Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İsmail Aleyhisselam
#1
Dini_Icon_4 
İsmail Aleyhisselam

Arabistan’da Cürhüm kabîlesine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselamın büyük oğlu ve Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dedelerinden. Annesinin adı Hacer’dir.

Hazret-i İbrahim, Nemrud’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den ayrılıp, Mısır’a gittiğinde hanımı Sâre’ye Firavun musallat olmuştu. Fakat, Sâre’ye yaklaşmak istediğinde, ellerinin tutulup, nefesi kesilerek sara hastalığına benzer bir hâle düştü. Bunun üzerine Firavun korkarak İbrahim aleyhisselam ve Sâre’yi bıraktı ve Hacer adlı bir câriyeyi de hediye etti. İbrahim aleyhisselam, Firavun’un korkarak câriye olarak verdiği Hacer’i de alarak, Filistin’e döndü. Oradan Şam taraflarına gitti. Buradayken Sâre Hatunun isteği üzerine hazret-i Hacer’le evlendi. Bu evlilikten hazret-i İsmail doğdu.

Allah’ın emri ile Hacer’i, oğlu ile birlikte Kudüs’ten Hicaz’a götürdü ve bugünkü Mekke şehrinin bulunduğu yere bırakıp geri döndü. Mekke’nin üst tarafında bulunan Seniyye mevkiine gelince, ellerini açarak onlar için dua ettiği İbrahim sûresi 37 ve 38. âyetlerinde bildirilmektedir. Bu ıssız ve çorak vâdide bir miktar hurma, bir dağarcık su ve oğlu iki yaşındaki İsmail ile yalnız kalan hazret-i Hacer, bu işin Allah’ın emri ile olduğunu anlayıp tevekkülle sabretti; “Allahü teâlâ bize kâfidir. O bizi korur, himâye eder. Bizi başıboş bırakmaz” dedi. Semre ağacının dallarından yaptığı küçük barınakta kalıyorlardı. Yiyecekleri ve suları bitince hazret-i İsmail susuzluktan ağlamaya başladı.

Hazret-i Hacer su bulmak ümidi ile Safâ Tepesine çıktı. Uçsuz bucaksız çölden ve ağaçsız çıplak tepelerden başka bir şey göremedi. Safa’dan inip koşarak Merve Tepesine çıktı.Safa ve Merve tepeleri arasında su bulmak ümidi ile yedi defâ koşarak gidip geldi. Bu sırada İsmail’in (aleyhisselam) ayağını vurduğu veya Cebrâil aleyhisselamın vurduğu yerden su fışkırıp akmaya başladı. Hazret-i Hacer heyecanlandı ve akan su ziyan olmasın diye “Dur! Dur!” mânâsına gelen “Zem! Zem!” diyerek suyun etrâfını çevirdi. Sudan oğlu İsmail’e (aleyhisselam) içirdi ve kendisi de içti. Peygamberimiz bir hadîs-i şerîflerinde, “Allah İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, zemzemi kendi hâline bıraksaydı da avuçlamasaydı, muhakkak zemzem akan bir ırmak olurdu.” buyurmuştur.

Mekke’nin yakınında konaklayan Cürhüm kabîlesi zemzem suyunu görünce hazret-i Hacer’den izin alarak oraya yerleştiler ve böylece Mekke şehri kuruldu. Bir müddet sonra hazret-i İbrahim hanımını ve oğlunu ziyârete geldiğinde onları bolluk ve bereket içinde buldu. Hazret-i İsmail konuşmaya başlayınca hazret-i İbrahim üç gün üst üste gördüğü rüyâ üzerine onu kurbân etmeye karar verdi. Zilhicce ayının 9 ve 10. günü de aynı rüyâyı görünce sahih olduğunu anladı. Bir bahâneyle annesinden izin alarak kurban etmek için götürdü. Şeytan, insan sûretinde annesi Hâcer’e hazret-i İsmail’e ve hazret-i İbrahim’e göründü ve onlara vesvese vermeye çalıştı ise de dinlemediler.

Hazret-i İsmail, şeytanın arkasından yedi tâne taş attı. Hazret-i İbrahim, bugün Minâ denilen yere gelince, oğluna rüyâsını ve Allah’ın emrinin kendisini kurbân etmek olduğunu açıkladı. Hazret-i İsmail’i tevekkülle hazırladı. Yere yatırıp bıçağı boynuna çaldı ise de bıçak, Allah’ın emri ile kesmedi. Taşa vurdu, taşı kesti. Nihâyet Cebrâil aleyhisselam Cennetten bir koç getirdi. Cebrâil aleyhisselam makâmından “Allahü ekber, Allahü ekber” diyerek geldi. Hazret-i İbrahim bu tekbiri işitince; “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber” dedi. Hazret-i İsmail de; “Allahü ekber ve lillâhil hamd,” diyerek tekbiri tamamladı. Hazret-i İbrahim koçu kurban etti. Onların bu hâli Kur’ân-ı kerîmde anlatılmakta ve meâlen; “Muhakkak ki bu açık bir imtihandı.” buyrulmaktadır. Hazret-i İbrahim kurban hâdisesinden sonra Sâre’nin yanına döndü.

Hazret-i İsmail büyüyünce Cürhüm Kabîlesinden bir kızla evlendi. Annesi hazret-i Hacer de vefat etti ve Kâbe temelinin bitişiğine defnedildi. Hazret-i İbrahim yine arasıra gelip gidiyordu. Allahü teâlâ Kâbe’nin yapılmasını emredince baba oğul Kâbe’nin eski temelini bulup yeniden inşâ ettiler ve şöyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz bizden bu hayırlı işi kabul et. Hakîkaten sen duamızı işitici, niyetimizi bilicisin.”

Hazret-i İsmail, babası hazret-i İbrahim’in vefatından sonra, Yemen’den gelip Mekke’ye yerleşmiş olan Cürhüm Kabîlesine peygamber olarak gönderildi. Kendisine başka kitap ve din verilmeyip, babası İbrahim aleyhisselamın dînini insanlara tebliğ etti. İnsanları elli yıl îmâna dâvet etti, ancak pek az kimse îmânla şereflendi. Filistin’e giderek hazret-i İbrahim’in kabrini ziyâret etti. Sonra Şam’a gidip kardeşi İshak aleyhisselam ile görüştü. Hazret-i İsmail’in 12 oğlu ve pekçok torunu oldu. Onun dîni İslâmiyet gönderilinceye kadar doğru olarak devâm etti. Muhammed aleyhisselamın bütün dedeleri hazret-i İsmail’in soyundan ve onun dînindendi. Vefâtına yakın kardeşi İshak’ı aleyhisselam yanına dâvet edip, kızını oğlu Iys’a nikâhladı ve bâzı vasiyetlerde bulundu. Mekke’de 133 veya 137 yaşlarındayken vefat etti. Mescid-i Haramda Kâbe-i muazzamanın kuzey duvarı önünde bulunan ve annesi Hacer’in de kabrinin bulunduğu Hatim denilen yere defnedildi.

İsmail aleyhisselamın mucizeleri:
1. Dikenli bir arâzide yaşayan müşriklerin teklifi üzerine dua edip, dikenli ağaçlarda çeşitli meyveler bitmiştir.

2. Cürhümîleri îmâna dâvet ettiği zaman, onlar kısır koyundan süt çıkarmasını istediler. O da elini koyunun sırtına koyarak; “Beni peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın ismi ile...” dediği anda koyunun memelerinden süt akmaya başladı.

3. İsmail aleyhisselamın duası bereketiyle koyunların yünleri ipek oldu ve sayıları çoğaldı.

4. Kendisine misâfir gelen iki yüz Yemenliye ikrâm edecek bir şey bulamayınca mahcub oldu. O anda dua etti ve yanındaki kumlar un oldu. Bunu gören misâfirlerin hepsi îmâna geldiler.

Kur’ân-ı kerîm’in, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, En’âm, İbrahim, Meryem, Enbiyâ ve Sa’d sûrelerinde İsmail aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir




Bul
Alıntı
#2


İsmail Aleyhisselâmın Soyu:


İsmail Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın, Hz.Hâcer´den doğan ilk ve bü­yük oğludur.[1]



İsmail Aleyhisselâmın Doğuşu,


İsmail Aleyhisselâmın Annesiyle Birlikte Mekke´ye Götürülüşü, İsmail Aleyhisselâmın Kurban Edilmek İstenilişi, İsmail Aleyhisselâmın Sünnet Oluşu, İsmail Aleyhisselâmın Arapça Öğrenişi, İsmail Aleyhisselâmın Ok Atıcılığı, İsmail Aleyhisselâmın Ata Biniciliği, İsmail Aleyhisselâmın Davarcılığı, İsmail Aleyhisselâmın Evlenişi;

İsmail Aleyhisselâmın Kabe´yi Babası ile birlikte yapışı... bahisleri için, İbra­him Aleyhisselâma âid bölüme bakınız![2]



İsmail Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:


İsmail Aleyhisselâm: boylu, boslu, ak saçlı, güzel ve nurlu yüzlü, kırmızımsı ten-li[3], küçük başlı, büyük gözlü, uzun burunlu, kalın boyunlu, geniş omuzlu, uzun elli ve uzun ayaklı, çok güçlü ve kuvvetli idi.[4]



İsmail Aleyhisselâmın Peygamberliği Ve Bazı Faziletleri:


İsmail Aleyhisselâm; Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra da, ge­rek Kabe ve gerek Hacc amellerine âid hizmetleri yürütmek ve yönetmekte de­vam etti.[5]

İlk olarak Kabe´ye örtü örttü.[6]

Yüce Allah, İsmail Aleyhisselâma Peygamberlik verdi.[7]

Onu; Mekke´de ve Mekke çevresinde oturan Cürhüm ve Amalika halkı ile Ye­men kabilelerine[8], Me´rib ve Haciramevt taraflarına[9] Peygamber olarak gönderdi. [10]

Elli yıl, onları, İslâmiyete davet etti. [11]

Davet ettiği kimselerden bazısı iman, bazı inkâr etti. [12]

İman edenler, pek az idi. [13]

İsmail Aleyhisselâm, vazifesinde sabr ve sebat edenlerdendi. [14]

Sözünde, sâdıktı. [15]

Günahkârları, Mekke Hareminden, ilk sürüp çıkarandı. [16]

Kendilerine üstün meziyetler verilenlerden[17], en hayırlı olanlardandı., [18]

Namazlarını, kılmalarını, zekâtlarını vermelerini Ev halkına ve kavmine emrederdi.

Kendisi, Allah katında Rızâ´ya ermişti., [19]

İsmail Aleyhisselâm; Mekke´nin sıcaklığından şikâyetlenince, Yüce Allah:

"Ben, sana, Cennet´ten bir kapı (pencere), açacağım!

Kıyamet gününe kadar, oradan, sana serin serin yel esecektir!" buyurdu.

Pencere açılacağı bildirilen yer, kendisinin, vefat ettiği zaman, gömüldüğü Hicr

İdi.[20]



İsmail Aleyhisselâmın Bir Vasiyeti Ve Vefatı:


İsmail Aleyhisselâm, ölüm döşeğine düşünce, kızı Nesîme´yi, Ays´a nikahla­masını, kardeşi İshak Aleyhisselâma vasiyet etti. [21]

İshak Aleyhisselâm da, Ağabeyinin bu vasiyetini, yerine getirdi. [22]

Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra, İsmail Aleyhisselâm da, ve-fat etti. [23]

Hicr´de gömülü bulunan annesi Hz.Hâcer´in yanına gömüldü. [24] İsmail Aleyhisselâm vefat ettiği zaman, yüz otuz yedi yaşında idi. [25] Ona ve Âline ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun![26]



Hatim Kazılırken İsmail Aleyhisselâmın Tabutuna Rastlanışı:



Abdullah b. Zübeyr; Haccac´ın, Mancınıkla attırdığı taşlarla yıkılan Kabe´yi, ye­niden yaptırırken (Hicrî: 64), Hatîm´i kazdırdığı sırada, orada, yeşil taştan bir Tâ­but buldu.

Bunun hakkında Kureyşîlerden bilgi istedi. İstediği bilgiyi, hiç birinde bulama­yınca, Abdullah b. Safvan´a adam gönderip ondan sordurdu.

Abdullah b.Safvan:

"Bu, İsmail Aleyhisselâmın kabridir. Onu, yerinden kımıldatma!" dedi.

Abdullah b.Zübeyr de, Tâbut´u, olduğu gibi bıraktı. [27]



İsmail Aleyhisselâmın Oğulları:



İsmail Aleyhisselâm, ilk zevcesini boşadıktan sonra[28], Cürhümîlerden Mudad b.Amr´ül Cürhümî´nin kızı ile evlenmiş, kendisinin, ondan on iki oğlu doğmuştu. [29]

Mudad´ın kızının ismi Ra´le idi. [30]

İsmail Aleyhisselâmın, Ra´leden doğan oğullarının isimleri şöyle idi:

1) Nâbit,

2) Kaydar,

3) Ezbel veya Ezbil

4) Mebşa veya Menşâ,

5) Mişma´ veya Meşmae,

6) Maşı,

7) Duma,

8) Ezer veya Ezür,

9) Tayma,

10) Yatur,

11) Nebiş veya Neyiş,

12) Kayzuma[31]



İsmail Aleyhisselâmdan Sonra Kabe Hizmetlerinin Kimler Tarafından İdare Edildiği



İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra, Kabe hizmetini, oğlu Nabit, üzerine alıp yönetti. [32]

Bu hizmetin, önce Kaydar, ondan sonra Nabit tarafından yönetildiği rivayet olun­duğu gibi|[33];

İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra Kabe hizmetiyle, önce, Kaydar´ın, sonra, Teymen b. Nabt´ın, ondan sonra, Nabit b. Hemeysa´, b. Teymen, b. Nabt´ın meş­gul olduğu ve Nabit´in vefatı üzerine de, bu hizmetin, Cürhümîler tarafından gö­rüldüğü rivayet ve Nabit´in şeceresi de, Nabit b. Hemeysa´, b. Teymen, b. Nabt, b. Kaydar, b. İsmail Aleyhisselâm olarak kaydedilir. [34]



Kaydar´ın Bazı Özellikleri:


1) İsmail Aleyhisselâmın oğullarından Kaydar´ın yüzünde Muhammed Aleyhis­selâmın Nûr´u parıldardı.

2) Savaşçılık,

3) Güreşçilik,

4) Ok atıcılık,

5) Avcılık,

6) Ata binicilik... gibi bir takım özellikleri de, vardı.

Her gün, av silahının yanına vardığı zaman, silahından, ya dişi bir geyiğin, ya da, bir kuşun:

"Allah´ın ismini anmadıkça, beni, kesme! Besmele çekmedikçe de, yeme!" diye seslendiğini işitirdi. [35]



İsmail Oğullarının Mekke´den Dağılışı Ve Yönetimin Cürhümîlere Geçişi:



Nâbıt vefat ettiği zaman, İsmail Aleyhisselâmın oğulları, geçim bolluğu olan yer­lere dağıldılar.

İçlerinden bazısı ise;

"Biz, Allanın Hareminden ayrılmayız!" diyerek Mekke´de kaldılar.

Mekke´de kalanlar arasında, İsmail Aleyhisselâmın küçük yaştaki çocukları da, bulunuyordu. [36]

Bunun için, Kabe hizmetini, İsmail Aleyhisselâmın oğullarının ana tarafından babaları olan Mudad b. Amr´elcühenî, üzerine aldı. [37]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.48,49.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[2] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[3] Ebû Nuaym-Delâilünnûbüvve c.1,s.23, Beyhakî-Delailünnübüvve c.1,s.29, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.2,s.129, Di­yar. Bekrî-Hamîs c.1,s.22.

[4] Hâkim-Müstedrek C.2.S.553-554.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[5] Yâkubî-Tarih c.1,s.221.

[6] ibn.Hacer-Fethulbâri c.3,s.366.

[7] En´am: 86, 89, Taberî-Tarih c.1,s.161.

[8] Taberî-Tarih c.1,s.161, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.192-193.

[9] Diyar. Bekrî-Hamîs c.1,s.145 .

[10] Taberî-tarih c.1,s.161, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.192-193, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

[11] Diyar. Bekrî-Hamîs c.1,s.145.

[12] İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

[13] Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.145.

[14] Enbiyâ: 85.

[15] Meryem: 54.

[16] Yâkubî-Tarihc.1,s.221.

[17] En´am: 86.

[18] Sâd: 48.

[19] Meryem: 55.

[20] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.312, Taberî-Tarih c.1,s.162, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.193.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233-234.

[21] Taberî-Tarih c.1,s.162, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Diyar.Bekrî-Hamîs C.1.S.145.

[22] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,S.145.

[23] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52.

[24] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1,s.6, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.86, İbn.Kuteybe-Maarif s.17, Taberî-Tarih c.1 ,s.162, İbn.Esîr-Kâmil c.1 ,s.125, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1 ,s.193, Ibn.Haldun-Tarıh c.2,ks.1,s.39.

[25] İbn.Kuteybe-Maarif s.16-17, Taberî-Tarih c.1,s.162, Mes´ûdî-Murucuzzeheb c.2,s.48, Ebülfida-Elbidaye ven­nihaye c.1,s.193.

[26] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/234-235.

[27] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.312.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/235.

[28] Buharî-Sahihc.4,s.115, Taberî-Tarih c.1,s.132, Sâlebî-Araiss.83, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.1O4, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.58.

[29] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1,s.5, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,8.51, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81, İbn.Kuteybe-Maarif ş.16 Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Taberî-Tarih c.1,8.161, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125

[30] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.51, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.86

[31] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1 ,s.5, İbn.Sa´d-Tabakat c.1 ,s.51, ibn.Habîb-Muhabber s.386, Ezrakî-AhbaruMekke c.1,8.81, Yâkubî-Tarih C.1.S.222, Taberî-Tarih c.1,s.161, Mes´udî-Murucuzzeheb c.1,s.62, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.193, ibn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/235.

[32] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81-82, Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Dîneverî-El´ahbar s.9, ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Taberî-Tarih c.2, s.198, Mes´ûdî-Nurûcuzzeheb c.2, s.49 , İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.3.

[33] Yâkubî-tarih C.1.S.222, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.331.

[34] Belazürî-Ensabüleşraf c.1,s.8,12.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.

[35] Diyar.BekrMHamîs c.1,s.146.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.

[36] Yâkubî-Tarih C.1.S.222.

[37] ibn.İshak,İbn.Hişam-Sîrec.1,s.12O, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81, Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Taberî-Tarih c.2,s.198.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.




Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi