artik herşey orada yazili, orayi okuyan artik bilgiye merkezden ulaşir, nefsi marziye yani Allahin razi oldugu kullar ve askerler, yani kan askerleri, hangi meyvayi yiyince, o meyva kan olcak mi, yahut hangisi olmayacak, onlarin karari artik cigerdedir, yani bir sofi Allah askeri yani, canini malini, ibadetlerini Allah rizasi icin yapabilcek feda edebilcek kimsemi? degilmi ayirt edilir.

[Resim: 149417730074912.jpg]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali :

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 162. ayet ayet)

yani kan askerleri, yani akyuvar ve alyuvar, herşeyini Allah icin feda edebilcek olan Allah fedaileri.

ve ondan sonrasida "ahfa" letaifi öyleki mehdi askeri olup olmaycak karar verilen kimseler orada ayirt edilir, insanda 313 tane cok gizli salgilanan hormon vardir, yani her horman bir asker ve ve asker grbunu tetikler, kainati gizli yöneten güc, gizlinin gizlisi, ahfa. mehdi gizli kimse. onun askeri ise gizlininde gizlisi. onun üstünden ise cebrail ve akli kül ondan ötesi varmi var ondan sora mikail ondan sonra israfil ondan sonra Azrail ondan sonra Feryail,........


[Resim: Unutkanlik-Yapan-Seyler-ve-Hafizayi-kuvv...lanlar.png]

Unutkanlık Yapan Şeyler ve Hafızayı Kuvvetlendiren Şeyler ve Hafızayı Kuvvetlendiren Dualar

Unutkanlığın bir çok maddi ve manevi sebepleri vardır. İşte onlardan bazıları:

1-Yeşil havuç yemek
2-Ekşi ve ham elma yemek
3-Fare artığı yemek
4-Durgun suya bevletmek(işemek)
5-Yere bit atmak
6-İdam edilen kişiye bakmak
7-İki katar(birbirine bağlı olan iki deve ve yük taşıyan şeylerin )arasından geçmek
8-Evi bez ile süpürmek
9-Mezar taşlarını okumak
10-Uzun süre denize bakmak
11-Cünüp iken yemek içmek
12-Çok balık eti yemek
13-Karnı tıka basa doldumak
14-Çok bakla yemek
15- Geceleri Sakız çiğnemek
16-Siyah terlik giymek
17-Enseden hacamat yaptırmak
18-Küçük üzüntüler
19-Avret mahalline bakmak
20-Karşı cinsi düşünmek
21-kişinin ferce bakması
22-Ferc Uzvuna bakmak (Yani Bugünkü deyim ile, Por no filim ve ero tik icerikli filim ve resimlere bakmak, veya kendisinin ve eşinin veya başkasinin cinsel organlarına, ve cinsel münasebetine bakmak seyretmek)
Rivayet olurki Hz. Ali efendimiz Akıl ve ilmin Babasıdır, çünkü hiç ferç uzvuna bakmamıştır , hatta ne kendi ferç uzvuna nede başkalarınin ferç uzvuna bakmamıştır. o yüzden Hafızası çok kuvvetlidir.
23-ikindiden sonra ve gece ev süpürmek
24- Perşembe ikindiden sonra Cuma Günü öglenden sonraya kadar Ev süpürmek
25-Nakıs Vakitlerde (Kısa vakitlerde, ikindi vakti veya, akşam vakti gibi kısa vakitlerde) saçları kısaltmak, tırnakları kesmek.
26-Kerahat vakitlerinde uyumak
27-Akarsuya bevletmek (işemek)
28-Tuvalet Yaparken Avret yerinden çıkan pisliklere bakmak
28-Yol üzerine, mescit civarına, mezarlığa, durgun ve akarsulara, ırmak kenarlarına, ağaç altlarına abdest bozmak veya bevletmek (işemek) banyoya çiş yapmak.
29-Tuvalette Helada iken konuşmak
30-İdrarın içine tükürmek
31-Helada (Tuvalette) kıbleye yönelik veya güneşe karşı oturmak
32-Banyodayken veya hamamdayken, banyo ve hamama bevletmek (işemek)
33-Bir kadının oturupda kalktığı yere, hemen ardından oturmak.
34-Örtünmeden Çıplak olarak cinsi münasebette bulunmak.
"Peygamberimizin bu konuda hadisleri var. Sizden biriniz ailesiyle cinsel birleşimde bulunduğunda, eşeklerin yaptığı gibi tamamen soyunmasın. Bu da haram değil ama böyle diyor peygamberimiz. Niçin diyeceksiniz; çünkü melekler vardır ve oradan uzaklaşırlar. Onlar uzaklaşınca da, o ilişkiden şeytanın da nasibi olur."
35-Çok ekşi yemek veya ekşi elma yemek , yani asit ve balgam yapıcı şeyleri çok yemek.
36-Mezar isimlerini okumak - Kabir Taşlarındaki Hitabeleri okumak.
(Bu konuya, bu sahih hadis degil cünkü peygamber vaktinde mezar taşlarina yazi yazilmiyordu diye itiraz edenler var, o zaman firavunun piramitlerinde yazilanlar, yazi degilde ne aa ah ma k.
orada firavunun kabiri degilmi, yani degil muhammed zamani taaa bu zülkarneyn vakti oguz yazitlari var, zamanini bilebiliyonmu sen, yani cok eski, yani yazi ve kabir başina konan hitabeler cok eski. bundan kasit gidip kabirde bütün isimleri ve orda yazanlari okumak ve bunu yaygin hale getirmek, yani hani mesala internette dolaşan kamyon arkasi yazilari gibi, bunuda kabir taşi yazilarini reklam etmek, yani öldükden sonra akli başina gelen yada haala gelmeyenler gibi olmamak meselesi, yani firavun ölcegini anlayinca iman ettti, ahmagin daniskasi, yani ne demek, sofraya sonradan gelen tuz gibi, iş işten gectikten sonra gelen akil gibi, keşke şöyle yapsaydim yada, keşke şöyle yapmasydim gibi, yani faydasi olmayan iilim ve bilgi. yani firavunlaşmak bir nevi yani.

Hafızayı Güçlendirmek için Neler Yapmalı

Hafiza ve akil, Allah in yaratma ilkesine göre, caliştirdikca acilan ve gelişen bir yapida,
yani atalar demişki "İşleyen demir ışıldar yani (pas tutmaz)." bunun terside "İşlemeyen demir pas tutar." yani Allah kuranda bir cok kere boşuna "akletmezmisiniz?" diye buyurmuyor. o yüzden bu alltaki örneklerde aklinizi caliştirmanizi saglaycak kücük örnekler var . Hafızayı Kuvvetlendirmek için Ne Yapmak Gerekir?
Sakinleşmek, stresten uzak durmak, egzersiz yapmak, yeşil yapraklı ve parlak renkli sebze ve meyve yemek, şarkı ezberlemek hafızayı güçlendiriyor.

Beyin kaslarını harekete geçirerek, daha güçlü hafızaya sahip olabiliriz.

1- Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.

2- Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi… Kitap okumayı seviyorsanız bir sayfayı baş aşağı okuyun.

3- Birisini eleştirmek yerine övgü dolu sözler bulun ve söyleyin. Yargılayıcılığınızı askıya aldığınızda, o kişi sandığınızdan daha iyi insan olmaya başlayacak.

4- Buzdolabınızın içine dikkatlice bakın. Daha sonra kapağını kapatın. İçindekileri teker teker sıralamaya çalışın. Eviniz için de aynı şeyi yapabilirsiniz, pencerenin önündekileri ya da duvardaki resmin ayrıntılarını inceleyebilirsiniz.

5- Her gün 5 dakika, kendinizi bir başka insanın yerine koyun ve olaylarını onun bakış açısından anlamaya ve hissetmeye çalışın. Bir aktörmüş gibi yapın, rol gereği yani ve kişi gibi davranın. Ne hissederse hissedin.

6- Her zaman üzüntü ya da şüpheye yakalanıyorsanız ve kendinizi başkalarından daha aşağı görüyorsanız, bunun yerine en çok istediğiniz şeyi ayrıntılı olarak tasarlayın ve elde ettiğinizdeki yaşamınızı düşünün. Negatif düşünceleriniz olduğunda pozitife çevirmek için gün boyunca bunu uygulayın.

7- Her günün sonunda o ana kadar ne yaptığınızı 60 dakikada gözden geçirin. Bu gününüzü daha önemli hale getirmek için iyi yardımcı yoldur. O ana kadar olan tüm aktivitelerini zihinsel olarak gözden geçirin. Hafızanız gününüz hakkındaki boşlukları, anları kasıtsız olarak açığa vuracaktır. Siz de bunları daha iyi değerlendireceksiniz.

8- Esnek olmak ve kolayca uyum sağlamak için hayatınızı değiştirin, her gün farklı bir şeyler yapın. Farklı bir mağazadan alışveriş yapın ya da rutin ev-iş yaşamından çıkın.

* Bir şeyi öğrenmek için el hareketleri kullanmak beynin anımsama yapmasında kolaylık sağlıyor.

* Televizyon izlemek, kitap okumak ve müzik dinlemek gibi aktivitelerle beyni meşgul etmeden kesintisiz en azından 6 saat uyuma hafızayı onarıyor.

* Okumak ve okunan kitabı tartışmak hafızayı güçlendiriyor. Beyindeki düşünmeden sorumlu bölgeyi güçlendirmek için okunan şeyin tercüme edilmesi de etkili oluyor.

* Sürekli yeni şeyler öğrenmek.

* Şarkı ezberlemek.

* Tek bir şeyle ilgilenmek. Örneğin, kitap okurken televizyonun açık olmaması, yemek yaparken telefonla konuşmamak gibi.

* Sakinleşmek ve stresten uzak durmak beyne ciddi anlamda yardımcı oluyor.

* Koku, hatırlamaya yardımcı oluyor. En kuvvetli ve ekonomik koku ise biberiye. Konsantrasyon ve dikkat sorunu çeken kişilere biberiye içerikli parfüm öneriliyor.

* Egzersiz, tüm vücuda özellikle beyindeki hafıza bölümlerine ulaşarak kan akımını hızlandırıyor.

* Brüksel lahanası, brokoli, kabak, yapraklı yeşillikler, kiraz, kırmızı elma, patlıcan ve üzüm gibi parlak renkteki sebze ve meyve yemek hafızayı kuvvetlendiriyor.


Hafıza Güçlendiren Yiyecekler

Eskiden, hafızanın zayıflanmasının tamamen yaşlanma ile ilgili olduğu düşünülürken günümüzde, yetersiz beslenmenin de hafızanın zayıflamasına neden olduğu bilinmektedir.

Yediğiniz gıdalar ve “yemedikleriniz” beyin fonksiyonlarını etkileyerek, konsantrasyonun ve hafızanın ilerleyen yaşa rağmen keskin kalmasını sağlayabilir.

Hafıza güçlendiren yiyecekler listesinde ön plana çıkan besin grupları; çeşitli renklerde sebzeler, flavonoidler bakımından zengin meyveler ve esansiyel yağ asitlerini içeren balıklardır.
Hafızayı Güçlendirmek İçin Ne Yemeli?

Aşağıdaki listede hafızayı güçlendiren ve beyni yaşlanmanın etkilerine karşı koruyan bazı gıdaların listesini bulabilirsiniz.

Bu liste tam liste değildir ve listede bulunan bazı gıdaların düzenli tüketimi diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.

Örneğin, yumurta içerdiği vitaminlerle hafızaya katkıda bulunabilir ancak her gün yumurta yemek aynı zamanda kolesterolü yükseltebilir.

Bu nedenle hafızanızı güçlendirmek için yemeniz gerekenler hakkında bilgileri ve sizin sağlık koşullarınıza uygun beslenme programını ancak bir uzmandan alabilirsiniz.

Balık: Yağ oranı yüksek olan gıdalar genellikle belleği güçlendirmek için tavsiye edilmez, ancak omega-3 yağ asitleri bilişsel fonksiyon üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

Uzmanların hemen hepsi bunama ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için düzenli olarak balık tüketilmesini önermektedir.

Haftada en az 2 kez, özellikle omega-3 bakımından oldukça zengin olan ton, somon gibi yağlı deniz balıklarını tüketmek beyninizin ihtiyaç duyduğu omega-2 yağ asitlerini almanız için yeterli olacaktır.

Aşırı omega-3 tüketiminin bazı yan etkileri olabileceğini unutmadan gıdalar yoluyla almak dışında, omega-3 takviyesi kullanmak isterseniz öncelikle doktorunuza danışmanızı öneririz.

Sebzeler: K vitamini bakımından zengin brokoli, kuşkonmaz ve ıspanak gibi sebzeler beyin gücünü arttırarak hafıza ve konsantrasyon gibi fonksiyonlarını geliştirebilir.

Polifenol içeren kırmızılahana beyindeki hücre hasarını, dolayısıyla Alzheimer riskini azaltan sebzeler arasında gösterilmektedir.

Kırmızı soğanda bulunan “fisetin”in ise uzun dönemli hafızayı arttırdığı yönünde bazı araştırmalar bulunmaktadır.

Meyveler: Antioksidan bakımından zengin olan yaban mersini, çilek, böğürtlen, hücre hasarına neden olan “serbest radikallere” karşı beyni korur.

Bu meyveler aynı zamanda belleği güçlendirdiği bilinen “antosiyanin” adlı bir fitokimyasal içermektedir.

Hafızayı güçlendiren ve beyni koruyan diğer meyveler arasında kırmızı üzüm, kivi, portakal ve elma ilk sıralarda gösterilmektedir. Portakal hariç tüm bu meyveleri kabuğuyla birlikte yemek daha çok fayda sağlayacaktır.
Hafızayı Güçlendiren Diğer Besinler

Ispanak: B vitamini ve folat açısından zengin ıspanak, diğer yapraklı sebzelerle birlikte hafızayı güçlendirmek için kullanılabilir.

Folat ve B vitamini vücudun ürettiği ve nöronlara zarar veren bir madde olan “homosistein” adlı maddeye karşı beyni korur.

Ispanak ayrıca beyne ve diğer organlara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin sentezine yardımcı olur. Güçlü bir hafıza için ıspanak ve diğer yapraklı sebzeleri günlük beslenmenize ekleyebilirsiniz.

Çikolata: Yüksek kakao içeren siyah çikolata beyin reseptörlerini aktive eden endorfin salınımını artırır. Endorfin arttıkça konsantrasyon artar ve ruh hali yukarı taşınır.

Çikolatanın bu etkisinden yararlanmak için çok fazla şeker içermeyen, en az %60-70 oranında kakao ile üretilen çikolatalardan yemelisiniz.

Süt ve Süt Ürünleri: Organik yoğurt, yağsız süt ve az yağlı peynir yüksek protein miktarlarıyla vücut dokularının gelişmesine yardımcı olur ve odaklanma ile hafızayı geliştirir.

Kuruyemişler: Kabak çekirdeği ve ay çekirdeğinde bulunan mineraller, kavrama yeteneğini geliştirerek uykusuzluğa iyi gelir, daha net bir düşünce akışına yardımcı olur.

Kepekli Tahıllar: B6, B12 vitaminleri ve folik asit içeren esmer pirinç, kepek ekmeği ve yulaf gibi kepekli tahıllar belleği korurken konsantrasyonu arttırır.

Yeşil Çay: Düzenli olarak yeşil çay içmek vücudunuzdaki kolesterolü ve homosistein miktarını azaltarak beyin fonksiyonlarının korumasına katkıda bulunur.

Yumurta: A, B, B12 ve D vitaminleri bakımından zengin yumurta, beynin hafızayla ilgili bölümünün gelişmesine yardımcı olur.

Hafızayı Güçlendirmek için Yapılacak Dua ve Zikirler ve Fiil ve Ameller

Öncelikle Proğramlı ve Planlı olarak yaşamak, Allah bize eger bir ömür 5 vakit namaz emrettiyse sebeblerinden biri, plan ve progamli yaşamamiz icin. yani hayati rutine baglamamak, neden cünkü mesala ikindi namazi yaz ve bahar vakitlerinde, her gün, yada iki günde bir, iki dakika yada 1 dakika, daha gec girip, daha gec cikiyor, kiş ve sonbahar mevsimlerinde ise, her gün, yada iki günde bir, iki dakika yada bir dakika kadar, daha erken girip, erken cikiyor, yani öyle olunca hayati rutine baglama, hergün saat 5 de iş başi, akşam altida paydos, yada öglen onikide yemek gibi, rutine baglama, bak Allah namaz ile, ne ögretiyor, hergün kafani caliştir, zamanini ayarla, işini ona göre ayarla. Ramazn bazen yazin, bazen kiş, bazen baharda yine orucu rutine baglama, yani programli ol amma, rutine baglama, her an uyanik ol. şeytani görevlendirmiş, geliyor namazda vesvese verip, seni namazda unutturuyor, sen onunla namazda beş dakika mücadele ederek, yine aklini ve ve fikrini ve dinini savunup, uyanik olmak durumundasin, yoksa sevaplarini calacak şeytan. şeytan ne işe yariyor? senin mücadele etmene yariyor, sen ounla mpücadele ettikce, aklin ve imanin ayakda yine, ve yine ramazanda orucu tutmak imsak ve acmak iftar etmek hergün iki dakika erken yada gec mevsime göre, öyle olunca akşam yada ögle yemegini rutine baglama yine, proglamli ol, amma rutine baglama, yani her an uyanik ol, cünkü kişin akşam erken, yazin gec, öyle olunca kiş mevsimini ele alip, saat dörtte akşam yemegi yersen, yaz geldimi vücut ayari bozulur, gece yine acikirsin bu sefer, yani rutin yok, rutin yok, porogramli ama rutin degil.

yani dedik yukarda Allah dan faydali ilim vermsi icin dua etmek lazim, cünkü bir deyim vardir.
"Türkün aklı ya sıçarken ya kaçarken gelir" yani firavunun aklida başina, denizlerin dibini boylayinca gelmiş, yani Allah dan faydali ilim taleb edip, faydasiz ilimdende Allah a siginmak lazimdir. cünkü son nefesde iman, insani firavununki kadar kurtarir, ancak denizlerin agirligini yüklenmek, sivi, deniz gibi, amma cok agir, kulle gibi, yani öyle olunca, bu yükün altina girmemek icin, dünyada hayattayken, Allah in emirlerine ve peygamberin sünnetlerine ittiba, yine aklin ve hafizanin kuvvetlenmesini saglar.
"yumurta götünün agzina gelince folluk aranmaz" deyimi ile tedbirli olmak gerektigi, tehlike zamanindan önce, tedbir alma, yani sen asker ve silah hazirlamazsan, yarin biri saldirirsa, düşmana yenik düşersin. öyle olunca, ögrencide imtihandan bir gün önce, derse calışmak, elbette ögenciye cok az fayda verir, cünkü bir ay yada, bir senede ögrenilen dersi, bir günde tekrar etmek, ve hatirlamak ne kadar zor ise, yani köyde ekmek eden birisi, bir tekne ekmek yapar, amma o ekmeklerin hepsini bir günde yemiyecek, yani iki haftada yada bir ayda yiyecek mesela. yani işde ne kadar ac olursan ol, en fazla yiyecegin,
iki dilim, üc dilim ekmek, bir tabak yemek oldugu gibi, yani sen derse calişma calişma, ve son gün haril haril ders caliş, orada ögrenebilcegin, ancak bir dilimdir o ilimden, yani calişmayi bütün seneye yay, her gün derslerini müteala et.
o yüzden bizde diyoruzki Raşidi Tarikati mensublari ve zikir ehli kimseler, haftada bir, mesala Pazar günleri, bütün bildigin sureleri bir kere müteala etki, unutmayasin.
ve biz zikirlerimizde Raşidi zikir evradinda
"Ya Hafizu, Ya Muhafizu" cekeriz, sizede tavsiye ediyoruz.
yine zikirlerimizden biride Zemzem duasidir ve günde 33 defaya kadar okunur

اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ عِلْماً ناَفِعاً وَرِزْقاً وَاسِعاً وَشِفآءً مِنْ كُلِّ دَآءٍ

"Alllaahümme innii es'elüke ilmen naafian ve rızgan vaasian ve şifaaen min külli daain "

Allahım senden, menfaat ve fayda veren (yararlı ) ilim, geniş rızık ve her türlü dert ve hastalıklara karşı şifa niyaz ederim.

işin espirisi ise

Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce ögreneceğine, yüzme ögrenseydin ya!..

yani fayda vermeyen ilim, son nefesde bile kurtarmaz.

[Resim: Kondensator.png]

ve elektrikde Kondensator diye bir parca vardır, bazı eski motorlar bu kondensator ile calışır, eski radyolar telvizyonlar, camaşir makinlerinde kullanilir. nedir o? yani elektrigi kapazitesi kadar icine depo eder, ve sonra onun ile motoru caliştirir, o bitince birdefa daha tersine dogru döner, oraya elektrigi depo eder, ve ordakini kullanir, yani bir o yanna bir yanna, ayni TIPDA oksijen alamayan hastalarin, oksijen almasini saglayan aletin, bir yukari doldurup üfürmesi, birde geri cekmesi gibi, yani nefes vermesinide bilmiyor unutmuş o hasta, almasinida unutmuş, o insan kendinde degil, yani öyle olunca, ona hem vermek, hemde birde geri almak lazim degilmi yani, kondensatarorda ayni sistem üzere calişir, yani öyle olunca bunlar eski motor sistmeleridir, yani öyle olunca, bazi eski kafa insanlarin beyin sistemide böyle calişir, yani ona önce ögreteceksin, sonra soracaksin, o da sadece ögrendigini söyler, yani papagan gibi sadece ezberci, kafasini o konuda yürütemez, sadece ezberci, sor o ezberin manasinida bilmez, ayni şimdi namaz kilipda kulhu fatiha okuyupda, kulhu de ne diyor, elhamda ne diyor bilmiyen müslümanlar gibi. yani

[Resim: Ram.png]

ve birde eger bir insan yaratilirken, "Ram" kücük ise, onun ram ini yükseltebilecegin, sadece belli bir miktar var, yani ondan fazlada artiramazsin, AKIL artarmi? evet artar, amm belli mikdar, yani Allah, alak sureside, "Ek-ram dan oku" diyor yani ram dan ana karttan oku, ve ram gecici bellek demekdir, yani bakdin o an bir olay gördün, düsündün, ve kafan o konuya sardi, ve bir fikir oluşdu, bilgiler oluşdu. sonra başka bir olay ve başka birşey gördün, oradan gecdin, bu sefer ram da sadece o konu ile bilgiler var, dün başka olaylar ve fikirler vardi, bugün yeni gün, yeni bilgiler, ve dünküler kaybolmadi, eger lazim ise, hafiza kartina kaydedildi. ve hafiza karti ise, fest platte, yada flaş bellek, yada SD kart gibi bazisi intern, bazisi ise dişda cikarilabilir hafiza kartlari. nedir bunlar : mesala Doktorda bir randevun var o randevunu sana doktor yazdi verdi, ve doktor yazdi bir not kagidina verdi, ve dedi "martin 15 inde yine kontrole gel" ve sen onu unutmamak icin her zaman kontrol edip görecegin yere asarsan, onun zamani gelince, hatirlar ve terminine yani randevuna gidersin, yani öyle olunca, yaziya dökülmeyen ilimde, unutulur demiş alimler öyle olunca yine hafizayi kuvvetlendirmek, yada bilgi ögrenmek icin, bir yöntemde yazarak, not tutarak calişmakdir, bize eskiden okulda ögretmenlerimiz, yarin şu sayfadan şu sayfaya kadar calişin, ve konunun özetini yazin derdi, celalettin hocam vardi, sosyal ve cografya derslerinde bu yöntemi kullanirdi. yani özetini yazin. önce okuyacaksin, sonra anladigin ve hatirladigin kadarini yazacacaksin ki unutmayasin. ve yani not tutmak ve yazmak, bir yerlere yazmak, yine zamani geldimi usb sticki, yada, sd karti, nasil takip bilgiye ulaşabiliyorsak, o özetledigimiz konuyu, işde gereketigi zaman cikarip, bir defa okuyunca, yine hatirlayacagizdir, yani ezberleme ve ögrenme yöntemelerinden biride, yazmak not tutmakdir, yani extern festplatteye, yada flaş belleke, yada sd karta, yada cd veya DVD ye yazdidirmak gibi.

[Resim: Cikarilabilir-Hafiza-Kartlari.png]

Ve yine senin meslegin ve egitimin, ve bilgilerin, ve sevdigin alanlarda, bilgilerini güncelle, yeni neler olmuş, o konuda araştir ögren, ve güncel tut, ve gerici olma, her an yenliklere ve yeni bilgilere acik ol.
ve Hz Ali veya Hz Ömer demiş ki :
"onlar bizi görselerdi de li derlerdi, biz onlari görsek, kafir der boyunlarini vururduk."

yani eskide gecmişde kalma, eskilerin bildigi, o zaman icindi, mesela ashabdan bir misal ve örnek : Ashabdan genc birisi sokakdan gecerken, bir bayani banyo ederken ciplak yerleini görmüş, ve istek ve şehvetle, o an o na bakmiş, sonr ise helak oldugunu söyliyerek muhammede gelmiş, Allah beni affedermi demiş sormuş. ve zina ise haram, ha bu göz zinasi olmuş, yada bugünün tabiri ile röntgencilik, yani sapiklik, ve hoş görülmeyen bir hal, ha bu bu bizatihi zina olsun, yasak ve kerih görülen amel. amma bu gün, herkesin evinde, internet veya televizyonunda, mayolu bayanlar seyrediliyor, dünkü o ashabin halni düşün, ve bugünkü muhammed ümmetinin halini düşün, öyle olunca onlara bu günküleri ve telvizyonlari interneti göstersek, bunlar kafir deyip boynumuzu vurmaya kalkarlar, biz ise onlarin Allah kitap peygamber diye, fakir fukara, bicare yaşamlarina baksak, bunlar de li derdik degilmi, o günler dündü, dünde kalamayiz bugün böyle azizim. kim bu gün internetinden vazegecer kim bilmem instagram face ve twitsiz durabiliyor, ancak dah tanimaynlar bilmiyenler imkani olmayanlar onlar,
ve yine veda hutbesinde peygamberimiz diyorki

"Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. "
yani dünde kalma, yarina dogru yürü, bunun icinde her an yeni bilgileri, ara bul ögren, o konuda senin ilmin ve egitimin dogrultusunda yeni neler olmuş ögren, olaki senin bildiklerin bile, yeni bilgilere göre, yanlişdir. cünkü dün atom en kücük diyen bilim adamlrinin bildigi bilgi bile artik eski bilgi oldu, atomunda parcalari oldugu yeni bilgiler keşfoldu. eger sen haala eski bilgi, atom son parcada kalirsan, allaturka olursun azizim, yani bilgi, yine güncelliklelri takip etmekle olur. yoksa sen ayni eski şerkicilarin ve filim yildizlarinin, iş yapamama sebeblerinden biri olan, eskide saplanip kalmaktir, o yüzden muhammed dedi, bilgiyi ilerir taşiyin, olaki ilerdeki bunu daha güzel yorumlar ve anlar.
ve dedi işde

"Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. "
(Hz Muhammed)

yani ögrenme yöntemlerinden biriside, ögrendigini başkalarina anlatmak, ve bilgiyi cogaltmak, ve bilgi cogalinca, sen unutsan, birisi hatirlar, başk bir insanda o bilgi hala saklidir, ve vardir. öyle olunca o ndan duymasan bundan duyarsin o bilgiyi, ve yine unutmamak icin ögrendigini şeyi birilerine hemen anlatmak, onu cogaltmak. islam bizlere bu yöntem ile ieltildi, buna "Tevatür" denilir.Anlatma ile tekrar etme ve başkalarina ögretme ile tekrar. Tevatür yani.


Nefsini Kemale erdiren bir kimse, en son halinde, mehdi olabilecek, veya mehdi askeri olabilcek kivama gelince, artik onun tekamül yolunda son hali, artik bilgiyi cebrailden alir, yani "AKLI KÜL" den alir bilgiyi. yani öyle olunca, hafiza ve akil kuvveti, korunmuş kaynakdan alininca, yani hani eski disketler vardi, yada SD kartlardada var, altinda yada yaninda bir dügme var, onu cekince, yani acinca, artik o SD deki yada eski disketteki yaziyi, bir daha takildigi bilgisayarda oynama ve degiştirme imkani yok, yani copyright kilidi, yani öyle olunca, cebraildeki bilgi, onun bilgi aldigi yerdeki bilgi, copyrigt kilidi ile kilitli bilgi, artik onun degiştrilme imkani olmayan bilgi, yani kader tahtasinin arka yüzü, yani kader tahtasi alin ve ön beyin, cebrail ise arka beyin, ve beyincik, yani copyrigtli bölge, artik o yazilim, o insanda asla degişmeyen mutlak kaderini temsil eder. belli oranlar sabit şekilde korunmak zorundadir, onlar bozulursa o ahmet se ahmet olmakdan fatma ysa fatma olmakdan cikar, onlar onun temel degişmeyen ve degişmeyecek kadar ve özellikleridir, mutlak kadirinde yazili oldugu yer, oraya ancak ve ancak, mesela : Allah in ibrahimi ateşden kurtarip, ateşe" serin ol " dedigi yer olan, ilahi müdahele dişinda, müdaleye izin verilmeyen korunmuş yazilim, artik onun secimlerinin ve tercihlerinin meyva verdigi yerdeki yazilim, ve AKLI KÜL, Akli Küle l ulaşan icin, artik her an vahiy vardir, artik o cebrailden vahiy alir, yani vahiy sedece kuran ve incil gibi bir din ve ahkami degil, her amelinde dogruyu yapabilmen icin, sana yol gösterecek olan ilim ve bilgidir, ve marifet makamidir. insan icad edecegi bir icadin planinida, ordaki merkezden alir. Her ayri kimsenin fitarinda yazili ve sakli olan bilgiye ermek demek, marifet demek, ve marifet ehli bir kimsenin, hic kimsenin bilmedigi bir bilgisi ve SIRRI vardir, mesala adam motor icad etmiş, ona motorun bütün ahkami yolu yolagi ögretildi, bu bin sene sonrayada gelsek ayni yolun farkli eteplarda işletilmesi ile, yoksa ana yol belli, yani alti ana yön gibi, ve 12 ara yön gibi


Rabbim Mehdi askerine istikamet versin, istikamet nedir, yönlerden bir yönüde onlara versin, yani mehdinin, ya saginda, ya solunda, yada önünde, yada ardinda, yada ,..... durmak ve onun emrine SIKI SIKI baglanmak, ölümde olsa sonunda, emirden cikmamak nasip eylesin. gafletten ve gafileerden onlari uzak eylesin


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://efsane1turk.net/vaazlar/2018/Tek...-Onemi.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Şubat 2018 Pazar

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]



Etiketler :
Tekamülde, Kemal Yolculuğunda, Zikirin Önemi ,(Kar©glanin 11 Şubat 2018 Vaazi),hertz,kilohertz,megahertz,frekans,kalp frekansi,kalbin allah demsi,zikir,zikrin önemi,letafi zikri,kalp zikri,cinler,sufli cinler,melekler,melek grublari,meleklerin sesini duymak,cinlerin sesini duymak,yardim,vahiy,ilham,nefsi levvame,nefsi mülhime,nefsi mutmainne,nefsi raziye,nefsi marziye,nefsi safiye,nefsi kamil nefsi kamile,kemaline ermiş,çakra merkezleri,çakra renkleri,letaif renkleri,mide cakrasi,kalp cakrasi,ruh cakrasi,sir,hafa,ahfa,akli kül,cebrail,peygamber,din,vaaz,sohbet,dini vaaz,dini sohbet,dini nasihatler,not tutmak,tevatür nedir,termin,randevu,doktor randevusu,ezber yapma,papagan,kondensatar,cikarilabilir hafiza kartlari,sd kart,flash diks,festpalette,hafize,levhi mahfuz,mehdi,turuncu,hormon kelebegi,safra kesesi,akciger cakrasi,karaciger cakrasi,esmalarin ebced degleri,Levhi mahfuz,ana kart,ram,gecici bellek,bilgisayar,gecici hafiza,En-Nezafetü minel iman, Temizlik imandandır,esmalarin sayisal degerleri,esmaül hüsnain frekanslari,Unutkanlığa sebep olan şeyler,Unutkanlık, Yapan Şeyle, Hafızayı, Kuvvetlendiren Şeyler, Hafızayı Kuvvetlendiren Dualar, Hafıza,Mezar taşı okumak unutkanlık yaparmı ?,Akarsuya işemek unutkanlık yaparmı ?,yeşil ve ekşi elme yemek unutkanlık yaparmı ?,Banyoda işemek unutkanlık yaparmı ?,prono filimlere bakmak unutkanlık yaparmı ?, ferc uzvuna bakmak unutkanlık yaparmı ?,sex filimlerine bakmak unutkanlık yaparmı ?,cinsel filimlere bakmak unutkanlık yaparmı ?, erotik filimlere ve resimlere bakmak unutkanlık yaparmı ?,gölgelige agac altina işemek unutkanlık yaparmı ?,avret mahlline bakmamak,başkasinin cinsel oragina bakmamak,
[Resim: Dini-Resim-V280120182231_NP1.jpg]

Eğer Bilmiyorsanız, Zikir Ehline Sorun

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 02 Şubat 2018 Vaazi)


[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn

Meali :

Senden önce de sadece kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekler gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet


---oOo---

Avf b Mâlik'in bildirdiğine göre Ebû Zer (r.anh), Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına oturdu. Hadisin devamında şöyle denilmiştir: "Ya Rasûlallah Peygamberlerin ilki hangisiydi" dedim,
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Âdem" buyurdu.
"Nebî miydi O" diye sordum. "Evet Allah'ın hitabına muhatab olan bir nebidir" buyurdu.
"Ey Allah'ın Rasulu, Peygamberlerin sayısı kaçtır?" diye sordum, "124 bin" buyurdu.
"Bunların kaçı rasuldur?" diye sordum, "315'i büyük kalabalık" buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 266,İshâk,Taberânî,İbn Hacer Askalani,)

Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk, İbn Ebî Şeybe ve Sahih'inde İbn Hibbân rivayet etmiştir. Nitekim İlim kitabında geçmişti." (III, 41) 3023, 3314, 3428 nolu hadisler. (İbn Hacer Askalani Metalib’ul-Aliyye)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَاء رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn.

Meali :

Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.

(Sadakallahul Aziym YÛNUS Suresi 47. ayet)


Peygamberlerin sayisi hakkindaki hadis rivayetini İsmail Hakkı Bursevî, Tefsiru Ruhu’l-Beyan, 2/323; 6/49; 8/215. bunu 224 bin peygamber oldugunu rivayet ediyor

Peygamber


Peygamber; Allah (c.c.)'in insanlara doğru yolu göstermek üzere görevlendirdiği, her türlü ahlâk güzelliğine sahip seçkin insanlardır. Peygamberler, Allah'ın kendilerine vahyettiklerini insanlara duyurur, Allah ile kullar arasında elçilik yaparlar.

İlk Peygamber Hz. Âdem'den son Peygamber Hz. Mu-hammed (sav)'e kadar pek çok peygamber gelip geçmiştir.

Gönderilen peygamberlerin sayısı konusunda Kur'an-ı Kerimde herhangi bir rakam verilmemiştir. Hadis-i şeriflerde sayılarının 124.000 olduğuna işaret edilmiş, daha farklı rivayetlerde vardır. Bizim için önemli olan:

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.

Meali :

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 285. ayet)

Bizim için önemli olan: "Hz. Âdem'den Hz. Muhammed (sav)'e kadar gönderilmiş olan bütün Peygamberleri hepsine inandım, hepsinin hak ve gerçek olduklarını kabul ettim." Demektir.

Yüce Allah Kur'an'da: Her ümmetin (toplumun) bir peygamberi vardır." buyurarak, her topluma bir peygamber gönderildiğini haber vermektedir. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:

"Ey Muhammed! And olsun, senden önce de birçok peygamber gönderdik. Sana onların kimini anlattık, kimini de anlatmadık" ( Mümin suresi, ayet 78)

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَنْ يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ فَإِذَا جَاء أَمْرُ اللَّهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad erselnâ rusulen min kablike minhum men kasasnâ aleyke ve minhum men lem naksus aleyke, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâhi, fe izâ câe emrullâhi kudıye bil hakkı ve hasira hunâlikel mubtılûn

Meali :

Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.

(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 78. ayet)

Ebû Zer anlatmaktadır:
Mescid'e girdim. Baktım Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) tek başına oturuyor. Ona bakmaya başladım. Ama o beni görmüyordu. Kendi kendime: "Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) bu şekilde hiç yalnız kalmazdı. Ya bir işi vardır. Ya da kendisine vahiy iniyordur" dedim.
Sonra yanına gidip gitmeme konusunda gönlüme danıştım. Gönlüm gitmek dışında bir seçeneğe razı olmadı. Sonra yanına kadar gidip kendisine selam verdim. Sonra oturdum. Uzun muddet oturduğum halde ne bana dönüyor, ne de benimle konuşuyordu. Bunun üzerine kendi kendime herhalde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına oturmamdan memnun kalmadı" dedim.
Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi.
"Buyur yâ Rasûlallah. Emrine hazırım" dedim.
"Bugün namaz kıldın mı?" diye sordu.
"Hayır" dedim.
"Öyleyse kalk, namaz kıl" buyurdu.
Kalkıp Allah'ın dilediği kadar namaz kıldım. Sonra dönüp oturdum. Yine uzun muddet benimle konuşmadı.
Ben yine "Herhalde Rasûllullah (sallallahu aleyhi ve sellem) benim yanına oturmamdan memnun kalmadı" dedim.
Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi.
Ben: "Buyur yâ Rasûlallah, emrine hazırım" dedim.
"İnsanlar ve cinlerden olan şeytanların şerrinden Allah'a sığın" buyurdu.
"Anam babam sana feda olsun insanların da şeytanları mı vardır?" diye sordum.
"Aziz ve celil olan Allah, aldatmak için birbirlerine câzib sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık buyurmuyor mu?" dedi.
Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi.
Ben yine: "Buyur ya Rasûlallah" dedim.
"Sana cennet hazinelerinden bir hazine olan bir söz öğreteyim, mi?" buyurdu.
Ben de: "Anam babam sana feda olsun" dedim.
Sonra şöyle buyurdu: "De ki: Güç ve kuvvet ancak Allah'a aittir (lâ havle ve kuvvete illâ billâh)"
Sonra Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu, hiç konuşmuyordu.
Suskunluğu uzun sürünce ben söze başladım: "Ya Rasûlallah! Sen bana namazı emrettin. Namaz nedir?" "En hayırlı iştir. Dileyen az yapar, dileyen çok" buyurdu.
"Ey Allah'ın Rasulu! Oruç nedir?" diye sordum.
"Karşılığı (Allah tarafından) takdir edilen bir farzdır" buyurdu.
"Ey Allah'ın Rasulu! Sadaka nedir?" diye sordum.
"Kat kat sevabı bulunan ve Allah katından daha fazlasını kazandıran bir ameldir" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! Hangi amel daha faziletlidir?" diye sordum.
"Allah'a iman etmek ve O'nun yolunda cihad etmek" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! Hangi şehid daha üstündür?" diye sordum.
"Kanı akıtılan ve atı dahi öldürülen şehid" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! Hangi köleyi azad etmek daha faziletlidir?" diye sordum.
"En pahalısı ve sahibleri nezdinde en değerlisini" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! Hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sordum.
"Güç yetirilen ve fakire gizlice verilen" buyurdu.
"Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsam?" diye sordum.
"İş bilene yardım edersin, ya da elinden bir şey gelmeyenin işini görürsün" buyurdu.
"Ey Allah'ın Resulü! Eğer bunu da yapamazsam?" diye sordum.
Diline işaret ederek: "Bunu korursun. Zira bu, kişinin kendisine vereceği güzel bir sadakadır" buyurdu. "Ey Allah'ın Rasulu! Sana Kur'ân'da indirilen âyetlerin hangisi daha üstündür/yücedir?" diye sordum. "Sen Kûrsi’ye göre göklerin ve yerin nisbetini bilir misin?" buyurdu.
"Hayır. Ancak Allah'ın sana öğrettiğinden bana öğretirsen bilirim" dedim.
Bunun üzerine: "Kûrsi’ye göre göklerin ve yerin misali engin çöle atılmış bir halkaya benzer. İşte Kûrsi’nin gökler ve yere üstünlüğü çölün o halkaya üstünlüğü gibidir" buyurdu.
"Ey Allah'ın Rasulu! Peygamberlerin sayısı kaçtı?" diye sordum.
"124 bin" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! Hepsi rasul muydu?" diye sordum.
"Hayır. Onlardan yalnız 315'i rasuldu" buyurdu.
"Ya Rasûlallah! İlki hangisi idi" diye sordum.
"İlkleri Âdem idi" buyurdu.
"Âdem nebi miydi?" diye sordum.
"Evet. Allah onun toprağını hazırladı. Sonra onu kendi eliyle yarattı. Ona kendi ruhundan üfürdü ve onunla alenî olarak konuştu" buyurdu.
Sonra etrafında insanlar kalabalıklaşınca Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem): "Size insanların en cimrisini haber vereyim mi?" buyurdu.
İnsanlar "Evet, yâ Rasûlallah!" dediler.
"Yanında ismim anıldığı halde bana salât okumayan" buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, Musned, V, 178; İbn Hibbân, Zevâid, s. 52. Hadisin kısımları 3314, 3428, 3453 ve 3454 nolu hadislerde tekrarlanmıştır. (İbn Hacer Askalani Metalib’ul-Aliyye no: 3023)

Yeryüzünün hemen her tarafına Allah, muhtelif devirlerde, ayrı ayrı peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler, bir kısım kimselerin zannettikleri gibi, sadece Arap Yarımadası’nda da zuhur etmemiştir. Hiçbir delile dayanmadan, bütün peygamberlerin Arap Yarımadası’nda zuhur ettiğini iddia etmek, Kur’ân’ın nasslarına aykırıdır. Aslında biz, ne Arap Yarımadası’nda zuhur eden peygamberlerin bütününü, ne de dünyanın başka yerlerinde zuhur eden peygamberleri bilmiyoruz. İster peygamberlerin sayısı 224 bin, ister 124 bin olsun, biz bunların içinde ancak, üçü şüpheli olmak kaydıyla, 28 tanesini bilebiliyoruz.

Evet, Kur’ân-ı Kerim’in bildirmesiyle, Hazreti Âdem’den Efendimiz’e (aleyhimüssalâtü vesselâm) kadar ancak 28 tanesini bildiğimizi söyleyebiliriz. Bunların da, nerelerde zuhur ettiklerini göstermek mümkün değildir. Hazreti Âdem’in türbesinin Cidde’de olduğu kanaati kavidir. Ancak bunların hiçbiri de sıhhatli değildir. Hazreti Havva ile Hazreti Âdem’in Cidde’de buluştuklarına dair rivayetler de kuvvetli değildir. Binaenaleyh, biz, daha başta, Hazreti Âdem’in nerede peygamberlik yaptığını bilmiyoruz. Birazcık Hazreti İbrahim’i bildiğimizi söyleyebiliriz. Evet, Bâbil ve Anadolu dolaylarında dolaşmış, Suriye’ye gitmiştir. Lut Peygamberin de, Sodom, Gomore ve Lut Gölü çevresinde vazife yaptığını zannediyoruz. Medyen’de bulunan Hazreti Şuayb’ı, Mısır’da neş’et eden Hazreti Musa’yı tanıdığımızı söyleyebiliriz. Hz. Yahya ve Zekeriya’nın da Akdeniz memleketlerinde bulunduklarını kabul edebiliriz. Muhtemelen Anadolu’ya da geçmiş olabilirler… Meselâ, Efes’in Hazreti İsa ve Hazreti Meryem’le alâkası, bu mevzuda fikir verebilir, ama, bunların hiçbiri müdellel ve kat’î değildir.

Bu yirmi sekiz nebinin dışındaki peygamberlerin pek çoğunun, nerede neş’et ettiğini ise hiç bilemiyoruz.
İmam-ı Rabbanî, hem delile, hem keşfe dayanarak demiş ki:

"Hindistan'da çok peygamberler gelmiştir. Fakat bazılarının ya hiç ümmeti olmamış veya sayılı birkaç kişiyle sınırlı kaldığı için iştihar etmemiş veyahut nebi ismi verilmemiş." (bk. Nursi, Mektubat, s. 386)

Kuran-ı Kerim'de Adı Geçen Kaç Peygamber Vardır? İsimleri ve kısaca açıklama

Kuran-ı Kerim'de Adı Geçen Kaç Peygamber Vardır? İsimleri ve kısaca açıklama

Kuranda adı geçen Peygamberler (Kuranda geçen Peygamberlerin isimleri) nelerdir? Kuranı Kerim de ismi gecen peygamberler kaç tanedir? İşte Kuranı Kerim de ismi gecen peygamberler hangileridir ve kaç tanedir hakkında bilgi.

Peygamber; Allah (c.c.)'in insanlara doğru yolu göstermek üzere görevlendirdiği, her türlü ahlâk güzelliğine sahip seçkin insanlardır. Peygamberler, Allah'ın kendilerine vahyettiklerini insanlara duyurur, Allah ile kullar arasında elçilik yaparlar.

İlk Peygamber Hz. Âdem'den son Peygamber Hz. Mu-hammed (sav)'e kadar pek çok peygamber gelip geçmiştir.

Gönderilen peygamberlerin sayısı konusunda Kur'an-ı Kerimde herhangi bir rakam verilmemiştir. Hadis-i şeriflerde sayılarının 124.000 olduğuna işaret edilmiş, daha farklı rivayetlerde vardır. Bizim için önemli olan: "Hz. Âdem'den Hz. Muhammed (sav)'e kadar gönderilmiş olan bütün Peygamberleri hepsine inandım, hepsinin hak ve gerçek olduklarını kamettim." Demektir.

Yüce Allah Kur'an'da: Her ümmetin (toplumun) bir peygamberi vardır." buyurarak, her topluma bir peygamber gönderildiğini haber vermektedir. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:

"Ey Muhammed! And olsun, senden önce de birçok peygamber gönderdik. Sana onların kimini anlattık, kimini de anlatmadık" ( Mümin suresi, ayet 78)

kuranda adı geçen peygamberler

Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberler 25 tane olup şunlardır:

1.Hz Âdem (as) :
Kur"an"da adı 25 defa geçmektedir. İlk insan, ilk peygamber, ilk örtünen, toprağı ilk işleyendir. Allah onun cesedini topraktan yaratmıştır. Daha sonra eş olsun diye Havva"yı yaratmıştır. Kendisine kitap olarak 10 sayfa verilmiştir.

2.Hz. İdris (as):
Kur"an"da adı 2 defa geçmektedir. Astronomi ve matematikle ilk uğraşan, ilk defa iğne ile dikiş diken ve elbise yaparak giyen, ölçü ve tartı aletlerini ilk defa kullanan, ilkyazı yazanın olduğu rivayet edilir. Kendisine 30 sayfalık kitap indirilmiştir.

3.Hz. Nuh (as):
Kur"an"da adı 43 defa geçmektedir. Kur"an"ın 71. suresi onun adını taşımaktadır. Kavminden kendisini çok az kişi iman etmiştir. Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır. Nuh tufanından sonra yeni bir nesil yaratılmıştır.

4. Hz. Hud (as):
Kur"an"da adı 10 defa geçmektedir. Kur"an"ın 11. suresi onun adını taşımaktadır. Yaşadıkları yer olan İrem şehrinde, yüksek binalar inşa etme yarışına girmiş Âd kavmine gönderilmiştir. Ticaretle uğraşmıştır.

5. Hz. Salih (as):
Kur"an"da adı 8 defa geçmektedir. Dağları ve yüksek kayaları oyarak inşa ettikleri görkemli evlerle ünlü Semud kavmine gönderilmiştir. Semudlular kendilerine denemek için gönderilen Salih"in devesini öldürdüler. Ticaretle uğraşmıştır.

6.Hz. İbrahim (as):
Kur"an"da adı 69 defa geçmektedir. Kur"an"ın 14. sure onun adını taşımaktadır. Oğlu Hz. İsmail (as) ile birlikte Kâbe"yi inşa etmiştir. Çok misafirperver biriydi. Kurban kesmeyi bize o öğretmiştir. Kendisine 10 sayfalık kitap verilmiştir. Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş kendisini yakmamıştır. Allah"ın dostu olarak anılır.

7.Hz. Lût (as):
Kur"an"da adı 27 defa geçmektedir. Hz. İbrahim"e (as) iman eden ilk kişidir, onunla birlikte hicret edenlerdendir.

8.Hz. İsmail (as):
Kur"an"da adı 12 defa geçmektedir. Çobanlık yapmıştır. Babası Hz. İbrahim (as) ile birlikte Kâbe"yi inşa etmiştir. Hacla ilgili pek çok merasim ve kurban kesme konularında Hz. İbrahim (as) ile birlikte Müslümanlara örnek olmuştur. Hz. Muhammed (as) onun soyundan gelmektedir.

9.Hz. İshak (as):
Kur"an"da adı 15 defa geçmektedir. Hz. İbrahim"in (as) oğludur. İsrailoğullarına gönderilen, Kur"an"da adı geçen bütün peygamberlerin atasıdır.

10.Hz. Yakup (as):
Kur"an"da adı 16 defa geçmektedir. Hz. İbrahim"in (as) torunudur. Evlat acısı ile evlat ihaneti ile imtihan edilmiştir. Oğlu Hz. Yusuf"un (as) acısı dolayısıyla gözleri kapanmış, sonra ona kavuşmasıyla yeniden açılmıştır. Mısır"a gitmeden önce Filistin civarında peygamberlik yapmıştır.

11.Hz. Yusuf (as):
Kur"an"da adı 27 defa geçmektedir. Kur"an"ın 12. suresi onun adını taşımaktadır. Yakub"un 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur. Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır. Kendisine rüyaları yorumlama yeteneği verilmiştir. Bu bilgi ve yeteneği sayesinde Mısır"a yönetici olmuştur. Kur"an"da toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir. Bu kıssa Kur"an"da “kıssaların güzeli” olarak nitelenmiştir.

12.Hz. Şuayb (as):
Kur"an"da 11 defa geçmektedir. Hitabet yeteneğinden ötürü “Peygamberlerin Hatibi” olarak anılmıştır. Ölçü ve tartıda hile yapan Meyden ve Eyke halkına gönderilmiştir. Kızlarından biriyle Hz. Musa evlenmiştir.

13.Hz. Musa (as):
Kur"an"da adı 136 defa geçmektedir. Kur"an"da kendisinden ve mücadelesinden en çok bahsedilen peygamberdir. Hz. Şuayb"ın (as) damadıdır. İsrailoğulların"a peygamber olarak gönderilmiştir. İsrailoğulları onun önderliğinde Mısır"dan çıkmışlardır. Kendisine Tevrat verilmiştir.

14.Hz. Harun (as):
Kur"an"da adı 20 defa geçmektedir. Hz. Musa"nın (as) kardeşidir. Onun yardımcısı olarak görevlendirilmiştir. Hz. Musa Medyen"den Mısır"a dönünce Harun"a Allah"ın buyruklarını iletmiş, o da bunları kabul ederek Musa"ya yardımcı olmuştur. Güzel konuşması ve hitabet yeteneği, en güçlü özelliğidir.

15.Hz. Davud (as):
Kur"an"da adı 16 defa geçmektedir. Sesi o kadar güzeldi ki sesine dağlar ve kuşlar eşlik ederdi. Önceleri Tâlût"un ordusunda bir asker olarak savaşmış, daha sonra Allah"ın kendisine verdiği peygamberlik ve hükümdarlıkla birlikte İsrailoğullarına kral olmuştur. Demirciydi. Kendisine Zebur verilmiştir.

16.Hz. Süleyman (as):
Kur"an"da adı 17 defa geçmektedir. Babası Hz. Davud"dur (as). Babasının ölümünden sonra onu yerine hükümdar olmuştur. Bütün canlılarla konuşabilme yeteneğine sahipti. Emrinde bütün canlıları çalıştırabilirdi.

17.Hz. Eyyub (as):
Kur"an"da adı 4 defa geçmektedir. Çok ağır bir hastalık geçirmiş, sabrıyla sembol olmuştur.

18.Hz. Zülkifl (as):
Kur"an"da adı 2 defa geçmektedir. Hz. Eyyub"un (as) oğludur. Sabreden, Allah"ın rahmetine ulaşan ve Salihlerden olduğu bildirilen peygamberlerdendir.

19.Hz. Yunus (as):
Kur"an"da adı 4 defa geçmektedir. Kur"an"ın 10. suresi onun adını taşımaktadır. Asur devletinin başkenti olan Ninova halkına peygamber olarak görevlendirilmiştir.

20.Hz. İlyas (as):
Kur"an"da adı 3 defa geçmektedir. İsrailoğullarından Ba"l adlı bir puta tapan topluma peygamber olarak gönderilmiştir.

21.Hz. Elyesa (as):
Kur"an"da adı 2 defa geçmektedir. Hz. İlyas"a (as) yardımcı olarak gönderilmiştir

22.Hz. Zekeriyya (as):
Kur"an"da adı 7 defa geçmektedir. Hazreti Süleyman (as) soyundandır. Kudüs"te Hz. Meryem"in himayesini üstlenmiş, ona koruyuculuk yapmıştır. İsrailoğulları tarafından şehit edilmiştir.

23.Hz. Yahya (as):
Kur"an"da adı 5 defa geçmektedir. Hz. Zekeriyya"nın (as) oğludur. Adı daha önce hiç kullanılmamış bir isimdir ve Allah tarafından konulmuştur. Hazreti İsa"nın (as) müjdecisidir.

24. Hz. İsa (as):
Kur"an"da adı 25 defa geçmektedir. Babasız olarak doğmuştur. Daha beşikteyken konuşmuştur. Ölüleri diriltmiş, hastaları ve körleri iyileştirmiştir. Onun doğduğu sene miladi takvimin başlangıcı kabul edilir. Kendisine İncil verilmiştir.

Hz. Muhammed (as):
Kur"an"da adı 4 defa geçmektedir. Kur"an"ın 47. suresi onun adını taşımaktadır. Son peygamberdir. Bütün insanlığa gönderilmiştir. Kendisine Kur"ankerim verilmiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de Ztilkarneyn, Lokman ve Uzeyr isimleri de yer al­makla beraber bunların peygamber olup olmadıkları ihtilaflıdır.

Biz, Kur'an-ı Kerim'de isimleri geçen peygamberlere isimleriyle birlikte, ismleri geçmeyenlere de topluca iman ederiz. Allah Teala'nın gönderdiği Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ederek aralarında bir ayrım yapmayız. Tam aksine tümüne iman ederiz. Zaten Peygamberlerden tek bir tanesini inkar etmek tümünü inkar etmek gibidir.

لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ

lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih.

"Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz."

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerah. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerah

Meali :

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.

(Sadakallahul Aziym ZİLZAL Suresi 7 ve 8. aye)

Yani öyle olunca eger Allah, bu iyi, bu kötü diye bildirmseydi, bizler neyin ne kadar iyi, ne kadar kötü oldugunu bilemezdik. ve öyle olunca, Allah dinler göndermiş ki insanlara ne iyi ne kötü bildirmek icin, ve o dinide anlatip ögretecek, teblig edecek peygamberler göndermiş, ve bir okulda ögretmen imtihan edebilmek icin, önce bir konuyu dersi ögrretir, sonra imtihan eder degilmi? ögrenciye ögrtemedigini sormak ne kadar abes iş ise, işde Allah da ögretmedigi, bildirmedigi hususlarda insalarada ceza veya mükafat vermeyicek oldugu icin, ve buyuruyorki

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

مَّنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ

Meali :

Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

(Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 15. ayet)

Yani Allah’ın peygamber göndermedikten sonra, bir cemaati hesaba çekmesi ve azap etmesi, O’nun rahmetinin şümulüne yakişmaz. Zira O: “Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görecek, kim de zerre kadar şer yaparsa onu görecektir.” fermanıyla, hayrın, şerrin karşılıksız bırakılmayacağını ifade etmektedir. Oysaki, kendilerine peygamber gönderilmemiş kimseler, hayrı-şerri bilmediklerine göre, azap olacakları da söylenemez. Binaenaleyh Allah (celle celâluhu), hayrın-şerrin hesabını soracağına göre, demek ki, herkese peygamber gönderilmiştir. Herkese peygamber gönderen Allah, bu hükmü:

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خلَا فِيهَا نَذِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ erselnâke bil hakkı beşîran ve nezîrâ(nezîran), ve in min ummetin illâ halâ fîhâ nezîr.

Meali :

Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı (Peygamber) gelip geçmiş olmasın.

(Sadakallahul Aziym FATIR Suresi 24. ayet)

şeklinde ifade etmiştir.

Gecen hafta dedikki

Bir rivayete göre 124 000 Peygamber geldi gecdi, bir rivayete göre, 224 bin peygamber geldi gecdi deniliyor.
o zaman kisaca ortalama, dünyanin en az ömrünü hesap edersek, eski peygamberlerin çok ömür yaşadigini biliyoruz ve fakat, ortalam bir ömürü örnek alirsak, ve her peygamber 120 sene ömür yaşadi yaparsak, bu azlari coklarla birleştirip, coklarida azlarla birleştirip, ortalama 120 sene dersek, 120x124000=14 Milyon 880 bin sene eder. ve mesela isa ile peygamberimizin arasında peygamber gelmeyen, eski peygamberin hükmünün sürüldügü birde 571 sene var, ve bunuda ortalam yaparsak, ve en az arada olan zamanlari 800 sene diye hesap edersek, yine bunuda 800x124 000=99 200 000 sene eder ve yukardaki ile toplayinca 14 880 000 + 99 200 000 = 100 688 000 sene eder
ve bu insanoglu yaratilipda dünyaya indirildiginden sonraki gecen zaman dilimi, ve ondan önce ise, bir o kadarda dinazorlar vakti olsa, bir o kadardarda cinler vakti varsa, bir o kadarda şeytanin şeytan olmadan burda gecirdigi zamani ele alirsak, yani toplam olarak buda = bir insanlar zamani, birde hayvanlar zamani, bir de bitkiler zamani, birde maddeler zamani, birde cinler zamani (Gaz halindeyken yani) birde şeytanlar zamani yani (ateş topu iken gecen zaman) olarak toplam bunu 6 ile carparsak, ortlama olarak toplam
100 688 000 x 6 = 604 128 000 yani kelime olarak 604 milyon 128 bin sene eder. ve kurandaki Allah isminin ebced degeri 66 dir, ve insan 666 dir, kuran bir büyük ebced 6 666 ayet ve muhammed, yani güneş bir üst 66 666, ve ondan bir üst kainattaki güneşimizin bagli odugu galaksi 666 666 666, ve onun üstü, onun üstü derken, bu dünyanin en büyük galaksi icindeki bir deviri ömrü demek olur, yani bir deviri bir ömrü, onuda yaptigimiz hesap ile ortalama" 604 128 000" bulduk, ve bilim adamlari diyorki, 8 milyar yaşinda diyorlar, hayir bu altin oran ile hesap edilirse, ve 66 katli hali ile katlarsak, o zaman dünyamizin kainatin toplma seyri olan yörüngesinde bir defa tur atmasi onun bir ömrü demek, ve kainatin ömrü demek olur, da o da o kainat peki neye bagli ve neyin etrafinda dönüyor, birde o var, ve bu ise bu hesabimiz ile 6 milyar 666 milyon 666 bin 666 sene eder, ve fakat baslangic 66 oldugu için, Allah isminin ebcedi 66 oldugu için, o zaman en son haddeside, Allahu alem, 6 milyar degilde 66 milyar 666 milyon 666 bin 666,6666666.................etmeli ve yine kuranda diyorki, Allah kainati 6 günde yaratti, ilk ebced allah isminin ebcedi olan 66 danda az olan sadece 6 oldugu ele alinirsa, en kücük yada az elekrronlu elementin elektronunun cekirdek etrfinda dönüşü, 6 birim demek olur, ve bu en dişdaki yada en icdeki dönen elektronun dönüşü ise, işde kainatimizin ömrü ile eş degerde olcagini tahmini olarak hesap edebiliriz, ve öyle olunca kainatin devrini tamam etmesi, işde bir tur atmasi ise, 66 milyar 666 milyon 666 bin 666,6666666........ demişdik, yani yine dünyanin 365 gün 6 satte güneşin etrafini döndügünü ele alirsak yine
Uluslararası Gökbilim Birliği'nin (IAU), 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi'nin 8 gezegeni, Güneş'e yakınlık sıralarına göre şunlardır:

1. ☿ Merkür
2. ♀ Venus
3. ⊕ Dünya
4. ♂ Mars
5. ♃ Jupiter
6. ♄ Satürn
7. ♅ Uranüs
8. ♆ Neptün

yani güneş ateş topu ve ateş canlilarinin oldgu yer, orda canli yaşarmi, Eğer canli yaşamasa ateş olmaz zaten, ne var orda, gecen dedik hidrojen ve helyum, yani ateş canlilari, cinler, ve ondan bir üst demir, merkür, ve merkür yani ateşden bir üst canlilar, yani şeytanlar sisteminin elektronu, bir üst venüs, ve melekler, ondan bir üst ise dünya ve insanlar hem melek hemde insan olabilen terakki edebilen canlilar, peki insandan üst ne var, insan ucamaz, amma kuşlar ve gazlar ucabilir, yani oksijen ucabilir ve şeffaf ici gözükür, yine su bir alt ve şeffaf ici gözükür, huri ve gilmanlar....... onlardan bir üst varliklar kim? onlar esas melekler , onlar ne? nurdan yartiklar, yani Işık hüzmeleri, nurdan yaratiklar (yani gözümüzün mavi nuru, mavi renk, kirmizi nuru, kirmizi renk, sariyi sari renk diye, renkleri görmemizi, yani nurlari, işigin yedi beyzasini görmemizi saglayan canlilar. ve onlar ise 3gen prizma ile ancak güneşin bir işigi, yediye bölününce ortaya cikan canlilar halbuki, yani renkler ve melekeler, yani güneşin parcalari, ondan bir üst ziya, yani alfa Işıması yapanlar, yani güneşler, yani 1 alfayi yediye bölünce, yedi renk ortaya cikiyor, ve bu bölündükce, bölündükce, milyonlarca, milyarlarca, gözümüzün gördügü, ve görmedigi renkler ve melekler, nurdan canlilar, kaynaklari ise güneş ve alfa. peki alfa neyin parcasi, güneş neden halk oldu? helyum ve hidrojen, hidrojenin keindisini iki parcaya bölmesine helyum diyoruz, ve helyumun ise, yediye bölüncegi yere kadar uzaklaşmasina, Diya veya ziya veya Dziya diyoruz yanmi 1 ALFA diyoruz.


sene 365gün 6saat, ve saat 60 dakika, dakika 60 saniye, yine saniye 60 salise dir, yani bu saat ve dakikanin altili birim olcagini bunlara kim vahyetti ögretti?
yine hafta alti gün, yedinci gün tatil, yani pazar başlar hafta, ve cuma hafta sonu, ve cumartersi tatil, etti 6 gün, ve yine 1 gün 24 saat, ve altinin katlari halinde, yani 4x6=24 eder, Eğer 6 bir birim ise, o zaman dünya kendi etrafinda o birimin 4 kati zamanda dönüyor demek olur. ve yine insanda kafada iki kulak, iki göz, ve bir agiz, birde burun, etti yine 6
ve yine su muslukda, nerden akiyor, en alt kisim, yada, en son kismidan akip iniyor, degilmi ve öyle olunca, insan yine iki kol, iki ayak ve baş üst kisim, ve kic veya ferc uzvu alt kisim, ve eti yine 6. ve insan tohumu en aşagi indirlipde öyle doguyor, onu aşagilarin aşagisina indirdik ayeti, insanin dibi ayaklari degil, oturunca ferc uzvunun oldugu yeri dibidir. yani en alt noktasidir, yani öyle olunca, yine insan olcak tohum en aşagi inipde dogmak zorunda .

Yine insan kainatin Haritası ise, yine kainatin alti ciheti vardır, sağı, yani yemanisi, solu şimali, ve sağ el, sol el gibi, ve önü, ve arkasi, etti dört, ve sonra alti ve üstü, ve etti alti cihet, alti ana cihet ve alti birim yine.

Ve küp alti kutuplu, kabe alti kutupluyani Küp halinde, nereden dönersen dön, kabeye dönebilirsin, kible alti kutuplu, demişdik ve Kabe yeryüzünün ve kainatin cekirdegi hükmünden ve atomlarda elektronlar nasil cekirdegin etrafinda dönüyorsa, bizlerde ana cekirdek etrafinda, temsilen, ona döner, ve hac edip onun etrafini döneriz.

dedikki sesli vaazda Kabe icin Kuran diyorki :

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn

Meali :

Şüphesiz, insanlar için yapılan ilk evi Mekke’de, Alemlere Rahmet olan Allahın hidayet etmesi yani öğretmesi sonucu yapilan Kâ’be’dir, yani Küp şeklinde olan evdir .

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 96. ayet)
ve dedikki senin kaben, senin evin, benim kabem benim evim, ismailin kabesi ismailin evi, Ademin kabesi Ademin evi idi, Niye öyle olsun derseniz : ve insan işe gider, aşa gider, ava gider, pazara gider, okula gider, döner yine evine gelir, ve yani kabe etrafinda dönüllen demekdir, ve insanin evi, etrafinda dönülen demekdir. insan döner dolaşir evine geri gelir, yastigina koyar başini. Adem kendisini, sogukdan, kardan, vahşi hayvanlardan koruyacak, başini sokacak eve, kendi muhtacken, niye Allaha ibadet edilcek cami yapsin, senin evin yokken önce kendine bir ev mi? yoksa sen önce camimi yaparsin? Ademe ögretildiki evi nasil yapmasi gerketigi, ve ilk ev Ademin evi, oda onun gerdek evi, yada ilk başini sokacagi yuvasi, yoksa beytullah kelimesi sonradan türetilmişdir, ve cami ise mesciddir, mescid ise secde edilen yer demek, ve mescd icinde peygamberimiz buyurduki

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş (şey hep birden) bana verilmiştir: Her Peygamber özellikle kendi kavmine gönderilirken ben kırmızı siyah bütün insanlara gönderildim.

Ganimetler bana helal edildi, halbuki benden evvel kimseye helal edilmemiştir.

Yer (yüzü) bana temiz, temizlik sebebi ve mescit kılındı. Onun için kim olursa olsun namaz vakti gelip çatmış ise bulunduğu yerde namazı kılıversin.

Önümdeki bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmam) için bana yardım edildi ve bana şefaat (etme hakkı) verildi."

( Hadis-i Şerif , Müslim 810)

[Resim: kabe-hakkinda-1.jpg]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti veismâîl(ismâîlu) rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm

Meali :


ibrahim ismail ile ismailin Evini yapıp bitirince, evin damına çıkdı, Bunuda (ismailide Hanifliğe yani peygamberliğe, yerin ve semaların bekçiliğine) benden kabul et, ey herşeyi bilen ve duyan.

(Sadakallahul Aziym BAKARA-127 ayet)


[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.

Meali :

Ben yönümü yerlerin ve göklerin bekçisine döndüm, Ben (Nemrut Gibi) Sana ortaklık koşanlardan da değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 79. ayet)

[Resim: Doguya-yada-batiya-donmeniz-marifet-degildir.jpg]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

لَّيْسَ الْبِرَّ أَن تُوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُواْ وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاء والضَّرَّاء وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn

Meali :

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 177. ayet)

yani iyilk neymiş? sadece abdest alip, kibleye dönüp namaz kilmak degilmiş, hele hele Afrine gidip, kurban derisi paralari ile, sadakalar ile toplanan paralarla alinan ucaklarla, mermilerle Afrinde ESADA savaş acmak degilmiş, nede orda, hani fazla gelen mermilerimiz var, artik koyacak yer bulamadik, gayri gidip biraz afrinde sacalim dedikya, yani afrinde, fakirin fukaranin hakki olan mermileri sacmakda kahramnlik degil, siz anlayin. yani Gelin arabasi gibi, kaporta cok süslü, amma icinde yatan hedef cok sufli, insan öldürmek, her ne sebebden olursa olsun öldrümek kahrmanlik degildir, hele birde vatanini savunun Esad gibi birine ve onun yardimcilarina karşi yapilyorsa, ha bu Atatürk vatanimizi düşmandan kurtarirken, ona karşi yapailan saldiri, ha Esad vatanini savunurken, ona karşi yapilan saldiri, seninki vatanda, onunki tatanmi, müslümanlar beş vakit ayni yöne döndüklerini zannediyorlar, arabı, şarabi, türkü, iranlisi, afganlisi, hindistanlisi ayni kibleye döynüyorda, hani nerde ayni yöne döndünüz, daha Tramp Kudus israilin dediginde Hayir bizim hepimizin diyecek kadarbile bir araya gelip tek cizgide tek yönde konuşcak kadar bile, ayni yöne dönemedik. o dedi başka, beriki dedi başka başka, yarin Kabe bizim olcak derse yapacak bişey yok, tamam abey diyecegiz, niye mi? silah onda, güc onda, ucak onda, tank onda, top onda, bugün 1400 sene önce muhammedin savaşi gibi mertlik savaşi yok, silah kimdeyse, galip o, hani bizim ürettigimiz bir füzemi var, bir tane radyo üretemiyoruzdur, varsa bile baksan hepsi taklitten ibaret, birak füze yapmayi silah yapmayi bir ev aleti bile yapamadik daha, ee bununlami savaşcaz, kabemizi geri alacagiz, ancak kara kuvet, yani gara gücücnen derllerya ancak o var bize, kara kuvetle saldiran japonlari, hiroşamada, kahpece savaşan, amerika ne yapti biliyoruz, diri diri yakdi hepsini, colugunu cocugunu, şimdi sanami aciyacak, yani bizim müslüman namaz kiliyormuş, müslümanmiş şehit olup cennete gitcekmiş, l a n ahmak, sen bu cennet gibi vatan, ve dünyaya sahip cik, onu koru gelecekde bir cennet varmi, yokmu belli degil, bir haberde yok, önce sen, bu vatani ve cennet vatana sahip cik, onun icinde, caliş cabala birşeyler icad et. mermilerimizmi fazla geldi askerimizmi fazla geldide, oraya Afrina gönderdik, afrin bizim neyimiz oluyor, Allah aşkina birisi söylesin, afrin bizim neyimiz oluyor, orda ölen şehit olcakmiş, şehit ancak vatanini savunurken ölene denir, namusunu savunurken ölene denir, ekmeginin savaşini verirken ölene denir, hac yolunda ölene, yada ailesine giderken yolda kaza yapip ölen, yada caresi bulunmamiş hastalikdan ölene denir. bu afrinde ölen ne şehidi olcak , sen elin vatanina savaş ac, birde şehitlik bekle, yok öyle yagma, ancak boh yoluna giden niyaziler olur onlar, ne şehidi olcak, senin sinrilarindami afrin, geri zekali, ne boh işinmi var orada, cocugunuzdan bezginliginizmi var, ey anne babalar, fazla geldiyse cocugu olmayanlara hibe edeydiniz, yetişmiş delikanli, ne mecburati var, o gariplerin, Tayyip sahte şişirme kahraman olcak diye can vermesine eeee

veyl olsun o namaz kiilanlara emi, daha kibleye niye dönülür anlamayan, cuma niye kilinir anlamayan, camiye niye gidilir bilmeyen, işin zahirine bakip, ic yüzünü cözemeyen, daha cuma iki rekat mi on rekatmi, ic ezan, diş ezan bunlarla meşgul olur. camide toplanasin diye cagrildin, toplandinda ne poh yedin, onu endir, bunu bindir, veya boynu egik iyi müslüman oldu, bu mu iyilik, Allah bak ayette diyor iyilik bunlar degilmiş, hele savaş acmak hic hic iyilik olamaz, kahramanlikda olamaz, şehitlik sebebide olamaz, terörislteri degil, Esadin askerini öldrüyorlar orda, yani suriyenin Atatürkünün askerini öldürmüş oluyor, ne ÖSO toso pkk gpg lpg hepsi yalan, fasa fiso hikayeler, hepsi ayni esada karşi savaşan ip neler ile ,o ipnelere yardim eden tayyiip . ve karşilarindakilerde suryeyi savunaun esad askerleri.

Salih amellerimizin Mahşer günü elimizden tutması Allah’ın rahmetindendir.
Peygamber Efendimiz (asm) uzunca bir hadiste bir mahşer kesitini şöyle sunuyor:

“Ben geçen gece rüya-yı sâdıkada neler neler gördüm.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, azap melekleri etrafını sarmıştı. O anda almış olduğu abdest geldi ve onu kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, kendisi için kabir azabı hazırlanmıştı. Namazı geldi ve onu kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, şeytanlar etrafını kuşatmıştı. Yaptığı zikirler geldi ve onu kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, susuzluktan dili dışarıya sarkmış, soluyordu. Tuttuğu Ramazan orucu geldi ve ona su ikrâm etti.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, önü karanlık, arkası karanlık, sağı karanlık, solu karanlık, üstü karanlık, altı karanlıktı. Yaptığı hac ve umresi geldi ve onu bu karanlıklardan çıkardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, ölüm meleği ruhunu almak için gelmişti. Anne ve babasına yaptığı iyilikler geldi, meleğin o anda ruhunu almasına mani oldu.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, mü’minlerle konuştuğu halde, onlar kendisiyle konuşmuyorlardı. Akrabalarıyla olan iyi ilişkileri geldi ve onlara hitâben, ‘Bu akrabalarına iyilik ederdi’ dedi. Bunun üzerine onlar da o zâtla konuştular. O da onlara karıştı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, peygamberler halka halka olmuşlardı. Hangi halkanın yanına varsa kovuluyordu. O anda cünüplükten gusletmesi geldi, ellerinden tutarak onları yanıma oturttu.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin hararetini elleriyle yüzünden uzaklaştırmaya çalışıyordu. O anda verdiği sadakalar geldi, üzerine gölge, yüzüne karşı perde oldu.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, azap zebânîleri yanına gelmişti. O anda iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırması geldi. Ve onu bu halden kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennem uçurumundan düşmüştü. Dünyada iken Allah korkusundan döktüğü gözyaşları geldi ve onu ateşten kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, amel defteri sol tarafından verilmişti. Allah korkusu geldi ve amel defterini alıp sağ eline verdi.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, terazisinin iyilik kefesi hafif gelmişti. Küçük yaşta ölen çocukları geldi ve terâzisini ağırlaştırdı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin tam kıyısında bekliyordu. Allah korkusundan kalbinin ürpermesi geldi, onu bu halden kurtardı.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, korkudan yaş hurma dalının sallanması gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü zannı geldi ve titremesini dindirdi.

“Ümmetimden bir adam gördüm ki, Sırat Köprüsünde sürünerek ve emekleyerek yol almaya çalışıyordu. Bana getirdiği salâvatlar geldi, elinden tutarak ayağa kaldırdı. Böylece Sıratı geçti.


“Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cennet kapılarına kadar geldi, fakat kapılar yüzüne kapandı. Getirdiği Kelime-i Şehâdetler geldi, elinden tutarak Cennete girdirdi.”

( Hadis-i Şerif , Câmiü’s-Sağîr)

Burada anlatilan mesela Abdestin gelip, o adami kurtarmasi demek ne demekdir?

Abdestini güzelce aldin, ihlas ile aldin, o bir can oldu, bir yerdeki cocuk oldu insan oldu. nasil cocuk olur o abdest demeyin. Abdest aldin, su akdi gitti, ve sonra topraga biryerlere karişdi, sonra toprakdan süzüldü, belki nehire, denize karişdi, sonra ordanda buhar oldu damitildi, yagmur bulutu oldu, ve rüzgar o bulutu ankaradan aldi,mesela viyanaya sürdü götürdü, ve viyanada yagdi, ordaki müslüman Doktor Mehmet amcanin bahcesinde ki erik dalina su oldu, o su erik dalinin damarlarindan yükseldi, erik oldu, erigin suyu şerbeti oldu, ve mehmet amca ve cocuklari yedi, artik o abdest suyu, en son can olmuş oldu, ve senin de yada senin dedenin haliydi o, dedenden sonra torunu dogdu, ve dedesinin ürünü ve dedesinin torununun başina bir hal gedli, zor bir hal, belki hasta oldu, ve o erik dalinin sahibi mehmet amcada, dokdtor olsun, ve işde o erikden yedi, ve dedenin torununa mehemt amca olarak o abdest fayda verip kurtaracak, tamda hastalikdan eza cefa cekip cehenmemi tadacakken, o mehmet dokdur, bir ilac yazdi, onu kurtardi, bak işde o aldigin güzel abdes geldi, seni kurtardimi? kurtardi, senin yeni versiyonunu kurtardi, işde bu bir mecaz hadisdir, yoksa abdes nasil gelip kurtarir sirat neresi, haşr neresi, işde dedik, haşr da görülür oldu, cennette, cehhenemde bu dünyada her an kurulup yaşanir oldu.

Rabbim, Askerlerimin amellerini, salih ammeller listesine ilhak edip, katsinda, onlarin zor anlarinda, onalara yetişen, kabul olmuş amelleri, halini alsinlar inşallah.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://efsane1turk.net/vaazlar/2018/Bil...-Sorun.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 02 Şubat 2018 Cuma

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]

---------------------

Etiketler : Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun ,(Kar©glanin 02 Şubat 2017 Vaazi),zikir ehline neyi soracagiz,tebliğ edicilerin sayıs kaçtır,Gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır,kaç Rasul vardır,kaç Nebi vardır,kaç Peygamber vardır,dünyanin ömrü ne kadardir,kainatimizin ömrü ne kadardir,Evrenin yaşı ne kadar,Evrenin yaşını nasıl hesap edebiliriz,Kıyamet ne zaman kopcak,Ahirzamandamiyiz,ahir zman,son zman,kainatin son vakti,Mehdi vakit,sondan bir öncesi,Din,islam,islamic,islamic predigt,religiöse predigt,dini vaaz,dini sohbet,tasavvuf,tasavvvufi sohbet,karoglan,karoglan hoca,karoglan hoca sohbetleri,ahirzman sohbetleri,mehdi,mehdi sohbetleri,mhd,kainatin son kullanma tarihi,bolluk bereket vakti,Hz. Muhammed,,Hz _Adem,hz ibrahim,Rasit,Rasit Tunca,efsane1turk,efsaneboard,efsane1türk,forceturk,hakkalyakin,aynel-yakin,Başağaçlı Raşit Tunca,Başağaçlı ,Raşit, Tunca,Başağaçlı Raşit, Tunca,vaaz dinle,sohbet dinle,dini sohbet dinle,hutbe,hutbe oku,hutbe dinle,cuma vaazi,vaiz,Vaiz Raşit,Prediger Raşit, Prista Raşit,Prediger Karoglan, Prista Karoglan,Afrin,savaş, cihad,şehit,şehid,

EFSANE1 TÜRK BOARD

KAROGLANIN PAYLAŞIMLARI
This it's a sample image

Dini ve Kültürel Bilgiler
Tasavvuf Bilgileri
PSD Grafikler
PNG Resimler
JPG Resimler
GIF Resimler
Flatcast Tema
Radyo indexleri
Ne Ararsanız Burada

1TÜRK BOARD iÇERiK

Rasit Hocanin Vaazlari

Foruma Git

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



1Türk de Neler Var


Efsane1tur.net - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi