-----------------------


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kurandan Dua Örnekleri - Kurandaki Tüm Dua Ayetleri
#1
Dini-1 
[Resim: 148278435751621.png]

Kurandan Dua Örnekleri - Kurandaki Tüm Dua Ayetleri


Dua bir ubudiyettir. Bizim dualardaki ana prensibimiz ibadet kastı ve gayesi hakim olmalıdır. Yoksa duayı sırf kabul edilmesi gereken ve ihtiyaç dilekçesi olarak görmek

yanlıştır.

Bazen bir şey için dua edilir. Fakat istediğimiz bu şey, zahiren kabul edilmez. Buna rağmen bizim duayı bırakmamamız lazımdır. Şayet istediğimiz şey elde edilse ve Cenab-ı Hak

duamızı kabul etse nurun ala nur. Ama zahiren kabul edilmese bile biz "Duam kabul olmadı." demeyeceğiz. Aksine "Allah bu duamı ahiretim için veya dünyada daha iyi bir şekilde

kabul etti." denilir.

Hakikaten bu dua boşa gitmedi, ibadet olması dolayısıyla ahirette mükafatını göreceğim diye duasını bırakmak değil, aksine daha fazla dua etmeye gayret ve şevk taşımalıyız.

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de,

"Bana dua edin size cevap vereyim." ( Mü'min, 40/60)

buyurmaktadır. Bazıları bu ayet-i kerimeyi öne sürerek şöyle demektedirler: Madem Allah "Bana dua edin bende kabul edeyim." demiştir, neden çokça dua ettiğimiz halde bazıları

kabul edilmiyor? Bu hususta alimlerimiz ittifakla bu ayette Allah "cevap veririm" demektedir, "kabul ederim" dememektedir. Nasıl ki, sen bir hekime gitsen ve desen "Ey hekim

bana şu ilacı ver." Elbette hekim sana cevap verir ve "Buyurun!" diye cevap verir. Fakat istediğin şey ya hikmetsiz, ya faydasız veya sana zararlı bir ilaç ise, onu değil de

daha güzelini sana verir.

Aynen onun gibi, mutlak hikmet sahibi Cenab-ı Hak bize ve dualarımıza cevap verir. Ama kabul etmek hikmetine tabi olduğundan bazen istenen şeyin aynısı, bazen de daha güzelini

bazen de zararlı olduğunu bildiği için hiç vermez.

Bu kısa açıklamadan sonra duaların kabul şartlarına geçelim:

Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahsız bir ağızla olacaktır. Mümkünse abdestli ve helal lokma alınmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek

mevkilerde özellikle mescit ve camilerde, mübarek zamanlarda özellikle ramazan ayı ve Kadir Gecesi, Berat Gecesi gibi mübarek gecelerde, namazlardan sonra özellikle sabah

namazından sonra dua edilmesi kabule karin olması hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaşıldığı taktirde de duanın tesiri azalacaktır.

Kur'an'da geçen peygamberlerin dualarının bir kısmı şöyledir:

Peygamber Efendimiz ( asm)'in Duası:

"Rabbi zidnî ilma." Ey Rabbim! Benim ilmimi artır.( Taha, 20/114)

"Rabbi fela tec'alnî fil-gavm'iz-zalimin."

Ey Rabbim! Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma.( Mü'minun, 23/94)

Hz. Adem ( a.s) ve Hz. Havva validemizin yaptığı dua:

"Rabbena, zalemna enfusena ve inlem tağfir lena ve terhamna lene kûnenne min'el-hasirîn."

Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizleri affetmezsen ve bizlere acımazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.( A'raf, 7/123)

Hz. İbrahim ( a.s) ve Hz. İsmail'in ( a.s) Kabe'yi Yaparken Okudukları Dua:

"Rabbena tegabbel minna inneke entes-semi'ul-alim."

Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul et, muhakkak sen, işiten ve bilensin.( Bakara, 2/127)

Kâbe'yi Yaptıktan Sonraki Duaları:

"Rabbena vec'elna muslimeyni leke ve min zurriyyetina ummeten muslimeten leke ve erina menasikena ve tub aleyna inneke entet-tevvab'ur-rahim. Rabbena veb'as fîhim rasulen

minhum yetlû aleyhim ayatike ve yuallimuhumul kitabe ve'l-hikmete ve yuzekkîhim inneke ente'l-azîz'ul-hakim."

Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş Müslümanlar kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet esaslarını göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz sen

tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Ey Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder, onlara ayetlerini okusun, kitap ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz sen

güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.( Bakara, 2/128-129)

Hz. İbrahim'in ( a.s) Çocukları ile Mescid-i Haram'a Gidince Yaptığı Dua:

"Rabbic'al hazel-belede aminen vecnubnî ve beniyye en na'bud'el-esnam. Rabbi innehunne azlelne kesiran minen-nas. Femen tebiani feinnehu minnî ve men asâni feinneke

ğafur'ur-rahim. Rabbena innî eskentu min zurriyyetî bi-vadin ğayri zî zer'in inde beytikel-muharram. Rabbena liyugîmus-salate fec'al ef'ideten minen-nasi tehvî ileyhim ver-

zughum mines-semerati leallehum yeşkurûn. Rabbena inneke ta'lemu ma nuhfî vema nu'linu vema yahfa alallahi min şey'in fil-arzi vela fis-sema."

Ey Rabbim! Bu beldeyi, güvenli bir belde yap. Beni ve oğullarımı putlara kulluktan uzak tut. Ey Rabbim! Çünkü putlar, kendilerine tapan bir çok insanın sapmasına sebep

oldular. Kim bana uyarsa şüphesiz ki, o benim dinimdendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz ki sen, af ve merhameti bol olansın. Ey Rabbimiz! Soyundan bazılarını, muharrem ve

mukaddes evinin yanındaki çorak, zıraata elverişsiz vadiye, namazı kılsınlar diye yerleştirdim. Ey Rabbim! İnsanların kalplerini onlara meylettir. Onları meyvelerle rızıklandır

ki, şükretsinler. Ey Rabbimiz! Hiç kuşkusuz sen bizim gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da çok iyi bilirsin. Yerde ve gökte, hiç bir şey Allah'tan gizli kalmaz.( İbrahim,

14/35-38 )

Hz. İbrahim'in ( a.s) Kendisi ve Soyu İçin Yaptığı Dua:

"Rabbic'alnî mugîm'es-salati ve min zurriyyetî. Rabbena ve tegabbel duaî. Rabbeneğfirlî ve li-valideyye ve lil-muminîne yevme yegûm'ul-hisab."

Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelen salih kimseleri, namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul eyle! Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde, beni,

anamı, babamı, ve bütün müminleri affet!( İbrahim, 14/40-41)

Hz. Zekeriyya'nın ( a.s) Yaptığı Dua:

"Rabbi heb lî min ledunke zurriyyeten tayyibeten, inneke semi'ud-dua."

Ey Rabbim! Katından bana temiz bir zürriyet ver. Şüphesiz sen duaları işitensin.( Âl-i İmran, 3/38 )

Hz. Musa'nın ( as) Duaları:

"Rabbi innî la emliku illa nefsî ve ahî fefruk beynena ve beynel-kavmi'l-fasikîn."

Ey Rabbim! Ben ancak kendim ve kardeşimle baş edebilirim. Bizimle fasık toplumun arasını ayır.( Maide, 5/25)

"Subhaneke tubtu ileyke ve ene evvel'ul-muminîn."

Seni tenzih ederim ey Rabbim! Tövbe edip sana yöneldim ve iman edenlerin ilkiyim ben.( A'raf, 7/143)

"Rabbiğfir lî ve liahî ve edhilna fî rahmetike ve ente erham'ur-rahimîn."

Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi affet. Bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.( A'raf, 7/151)

"Ente veliyyuna feğfir lena ve'rhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn."

Ey Rabbim! Sen bizim velimizsin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge, sen bağışlayanların en hayırlısısın.( A'raf, 7/155)

"Vektub lena fi hazihid-dunya ve fil-ahireti innî hudna ileyke."

Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz sana yöneldik.( A'raf, 7/15)

"Alallahi tevekkelna. Rabbena la tec'elna fitneten lil-kavm'iz-zalimin ve neccina bi-rahmetike min'el-kavm'il-kafirîn."

Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizi zulme sapan bir kavim için itmihan vesilesi kılma. Ve bizi kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar.( Yunus, 10/85-86)

Hz. İsa'nın ( a.s) Rızk İçin Yaptığı Dua:

"Allahumme rabbena enzil aleyna maideten min'es-semai tekunu lena îden li-evvelina ve ahirina ve ayeten minke verzukna ve ente hayr'ur-razigîn."

Allah'ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den bir belge olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın.(

Maide, 5/114)

Hz. Şuayb'ın ( a.s) Yaptığı Dua:

"Alallahi tevekkelna rabbenefteh beynena ve beyne kavmina bil-hakki ve ente hayr'ul-fatihîn."

Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak ile hüküm ver. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.( A'raf, 7/88-89)

Hz. Nuh'un ( a.s) Yaptığı Dua:

"Rabbi innî eûzu bike en es'eleke ma leyse lî bihi ilmun ve illa teğfir lî ve terhemnî ekun min'el-hasirîn."

Ey Rabbim! Bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamazsan ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan oluruz.( Hud, 11/47)

Hz. Nuh'un ( a.s) Kavminin İnkarı Üzerine Yaptığı Dua:

"Rabbinsurnî bima kezzebûn."

Ey Rabbim! Kavmimin beni yalanlamasına karşı bana yardım et.( Müminun, 23/26)

Tufan Sırasında Sular Yükselirken Nuh'un ( a.s) Duası:

"Rabbi enzilnî munzelen mubareken ve ente hayr'ul-munzilîn."

Ey Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirilenlerin en hayırlısısın.( Müminun, 23/29)

Hz. Yusuf'un ( a.s) Yaptığı Dualar:

"Rabbi's-sicnu ehabbu ileyye mimma yed'ûnenî ileyhi ve illa tasrif annî keydehunne esbu ileyhinne ve ekun min'el-cahilîn."

Ey Rabbimiz! Benim için zindan, bunların çağırdığı şeyden daha iyidir. Eğer tuzaklarına engel olmazsan, onlara uyar, cahillerden olurum.( Yusuf, 12/33)

"Rabbi gad ateyteni min'el-mulki ve allemtenî min te'vil'il-ahadisi fatir'es-semavati vel-arzi ente veliyyî fid'dunya vel-ahireti teveffenî muslimen ve elhignî bi's-

salihîn."

Ey Rabbim! Bana mülkü sen verdin. Rüyaların yorumunu sen öğrettin. Yerin ve göklerin yaratıcısı sensin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihlere kavuştur.( Yusuf,

12/101)

Hz. Eyyub'un ( a.s) Hastayken Yaptığı Dua:

"Ennî messeniyez-zurru ve ente erham'ur-rahimîn."

Bu hastalık gerçekten beni sarıverdi. Sen ise merhametlilerin en merhametli olanısın.( Enbiya, 21/83)

Hz. Yunus'un ( a.s) Balığın Karnındayken Yaptığı Dua:

"La ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minez-zalimîn."

Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ve tesbih ederim. Ben zalimlerden oldum.( Enbiya, 21/87)

Hz. Lut'un ( a.s) Kavminin Sapıklığından Dolayı Duası:

"Rabbi neccinî ve ehlî mimma ya'lemûn."

Ey Rabbim! Beni ve ailemi kavmimin yapmakta oldukları şeyden kurtar.( Şuara, 26/169)

Hz. Süleyman'ın ( a.s) Duası:

"Rabbi evzi'nî en eşkura ni'metikelletî en'amte aleyye ve alâ valideyye ve na'mele salihen terzahu ve edhilnî birahmetike fî ibadik'es-salihîn."

Ey Rabbim! Bana, ana ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.(

Neml, 27/19)

Hz. Meryem'in ( a.s) Anasının Yaptığı Dua:

"İnnî uîzuha bike ve zurriyyeteha min'eş-şeytan'ir-racîm."

Allah'ım! Onu ve zürriyyetini kovulmuş şeytandan senin sığınmana veriyorum.( Âl-i İmran, 3/36)

Hz. Musa'nın ( a.s) Mucizesi Karşısında İman Eden Sihirbazların Duası:

"Rabbena efriğ aleyna sabran ve teveffenâ muslimîn."

Ey Rabbimiz. Üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür.( A'raf, 7/126)

Peygamberlerin ve Müminlerin Yaptığı Dua:

"Rabbena la tuahiznâ in nesîna ev ahte'nâ. Rabbena vela tahmil aleynâ isran kema hameltehu alellezîne min kablina. Rabbena vela tuhammilna ma la tâgate lena bih. Va'fu annâ

vağfir lena verhemna ente mevlana fensurna alal- gavm'il-kâfirîn."

Ya Rabbi! Unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbi! Bize, bizdekilerden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbi! Gücümüzün

yetmeyeceği yükü bize yükleme bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge. Sen bizim mevlamızsın kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.( Bakara, 2/286)

Mümin Kulların Namazdayken Okudukları Dua:

"İhdina's-sırat'al-mustegîm. Sıratallezîne en'amte aleyhim ğayr'il-meğzûbi aleyhim veleddâllîn."

Bizi doğru yola ilet, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; sapıkların ve gazaba uğrayanların yoluna değil.( Fatiha, 1/6-7)

İlim ve Akıl Sahiplerinin Yaptığı Dualar:

"Rabbena la tuziğ gulûbena ba'de iz hedeytenâ ve heblena min ledunke rahmeh. İnneke ente'l-vehhâb. "Rabbena inneke camiu'n-nasi liyevmin la raybe fih. İnneke la yuhlif'ul-

mîad."

Ya Rabbi! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma. Katından bize rahmet bağışla, sen çok bağışlayansın. Ey Rabbimiz! Kendisinde şüphe olmayan bir günde

insanları muhakkak sen toplayacaksın. Allah veridği sözden kesinlikle geri dönmez.( Âl-i İmran, 3/8-9)

Müminlerin Allah Korkusundan Yaptıkları Dua:

"Rabbena innena amenna fağfir lena zunûbena ve ginâ azab'en-nâr."

Ey Rabbimiz! Biz iman ettik. İşlediğimiz günahları bağışla ve bizleri ateşin azabından koru.( Âl-i İmran, 3/16)

Allah'ı Anan Müminlerin Yaptığı Dualar:

"Rabbena inneke men tudhil'in-nâre fegad ehzeyte, ve ma li'z-zalimîne min ensâr."

Ey Rabbimiz! Muhakkak sen, kimi ateşe sokarsan onu cezalandırırsın. Zalimler için yardımcı yoktur.( Âl-i İmran, 3/192)

"Rabbena fağfir lenâ zunûbena ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ mea'l-ebrâr. Rabbena ve atinâ ma veadtenâ alâ rusulike vela tuhzinâ yevm'el-giyameh. İnneke lâ

tuhlif'ul-miâd."

Ya Rabbi! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür. Ya Rabbi! Elçilerine vaad ettiklerini bize ver, kıyamet gününde bizi

hor ve aşağılık kılma. Sen kesinlikle vaadinden dönmezsin.( Âl-i İmran, 3/193-194)

Tefekkür Ehli Müminlerin Duası:

"Rabbena ma halakte haza batila. Subhaneke feginâ azab'en-nâr."

Ey Rabbimiz! Sen bütün bunları boşuna yaratmadın. Seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz. Bizleri ateşin azabından koru.( Âl-i İmran, 3/191)

Zulümden Kurtulmak İçin Mazlum Müminlerin Duası:

"Rabbena ehricna min hazihil karyetiz-zalimi ehluha vec'allena min ledunke veliyyen vec'al lena min ledunke nasîra."

Ey Rabbimiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi çıkar. Katından bize bir veli ve bir yardımcı gönder.( Nisa, 4/75)


-----------------------


بسم الله الرحمن الرحيم


رَبَّنَا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Ey Rabbimiz! Bizlere dünyada ve ahirette güzellikler

ihsan eyle azabından muhafaza eyle.” ( Bakara 201)


رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

" Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve

şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” ( Bakara 250)


رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسٖينَا اَوْ اَخْطَاْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ

عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖ


وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰینَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ وَاعْفُ عَنَّا

" Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!

Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey

Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet,

bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize

yardım et.” ( Bakara 286)


رَبَّنَا اِنَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

" Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla.

Bizi ateş azabından koru." ( Ali imran 147)


رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا فٖى اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ

“Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve

( yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et."

( Araf 155)


رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمٖينَ

" Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” ( Araf 126)


اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرٖينَ

"Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı.

Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” ( Araf 155))


فَقَالُوا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

"Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun

baskı ve şiddetine maruz bırakma!” ( Yunus 85)


رَبِّ اِنّٖى اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْپَلَكَ مَا لَيْسَ لٖى بِهٖ عِلْمٌ وَاِلَّا تَغْفِرْ لٖى وَتَرْحَمْنٖى اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

" Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırız,

Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz

ziyana uğrayanlardan olurum." ( Hud 47)


رَبَّنَا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفٖى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ فِى الْاَرْضِ وَلَا فِى السَّمَاءِ

“Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.

Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” ( İbrahim 38 )


رَبِّ اجْعَلْنٖى مُقٖيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ

“Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat.
Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” ( İbrahim 40)


رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla." ( İbrahim 41)


رَبِّ اَدْخِلْنٖى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْنٖى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لٖى مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصٖيرًا

“Rabbim! ( Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla.

( Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından

bana yardımcı bir kuvvet ver.” ( İsra 80)


رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

"Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda

bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” ( Kehf 10)


رَبِّ اشْرَحْ لٖى صَدْرٖی وَيَسِّرْ لٖى اَمْرٖی وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانٖی يَفْقَهُوا قَوْلٖی

"Rabbim! Gönlüme ferahlık ver.” “İşimi bana kolaylaştır.”

Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” ( Taha 25-26-27-28 )


وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

“Zekeriya da hani Rabbine: «Rabbim! Beni tek başıma bırakma,

sen varislerin en hayırlısısın» diye nida etmişti.” ( Enbiya 89)


رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِ

"Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım ( Mü’minün 97)


وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ

“Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım" ( Mü’minün 98 )


رَبَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ

“Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et,

sen merhamet edenlerin en hayırlısısın "( Mü’minün 109)


رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

“Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten

onun azabı sürekli bir helâktir "( Furkan 65)


اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

“Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.” ( Furkan 66)


رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl

ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" ( Furkan 74)


رَبِّ هَبْ لٖى حُكْمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖين.* وَاجْعَلْ لٖى لِسَانَ صِدْقٍ فِى الْاٰخِرٖين.* وَاجْعَلْنٖى مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعٖيمِ

“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.

Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”

Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.” Şuara 83 84 85


رَبِّ اِنّٖى لِمَا اَنْزَلْتَ اِلَیَّ مِنْ خَيْرٍ فَقٖيرٌ

"Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" ( Kasas 24)


رَبِّ انْصُرْنٖى عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدٖينَ

“Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” ( Ankebut 30)


رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذٖينَ سَبَقُونَا بِالْاٖيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فٖى قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا اِنَّكَ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ

“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.

Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz!

Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.” ( Haşr 10)


رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ

“Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik.

Dönüş de ancak sanadır." ( Mümtehine 4)


رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذٖينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

“Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla.

Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet

sahibisin "( Mümtehine 5)


رَبَّنَا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ

"Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla;

çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" ( Tahrim 8 )


--------------------------------

Yüce Allah, bize doğru yolu, yapmamız gerekeni ve uzak durmamız gerekeni kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de anlatmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bazı surelerde, günlük hayatımızda da

kullandığımız dualar mevcuttur. Yüce Allah -‘ın bizlere gönderdiği kutsal kitabımızda geçen dualardan bazıları şöyledir:

İBRÂHÎM Suresi 40.Ayet
Arapça Okunuşu:Rabbic’alnî mukîmas salâti ve min zurriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ( duâi).

Türkçe Meali:Rabbim, beni ve zürriyetimi namazı ikame edenlerden kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur.

İBRÂHÎM Suresi 41.Ayet
Arapça Okunuşu: Rabbenagfirlî ve li vâlideyye ve lil mu’minîne yevme yekûmul hisâb( hisâbu).

Türkçe Meali: Rabbimiz, hesap yapıldığı ( görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü\\\’minleri mağfiret et ( günahlarımızı affet).

İSRÂ Suresi 24.Ayet
Arapça Okunuşu:Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ( sagîren).

Türkçe Meali:Ve onlara ( ikisine), merhamet ederek ve tevazu ile kanat ger! Ve “Rabbim, onların beni yetiştirdiği gibi ikisine de merhamet et!” de.

İSRÂ Suresi 80.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve kul rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec’al lî min ledunke sultânen nasîrâ( nasîren).

Türkçe Meali:Ve de ki: “Rabbim beni sıdk ile dahil et ve beni sıdk ile çıkar. Ve bana senin katından ( gizli ilminden) bir yardımcı sultan kıl.”

ÂLİ İMRÂN Suresi 147.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve mâ kâne kavlehum illâ en kâlû rabbenagfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn( kâfirîne).

Türkçe Meali:Ve onların sözleri: \\\”Rabbimiz, bizim günahlarımızı mağfiret et ve işimizdeki israfımızı ( aşırılığımızı) bağışla. Ve ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler kavmine

karşı bize yardım et.\\\” demekten başka birşey olmadı.

BAKARA Suresi 286.Ayet
Arapça Okunuşu:Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ

hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih( bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(

kâfirîne).

Türkçe Meali:Allah kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz ( sorumlu tutmaz). Kazandığı ( dereceler) onundur ve iktisap ettiği ( kazandığı negatif dereceler)

de onundur ( sorumluluğu onun üzerindedir). Rabbimiz! Şâyet unuttuysak veya hata yaptıysak bizi aheze etme ( sorgulama). Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bizim

üzerimize ağır yük yükleme. Rabbimiz, takat ( güç) yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme. Ve bizi af ve mağfiret et ve bize rahmet et ( Rahîm esması ile bize tecelli et, rahmet

nurunu gönder). sen bizim Mevlâmız\\\’sın. Artık kâfirler kavmine karşı bize yardım et.

BAKARA Suresi 250.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve lemmâ berazû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn( kâfirîne).

Türkçe Meali:Ve ( Talut\\\’un askerleri), Calut ve onun askerlerinin ( ordusunun) karşısına çıktıkları zaman şöyle dediler: “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (

düşman karşısında) sabit kıl ve kâfirler kavmine karşı bize yardım et.”

MU’MİNÛN Suresi 97.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn( şeyâtîni).

Türkçe Meali:Ve “Şeytanların kışkırtmalarından ( vesveselerinden) sana sığınırım.” de.

MU’MİNÛN Suresi 98.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn( yahdurûni).

Türkçe Meali:Ve Rabbim, ( şeytanların) benim yanımda bulunmalarından sana sığınırım.

MU’MİNÛN Suresi 109.Ayet
Arapça Okunuşu:İnnehu kâne ferîkun min ibâdî yekûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrur râhımîn( râhımîne).

Türkçe Meali:Muhakkak ki kullarımdan bir grup şöyle der: “Rabbimiz, biz âmenû olduk ( ölmeden önce Sana ulaşmayı diledik). Artık bize mağfiret et ve bize rahmet et ( Rahîm

esma’n ile tecelli et). Ve Sen, Rahîm olanların en hayırlısısın.”

ANKEBÛT Suresi 30.Ayet
Arapça Okunuşu:Kâle rabbinsurnî alel kavmil mufsidîn( mufsidîne).

Türkçe Meali:( İbrâhîm A.S): “Rabbim, müfsidler kavmine karşı bana yardım et.” dedi.

TAHRÎM Suresi 8.Ayet
Arapça Okunuşu:Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ( nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru,

yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah( meahu), nûruhum yes’â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey’in

kadîr( kadîrun).

Türkçe Meali:Ey âmenû olanlar ( Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan

cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize

mağfiret et ( günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

ENBİYÂ Suresi 89.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve zekeriyyâ iz nâdâ rabbehu rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn( vârisîne).

Türkçe Meali:Ve Hz. Zekeriya, Rabbine ( şöyle) nida etmişti: “Rabbim, beni tek başıma bırakma ve Sen, varislerin en hayırlısısın.”

KEHF Suresi 10.Ayet
Arapça Okunuşu:İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi\\\’ lenâ min emrinâ reşedâ( reşeden).

Türkçe Meali:Gençler mağaraya sığındıkları zaman şöyle dediler: “Rabbimiz, bize Senin katından bir rahmet ver. Ve bize emrimizden ( bizim içimizden, senin emirlerinden bize ait

olan rahmet ve salâvâtı ulaştıracak kişiyi) mürşidi tayin et.”

HÛD Suresi 47.Ayet
Arapça Okunuşu:Kâle rabbi innî eûzu bike en es\\\’eleke mâ leyse lî bihî ilm( ilmun), ve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn( hâsirîne).

Türkçe Meali:( Nuh A.S): “Rabbim, muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim ( bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve

Senin, bana rahmet etmen olmazsa ben, hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.

ARÂF Suresi 126.Ayet
Arapça Okunuşu:Ve mâ tenkımu minnâ illâ en âmennâ bi âyâti rabbinâ lemmâ câetnâ, rabbenâ efrıg aleynâ sabren ve teveffenâ muslimîn( muslimîne).

Türkçe Meali:Rabbimizin âyetleri bize geldiği zaman, O\\\’na îmân ettik diye bizden intikam alıyorsun. Rabbim, bize sabır yağdır ve bizi teslim olmuş ( ruhumuz, fizik

vücudumuz, nefsimiz ve irademiz) olarak öldür ( vefat ettir).

YÛNUS Suresi 85.Ayet
Arapça Okunuşu:Fe kâlû alallâhi tevekkelnâ, rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lil kavmiz zâlimîn( zâlimîne).

Türkçe Meali:Bunun üzerine: “Biz Allah\\\’a tevekkül ettik. Rabbimiz, bizi zalim kavme fitne ( konusu) kılma.” dediler.

FURKÂN Suresi 65.Ayet
Arapça Okunuşu:Vellezîne yekûlûne rabbenasrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne garâmâ( garâmen).

Türkçe Meali:Ve onlar: “Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı daimî helâk edicidir.” derler.

FURKÂN Suresi 74.Ayet
Arapça Okunuşu:Vellezîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zurriyyâtinâ kurrete a’yunin vec’alnâ lil muttekîne imâmâ( imâmen).

Türkçe Meali:Ve onlar: “Rabbimiz, eşlerimizden ve zürriyyetimizden bize göz aydınlığı bağışla ve bizi muttakilere ( takva sahiplerine) imam kıl.” derler.

KASAS Suresi 24.Ayet
Arapça Okunuşu:Fe sekâ lehumâ summe tevellâ ilez zılli fe kâle rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr( fakîrun).

Türkçe Meali:Böylece ikisinin ( sürüsünü) suladı, sonra gölgeye döndü ve “Rabbim muhakkak ki ben, bana hayır olarak indirdiğin herşeye fakirim ( muhtacım).” dedi.

HAŞR Suresi 10.Ayet
Arapça Okunuşu:Vellezîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninellezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke

raûfun rahîm( rahîmun).

Türkçe Meali:Ve onlardan sonra gelenler: “Rabbimiz bizi ve bizden önce îmân ile geçmiş ( göç etmiş) olan kardeşlerimizi mağfiret et. Ve kalplerimizde âmenû olanlara karşı kin

bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen; Rauf’sun, Rahîm’sin.” derler.

MUMTEHİNE Suresi 4.Ayet
Arapça Okunuşu:Kad kânet lekum usvetun hasenetun fî ibrâhîme vellezîne meah( meahu), iz kâlû li kavmihim innâ bureâu minkum ve mimmâ ta’budûne min dûnillâhi kefernâ bikum,

ve bedee beynenâ ve beynekumul adâvetu vel bagdâu ebeden hattâ tû’minû billâhi vahdehû, illâ kavle ibrâhîme li ebîhi le estagfirenne leke ve mâ emliku leke minallâhi min şey’İn,

rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr( masîru).

Türkçe Meali:Hz. İbrâhîm ve onunla beraber olanlar sizin için güzel bir örnek olmuştur. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Muhakkak ki biz, sizden ve sizin Allah’tan başka

taptığınız şeylerden uzağız, sizi inkâr ediyoruz. Ve siz, Allah’ın tek oluşuna inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.” Hz. İbrâhîm’in,

babasına: “Senin için mutlaka istiğfar edeceğim ( mağfiret dileyeceğim). ( Ancak) Allah’tan sana gelecek bir şeyi önlemeye malik değilim, sözü ( demesi) hariç. Rabbimiz, biz

Sana tevekkül ettik. Ve Sana yöneldik. Ve masîr ( varış, dönüş, ulaşma), Sana’dır.”

MUMTEHİNE Suresi 5.Ayet
Arapça Okunuşu:Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû, vagfir lenâ rabbenâ, inneke entel azîzul hakîm( hakîmu).

Türkçe Meali: Rabbimiz, bizi kâfirlere fitne kılma! Ve bizi mağfiret et Rabbimiz. Muhakkak ki Sen, Sen; Azîz’sin, Hakîm’sin.

-----------------------

Arapça metinleri okurken; [k]h ile yazılmış h harfini "hırıltılı", s[peltek] ile yazılmış s harfini peltek, â harfini "aaa" diye uzatarak, ē harfini "eee" diye uzatarak, î

harfini "iii" diye uzatarak, û harfini de "uuu" diye uzatarak okuyalım ki tecvid kaidelerine de uymuş olalım. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımdan ricam, bu yazdığım tecvid

kurallarını lütfen akıllarında tutsunlar. Bu transkripsiyon ( Türkçe okunuş), Kuran-ı Kerîm okumasını HENÜZ bilmeyen, öğrenmemiş arkadaşlar için yazılmıştır. En güzel okumanın

birgün Kurân-ı Kerîm'i kendi alfabesiyle okumak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, üstteki tecvid kurallarına uymaktaki gösterdiğiniz duyarlılık için teşekkür ediyorum.

Akhenaton...

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
İyyâke nağbudü ve iyyâke nestaîn. İhdines-Sırâtâ'l Müstakîm. Sırâtallezîne en amte aleyhim, ğayril mağdûbi aleyhim, veleddâllîn.
Ey Rabbimiz! Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet, Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna

değil. ( Fatiha, 5-7.)

رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Rabbenē tegabbel minnē. İnneke entes-semîul alîm. Rabbenē vec'alnē müslimeyni leke ve min zürriyyetinē ümmetem-müslimetel-leke ve erinē menēsikenē ve tüb aleynē. İnneke entet-

tevvēbür-rahîm.
Ey Rabbimiz! Kabul buyur bizden, daima işiten, daima bilen sensin ancak sen. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize

ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et; zira tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin. ( Bakara, 127-128.)

رَبَّنَا ءَاتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Rabbenē ētinē fid-dünyē hasenetev-ve fil ē[k]hirati hasenetev-ve ginâ azabennâr.
Ey Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru! ( Bakara, 201.)

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ...
Rabbenē efrığ aleynē sabrav-ve s[peltek se]ebbit agdēmenē vensurnē alel gavmil kēfirîn.
Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kâfirler kavmine karşı muzaffer buyur. ( Bakara, 250.)

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Lē yükellifüllâhü nefsen illē vüs'ahē lehē mē kesebet ve aleyhē mektesebet. Rabbenē lē tüē[k]hiznē in-nesînē ev e[k]hta'nē. Rabbenē ve lē tahmil aleynē isran kemē hameltehû

alellezîne min gablinē. Rabbenē ve lē tühammilnē mē lē tâgate lenâ bih. vağfü annē. Vağfir lenē. Verhamnē ente Mevlēnē fensurnē ale'l gavmil kēfirîn.
Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz Bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma,

bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevla’mızsın, kâfirlere karşı bize yardım et.( Bakara, 286.)

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Rabbenē lē tüzığ gulûbenē bağde iz hedeytenē veheb lenē mil-ledünke rahmeh. İnneke entel Vehhâb. Rabbenē inneke câmiün-nēsi liyevmil-lē raybe fıh. İnnallâhe lē yu[k]hlifül mîâd.
Ey Rabbimiz, bizleri doğru yoluna erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme ve bize katından bir rahmet ihsan et. Şüphesiz, çok bağış yapan yalnız sensin. ( Al-i İmran, 8-9.)

ارَبَّنَا إِنَّنَا ءَامَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
...rabbenē innenē ēmennē fağfir lenē zünûbenē veginē azâben-nâr
Rabbimiz! Şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru! ( Ali-İmran, 16.)

رَبَّنَا ءَامَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
Rabbenē ēmennē bimē enzelte vettebağner-resûle fektübnâ meaş şâhidîn
Ey Rabbimiz, indirmiş olduğun mesaja inandık, Peygambere uyduk, bizleri bu mesajın canlı şahitleri arasına yaz.( Ali-İmran, 53.)

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Rabbenağfir lenē zünûbenē ve isrâfenē fî emrinē ve s[peltek]ebbit egdâmenē vensurnē alel gavmil kēfirîn.
Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla, savaş alanlarında ayaklarımızı iyi dire ve kâfirlere karşı bizlere zafer ver! ( Ali-İmran, 147.)

رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ ءَامِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Rabbenē innenē semiğnē münâdiyey-yünâdî lil îmēni en âminû bi rabbiküm fe âmennē. Rabbenē fağfir lenē zünûbenē ve keffir annē seyyiētinē ve teveffenē meal ebrâr. Rabbenē ve

ētinē mē veadtenē alē rusülike ve lē tu[k]hzinē yevme'l giyēmeh. İnneke lē tu[k]hlifül mîâd

Ey Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman ediniz' diye imana çağıran bir nida edici işittik, hemen iman ettik, ey Rabbimiz! Artık günahlarımızı bize mağfiret buyur ve bizim

kusurlarımızı bizden ört ve bizleri sâlih kullar ile beraber öldür. Rabbimiz! Peygamberlerinle vaat ettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden

caymazsın. ( Ali-İmran, 193-194.)

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Rabbenē zalemnē enfüsenē ve il-lem tağfir lenē ve terhamnē lenekûnenne minel [k]hâsirîn
Ey Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz. ( Araf, 23.)

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Rabbenē lē tec'alnē meal gavmiz-zâlimîn
Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! ( Araf, 47.)

Uyarı: Ayetlerdeki "gul, gâle, gâlelehû" gibi "de, dedi, dediler" gibi 3. tekil şahıs gözardı edilmiş, ayetin tamamına değil sadece o ayetlerdeki dualara yer verilmiştir. Yani

aşağıdaki dualar, Kuran'daki ayetlerin tamamı değil, o ayetin içindeki ( geçmiş ve geniş zamanda edilen) dualardır. Yazıda geçen kimi köşeli parantez [] içindeki sıra

numaraları, ayet numarasını değil ezberlediği duayı anlamak isteyen arkadaşlar için meali verilen duada geçen cümlelerin numaralarıdır. Örneğin [1] "Allâhümme Mēlikel Mülki",

hemen altındaki mealde verilen [1] "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım!" anlamına gelir. Böylece "Allâhümme"nin "Allah'ım"; "Mēlikel Mülki"nin de "Mülkün sahibi ( olan)" anlamına

geldiğini çözebilir, Arapça kelimelere yavaş yavaş âşinâlık kazanabilirsiniz.

Harfler dışında köşeli parantezin içindeki harflerse; bir tecvit kuralı ya da okunuştaki bir harf ayrımını gösterir. Örneğin [k]h, o harfinin "hırıltılı he" olduğunu ve harfin

hırıltılı okunması gerektiğini bildirir. [k]h, Arapçadaki ح ( ha) ve خ ( hı, hırıltılı ha) harflerini ayırmak için şahsımın kullandığı bir transkripsiyon işaretidir. Arapça

metinlerde "normal ha" ile "hırıltılı ha" arasında okunuşun verdiği anlamda çok fark vardır. Örn. "Yâ [k]hâligu" kelimesini okurken h harfini hırıltısız olarak okursak, "Yaratan

( Allah)" yerine "Tıraş eden ( Allah)" demiş oluruz ki hem mânâ yanlış olur, hem de okurken bilmeden o ayete ve Yüce Yaratıcım'ıza büyük saygısızlık etmiş oluruz...

Tranksipsiyonda hata yapmak, kul işidir. Bulduğunuz yazım hatalarını lütfen düzeltin

اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

« [1] ...Allâhümme Mēlikel Mülki, [2] Tu'tîl mülke men teşēu [3] ve tenziul mülke mimmen teşē'. [4] Ve tuizzu men teşēu [5] ve tuzillu men teşē. [6] Biyedikel [k]hayr. [7]

İnneke alē külli şey'in gadîr. [8] Tûlicul leyle finnehēri [9] ve tûlicun-nehēra fil leyl. [10] Ve tu[k]hricul hayye minel meyyiti [11] ve tu[k]hricul meyyiti minel hayy. [12]

Ve terzugu men teşēu bi ğayri hisēb.»

« [1] ...Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! [2] Sen mülkü dilediğine verir, [3] dilediğinden de mülkü çeker alırsın. [4] Dilediğini aziz edersin, [5] dilediğini zelil edersin. [6]

Hayır, senin elindedir. [7] Şüphesiz Sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin. [8] Geceyi gündüze sokarsın, [9] gündüzü geceye sokarsın. [10] Ölüden diriyi çıkarırsın,[11] diriden

ölüyü çıkarırsın. [12] Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.» ( Al-i İmran 26-27)

لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ ... سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

« [1] Lē nüferrigu beyne ehadim-mir-rusulih. [1] Semiğnē ve etağnē [3] ğufrâneke Rabbenē [4] ve ileykel masîr.»

« [1] Onun peygamberlerinden hiçbirini ( diğerinden) ayırt etmeyiz ( ...) [2] İşittik ve itaat ettik. [3] Ey Rabbimiz, Sen'den bağışlama dileriz. [4] Sonunda dönüş yalnız

sanadır.» ( Bakara 185)

رَبَّنَا ءَامَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ

« [1] Rabbenē [2] ēmennē [3] fe[4]kütüb[5]nē [6] meaş-[7]şâhidîn.»

« [1] ...Ey Rabbimiz! [2] İnandık. [3] Artık [5] bizi [7] şahitler ( Muhammed’in ümmeti) [6] ile beraber [4] yaz!» ( Maide 83)

رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

« [1] Rabbi[2]ğfirlî ve li e[k]hî [3] ve ed[k]hil[4]nâ [5] fî rahmeti[6]ke [7] Ve ente [8] erhamür-râhimîn.»

( Hz. Musa'nın Duası) « [1] Ey Rabbim! [2] Beni ve kardeşimi bağışla. [4] Bizi [6] kendi [5] rahmetine [3] sok. [7] Sen [8] merhametlilerin en merhametlisisin.» ( Araf 151)

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ

« [1] Rabbenē [2] efriğ [3] aleynē [4] sabrav-[5]ve [6] teveffignē [7] müslimîn.»

« [1] Ey Rabbimiz! [3] Üzerimize [4] sabır [2] yağdır [5] ve [7] Müslüman olarak [6] bizim canımızı al.» ( Araf 126)


رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَالِّين رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونََ

...Rabbenē ğalebet aleynē şigvetunē vekunnē gavmen dâllîn. Rabbenē e[k]hricnē minhē fein udnē feinnē zâlimûn.

«Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer ( tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.» (

Mu'minûn Sûresi,106-107)

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Rabbenē lē tec alnē fitnetel-lillezîne keferû vağfir lenē. Rabbenē inneke entel azîzul hakîm.

«Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.» ( Mümtehine Sûresi, 5)

رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

Rabbenē ēmennē fēğfir lenē vērhamnē veente [k]hayrur-râhimîn.

«"Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.» ( Mu'minûn Sûresi, 109)

رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَاماً

Rabbenē heb lenē min ezvēcinē vezurriyyētinē gurrate eğyuniv-vēcalnē lilmuttegîne imēmē.

«Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.» ( Furkan Sûresi, 74)

رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَاماً

Rabbenesrif annē azēbe cehenneme inne azēbehē kēne ğarâmē.

«Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!» ( Furkan Sûresi, 65)

رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْماً فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Rabbenē vesiğte kulle şey ir-rahmetev-veilmen fēğfir lillezîne tēbû vēttebeû sebîleke vegihim azēbel cehîm.

«Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.» ( Mümin Suresi 7)

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Rabbenağfir lenē velii[k]hvēninel-lezîne sebegûnē bil îmēni velē tec al fî gulûbinē ğillel-lillezîne ēmenû. Rabbenē inneke raûfur-rahîm.

«Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin,

çok merhametlisin.» ( Haşr Sûresi, 10)

رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Rabbenē veed[k]hilhum cennēti adninilletî veadtehum vemen saleha min âbēihim veezvēcihim vezurriyyētihim. İnneke entel azîzul hakîm.

«...Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin,

hüküm ve hikmet sahibisin.» ( Mümin Sûresi, 8-)

...رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

...Rabbenē etmim lenē nûranē vağfir lenē inneke alē kylli şey'in gadîr.

«...Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.» ( Tahrim Sûresi, 8-)

رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Rabbenē aleyke tevekkelnē veileyke enebnē veileykel masîr.

«...Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.» ( Mümtehine 4)

أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

El-lē ilēhe illē ente subhâneke innî kuntu minez-zâlimîn.

« ( Rabbim,) Sen'den başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben, gerçekten ( nefsine) zulmedenlerden oldum.» ( Enbiyâ Sûresi 87)

رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْداً وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

Rabbi lē tezernî ferdev-veente [k]hayrul vērisîn.

«Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.» ( Enbiyâ Sûresi, 89)

رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلاً مُّبَارَكاً وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ

Rabbi enzilnî munzelem-mubērakev-veente [k]hayrul munzilîn.

«Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın.» ( Mu'minûn Sûresi 29)

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء

Rabbic alnî mugîmes-salēti, vemin zurriyyetî, Rabbenē vetegabbel duâ'.

«Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duâmı kabul eyle.» ( İbrâhim Sûresi 40)

رَبِّ هَبْ لِي حُكْماً وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

Rabbi heb lî hukmev veelhignî bis-sâlihîn.

«Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni sâlih kimseler arasına kat.» ( Şuara Sûresi, 83)

رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحاً تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ

Rabbi evziğnî en eşkura niğmetekelletî en'amte aleyye vealē vēlideyye veen ağmele sâlihan terdâhu veed[k]hilnî birahmetike fî ibēdikes-sâlihîn.

«Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle sâlih kullarının arasına kat!» ( Neml

Sûresi, 19)

رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَداً

Rabbenē ētinē mil-ledunke rahmetev-veheyyi' lenē min emrinē raşedē.

«Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır.» ( Kehf Sûresi, 10)

عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Alellâhi tevekkelnē. Rabbenē lē tec'alnē fitnetel lilgavmiz-zâlimîn.

«Biz, yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zâlimler topluluğunun baskı ve şiddetine mâruz bırakma!» ( Yunus Sûresi 85)



----------------------------

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم



Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
1- Hamd Alemlerin Rabbinedir.
الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
2- Rahman ve Rahimdir.
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ
3- Din gününün malikidir.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
4- Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz.
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
5- Bizi doğru yola ilet;
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
6- Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna
7- Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.
( 1-Fatiha Suresi 1-7.ayetler)







( 2-BAKARA SURESİ 67, 126, 129, 131, 186, 200, 201, 250, 285, 286.AYETLER)



وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً قَالُوا أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ
67- Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. ( Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.




وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَارْزُقْ أَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُ قَلِيلًا ثُمَّأَضْطَرُّهُ إِلَى عَذَابِ النَّارِ وَبِئْسَ الْمَصِير
126- Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de ( Allah: “Sadece inananları değil)

inkar edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti.




وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
127- İbrahim, İsmail'le birlikte Evin ( Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde ( ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden ( bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve

bilensin";




رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
128- "Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş ( Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş ( Müslüman) bir ümmet ( ver). Bize ibadet yöntemlerini ( yer veya ilkelerini)

göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."




رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ ءَايَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
129- "Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, Kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve

hikmet sahibisin."




إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
131- Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde ( O: "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.




وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
186- Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben ( onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap

versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad ( doğru yolu bulmuş) olurlar.




فَإِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَاءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا ءَاتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ
200- ( Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık ( cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi

vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur.




وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا ءَاتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
201- Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ( ver) ve bizi ateşin azabından koru" der.




وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
250- Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana ( savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl ( kaydırma) ve kafirler topluluğuna

karşı bize yardım et."




ءَامَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَاغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
285- Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini (

diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı ( dileriz). Varış ancak Sanadır" dediler.




لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُعَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
286- Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. ( Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya

yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma.

Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."







( 3-AL-İ İMRAN SURESİ 8 ,9, 15, 17, 26, 27, 35, 36, 38, 52, 53, 147, 173, 191, 194. AYETLER)



رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
8- "Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen."




رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
9- "Rabbimiz, kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları gerçekten Sen toplayacaksın. Doğrusu Allah, va'dinden cayıp-dönmez."




قُلْ أَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُبَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
15- De ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin Katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler

ve Allah'ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir."




الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا ءَامَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
16- Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler;




الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
17- Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.




قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
26- De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir.

Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin."




تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
27- "Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin."




ذْ قَالَتِ امْرَأَةُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
35- Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten bilen Sensin Sen"

demişti.




فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّي وَضَعْتُهَا أُنْثَى وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْأُنْثَى وَإِنِّي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَالشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
36- Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim, doğrusu bir kız ( çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını

koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş ( kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım."




هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ
38- Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana Katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin" dedi.




فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ ءَامَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
52- Nitekim İsa, onlarda inkarı sezince, dedi ki: "Allah için bana yardım edecekler kimdir?" Havariler: "Allah'ın yardımcıları biziz; biz Allah'a inandık, bizim gerçekten

Müslümanlar olduğumuza şahid ol" dediler.




رَبَّنَا ءَامَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
53- "Rabbimiz, biz indirdiğine inandık ve elçiye uyduk. Böylece bizi şahidlerle beraber yaz."




وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّا أَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
147- Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı ( bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı

yardım et" demelerinden başka bir şey değildi.




الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
173- Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla( n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir"

diyenlerdir.




الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
191- Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. ( Ve derler ki: "Rabbimiz, Sen bunu boşuna

yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru."




رَبَّنَا إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ
192- "Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu 'hor ve aşağılık' kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur."




رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ ءَامِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ
193- "Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve

bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür."







رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ
194- "Rabbimiz, elçilerine va'dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık' kılma. Şüphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin."





وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاء وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَـذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَاوَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا
75- Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli ( koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden

yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? ( 4-Nisa Suresi 75.ayet)

قَالَ رَبِّ إِنِّي لَا أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ
25- ( Musa: "Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını Sen ayır" dedi.




لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَى ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْقِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْ
82- Andolsun, insanlar içinde, mü'minlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da:

"Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan ( birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.




وَإِذَا سَمِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَى الرَّسُولِ تَرَى أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا ءَامَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
83- Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte

yaz."




وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحِينَ
84- "Hem Rabbimiz'in bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize Hak’tan gelene inanmayalım?"




قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا أَنْزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ خَيرُ الرَّازِقِينَ
114- Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Senden de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin

en hayırlısısın" demişti.

( 5-MAİDE SURESİ 25,82-84,114.AYETLER)
وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْفَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ
52- Sabah akşam -O'nun yüzünü ( rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde bir şey ( yükümlülük), senin hesabından da bir şey (

yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.




قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ أَنْجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ
63- De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki, siz ( açıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi bundan

kurtarırsan, gerçekten şükredenlerden oluruz."




قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
161- De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif ( muvahhid) dinine… O, müşriklerden değildi."




قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
162- De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."




لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ
163- "O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben Müslüman olanların ilkiyim."







( 6-EN’AM SURESİ 52,63,161-163.AYETLER)
فَدَلَّاهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِوَأَقُلْ لَكُمَا إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَد
22- Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. ( O zaman) Rableri

kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"




قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
23- Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."




قُلْ أَمَرَ رَبِّي بِالْقِسْطِ وَأَقِيمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ
29- De ki: "Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında ( secde yerinde) yüzlerinizi ( O'na) doğrultun ve dini yalnız Kendisi'ne has kılarak O'na dua edin.

"Başlangıçta sizi yarattığı" gibi döneceksiniz."




وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ وَقَالُواْ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلا أَنْ هَدَانَا اللّهُ لَقَدْ جَاءتْرُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُواْ أَن تِلْكُمُ الْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
43- Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz

doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimiz'in elçileri hak ile geldiler." Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek.




وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَارُهُمْ تِلْقَاءَ أَصْحَابِ النَّارِ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
47- Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.




ادْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
55- Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.




وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَةَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِنَ الْمُحْسِنِينَ
56- Düzene konulması ( ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk ( fesad) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek

yakındır.




قَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِهِ لَنُخْرِجَنَّكَ يَاشُعَيْبُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَارِهِينَ
88- Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar ( müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka

bizim dinimize geri döneceksiniz." ( Şuayb: "Biz istemesek de mi?" dedi.




قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللَّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَعُودَ فِيهَا إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍعِلْمًا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَ
89- "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri

dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,'

Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın."




قَالُوا إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ
125- ( Onlar da: "Biz de şüphesiz Rabbimiz'e döneceğiz" dediler.




وَمَا تَنْقِمُ مِنَّا إِلَّا أَنْ ءَامَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
126- "Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman

olarak öldür."




وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَامُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِي إِسْرَائِيلَ
134- Başlarına iğrenç bir azap çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun

sana iman edeceğiz ve İsrailoğulları’nı seninle göndereceğiz.




وَلَمَّا جَاءَ مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنْظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَنْ تَرَانِي وَلَكِنِ انْظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّاتَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ م
143- Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. ( Allah: "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar

kılabilirse, sen de Beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne Yücesin ( Rabbim). Sana tevbe ettim

ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.




قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
151- ( Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın."




وَاخْتَارَ مُوسَى قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلًا لِمِيقَاتِنَا فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا إِنْهِيَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاء
155- Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve

beni daha önceden helak ederdin. ( Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla Sen dilediğini

saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim Velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın."




وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاءُ وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَيَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُمْ بِآيَاتِنَا يُ
156- Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise herşeyi kuşatmıştır; onu korkup-

sakınanlara, zekatı verenlere ve Bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım."




وَلِلَّهِ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَائِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
180- İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa ( ve inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında

cezalandırılacaklardır.




هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّاهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِ فَلَمَّا أَثْقَلَتْ دَعَوَا اللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْءَاتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّ
189- O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu ( eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla ( bir süre)

gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih ( bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."








( 7-ARAF SURESİ 22,23,29,43,47,55,56,88,89,125,126,134,143,151,155,156,180,189.AYETLER)

وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ إِلَّا مُكَاءً وَتَصْدِيَةً فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
35- Onların Beyt( -i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. Artık inkar ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı. ( 8-Enfal Suresi 35.ayet)

وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ قُرُبَاتٍ عِنْدَ اللَّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلَا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللَّهُ فِي رَحْمَتِهِإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
99- Bedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah Katında bir yakınlaşmaya ve elçinin dua ve bağışlama dileklerine ( bir

yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları Kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.




خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
103- Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemiş, arındırmış olursun. Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir,

bilendir.




فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
129- Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur."




( 9-TEVBE SURESİ 99,103,129.AYETLER)

دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌ وَءَاخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
10- Oradaki duaları: "Allah'ım, Sen ne Yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."




وَإِذَا مَسَّ الْإِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَائِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَنْ لَمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَاكَانُوا يَعْمَلُونَ
12- İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken Bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara Bizi hiç

çağırmamış gibi döner-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.




هُوَ الَّذِي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ حَتَّى إِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَاءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْكُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوا أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا اللَّ
22- Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve ( tam) bununla sevinmektelerken, ona

çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu ( dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız

bağlılar ( muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız."




وَقَالَ مُوسَى يَاقَوْمِ إِنْ كُنْتُمْ ءَامَنْتُمْ بِاللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوا إِنْ كُنْتُمْ مُسْلِمِينَ
84- Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz Allah'a iman edip Müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin."




فَقَالُوا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
85- Dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne ( konusu) kılma."




وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
86- "Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar."




وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّآ لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
87- Musa ve kardeşine ( şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan ( ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın.

Mü'minleri de müjdele."




وَقَالَ مُوسَى رَبَّنَا إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُ زِينَةً وَأَمْوَالًا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَبِيلِكَ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلَى أَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلَىقُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتَّى يَرَوُا الْعَذَابَ
88- Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik ( güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan

saptırmaları için ( mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."




قَالَ قَدْ أُجِيبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَانِّ سَبِيلَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
89- ( Allah) Dedi ki: "İkinizin duası kabul olundu. Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın."








( 10-YUNUS SURESİ 10,12,22,84-89.AYETLER)
وَنَادَى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابْنِي مِنْ أَهْلِي وَإِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَأَنْتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ
45- Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Senin va'din de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin."




قَالَ يَانُوحُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ فَلَا تَسْأَلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنِّي أَعِظُكَ أَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ
46- Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş ( yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Gerçekten Ben,

cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum."




قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ
47- Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum."








( 11-HUD SURESİ 45-47.AYETLER)
قَالَتْ فَذَلِكُنَّ الَّذِي لُمْتُنَّنِي فِيهِ وَلَقَدْ رَاوَدتُّهُ عَن نَّفْسِهِ فَاسَتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَا آمُرُهُ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُوناً مِّنَ الصَّاغِرِينَ
32- Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise ( kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi

yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."




قَالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ وَإِلاَّ تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ الْجَاهِلِينَ
33- ( Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara ( korkarım) eğilim

gösterir, ( böylece) cahillerden olurum."




فَاسْتَجَابَ لَهُ رَبُّهُ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
34- Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir.




رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِماً وَأَلْحِقْنِيبِالصَّالِحِينَ
101- "Rabbim, Sen bana mülkten ( bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan ( bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim

velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat."








( 12-YUSUF SURESİ 32-34,101.AYETLER)
لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لاَ يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيْءٍ إِلاَّ كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى الْمَاء لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِهِ وَمَا دُعَاء الْكَافِرِينَ إِلاَّفِي ضَل
14- Hak olan çağrı ( dua, ibadet) yalnızca O'na ( olan)dır. Onların Allah'tan başka çağırdıkları ise, onlara hiçbir şeyle cevab veremezler. ( Onların durumu) yalnızca, ağzına

gelsin diye, iki avucunu suya uzatan( ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. İnkar edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir. ( 13-Rad Suresi 14.ayet)

وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَـذَا الْبَلَدَ آمِناً وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ أَن نَّعْبُدَ الأَصْنَام
35- Hani İbrahim şöyle demişti: "Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut."




رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيراً مِّنَ النَّاسِ فَمَن تَبِعَنِي فَإِنَّهُ مِنِّي وَمَنْ عَصَانِي فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
36- "Rabbim, gerçekten onlar insanlardan birçoğunu şaşırtıp-saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim bana isyan ederse elbette Sen, bağışlayansın,

esirgeyensin."




رَّبَّنَا إِنِّي أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُواْ الصَّلاَةَ فَاجْعَلْ أَفْئِدَةً مِّنَ النَّاسِ تَهْوِي إِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُم مِّنَالثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
37- "Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye ( öyle yaptım),

böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."




رَبَّنَا إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَى عَلَى اللّهِ مِن شَيْءٍ فَي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَ
38- "Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."




الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى الْكِبَرِ إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاء
39- "Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı işitendir."




رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء
40- "Rabbim, beni namazı( nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur."




رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
41- "Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü'minleri bağışla"




وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَار
42- ( Ey Muhammed,) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.




مُهْطِعِينَ مُقْنِعِي رُءُوسِهِمْ لاَ يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْئِدَتُهُمْ هَوَاء
43- Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalpleri ( sanki) bomboştur.




وَأَنذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُواْ رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُواْ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَالَكُم مِّن زَوَالٍ
44- Azabın kendilerine geleceği gün ( ile) insanları uyarıp-korkut ki, ( o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: "Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap

verelim ve elçilere uyalım." Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler, sizler değil miydiniz?








( 14-İBRAHİM SURESİ 35-44.AYETLER)
وَيَدْعُ الإِنسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الإِنسَانُ عَجُول
11- İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.




وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيراً
24- Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge."




وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَاناً نَّصِيراً
80- Ve de ki: "Rabbim, beni ( girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve ( çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."








( 17-İSRA SURESİ 11,24,80.AYETLER)
إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَداً
10- O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır ( bizi başarılı kıl).




وَلَا تَقُولَنَّ لِشَيْءٍ إِنِّي فَاعِلٌ ذَلِكَ غَداً
23-Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme.




إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ وَاذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَى أَن يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَذَا رَشَداً
24- Ancak: "Allah dilerse" ( inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir."




وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُعَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطاً
28- Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının ( aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi

zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına ( hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.








( 18-KEHF SURESİ 10,23,24,28.AYETLER)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

كهيعص
1- Kaf, He, Ye, Ayn, Sad.




ذِكْرُ رَحْمَةِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا
2- ( Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir.




إِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاء خَفِيّاً
3- Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman;




قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيّاً
4- Demişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmadım."




وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِن وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِراً فَهَبْ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيّاً
5- "Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır ( kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et."




يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ آلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيّاً
6- "Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu ( kendisinden) razı olunan( lardan) kıl."




يَا زَكَرِيَّا إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ اسْمُهُ يَحْيَى لَمْ نَجْعَل لَّهُ مِن قَبْلُ سَمِيّاً
7- ( Allah buyurdu: "Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız."




قَالَ رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِراً وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيّاً
8- Dedi ki: "Rabbim, karım kısır ( bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."




قَالَ كَذَلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْئاً
9- ( Ona gelen melek: "İşte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: Bu Benim için kolaydır, daha önce sen hiçbir şey değil iken, seni yaratmıştım."




قَالَ رَبِّ اجْعَل لِّي آيَةً قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِيّاً
10- Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet ( ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır."




وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَى أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاء رَبِّي شَقِيّاً
48- "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."








( 19-MERYEM SURESİ 1-10,48.AYETLER)
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي
25- Dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç."




وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي
26- "Bana işimi kolaylaştır."




وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي
27- "Dilimden düğümü çöz;"




يَفْقَهُوا قَوْلِي
28- "Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar."




وَاجْعَل لِّي وَزِيراً مِّنْ أَهْلِي
29- "Ailemden bana bir yardımcı kıl,"




هَارُونَ أَخِي
30- "Kardeşim Harun'u"




اشْدُدْ بِهِ أَزْرِي
31- "Onunla arkamı kuvvetlendir."




وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي
32- "Onu işimde ortak kıl,"




كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيراً
33- "Böylece Seni çok tesbih edelim."




وَنَذْكُرَكَ كَثِيراً
34- "Ve Seni çok zikredelim."




إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيراً
35- "Şüphesiz Sen bizi görüyorsun."




وَكَذَلِكَ أَنزَلْنَاهُ قُرْآناً عَرَبِيّاً وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْراً
113- Böylece Biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (

yeteneğini) oluşturur.




فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْآنِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَى إِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْماً
114- Hak olan, biricik hükümdar olan Allah Yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur'an'ı ( okumada) acele etme ve de ki: "Rabbim, ilmimi arttır."








( 20-TAHA SURESİ 25-35,113,114.AYETLER)
وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
83- Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert ( ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın."




فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
84- Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona Katımız'dan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir

katını daha verdik.




وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِباً فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
87- Balık sahibi ( Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. ( Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde:

"Senden başka İlah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.




وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْداً وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
89- Zekeriya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, sen mirasçıların en hayırlısısın."




فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباً وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ
90- Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak Bize dua

ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.




قَالَ رَبِّ احْكُم بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمَنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
112- ( Resulullah) Dedi ki: "Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz, sizin her türlü nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan Rahman ( olan Allah)dır."








( 21-ENBİYA SURESİ 83,84,87,89,90,112.AYETLER)
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
26- "Rabbim" dedi ( Nuh). "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."




فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
28- "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun."




وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلاً مُّبَارَكاً وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ
29- Ve de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın."




إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِباً وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ
38- "O ise, yalnızca bir adam ( insan)dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz."




قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
39- ( Peygamber) Dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et."




قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ
93- De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dolunan ( azab)ı mutlaka bana göstereceksen,"




رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
94- "Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma."




وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ
97- Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım."




وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
98- "Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim."




وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهاً آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
117- Kim Allah ile beraber ona ilişkin geçerli kesin bir kanıt ( burhan)ı olmaksızın başka bir İlah'a taparsa, artık onun hesabı Rabbinin Katındadır. Şüphesiz inkar edenler

kurtuluşa eremezler.




وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
118- Ve de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."








( 23-MÜ’MİNUN SURESİ 26,28,29,38,39,93,94,97,98,117,118.AYETLER)
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
41- Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah,

onların işlediklerini bilendir.
( 24-Nur Suresi 41.ayet)

وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَاماً
65- Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç ( veya sürekli bir acıdır) derler.




وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَاماً
74- Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak ( çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl," diyenlerdir.




قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَاماً
77- De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık ( bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."








( 25-FURKAN SURESİ 65,74,77.AYETLER)
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
72- Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"




قَالَ أَفَرَأَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ
75- ( İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"




أَنتُمْ وَآبَاؤُكُمُ الْأَقْدَمُونَ
76- "Hem siz, hem de eski atalarınız?"




فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ
77- "İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç"




الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ
78- "Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;"




وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ
79- "Bana yediren ve içiren O'dur;"




وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
80- "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;"




وَالَّذِييُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ
81- "Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"




وَالَّذِي أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ
82- "Din ( ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"




رَبِّ هَبْ لِي حُكْماً وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
83- "Rabbim, bana hüküm ( ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat;"




وَاجْعَل لِّي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ
84- "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili ( lisan-ı sıdk) ver."




وَاجْعَلْنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ
85- "Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,"




وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ
86- "Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır."




وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ
87- "Ve beni ( insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme,"




يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
88- 'Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde."




إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
89- "Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka."




قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِي كَذَّبُونِ
117- Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı."




فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحاً وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِي مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
118- "Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."




قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ الْقَالِينَ
168- Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım."




رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ
169- "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar."








( 26-ŞUARA SURESİ 72,75-89,117,118,168,169.AYETLER)
حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
18- Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-

geçmesin."




فَتَبَسَّمَ ضَاحِكاً مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحاً تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِيبِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
19- ( Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et

ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."




أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ
62- Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir

İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.








( 27-NEML SURESİ 18,19,62.AYETLER)
وَدَخَلَ الْمَدِينَةَ عَلَى حِينِ غَفْلَةٍ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَذَا مِن شِيعَتِهِ وَهَذَا مِنْ عَدُوِّهِ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِن شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِيمِنْ عَدُوِّهِ فَوَكَزَهُ مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ قَالَ هَذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ
15- ( Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından

olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. ( Sonra da: "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı

bir düşmandır" dedi.




قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
16- Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece ( Allah) onu bağışladı. Şüphesiz. O, bağışlayandır, esirgeyendir.




قَالَ رَبِّ بِمَا أَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيراً لِّلْمُجْرِمِينَ
17- Dedi ki: "Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkarlara destekçi olmayacağım."




وَجَاء رَجُلٌ مِّنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَسْعَى قَالَ يَا مُوسَى إِنَّ الْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ إِنِّي لَكَ مِنَ النَّاصِحِينَ
20- Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana

öğüt verenlerdenim."




فَخَرَجَ مِنْهَا خَائِفاً يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
21- Böylece oradan korku içinde ( çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: "Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar" dedi.




وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَاء مَدْيَنَ قَالَ عَسَى رَبِّي أَن يَهْدِيَنِي سَوَاء السَّبِيلِ
22- Medyen'e doğru yöneldiğinde de: "Umarım Rabbim, beni doğru bir yola yöneltip iletir" dedi.




وَلَمَّا وَرَدَ مَاء مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّةً مِّنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ امْرَأتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لَا نَسْقِي حَتَّى يُصْدِرَ الرِّعَاءوَأَبُونَا شَيْخٌ كَبِيرٌ
23- Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de ( hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu

durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler.




فَسَقَى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّى إِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ
24- Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım."








( 28-KASAS SURESİ 15-17,20-24.AYETLER)
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
30- Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran ( bu) kavme karşı bana yardım et." ( 29-Ankebut Suresi 30.ayet)

وَإِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُم مُّنِيبِينَ إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا أَذَاقَهُم مِّنْهُ رَحْمَةً إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
33- İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, 'gönülden katıksız bağlılar' olarak, Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine

şirk koşarlar.
( 30-Rum Suresi 33.ayet)





تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاً وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
16- Onların yanları ( gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (

32-Secde Suresi 16.ayet)

هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيماً
43- O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de ( size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyicidir. ( 33-Ahzap Suresi 43.ayet)

إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَاءكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
14- Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. ( Bunu herşeyden) Haberi

olan Allah gibi sana ( hiç kimse) haber vermez.




وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
34- Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir."




الَّذِي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ
35- "Ki O, bizi Kendi fazlından ( ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz."




( 35-FATIR SURESİ 14,34,35.AYETLER)
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَى رَبِّي سَيَهْدِينِ
99- ( İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”




رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
100- “Rabbim, bana salihlerden ( olan bir çocuk) armağan et.”








( 37-SAFFAT SURESİ 99,100.AYETLER)
قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكاً لَّا يَنبَغِي لِأَحَدٍ مِّنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
35- "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." ( 38-Sad Suresi 35.ayet)




وَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِيباً إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُو إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَاداً لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِ قُلْتَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلاً إِنَّكَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ
8- İnsana bir zarar dokunduğu zaman, gönülden katıksızca yönelmiş olarak Rabbine dua eder. Sonra ona Kendinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve

O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a eşler koşmaya başlar. De ki: "İnkarınla biraz ( dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ateşin halkındansın."




قُلِ اللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
46- De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahede edilebileni bilen Allah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."




فَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
49- İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi( m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu

bir fitne ( kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.








( 39-ZÜMER SURESİ 8,46,49.AYETLER)
الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْماً فَاغْفِرْلِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
7- Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim

bakımından herşeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve Senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."




رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
8- "Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara ( bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm

ve hikmet sahibisin."




وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
9- "Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.




فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
14- Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua ( kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.




وَقَالَ الَّذِينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْماً مِّنَ الْعَذَابِ
49- Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine dediler ki: "Rabbinize dua edin; azaptan bir günü ( olsun) bize hafifletsin."




قَالُوا أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا بَلَى قَالُوا فَادْعُوا وَمَا دُعَاء الْكَافِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَالٍ
50- ( Bekçiler: "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. ( Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası,

çıkmazda olmaktan başkası değildir.




وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
60- Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen ( müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.




هُوَ الْحَيُّ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
65- O, Hayy ( diri) olandır. O'ndan başka İlah yoktur; öyleyse dini yalnızca Kendisi'ne halis kılanlar olarak O'na dua edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun.








( 40-MÜ'MİN SURESİ 7-9,14,49,50,60,65.AYETLER)
وَإِذَا أَنْعَمْنَا عَلَى الْإِنسَانِ أَعْرَضَ وَنَأى بِجَانِبِهِ وَإِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ فَذُو دُعَاء عَرِيضٍ
51- İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman ise, artık o, geniş ( kapsamlı ve derinlemesine) bir dua sahibidir.
( 41-Fussilet Suresi 51.ayet)

لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ
13- Onların sırtlarına binip-doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren ( Allah) ne Yücedir, yoksa biz bunu (

kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için.




وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ
14- Ve biz elbette, Rabbimiz'e çevrilip-döneceğiz."




وَقَالُوا يَا أَيُّهَا السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ
49- Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi ( sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız."








( 43-ZUHRUF SURESİ 13,14,49.AYETLER)
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاء بِدُخَانٍ مُّبِينٍ
10- Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;




يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
11- ( Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır.




رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
12- "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz ( artık) iman edicileriz."




فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
22- Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti.




فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلاً إِنَّكُم مُّتَّبَعُون
23- ( Allah da: "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." ( diye duasını kabul edip cevap verdi).








( 44-DUHAN SURESİ 10-12,22,23.AYETLER)
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَاناً حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهاً وَوَضَعَتْهُ كُرْهاً وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْراً حَتَّى إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَرَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحاً تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَالْمُسْلِمِينَ
15- Biz insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun ( hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi,

otuz aydır. Nihayet güçlü ( erginlik) çağına erip kırk yıl ( yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve Senin razı olacağın salih

bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım."
( 46-Ahkaf Suresi 15.ayet)

إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
28- "Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua ( kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta Kendisi'dir." ( 52-Tur Suresi 28.ayet)

فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ
10- Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen ( bu kafir toplumdan) intikam al." ( 54-Kamer Suresi 10.ayet)

وَالَّذِينَ جَاؤُوا مِن بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
10- Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önceiman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.

Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin." ( 59-Haşr Suresi 10.ayet)











( 60-MÜMTEHİNE SURESİ 4,5.AYETLER)
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُالْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَداً حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَاوَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
4- İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız.

Sizi ( artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına:

"Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana

yöneldik.' Dönüş Sanadır."




رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
5- "Rabbimiz, bizi inkar edenler için fitne ( deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin."








( 66-TAHRİM SURESİ 8-11.AYETLER)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحاً عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِياللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
8- Ey iman edenler, Allah'a kesin ( nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah,

Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla.

Şüphesiz Sen, herşeye güç yetirensin."




يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
9- Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.




ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلاً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَأَةَ نُوحٍ وَاِمْرَأَةَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئاً وَقِيلَادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ
10- Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan

dolayı, ( kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: "Ateşe diğer girenlerle birlikte girin" denildi.




وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِالظَّالِمِينَ
11- Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana Kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve

beni o zalimler topluluğundan da kurtar."











( 71-NUH SURESİ 26-28.AYETLER)
وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّاراً
26- Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi.




إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِراً كَفَّاراً
27- "Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan ( facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar."




رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِناً وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَاراً
28- "Rabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma."








( 72-CİN SURESİ 19,20.AYETLER)
وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَداً
19- Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu ( olan Muhammed,) O'na dua ( ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar ( müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi.




قُلْ إِنَّمَا أَدْعُو رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِهِ أَحَداً
20- De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi ( ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum."

( 113-FELAK SURESİ 1-5.AYETLER)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
1- De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.




مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ




3- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,




وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
4- Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,




وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
5- Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.





( 114-NAS SURESİ 1-6.AYETLER)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
1- De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
مَلِكِ النَّاسِ
2- İnsanların malikine,
إِلَهِ النَّاسِ
3- İnsanların ( gerçek) İlahına;
مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
4- 'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden.
الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
5- Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir ( içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);
مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
6- Gerek cinlerden, gerekse insanlardan ( olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).


-----------------

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerimin ayetlerinin içerisinde birçok dualara yer vermiş ve kullarının da bu şekilde kendisine dua etmelerini istemiştir. Bazı surelerin tamamı dua iken;

bazılarının da ayetlerinin içinde dua niteliği taşıyan cümlelerden oluşmaktadır. Dualardan bazıları Allah’a övgü niteliğini taşırken; bazıları da Allah’tan istememiz gereken

şeylerle ilgili her konuyu kapsayarak verilmiş olan dualardır. Dua anlamı içeren ayet ve surelerin tamamı olmasada sanıyorum buyuk kısmı aşağıdadır:

Ayetlerin Arasında Bulunan Dualar:

( Ahkaf Suresi 15. ayet) "Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdiğin nimete şükretmeye, hoşnut olacağın iyi bir iş yapmaya yönelt! Soyum içinde, benim için barışı gerçekleştir.

Sana yöneldim ben, sana teslim olanlardanım ben!"

( Ali İmran Suresi 8. ayet) Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Sen, yalnız sen Vahhâb`sın,

bol bol bağışta bulunansın.

( Ali İmran Suresi 9. ayet) Ey Rabbimiz! Sen Câmî`sin; insanları varlığında kuşku bulunmayan bir günde mutlaka toplayacaksın. Allah, sözünü yerine getireceği yer ve zamanı asla

şaşırmaz.

( Ali İmran Suresi 16. ayet) "Ey Rabbimiz, kuşkusuz olarak sana inandık. Bağışla günahlarımızı, ateş azabından koru bizi. "

( Ali İmran Suresi 26. ayet) "Ey mülkün Mâlik`i, sahibi olan Allah’ım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltip

aziz edersin, dilediğini alçaltıp zelil kılarsın. İmkân, mal ve nimet senin elindedir. Sen, her şeye kadirsin. "

( Ali İmran Suresi 27. ayet) "Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca

rızıklandırırsın. "

( Ali İmran Suresi 38. ayet) "Rabbim, katından bana tertemiz bir soy bağışla. Sen yakarışı en iyi duyansan. "

( Ali İmran Suresi 53. ayet) "Ey Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik, resule uyduk; artık bizi gerçeğin tanıklarıyla beraber yaz!"

( Ali İmran Suresi 73. ayet) "Lütuf Allah`ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vâsî`dir, varlığı sürekli genişletir; Alîm`dir, her şeyi en iyi şekilde bilir. "

( Ali İmran Suresi 74. ayet) Rahmetini dilediğine özgüler. Allah, büyük lütfun sahibidir.

( Ali İmran Suresi 84. ayet) "Allah`a, bize indirilene, İbrahim`e, İsmail`e, İshak`a, Yakub`a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa`ya, İsa`ya ve diğer nebilere Rablerinden

verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O`na teslim olanlarız. "

( Ali İmran Suresi 109. ayet) Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah`ındır. İş ve oluşlar Allah`a döndürülür.

( Ali İmran Suresi 129. ayet) Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah`ındır. Dilediğini/dileyeni affeder; dilediğine/dileyene azap eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

( Ali İmran Suresi 147. ayet) "Ey Rabbimiz! Bağışla bizim günahlarımızı, affet işlerimizdeki taşkınlığımızı, sağlam bastır ayaklarımızı ve yardım et bize küfre sapan topluma

karşı!"

( Ali İmran Suresi 189. ayet) Göklerin de yerin de mülk ve yönetimi Allah`ındır. Allah Kadîr`dir, herşeye gücü yeter.

( Ali İmran Suresi 191. ayet) "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi. "

( Ali İmran Suresi 192. ayet) "Ey Rabbimiz! Sen birini ateşe soktun mu onu tam rezil etmişsindir. Zalimlerin, yardımcıları olmayacaktır. "

( Ali İmran Suresi 193. ayet) "Ey Rabbimiz! Bir çağırıcının, `Rabbinize inanın!` diye imana çağırdığını işittik ve iman ettik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla bizim.

Kötülüklerimizin üstünü ört ve bize iyilerle birlikte ölmek nasip et. "

( Ali İmran Suresi 194. ayet) "Ey Rabbimiz! Resullerin aracılığıyla bize vaat etmiş olduğunu da bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen, vaadine asla ters düşmezsin. "

( Ankebut Suresi 46. ayet) "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; tanrımız ve tanrınız bir. Ve biz O`na teslim olanlarız. "

( Araf Suresi 47. ayet) "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluğuyla birleştirme. "

( Araf Suresi 89. ayet) Rabbimiz, bilgice herşeyi kuşatmıştır. Allah`a dayanıp güvendik biz. Ey Rabbimiz! Toplumumuzla bizim aramızda hak ile hükmet. Sen, çözüm getirenlerin en

hayırlısısın. "

( Araf Suresi 126. ayet) Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Canımızı müslümanlar olarak al. "

( Araf Suresi 151. ayet) "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Rahmetine sok bizi. Sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin. "

( Araf Suresi 155. ayet) "Rabbim, dileseydin, onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden biz helak mı edeceksin? Bu iş senin

imtihanından başka birşey değildir. Onunla dilediğini şaşırtır, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim Veli`mizsin. O halde affet bizi, acı bize. Sen affedenlerin en

hayırlısısın. "

( Araf Suresi 156. ayet) "Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de ahirette. Dönüp dolaşıp sana geldik. "

( Araf Suresi 158. ayet) Göklerin ve yerin mülkü o Allah`ındır. İlah yoktur O`ndan başka. O diriltir, O ölüdürür. O halde Allah`a ve resulüne iman edin; Allah`a ve onun

sözlerine inanan o ümmi peygambere iman edip uyun ki, doğruya ve güzele ulaşabilesiniz. "

( Araf Suresi 196. ayet) "Benim Veli`m, o Kitap`ı indiren Allah`tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir. "

( Bakara Suresi 32. ayet) "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alîm`sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm`sin, her

şeyin bütün hikmetlerine sahipsin. "

( Bakara Suresi 120. ayet) "Allah`ın kılavuzluğu erdirici kılavuzluğun ta kendisidir. "

( Bakara Suresi 127. ayet) "Rabb`imiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semî`sin, her şeyi çok iyi duyarsın; Alîm`sin, her şeyi çok iyi bilirsin. "

( Bakara Suresi 128. ayet) "Rabb`imiz! Bizi, sana teslim olmuş iki müslüman kıl. Soyumuzdan da sana teslim olan müslüman bir ümmet oluştur. Bize ibadet yerlerimizi göster,

bizim tövbemizi kabul et. Sen, evet sen, Tevvâb`sın, tövbeleri cömertçe kabul edersin; Rahîm`sin, rahmetini cömertçe yayarsın. "

( Bakara Suresi 129. ayet) "Rabb`imiz! İçlerinden onlara, senin ayetlerini okuyacak, kendilerine Kitap`ı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyip arındıracak bir resul gönder.

Sen, evet sen, Azîz`sin, tüm ululuk ve onurun sahibisin; Hakîm`sin, tüm hikmetlerin kaynağısın. "

( Bakara Suresi 131. ayet) "Teslim oldum âlemlerin Rabb`ine!"

( Bakara Suresi 136. ayet) "Allah`a, bize indirilene, İbrahim`e, İsmail`e, İshak`a, Yakub`a, onun torunlarına indirilene, Mûsa`ya ve İsa`ya verilene ve diğer nebilere verilene

inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O`na/Allah`a teslim olanlarız. "

( Bakara Suresi 138. ayet) Allah`ın boyasını esas alın. Allah`tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O`na kulluk ederiz.

( Bakara Suresi 142. ayet) "Doğu da Allah`ın, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar. "

( Bakara Suresi 156. ayet) "Biz Allah içiniz ve sonunda O`na dönüp gideceğiz. "

( Bakara Suresi 163. ayet) Sizin İlâh`ınız Vâhid`dir, bir tek İlâh`tır. İlâh yoktur O`ndan başka. Rahman`dır O, Rahîm`dir.

( Bakara Suresi 201. ayet) "Ey Rabb`imiz, bize dünyada da güzellik ver, âhırette de güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru. "

( Bakara Suresi 250. ayet) "Ey Rabb`imiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et. "






Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi